Basketbol

2020 NBA Draft rehberi | Avrupalı yıldızlar: Henri Drell – Değerlendirme ve özel röportaj

Share this with
Copy
Share this article

Henri Drell

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
16/05/2020 at 09:54

2020 NBA Draft rehberimize Avrupalı yıldızlar ile devam ediyoruz! Kuzey Kılıç, Henri Drell’in yetenek tavanına dair yazarken Estonyalı yıldızla bir de röportaj yaptı.

Bu yazı dizimizde 2020 NBA Draftı’na katılacak olan isimlerin oyun özelliklerine, profillerine, hangi takım için uygun olduklarına, bardağın dolu, boş ve bulanık taraflarına ve muhtemel en iyi başarılarına göz atacağız. Olağan bir numara seçimlerinin ardından sırada Avrupalı yıldızları mercek altına alıyoruz. Sıradaki konuğumuz Henri Drell.

Profil

Basketbol

Karmaşıklıktaki zarafet

YESTERDAY AT 08:03

25 Nisan 2000 doğumlu olan Henri Drell, geçtiğimiz sezonu İtalya Ligi’nde Pesaro formasıyla geçirdi. Kariyerinde ilk kez bu kadar yüksek bir seviyede oynayan 19 yaşındaki genç yıldız, 15 maçta 4,6 sayı, 1,2 asist ve 2,1 ribaund ortalamalarını yakaladı. Estonya doğumlu olan Drell, 206 santimetrelik boy uzunluğu be 83 kilogramlık ağırlığı ile kısa forvet pozisyonunda forma giyiyor.

Topla birlikte kreatif olan ve hem kendine hem de takım arkadaşlarına pozisyonlar hazırlayan Drell, topsuz oyunda da bir o kadar etkili. Boş alanı görüp doğru zamanda kat yaparak sayı üretmekte, oyunun sıkıştığı anlarda bire bir hücumu kullanıp takımı öne taşımakta iyi.

Bir forvet olarak oyun kurabilmesiyle modern dönemin aradığı forvetlerden olan Estonyalı yıldız adayı, ayrıca patlayıcı bir atletizme sahip. Şut konusundaki defolarına karşın hücumdaki çok yönlülüğü onu bir üst seviyeye taşıyabilir.

NBA’de “süper yıldız” seviyesine çıkması şimdilik zor görünüyor. Ama hâli hazırda sahip olduğu yeteneklerini biraz daha geliştirebilir ve şut başta olmak üzere bazı defolarını yamalayabilirse harika bir NBA kariyerine sahip olabilir. Özellikle de Boston Celtics, Toronto Raptors, Denver Nuggets gibi mikro parçaların önemli katkılar verdiği takımlarda iyi işler yapabilir.

Lafı fazla uzatmayalım ve röportajımıza geçelim.

Öncelikle, nasılsınız?

Çok iyiyim teşekkür ederim. Uzun hem de çok uzun bir süredir yapamadığım şeyleri yapıyorum. Bu dönemde insanların sağlıklarının kötü olması üzücü, berbat. Elbette mental olarak bunlardan kötü etkileniyorum fakat sevdiğim insanlara ve uğraşlara vakit ayırarak kafamı toparlayabiliyorum.

Kariyerinize dair sorulara geçmeden önce, birkaç hafta önce NBA Draftı’na gireceğinizi açıkladınız. Neler hissediyorsunuz?

Harika! Umarım bu koronavirüs bir an önce biter. Böylece ben ve benim gibi birçok uluslararası oyuncu, NBA Draft hazırlıklarına giderek oradaki takımlara, menajerlere, taraftarlara kısacası basketbolla ilgisi olan herkese kendisini gösterir. Çünkü iyi bir kariyer başlangıcı yapmak istiyorum.

Basketbol oynamaya nasıl başladınız?

Annem ve babam eskiden profesyonel olarak basketbol oynadılar. Her ikisi de iyi birer oyuncuymuş. Dokuz yaşıma gelene kadar birkaç sporu daha denemiştim ama dokuz yaşıma geldiğimde tamamen basketbola odaklandım. Bu oyuna bağlandım. 15 yaşıma kadar iyi bir gelişim gösterdim, yetenekliydim ve bu diğer insanların da ilgisini çekti. Çünkü 15 yaşımdayken Estonya dışından bir teklif almıştım. Böylece en büyük tutkumu gerçekten de meslek hâline getirebileceğimi fark ettim. Kariyerimi basketbol üzerinden şekillendirmek mutluluk verici.

Estonya’daki basketbol kültüründen bahsedebilir misiniz?

Açıkçası geçmiş yıllarda basketbol, Estonya’da çok fazla öne çıkan bir spor dalı değildi. Diğer sporların arkasındaydı. Ama hem ülkenin bu alandaki gelişimi hem de Avrupa’daki kaliteli basketbolcuların artması bizim kültürümüzü olumlu etkiledi. Ülkedeki çoğu kişi basketbolun kurallarını tamamen biliyor. Bütün liglerden maçlar izleniyor. Tabii bunun sonucunda genç oyuncu havuzumuz genişliyor. Bence ilerleyen yıllarda “iyi işler” yapan birçok Estonyalı basketbolcu göreceğiz.

Eğitim-basketbol arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Ben son yıllarda eğitimimi okulumuzun online platformlarını kullanarak alıyorum. Genelde her gün bir-iki saat ders çalışıp geri kalan zamanımı tamamen basketbola ayırıyorum. Tabii bazı dönemlerde yoğun bir ders programımız oluyor ama basketbolu her zaman öne koyuyorum çünkü bu oyunda gerçekten de iyi olmak istiyorum. Tabii bu, eğitimi önemsemediğim anlamına gelmiyor. Yalnızca bir denge.

Bu yıl Pesaro’da oynuyordunuz. Sezona dair yorumlarınız neler?

Pesaro… Orada teknik ve taktik detaylardan ziyade basketbolun mental anlamda da ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Çünkü bu sezon, istatistiksel açıdan kariyerimin en kötü sezonuydu, öne çıkamadım. Berbattım! Ama bütün bu şeyler beni daha çok çalışmaya, zihinsel olarak gelişmeye, disiplin kazanmaya ve ilerleyen yıllarda hep daha iyi olmaya itti.

Sizce artı ve eksileriniz neler?

Bence çok yönlülüğüm ve fiziğimi iyi kullanabilmem en büyük artılarım. Ayrıca forvet kanallarından oyun kurabilmem, pick&roll/pop oynayabilmem ve ortalama şut performansım diğer artılarım. Şutumu biraz daha geliştirmem gerekiyor. Ayrıca fiziksel olarak da gelişime devam edeceğim.

Bireysel antrenmanlarda en çok hangi konular üzerinde çalışıyorsunuz?

Genelde dripling, şut, dripling sonrası şut antrenmanları yapıyorum. Çünkü bildiğin gibi modern dönem oyunda forvetlerin topla pozisyon yaratabilmeleri, şut atabilmeleri, boyalı alana hızla penetre edebilmeleri çok önemli. Bu yüzden dripling ve şut konusunda çalışıyorum. Bunların dışında bir gün göğüs-omuz, bir gün kol gibi programlar eşliğinde ağırlık kaldırıyorum. Fiziğimi tamamen hazır hâle getirmeye çalışıyorum.

En sevdiğiniz hücum ve savunma setleri neler?

Açıkçası isimsel olarak bir favorim yok. Yani “Stagger” veya “Chin” gibi klasik teknnik setlerde bir favorim yok. Ama hücumda genel olarak hızlı, yüksek tempolu, spontane gelişen pozisyonları çok seviyorum. Açık alanı kullanmayı da öyle. Savunmada ise adam adama düzende iyi işler yapıyorum: Adamı takip et, baskı kur, şut/sayı şansı verme ve topu alınca karşı potaya git.

Hobileriniz neler?

Basketbol. Doğrusunu söylemem gerekirse basketbol dışında bir hobim yok. Geçen yıl okulu bitirmek için uğraşıyordum ama şimdi sadece basketbola odaklanıp sevdiğim insanlarla zaman geçirmeyi, onlara yardım etmeyi seviyorum.

NBA’deki oyuna dair neler söylemek istersiniz?

NBA’deki oyun anlayışını çok ama çok seviyorum. Biraz önce belirttiğim gibi atletizme ve tempoya dayalı hücum anlayışlarını seviyorum, o anlayışlarda iyiyim. NBA’de de neredeyse her takımın seti, hücum düzeni tempoya, pasa, hıza ve atletizme dayalı oluyor. Çok kısa sürede bir potadan diğerine gidiliyor. Üçlükler, dört-beş saniyede hazırlanıyor. NBA’e sonsuza dek bağlı kalacağım.

Avrupa ve ABD’den en sevdiğiniz beşer oyuncu kim?

Amerika Birleşik Devletleri: Kevin Durant, Paul George, Scottie Pippen, Kobe Bryant ve Will Clyburn.

Avrupa: Toni Kukoc, Luka Doncic, Bogdan Bogdanovic, Sarunas Marciulionis ve Drazen Petrovic.

Basketbol

Geleceğin yıldızları #17: Alperen Şengün – Özel röportaj

YESTERDAY AT 12:51
Basketbol

Ekpe Udoh ile kitap kulübü, NCAA, NBA, Fenerbahçe ve saha dışı hayatı üzerine

31/05/2020 AT 09:13
Related Topics
Basketbol
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Basketbol

Karmaşıklıktaki zarafet

YESTERDAY AT 08:03

Latest Videos

Basketbol

1996 Atlanta Olimpiyatları: ABD-Yugoslavya | Geniş Özet

00:05:07

Most popular

WEC

The Race All-Star - 16/05

16/05/2020 AT 13:47
View more