Basketbol

Geleceğin yıldızları #16: David Mutaf – Özel röportaj

Share this with
Copy
Share this article

David Mutaf

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
26/05/2020 at 08:28

David Mutaf, Fenerbahçe Beko genç takımında mükemmel bir sezonu geride bıraktı. Pazar günü Minnesota Üniversitesi ile anlaştığını duyuran David, artık NCAA’de boy gösterecek! Genç yıldız, Minnesota’ya gidiş süreci, kariyerinin ilk yılları ve daha birçok konuya dair Kuzey Kılıç’ın sorularını yanıtladı.

NCAA, bütün spor organizasyonlarında genç sporcuların gelişimi açısından en uygun ortam olarak gösterilir. Zira sportif faaliyetlerin, fiziksel antrenmanların yanı sıra sporcu, eğitim hayatında da belirli bir başarı yakalayarak yeşil sahalara, ringe, parkeye, salona veya korta çıkar.

Tabii birey, ilk bakışta hem sporcu kariyeri inşa etmekte hem de eğitim hayatında bir çıtanın altına düşmemekte zorlanabilir. Özellikle de Amerika Birleşik Devletleri dışından NCAA çatısı altına gelen sporcular, bu konuda zorlanırlar.

Basketbol

Mükemmeliyet

17 SAAT ÖNCE

İşin basketbol kısmına baktığımızda günümüzde birçok Avrupalı isim, kolej liginde forma giyiyor. Türkiye’den ise Canberk Kuş, Alihan Demir gibi isimler son dönemlerde NCAA basketbol liginde forma giydiler. Fenerbahçe Beko’nun altyapısında sergilediği performansla büyüleyen Sarper David Mutaf, bu isimler arasına girmeye hazırlanıyor. Zira David, gelecek sezondan itibaren ligin en değerli takımlarından olan Minnesota Üniversitesi’nde Richard Pitino tedrisatı altında oynayacak.

Peki, bu geçiş nasıl oldu? Başka yerlerden teklifler var mıydı? Hikâyesi nasıl oluştu? Oyun repertuvarına dair neler düşünüyor?

Pazar günü gelecek sezondan itibaren Minnesota Üniversitesi’nda forma giyeceğinizi açıkladınız. Bu süreci açıklar mısınız?

Yaklaşık iki yıldır Amerika Birleşik Devletleri’ndeki okullardan ilgi görüyordum. Bu ilgi, Mart ayından beri çok arttı ve oraya gitmeyi ciddi bir şekilde düşünmeye başladım. Bu süreçte birçok okulla görüştüm. Fakat malum, pandemiden dolayı maalesef direk ziyaret yerine online toplantılar, sanal turlar yardımıyla okulları tanımaya çalıştım. Kariyerim için en doğru adımı Minnesota Üniversitesi’nde atabileceğimi düşündüğüm için orayı seçtim.

Diğer okullar demişken, hangi okullar sizinle temasa geçti?

Minnesota dışında Arkansas, Georgetown, Missouri, Arizona State, UCS, Iona, Santa Barbara, Utah State ve San Diego State ile görüştüm.

David Mutaf

Image credit: Eurosport

Minnesota’da Richard Pitino tedrisatı altında çalışacaksınız. Pitino, kolej basketbolunun en büyük teknik dehâlarından biri olarak kabul edilir. Yenilikçi setleriyle bilinir. Onunla çalışacak olmak nasıl bir his?

Bu karar süresi boyunca Koç Pitino ve okuldaki yetkililerle birçok maç izledik, daima kontak hâlindeydik. Minnesota’nun bulunduğu konferansta ve Koç Pitino’nun oyun felsefesinde daha etkili olabileceğime inandım. Oynattığı basketbolun Avrupai bir havaya sahip olması, ilk yıllarımdaki uyum sürecimi kolaylaştıracak. Onunla çalışmak büyük bir onur!

Kariyerinizle ilgili sorulara geçmeden, kolej basketboluna dair neler düşünüyorsunuz?

Doğrusunu söylemem gerekirse geçtiğimiz yıllarda kolej basketbolunu çok fazla izlemiyordum ancak oraya gitme ihtimalim ciddileşince birçok kolej maçı izledim, araştırma yaptım. Her ne kadar okulların basketbol anlayışları, bulundukları konferanslara göre farklılık gösterse de belirli bir temeli anladım. Ciddi bir rekabet ortamı var. Ayrıca ilgi de büyük. Hem eğitimim hem de bireysel gelişimim için bu tarz bir ligde oynamak kariyerimi ve basketbol dışı karakterimi, insanlığımı olumlu etkileyecek.

Şimdi hikâyenize geçelim. Basketbola nasıl başladınız?

Basketbolla çok küçük yaşlardayken ailem sayesinde tanıştım. Bildiğiniz gibi ağabeyim (Can Maxim Mutaf) basketbolla iç içe. Ağabeyim takımla antrenman yaparken kenarda elime bir top alıp sektirir, potaya değmeyen atışlar yapardım. Ailemin sporcu, ağabeyimin basketbol oyuncusu olması beni bu spora yönlendirdi. Tabii oyunu anladıkça, parkede zaman geçirdikçe yeteneğimin farkına vardım, antrenörlerim de bunu fark ettiler. Sonrasında bu kadar zevk aldığım bir işi neden meslek hâline getirme fırsatı yakaladım ve bunu kaçırmadım.

Basketbol Gelişim Ligi’nde (BGL) İstanbul’da oynadığınız bütün maçları yerinden takip etmiştim. Takımla birlikte iyi işlere imza atıyordunuz. BGL’ye dair yorumlarınız neler?

BGL, bizim gibi genç oyuncular için büyük bir avantaj. Deplasmanlı sistem, disiplin, saha dışı karakter gibi birçok konuda o ligde gelişebiliyoruz. Tabii kulüpteki antrenörlerimin etkisini de es geçmemem gerekiyor. Ertuğ Ağabey ve Serhan Ağabey, üzerimde en fazla emeği olan isimler arasında yer alıyorlar. Onların ilgisi, tavsiyesi hepimizi geliştirdi. Sanki profesyonel bir lig öncesi fragmandaymışız gibi hissediyorduk. Oradaki herkese teşekkür ederim.

Peki, Zeljko Obradovic ile görüşmeleriniz oldu mu?

Elbette. Koç Obradovic, takımdaki sporcular ve teknik ekip bize yardımcı oluyor. Obradovic ile yazın A takım kadrosunda antrenman yaptığımda sık sık konuşuyorduk. Bazı BGL maçlarımıza da geliyordu. Benimle iletişim hâlindeydi. A takımdaki sporcular da çok iyi insanlar. Aile ortamını hissettiriyorlar. Herkes birbirine yardımcı oluyor. Mükemmel bir atmosfer.

Ağabeyiniz Can Maxim Mutaf’la neler konuşuyorsunuz?

Basketbola dair saha içi ve saha dışı bütün şeyleri konuşuyoruz. Onun gibi bir tecrübeden yardım almak büyük bir şans. Maçlarımdan sonra onu arıyorum ve neleri daha iyi yapmam gerektiği konusunda konuşuyoruz. Performansımı değerlendiriyoruz. Onun inşa ettiği kariyer, benim için büyük bir anlam ifade ediyor. Saha içindeki karakteri kadar profesyonel yaşantısıyla da bana örnek oluyor.

Maç günlerinde nasıl bir düzen kuruyorsunuz?

O güne kadar bütün teknik ve fiziksel anlamda her şeyi tamamlamış oluyorum. Uyku düzenime ve beslenmeme dikkat edip maç günü sabahına kalkıyorum. Maç gününde ilk olarak birkaç maç videosu izliyorum. Mental anlamda bir rahatlık kazanıyorum ardından hemen konsantre olup çalıştıklarımıza ve rakibimizin zayıf noktalarına odaklanıyorum.

Altyapılarda Türkiye formasıyla sahada yer aldınız. Oradaki atmosfer nasıl?

Milli formayı giymek büyük bir gurur. Her turnuvada ülkemizi iyi temsil etmek için arkadaşlarımla birlikte elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Sonuçta uluslararası arenada parkeye giriyorsunuz, temsil ettiğiniz ülkeye maç kazandırmaya çalışıyorsunuz. Oradaki performansınız ve edindiğiniz tecrübe çok daha özel.

Sizce oyun repertuvarınızdaki artı ve eksiler neler?

Bence en iyi yaptığım şeyler özgüvenim, skor üretim kapasitem ve saha görüşümün geniş olması. Aynı zamanda geçiş oyunlarında yaratıcıyım. Eksilerim ise atletizmim, savunma devamlılığım ve ribaund performansım.

En sevdiğiniz hücum ve savunma setleri neler? Stagger, pick&roll, 1-2-2…

Bence Avrupa basketbolunun geneli kreatiflikten ziyade sete set kalıyor. Çoğu set pick&roll sonrası varyasyonlarla bitiyor. Benim hücumda en sevdiğim set de bu. Savunmada ise alan yapmak veya tam saha baskıyla rakibi bunaltmak keyif verici.

Malum günümüzde birçok unsurla birlikte “modern basketbol” kavramı oluştu. Bu döneme dair yorumlarınız neler?

Modern oyunda kısa pozisyonlarında oynayan oyuncuların hem iyi bir yüzdeyle şut atmaları hem de topa yön vermeleri gerekiyor. Bunu ortalama seviye üstünde yapabilen oyuncular, diğerlerine göre fark yaratıyorlar. Ben bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Çünkü hem bu iki teknik özelliğe sahibim hem de pozisyonuma göre fizikliyim. Tabii atletizmimi geliştirmem lazım. Böylece çok daha iyi olabilirim.

NBA ve Avrupa’dan en sevdiğiniz oyuncular kimler?

NBA’de günümüzde Luka Doncic ve Devin Booker, tüm zamanlar arasındaysa Kobe Bryant. Avrupa’da ise günümüzde Shane Larkin ve Nando de Colo, tüm zamanlarda Dimitris Diamantidis.

İlerleyen yıllarda “ütopik” bir değişim ne olabilir sizce?

Bence dörtlük kavramı işin içine dâhil olabilir. Çünkü oyuncuların şut menzili çok ama çok genişledi. Logo civarından birçok şutörün yüzdeli attığını görüyoruz. Özellikle de NBA’de.

Eğer basketbol oyuncusu olmasaydınız hangi meslekte bulunmak isterdiniz?

Açıkçası basketbol daima hayatımın bir parçası olduğu için başka bir şey düşünmedim. Fakat eğer basketbol oyuncusu olmasaydım büyük bir ihtimalle futbol oyuncusu olmak isterdim. Sporda yer alırdım.

Son olarak, en sevdiğiniz dizi, film ve yemek neler?

Dizi olarak Peaky Blinders ve How I Met Your Mother. Filmlerde Umudunu Kaybetme, Kara Şövalye Yükseliyor ve Ölümlü Dünya. Favori yemek… Bu çok zor bir soru çünkü bütün yemekleri seviyorum.

Basketbol

Geleceğin yıldızları #24: 2020 NBA Draftı Özel | 10-20

YESTERDAY AT 08:27
Basketbol

Geleceğin yıldızları #23: Fedor Žugić

10/07/2020 AT 08:02
Related Topics
Basketbol
Share this with
Copy
Share this article