Atletizm

“Hepimiz dopingden haberdardık...”

Share this with
Copy
Share this article

Edwin Moses

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
16/02/2020 at 12:02

400 metre engellide iki Olimpiyat altını sahibi Edwin Moses ile dopinge karşı mücadelesi, yenilmezlik serisi ve Nelson Mandela’yla tanışmaları üzerine… The Guardian'dan Donald McRae'nin Edwin Moses ile yaptığı söyleşiyi, Tifosi Blog ekibinden Emre Köseoğlu çevirdi.

Yazıyı orijinal dilinde okumak için tıklayınız.


Atletizm

Sergey Bubka ile sırıkla atlamanın sırları, antrenörlük ve işin teknik kısmı üzerine

28/04/2020 AT 16:29

999 sayısı Edwin Moses için büyük anlam ifade ediyor. Bu, iki kez 400 metre Olimpiyat şampiyonu olan atletin yenilmezlik serisi. 9 yıl, 9 ay, 9 gün. Yani atletizmdeki en uzunu.

Edwin Moses; 1977 Ağustos’undan 1987 Haziran’ına kadar arka arkaya 122 yarış kazanan bir atlet, bir fizikçi ve aynı zamanda USADA’nın (ABD Anti-Doping Ajansı) da fahri başkanı olan bir Amerikalı olsa da o, Britanya gibi farklı ülkelerde de yeterince zaman geçirdi. En azından 999’un sadece onun yenilmezlik süresi değil, acil durumlarda aranması gereken numara da olduğunu öğrenecek kadar…

Moses için ise acil durum hep dopingle mücadeleydi. Bu belki de onun neden 32 yıldır dopingle mücadelede hep en ön saflarda olduğunu ve neden “temiz spor”un bu denli büyük bir savunucusu olduğunu açıklamak için yeterli.

Moses, Rusya’nın devlet destekli doping programının ortaya çıkmasından bu yana gerekli yaptırımların uygulanması konusunda hep öncü olmaya çalıştı. Şu sıralarda da kendisi Rus atletleri Tokyo Olimpiyatları’ndan “izinli tarafsız atlet” gibi sıfatlar kullanılmasına bile izin vermeden tamamen men etme konusunda yapılan çalışmaları yakından takip ediyor ve World Athletics’in bu konuda geri adım atmamasından dolayı memnun. Rusya Atletizm Federasyonu ciddi bir değişime gitmezse veya gerçek bir pişmanlık belirtisi göstermezse onlar için olumsuz bir karar çıkması an meselesi. Bu da Moses’ın yıllardır sürdürdüğü savaşın mutlu sonla bitmesi demek.

Yenilmez olduğu zamanlarda bile rakiplerinin üzerindeki kara doping bulutlarını hissedip hissetmediği sorulunca Moses soruya şöyle cevap veriyor: “İşte ben bu yüzden günde üç kez antrenman yapardım. Doğru beslenir, doğru ısınma programını uygulardım. Çok iyi bir fizyoterapistim vardı. Modern antrenman teknikleriyle çalışırdım. Gerektiğinde yüzer, gerektiğinde ağırlık çalışırdım. Bunları yapmamın nedeni ise ‘en iyiye’ giden yolun bunları yapmaktan geçtiğini bilmemdi.” Emin olun, bu doping kullanan bir sporcunun söyleyeceği bir şey değil.

“Dopingin yaygın olduğunu biliyorduk. Çünkü henüz üç dört günden uzun bir süreyi test edebilen bir sistem yoktu. Testlere rağmen dopingde bir azalma yoktu.”

“Ben geçmişte doktor olmak isteyen, biyoloji ve kimyayla da ilgilenmiş bir fizikçiyim. Bu yüzden 1976 Olimpiyatları’na gidip Doğu Bloğu’ndan gelen bazı kadınları gördüğümde tam anlamıyla şok geçirdim. Benden çok daha erkeksiydiler.”

“80’lerde daha çok atlet, performans arttırıcı ilaçlar kullanmaya başladı çünkü yarışlar dışında sporculara testler uygulanmıyordu. Testosteron ve büyüme hormonu için de o zamanlarda testler yapılmıyordu. EPO da yeni yeni piyasaya girmişti. Bu nedenle doping kullanımı dünyanın dört bir yanında çığırından çıkmıştı.”

“Birkaç atlet bu konuyla ilgili açık açık konuşuyor, diğerleri ise yorumda bulunurken şahsi menfaatlerini düşünüyordu. Bu, benim sporumda karanlık bir dönemdi ve uzun bir süre daha devam etti. Şu an bu durum değişmekte ve ben de bu değişim rüzgârını başlatanlardan biriydim. Genelde içinde bulunulan duruma karşı çıkan, protesto edenler daha fazla kazanacak bir şeyi olmayanlardır ve benim de daha fazla kazanacak bir şeyim yoktu, zaten her şeyi kazanıyordum. Hiçbir şey yapmamayı da seçebilirdim ve belki pistler şu an olduğundan çok daha kötü durumda olabilirdi. Bense fark yaratmayı seçtim. Bu yüzden artık yarışlar dışında da doping testleri yapılıyor, 1988’deki ben ve birkaç diğer kişinin sayesinde.”

Atletizm, “Tarihin En Kirli Yarışı” sonrası kaybettiği imajını hala geri kazanabilmiş değil. 1988 Seul Olimpiyatları, Erkekler 100 Metre Finali. Yarışı Ben Johnson kazansa da doping testini geçemediği için unvanı elinden alınmıştı ve finaldeki diğer yedi sporcunun performanslarının üzerinde de hâlen büyük soru işaretleri var. 33 yaşındaki Moses, bu sırada kariyerinin son olimpiyat oyunlarında yarışıyordu ve bu manzara sonrasında sporunu dopingden arındırmayı daha önce hiç istemediği kadar çok istemişti.

“Ben Johnson skandalından sonra 10 ABD’li atlet bir araya geldik ve yarış olmadığı zamanlarda da doping testleri yapılması adına öneride bulunduk. Yeterli fona ve yetkiye sahip olduktan sonra anti-doping programını sıfırdan yarattık çünkü daha önce hiç kimse bu konuda bir girişimde bulunmamıştı. Oluşturduğumuz program onaylandı ve ABD Olimpiyat Komitesi tarafından yürürlüğe konuldu. 1989’da ABD’de testlerin yürütülmesi adına başa geçtim.”

“O zamanlar WADA (Dünya Anti-Doping Ajansı) diye bir şey yoktu ve ben, ABD’deki altı büyük olimpik sporun yönetildiği kurulun başındaydım. Bu süre zarfında gerekli anlaşmaları yaptım ve böylelikle ilk kez yarışlar dışında da testler yapılmaya başlanmış oldu.”

Moses, World Athletics’in yaptıklarından memnun gözüküyor. “Dopinge karşı gerçekten inanılmaz bir mücadele veriyorlar ve umarım içlerinde görevini kötüye kullanan kimse kalmamıştır. Geçen perşembe verdikleri haber harikaydı. World Athletics, 2018 Salon Dünya Şampiyonası Yüksek Atlama Şampiyonu Danil Lysenko’nun üç doping testine girmemesi konusunda Rusya’nın özür dilememesi halinde Tokyo’da hiçbir atletlerinin yarışamayabileceğini açıkça belirtti. Hiçbir atletlerinin…”

Geçtiğimiz ekim ayında Doha’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’na Rus sporcular ülkelerinin men edilmesine rağmen özel izinle katılabiliyorlardı. Tarafsız olarak katılan 29 Rus atlet altı madalya kazanabilmişti. “Yarışmalarına izin verilen sporcular da diğerleri kadar test ediliyordu. Zaten böyle bir kanıtları olmasa onların yarışmasına izin vermek tamamen anlamsız olurdu. Mesela dünyanın seyrek test yapılan bölgelerinden gelen sporcularla ilgili bazen böyle şüphelerim oluyor. Sonuç olarak, bu son yaşanan gelişmeler çok önemli. Birileri doğru şeyi yapmak zorunda.”

Peki Moses, Rusya’nın geri adım atıp özür dilemesini bekliyor mu? “Hayır. Bu konuda şüpheliyim.”

Moses, WADA’yı Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin bir yan şubesinden hiyerarşide kendisine daha yukarıda bir yere sahip olan bir organizasyon hâline gelmesine katkıda bulunanlardan biri ve yaptığıyla gurur duyuyor. WADA’nın sporcu komitesi başkanı Beckie Scott ve Moses da organizasyonla zaman zaman tartışmalar yaşadı. Scott, 2018’de Rus Anti-Doping Ajansı’nın yeniden aktif hâle getirilmesine itiraz ettiği için “zorbalığa” uğradığını söylerken Moses da onu desteklediği için susturulduğunu söylemişti.

“Bundan dolayı gurur duyuyorum. Beckie ve kuruldaki diğerleri sayesinde WADA’yı kendilerini tekrar gözden geçirmek zorunda bıraktık. Umarım WADA’nın birkaç problemini çözmesine yardımcı olmuşuzdur. WADA’nın iç düzeni hakkında birçok değişiklik yapıldı. Ruslar suçüstü yakalandı ve yaptığımız araştırmalarla da suçlulukları kanıtlandı.”

“Ama bu Rusya’nın siyasi konumu ve spora yaptığı yatırımlar dolayısıyla farklı etkiler yarattı. Bahsettiğimiz grup Rusya değil de tamamen bağımsız bir grup olsa bu hikâye bu kadar uzamazdı. Ruslar, WADA’da kendi federasyonlarından adamlar bulunduruyorlardı ve IOC’dekiler de sporun iyiliği için çalışmıyorlardı. Asıl problemimiz buydu. Biz de onları bununla yüzleşmeye zorladık.”

WADA artık daha güçlü bir kurum olacak mı? “Bekleyip göreceğiz ama bence çok bariz bir sorunumuz vardı ve başkanın değişmesi bu sorunun çözülmesi adına yararlı olacaktır. Eski başkan Craig Reedie IOC’ye yakın bir konumdayken yeni başkan Witold Banka tarafsız, eski bir Polonyalı atlet.”

Dopinge karşı yapılan savaş kazanılmakta mı? “Sporcuları doping yapmaktan caydırmamız çok önemli. Yeni yazılımlara sahip olmamız, en doğru testleri yaparak en güvenilir ve net sonuçları elde etmemiz anlamına geliyor. Artık performans arttırıcılar daha uzun süre boyunca tespit edilebiliyor. Artık vücutta doping tespiti için; büyüme hormonu, testosteron ve EPO kullanınca anında değişime uğrayan hücreler inceleniyor. Artık maddeyi bulmamız daha kolay çünkü DNA’daki uzun protein zincirlerini inceleyebiliyoruz.”

Moses aynı zamanda Laureus’un da (sporun insan hayatını değiştirme gücü üzerine çalışan bir kurum) bir destekçisi. 2000 yılındaki ilk Laureus ödüllerinde Mandela ile beraber sahneye çıkmasını hayatındaki en önemli anlardan biri olarak gösteriyor. “Mandela o akşam sporun gücüyle ilgili harika bir konuşma yaptı. Dinleyicilerin bir kısmı gözyaşlarına hâkim olamadı. O günden itibaren spordan öğrendiğim her güzel detayı Laureus’a yardımcı olmak için kullandım. Çalışma, disiplin, kazanmak… Laureus’a yardımcı olmak da en az sporu yapmak kadar keyifliydi.”

Sporun sosyal ve siyasal hayattaki gücünü vurgulayan Moses; sporcuları ırkçılık, homofobi ve diğer adaletsizliklere karşı konuşmaya davet ediyor. Moses sadece kendi sporunun sorunlarına değil, futbolun sorunlarına da hâkim. İngiltere Milli Takımı’nın bir daha ırkçı tezahürata maruz kalması durumunda sahadan çekilecek olması konusunda, “Onlara katılıyorum. Bu, maruz kaldıkları adaletsizliğe engel olmak için ödeyebilecekleri küçük bir bedel. Eğer aynısı bana yapılsaydı ben de pisti terk ederdim.” diyor.

Moses, Trump’ı diz çökerek protesto eden atletleri de destekliyor. Trump hakkında bir soru sorduğumuzda ise net bir şekilde, “Başkanla ilgili konuşmayı hiç istemiyorum.” diye cevap veriyor.

IOC, Tokyo’da siyasi protestolara izin vermeyeceklerini açıklasa da Moses buna pek katılmıyor. “Bence bunu durduramazsınız. Bu tamamen sporcunun hür iradesiyle alakalı ve tarih bize bu protestolara asla engel olunamayacağını gösteriyor.”

Moses sıradaki buluşması için Atlanta’ya geçmeden önce ona dokuz yıl, dokuz ay, dokuz günlük serisini de soruyorum. Berlin’de Alman atlet Harald Schmid’e kaybettikten sonra yine Schmid’i, yine Almanya’da yenerek başlayan ve neredeyse on yıl süren serisini... Onu bu kadar uzun süre zirvede tutan şey, bu yenilginin acısı mıydı?

“Komik bir gündü. Yarıştan önce pistte antrenmanda olmam gerekirken ben bir havuzun başındaydım. Yine de son engelde çok yavaş olduğum için bir hata yapana kadar yarışı lider götürüyordum. 13 yerine 14 adım attığım için kaybettim. Ama bu benim için bir ders oldu. Her zaman %100 hazır olmalısınız. Hiçbir şey kesin değildir. O günden sonra yaklaşık on yıl pistte hiçbir problem yaşamadım.”

Dokuz yılın sonunda, Danny Harris’e seriyi bitiren yarışı kaybetmek size büyük bir acı verdi mi? “Hayır. Yeni başladığımda hep kaybederdim. Kaybetmek oyunun bir parçasıdır. Kaybettikçe hatalarınızı anlar ve hızlanırsınız. O yarışta bir beş metre daha olsa büyük ihtimalle onu yakalardım. Bir de o gün gıda zehirlenmesi yaşıyordum ve neredeyse çekilmek üzereydim. Ama çoktan param ödendiği için koşmayı seçtim.”

Birkaç ay sonra Moses, Harris’i yenerek dünya şampiyonası altınına ulaştı. “Mutluydum ve ona kaybetmiş olmam artık çok da önemli değildi. Herkes kaybedebilir.”

Moses neredeyse her fırsatta kazandı ama onun iz bırakan rekorunun bir gün unutulması mümkün mü? “Hayır. Daha geçen hafta Tiger Woods benim serimin, ‘tüm serilerin serisi’ olduğunu söyledi. Zaman geçtikçe daha anlamlı ve önemli oluyor. 33 yıl önce bıraktım ama daha kimse rekoruma yaklaşamadı. Birinin yaklaşacağından da şüpheliyim.”

Atletizm

Usain Bolt: Partileri hâlâ severken, antrenmanlardan hâlâ nefret ediyor

24/04/2020 AT 13:56
Atletizm

“Bazen cirit bazen de çamaşır yüzünden kavga ediyoruz”

24/04/2020 AT 10:42
Related Topics
AtletizmEdwin Moses
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Atletizm

Sergey Bubka ile sırıkla atlamanın sırları, antrenörlük ve işin teknik kısmı üzerine

28/04/2020 AT 16:29

Latest Videos

Dünya Atletizm Şampiyonası

2017 Dünya Atletizm Şampiyonası: 200 metrenin kraliçesi bir kez daha Dafne Schippers

00:00:52

Most popular

WEC

The Race All-Star - 16/05

16/05/2020 AT 13:47
View more