Emilis Butkus, 1,96 santimetre boyunda ve birden fazla pozisyonda oynayabiliyor. Bunu işin hem hücum hem de savunma kısmında yapabilen 2003 doğumlu yıldız oyuncu, Litvanya basketbolunun geleceği arasında önemli bir yere sahip. Butkus, geçtiğimiz sezonu Perlas’ta tamamladıktan sonra Münih’teki Uluslararası Basketbol Akademisi’yle anlaşmaya vardı.

NBA Play-off’larında sona yaklaşıyoruz. Şu ana dek geçen kısma dair yorumlarınız neler?

Basketbol
Germano D’Arcangeli ile Stella Azzurra’daki kültür ve fazlası
13 SAAT ÖNCE

Açıkçası Toronto Raptors ile Houston Rockets’ı izlemek keyif veriyor. Raptors, Kawhi Leonard takımdan ayrıldıktan sonra ivme kaybetmemeyi başardı. Bunu yaparlarken Nick Nurse’ün mükemmel rotasyon sistemi ve takımın harmonisi onların izlenilebilirliğini arttırdı. Rockets ise tamamen kısa beşlerle sahaya çıkarak ilginç şeyler yapıyor. Onların deneyselliğini izlemek keyif verici. Fakat kişisel olarak takip etmekten en keyif aldığım takım, aynı zamanda favori takımım, Dallas Mavericks’ti.

Neden Maverics sizin favori takımınız?

Dirk Nowitzki onları sevmem için tek neden değil, öncelikle bunu söylemek istiyorum. Basketbolla ciddi bir şekilde ilgilenmeye başladığım yıl onlar NBA’de şampiyonluğa ulaşmışlardı. Jason Terry, Jason Kidd, Tyson Chandler, Nowitzki… Mükemmel bir kadroları vardı. O dönemden sonra zor süreçler yaşadılar elbette fakat Rick Carlisle ile Mark Cuban’ın yarattığı uyumdan çok etkileniyorum.

Koronavirüs hayatımıza girdikten sonra ilk dönemlerde neler yaptınız?

Açıkçası öncelikle sağlıklı kalıp ailemle zaman geçirmeye odaklandım. Çünkü bu berbat şeyin ne olduğunu, nasıl gideceğini bilmiyorduk, hâlâ daha bilmiyoruz sanırım ama en azından biraz ilerleme var. Paulius Murauskas, Augustas Marciulionis ve Tubelis Kardeşler ile birlikte antrenmanlar yaptım. Beraber kondisyonumuzu korumaya çalıştık. Bireysel olarak en fazla dikkat ettiğim şey fiziksel özelliklerimi korumaktı. Demek istediğim, tamamen evde kaldığınızda kas kütlenizde yağlanma gibi sorunlarla karşılaşabiliyorsunuz ama bu sorunlarla mücadele etmeden salona geri dönebildim.

Basketbolla nasıl tanıştınız?

Altı yaşımdayken annemin yönlendirmesiyle basketbolla tanıştım. Benim iyi bir basketbol oyuncusu olabileceğimi, bu konuda iyi şeyler yapabileceğimi söylüyordu. 2011’de Litvanya Milli Takımı’nın Avrupa Şampiyonası’nda Büyük Britanya’ya karşı oynadığı maçı izlemem dönüm noktası gibi bir şey oldu benim için. Yani o maç hayati, kritik bir maç değildi fakat o zaman bu spordaki tutkuyu anlamıştım. Sonrasında tüm turnuvayı ve sezonda Zalgiris Kaunas’ı takip etmeye başladım. Profesyonel anlamda ilk ciddi adımlarımı Marciulionis Spor Akademisi’ne giderek attım. 14-15 yaşıma geldiğimde oradan ayrıldım ve Vilnus’a gittim. Vilnus’tayken temel basketbol yeteneklerimi geliştirmeye çalıştım. 2018’de U16 Milli Takımımızın kadrosunda yer aldım, tabii geçen sene de öyle. Bu iki turnuvada elde ettiğim tecrübeler, kulüplerde öğrendiğim şeyler ve bireysel olarak çalışmayı bırakmam sayesinde basketboldan kopmadım. Geçtiğimiz sezonu Perlas’ta tamamladım. Aslında ilk başlarda beklediğimden daha fazla süre alıyordum fakat sonrasında antrenörümüz değişince rolüm kısıtlandı. Perlas’tan Münih’teki akademiyle anlaştım. Bu yıl da orada oynayacağım.

Ailenizin mesleği ne?

Babam Belarus’ta bir spor merkezi işletiyor. Annem ise iç mimar. Yani herhangi bir sporcu durumu yok.

Milli Takım maceranıza dair neler söylersiniz?

Yani 2019’da iyiydik ama çok daha iyi olabilirdik. Hırvatistan’a kaybettik ve buna üzüldük. Çünkü gerçketen de çok yetenekli, birbiriyle iyi anlaşan bir gruptuk. Umarım 2021 yazında yeni seviyede çok daha iyi şeyler yapabiliriz.

Bu arada, NCAA’den bir teklif aldınız mı?

San Francisco ile birkaç yıldır ciddi görüşmeler hâlindeyiz. Zamanım geldiğinde oraya veya başka bir koleje gitmeyi planlıyorum.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1396x147:1398x145)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/08/2882434.jpg

En büyük hayaliniz ne?

Doğrusunu söylemem gerekirse hayatımda hiçbir zaman çok büyük hayaller kuran bir insan olmadım. Her alanda adım adım gitme gibi bir felsefem var. Yani “gelecekte 30 dakika oynayıp mükemmel bir etki yaratan basketbol oyuncusu olmak istiyorum” diyemem. Evet, hayal kurmak iyi ama bazı şeylerde temkinli davranmakta, beklentileri ortalama tutup pratikte iyi olmakta fayda var. Mesela, ABD’ye gittiğinizde iyi bir basketbol oyuncusu olamayabilirsiniz günün sonunda ama hayat devam ediyor. Orada alacağınız eğitimle daha başka bir alanda meslek sahibi olabilirsiniz.

Sizce oyun özelliklerinizdeki artı ve eksiler neler?

Bence topu elime aldığımda yarı sahada skor üretme konusunda çok çeşitli silahlara sahibim. Yani her şeyden azar azar yapabiliyorum. Ama ayrıca bu bir eksi. Şutum iyi ama daha keskin olmam gerekiyor. Top hâkimiyetim iyi ama tempoyu daha iyi ayarlamam gerekiyor. Bunun gibi şeyler. Savunmada da aynı şeyler geçerli. Birçok işi iyi yapabiliyorum, oyun tempom yüksek ama bazen istikrarımı kaybediyorum. Bireysel antrenmanlarımda üzerinde en çok durduğum şeyler de bunlar oluyor. Şutumu geliştirmek, topla daha yaratıcı olmak ve savunmadaki hamle tempoyu istikrarlı kılmak.

Sizce bir şut mekanizmasında en önemli şey nedir?

Küçük küçük şeyler bir araya geldiğinde ideal mekaniğinizi oluşturuyorsunuz ama bilekten güç alıp salınımı arttırmak ve vücut dengenizi yakalamak en kritik noktalar. Tabii eğer iyi bir mentaliteye sahip değilseniz diğer şeyler tamamen önemsiz. En önemli şey, şutunuza inanmak. Mesela ben tek dripling sonrasında şut atma konusunda gelişirken her gün antrenmanlarda “bu şut girecek, bu şut girmeli” diye düşünüyordum. Ve bu konuda geliştiğimi açıkça söyleyebilirim.

En sevdiğiniz hücum ve savunma setleri neler?

Hücumda izolasyon oynamayı ve post üzerinde vücudumu ayarlayıp çıkışları kullanmayı seviyorum. Savunmada ise tamamen baskı yapıp rakibimi oyundan soğutmak en sevdiğim şeylerden biri.

Hobileriniz neler?

Doğrusunu söylemem gerekirse, tamamıyla bir basketbol hayranıyım, bağımlısıyım. Euroleague’den küçük yerel liglere kadar her alanı takip edip oyun bilgimi arttırmaya çalışıyorum. Fakat tabii ki bazen basketboldan uzaklaşmam gerekiyor. Bu zamanlarda rap dinlemeyi seviyorum. Çünkü bu tarz müzikleri yapan insanlar, kafalarındaki keskin düşünceleri duygularındaki incelikle birleştirebiliyorlar. Bu hayatımızın en önemli yansıması bence. Satranç oynamaktan ve biyografi, otobiyografi kitapları okumaktan da hoşlanırım.

En sevdiğiniz biyografi ve otobiyografi kitapları neler?

Tek bir favorim yok. Sarunas Jasikevicius, Kobe Bryant ve Arvydas Sabonis’le ilgili hayat hikâyesi tarzında kitaplar okudum. LeBron James’in saha dışındaki gücünü ve Magic Johnson ile Larry Bird rekabetinin NBA’de yarattığı etkiyi yaratan kitapları da okudum. Fakat bu insanları okurken kendime bir idol belirlemedim. Yani sonuçta herkesin hayatı farklı ve herkes kendi ayak izini oluşturuyor. Sadece onların ayak izlerini oluşturma aşamalarında nelerle karşılaştıklarını öğrenmek istedim ve bu mükemmeldi.

Sizce Litvanya neden en iyi basketbol kültürlerinden birine sahip?

Bence en önemli şeylerden biri buradaki genç basketbol oyuncularının hiçbiri, yaptıkları şeyi yapmaları için zorlanmıyorlar. Demek istediğim, basketbol oyuncuları bu spora başlarlarken kendi istekleriyle başlıyorlar. Bu en önemli şey olabilir. Ardından gelen en kritik nokta biz hem oyuncuları yetiştirebiliyoruz hem de oyuncu havuzumuzu Litvanya’da tutup onlara üst seviyelerde şans verebiliyoruz.

Avrupa ile NBA’den favori ilk beşleriniz nasıl olur peki?

NBA

LeBron James

Michael Jordan

Larry Bird

Kevin Durant

Kareem Abdul-Jabbar

Avrupa

Luka Doncic

Drazen Petrovic

Giannis Antetokounmpo

Pau Gasol

Basketbol
Soru
DÜN - 07:06
Basketbol
Roko Prkačin ile ilk yılları, babasıyla olan ilişkisi, Efes Pilsen, NBA, Formula 1 ve fazlası
17/09/2020 - 18:01