Basketbol

Geleceğin yıldızları #12: Selim Troy Şav ile ilk yılları, St. Moore, NCAA ve hedefleri üzerine

Share this with
Copy
Share this article

Selim Troy

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
08/05/2020 at 10:05

Tenisten basketbola geçiş, St. Moore yılları, NCAA öncesi yıldızının parlaması, talihsiz bir sakatlık, Türkiye’ye dönüş… Geçtiğimiz sezonu çift lisansla geçiren Selim Troy Şav, Kuzey Kılıç’ın sorularını yanıtladı.

Günümüz basketbolunun ideal oyuncuları genelde kısalar oluyor. Zira geniş menzilli üçlük atabilen, savunmada agresif kalabilen, saha görüşü geniş olan, pick&roll’den baseline setlerine kadar derin pas repertuvarına sahip, hızlı, tempolu ve pota etrafında yüksek yüzdeyle bitirebilen kısalar (yani oyun kurucular ve şutörler) NBA, Avrupa, Çin ayırt etmeksizin tepeye oynayan takımların önemli parçaları.

Tabii bu kısalar dışında bir de çok pozisyonda oynayabilen forvetler var. Bu forvetler, kısalar kadar iyi şut özelliğine sahip olmasalar da bir numaradan beş numaraya kadar çift tarafta da oynayabilmeleriyle birlikte fark yaratıyorlar.

Basketbol

Karmaşıklıktaki zarafet

YESTERDAY AT 08:03

Selim Troy Şav, günümüz basketbolunun ideal forvet prototiplerinden biri. Ortalama üçlük tehdidinin yanına eklediği etkileyici basketbol zekâsı, atletizmi, açık alandaki hızı, savunmadaki agresifliği ve birden çok pozisyonda oynayabilmesiyle Türkiye’de “nadir” bulunan oyunculardan biri.

Üniversite dönemi öncesinde Amerika Birleşik Devletleri’ne giden Selim Troy, yaşadığı talihsiz sakatlığın üzerine bazı kural problemleri nedeniyle yeniden Türkiye’ye dönmeye karar vermişti. Çift lisansla oynadığı sezonda üzerine koyarak ilerliyor. Ve görünen o ki gelecek yıllarda adından fazlasıyla söz ettirebilir.

Öncelikle, nasılsınız?

İyiyim teşekkür ederim. Sağlığımı korumaya ve mental olarak kendimi her an parkeye dönecekmiş gibi hazır tutmaya çalışıyorum. Umarım hepimiz en kısa sürede sağlık başta olmak üzere her anlamda iyi oluruz.

Koronavirüs dönemi boyunca evde kaldığınız süreçte neler yapıyorsunuz?

Ailemle birlikte zaman geçiriyorum. Sanırım bu dönemin benim adıma en büyük artısı bu oldu. Ailemle uzun süredir bu kadar görüşememiştik görüştüğümüzde de genelde antrenman veya maçtan dolayı yorgun oluyordum, kafam başka yerlerde oluyordu. Ama bu dönemde onlara zaman ayırabiliyorum.

Evde spor yapıyorum. Bazı aletler ile fiziksel durumumu stabilize etmeye çalışıyorum. Haftada üç-dört gün maskemi takıp kimseyle temas etmeden dışarı çıkıp koşuyorum. Tabii ki üç ay önceki gibi antrenman imkânlarımız yok fakat elimden geleni yapıyorum.

Şimdi de kişisel kariyerinize dönelim. Basketbolla nasıl tanıştınız?

Yedi-sekiz yaşımdayken Levent Topsakal’ın Nişantaşı’ndaki basketbol okuluna başlamamla birlikte basketbolla tanışmıştım. O dönemler aynı zamanda Enka’da tenis oynuyordum. Teniste biraz daha iyiydim ama basketbola başladıktan sonra hâli hazırda zaten uzun olan boyum biraz daha uzayınca bütün ilgimi oraya verdim. 12 yaşındayken Darüşşafaka’nın basketbol yaz okuluna başladım. Onların tesisleri, evimizin bulunduğu bölgedeydi. Bu nedenle antrenmanlara gidip gelmem kolay oluyordu, yani her açıdan oraya çok çabuk ısındım, tabii basketbola da. Ardından minikler, küçükler, gençler grupları derken kariyerimi basamak basamak inşa ettim.

Geçen sene çifte lisansla oynadınız. Basketbol Süper Ligi’nde Darüşşafaka Tekfen forması giyerken Türkiye Basketbol Ligi’nde ise Yalova forması giydiniz. Bu nasıl bir durumdu? Süreçte neler yaptınız?

Kariyerimde ilk defa çifte lisansla oynadım. Açıkçası başlarda biraz zorluydu. Her iki taraftaki antrenman düzenini takip etmek, koçların felsefelerine alışmak, liglerin farklılığı derken biraz zorlanıyordum. Fakat birkaç ay içinde alıştım ve bu durumdan büyük verim aldım. Çünkü Yalova’dayken dakikalarım fazlaydı, iyi oynuyordum. Darüşşafaka’da ise bir üst seviyeyi tecrübe ediyordum. Bence her genç oyuncu bu opsiyonu göz önüne almalı.

ABD’deki kariyerinize geçelim. Bir dönem St. Moore’da forma giydiniz. Oraya gidişiniz nasıl olmuştu?

Lise eğitimimi tamamladıktan sonra üniversite öncesi hazırlık dönemimi Amerika Birleşik Devletleri’nde geçirmek istiyordum. Onlarca basketbol insanıyla, ailemle, arkadaşlarımla konuşup ABD’deki prep yani hazırlık okullarına dair bilgiler aldım. St. Moore ile birlikte en az 20 tane daha kaliteli okul arasında kalmıştım fakat son araştırmalarım sonrasında oraya gitmeye karar verdim.

Okulumuz Connecticut’ta izole bir yerdeydi. Eyalet merkezine çok uzaktı, şehir gibi değildi. Klasik kasaba tarzı, sadece biraz daha modern görünümdeydi.

Basketbol takımımıza gelecek olursak, bir efsaneyle çalışma şansı yakalamıştım. Oradaki antrenörümüz NBA’e onlarca oyuncu taşımıştı. Bilgisi yüksekti, oyunu her anlamda iyi biliyordu ve oyuncuların neyi yapıp neyi yapamayacağını tartıyor ve buna göre kolektif ile bireysel verimi arttıracak olan programlar hazırlıyordu.

Küçük bir not düşmek gerekirse, şu anki genç oyuncuların “Amerika’da basketbol oynama hayali” için neler söylemek istersiniz? Tavsiyeleriniz ne olur?

Amerika Birleşik Devletleri’nde basketbolda başarılı olmak çok zor. Bir de başka bir ülkeden oraya gidip basketbol kariyeri inşa etmeye çalışıyorsanız %1’lik kesime girmelisiniz. Rekabet seviyesi çok yüksek. Binlerce oyuncu 30 takımın 15’er kişilik kadrosuna girmek için çalışıyor.

Türkiye’den ABD’ye gittiğinizde kendinizi yalnız hissedeceksiniz. Bunu aşıp bir an önce sosyalleşmek için ilk haftalarınızda arkadaş edinmelisiniz. Ayrıca oraya dil öğrenip gitmeniz gerekiyor. Böylece takımda ne olup bittiğini daha iyi anlayabilirsiniz. Keza özel hayatınız için de öyle. Çünkü yalnızca yaşadığınız bölgede kalmayacaksınız, birçok yere gideceksiniz. Orası başlı başına Avrupa kıtasından büyük yani onlarca farklı tarzda insanı anlamanız lazım.

Oradaki eğitim-basketbol dengesi nasıl? Biraz açıklayabilir misiniz?

Üniversite ve basketbol tam bir bütünlük içindeler. Üniversite, basketbola oranla daha ön planda. Eğer notlarınız iyi değilse asla ama asla maça çıkamazsınız yalnızca antrenman yapabilirsiniz. Ortalamanızı belirli bir rakamın üzerinde tutmanız lazım. Türkiye’ye oranla oradaki eğitim-basketbol ilişkisi çok daha ciddi ve istikrarlı.

St. Moore’dayken çok başarılıydınız. NCAA döneminize doğru onlarca okuldan ilgi görmüştünüz. Hatta Kyle Smith, Mike Dunleavy Sr., Wes Miller gibi değerli antrenörler sizin hakkınızda olumlu yorumlar yapıyordu. Bu dönemden biraz bahsedebilir misiniz? Kimlerle görüştünüz? Neler konuştunuz?

Üniversite dönemime doğru birçok okulla görüştüm. Kalburüstü kolejler benimle ilgileniyorlardı hatta NBA tarihinde özel bir yeri olan Mike Dunleavy Sr., sırf beni izlemek için St. Moore’a gelmişti. Beni izledikten sonra yanıma gelip artılarımı ve eksilerimi söylemişti. NBA’de oynayan oğlu Mike Dunleavy Jr.’a benzediğimi, fiziksel olarak büyük fark yaratabileceğimi ama eksilerimi kapatıp bir üst seviyeye hazır olmamı söylemişti.

Birkaç yıl içinde Türkiye’ye döndünüz. NCAA neden olmadı?

Oraya ilk gittiğim sıralarda aklımda NCAA yoktu, ciddi ciddi düşünmüyordum. Liseden mezun olduktan sonra üniversiteye hazırlık maksadında gitmiştim. Darüşşafaka ile kontrat imzalamadan önce onlarla bunu konuşmuş ve öyle gitmiştim.

İlk zamanlarımda iyiydim, gelecek adına ümitliydim ama bel ve diz bölgelerimden ciddi sakatlıklar yaşadım. İstikrarımı kaybettim. St. Moore’un ardından Florida’da Tampa’daki Saint Leo Üniversitesi'ne gittim. Oraya gittiğimde İstanbul’da aldığım lise eğitimimdeki notlar sorun yarattı. Notlarım yüzünden maça çıkamadım yalnızca antrenman yapabildim. Arkadaşlarım deplasmanlara giderken ben okulda kalıp ders çalışıyordum. Ertesi sezon Türkiye'ye dönüp burada kariyer inşa etmemin iyi olacağını düşündüm.

İşin teknik tarafına göz atalım. Chin line, stagger, pick to pick gibi teknik setler dâhil olmak üzere en sevdiğiniz hücum ve savunma setleri neler?

Hızlı hücumun işin içinde olduğu bütün hücum setlerini seviyorum. Bunlar kolay üretilebilen sayılar gibi görünse de iş tamamen hız, zamanlama ve atletizme dayalı. Bu yüzden hızlı hücumu seviyorum. Savunmada ise adam değişimi bazlı sistemi seviyorum.

Modern dönemdeki prototip oyuncu özelliklerine sahipsiniz. Şu anki oyun repertuvarınıza dair neler söylemek istersiniz? Ayrıca artı ve eksileriniz neler sizce?

Bence atletizm olarak iyiyim. Patlayıcı ve akışkan. Ayrıca orta mesafeli şutlarım da iyi. Üç, dört ve beş numaralarda oynayabiliyorum. Tabii beş numaradaki verimim biraz daha düşük çünkü fiziksel olarak ideal pivot değilim ama gerekirse orada oynayabiliyorum.

Savunmada da birçok pozisyonda oynayabiliyorum. Hızlı kısalardan sert, agresif uzunlara kadar birçok tarzda oyuncuyu savunabiliyorum

Şutumu kesinlikle geliştirmem lazım. Ayrıca fiziksel olarak da birkaç basamak atlamalıyım. Bunlar üzerinde çalışıyorum.

Kısa bir NCAA turu yapalım. James Wiseman’ın kolejden ayrılması, LaMelo Ball ve RJ Hampton’ın Avustralya’yı tercih etmesi, Pokusevski, Maledon, Hayes, Garuba gibi ABD dışı oyuncu havuzunun genişlemesi derken Jalen Green, NCAA’i es geçip G League’e gideceğini açıkladı. Sizce NCAA, eski gücünü yitiriyor mu?

Bence güç yitirmekten ziyade oyuncuların bakışı değişiyor. Çünkü dediğim gibi bu not ortalama kuralı süper yıldız adayından rotasyon oyuncusuna kadar herkesin kaderini etkiliyor. Ayrıca bunun dışında oyuncuların kafasında soru işareti yaratan bazı kurallar da var. Oyuncuların basketbolcu olma şansları bile kaybolabiliyor. Bu nedenle direk G-League’e geçip profesyonel olmak veya başka bir ligde oynamak gayet doğal.

Biraz da saha dışına dönelim. Hobileriniz neler?

Boş zamanlarımda ilginç şeyler yapmıyorum yani klasik gençler gibi müzik dinliyorum, evde spor yapıyorum, arkadaşlarımla ve ailemle zaman geçiriyorum, kitap okuyorum böylece hem zihinsel hem de fiziksel olarak kendimi iyi hissediyorum.

Hayatınızın belirli bir döneminde basketbol veya özel hayatınız adına karar almanızı sağlayan kişilik, film veya söz oldu mu? Ayrıca idol/idolleriniz kim/kimler?

Ailem en başından beri basketbolda aldığım bütün kararları destekledi, onların görüşlerine her zaman çok önem verdim ve böylece basamak basamak yükseldik. Fakat özellikle de son zamanlarda onların olumlu etkisini daha çok hissediyorum.

İdol kısmında ise LeBron James, Kobe Bryant, Michael Jordan… Hepsi benim için ayrı ayrı özellikleriyle idol oldular.

Peki, gelecekte ne var? Bundan sonraki adımlarınızı nasıl atmayı planlıyorsunuz?

İyi yaptığım şeyleri durdurulamaz kılmak istiyorum. Kötü olduğum şeylerde ise kesinlikle ama kesinlikle gelişeceğim, bunun için her dakika çalışıyorum. Kariyerimin başlarındayım ve ileride tepedeki koltuklardan birinde olmak istiyorum. Biliyorum bunu başarmak zor ama bunu başarmak için gerekli disipline ve bilgiye sahip olduğumu düşünüyorum.

Basketbol

Geleceğin yıldızları #17: Alperen Şengün – Özel röportaj

YESTERDAY AT 12:51
Basketbol

Ekpe Udoh ile kitap kulübü, NCAA, NBA, Fenerbahçe ve saha dışı hayatı üzerine

31/05/2020 AT 09:13
Related Topics
Basketbol
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Basketbol

Karmaşıklıktaki zarafet

YESTERDAY AT 08:03

Latest Videos

Basketbol

1996 Atlanta Olimpiyatları: ABD-Yugoslavya | Geniş Özet

00:05:07

Most popular

WEC

The Race All-Star - 16/05

16/05/2020 AT 13:47
View more