Basketbolun bir felsefesi var mıdır? Elbette vardır. Fakat bu felsefeler, felsefenin özündeki ayrıştırılmış düşünce yapıları gibi değillerdir. Misal, Red Holzman, New York Knicks’te antrenörlük yaparken oyuncularına, “Neydi bu Allah’ın cezası?” adını verdiği hücum setini uygulatırdı. Tex Winter, üçgen hücumlarıyla ün yapmıştı. Gregg Popovich, oyuncuya göre sistem yaratmaktan ziyade sisteme göre oyuncu bulma felsefesini benimsemişti. Fakat günün sonunda bu felsefelerin toplandığı yer turuncu bir çemberin içi oluyor elbette. Yani hayatı değiştiren, aman aman bir etki yaratan farklılıklar değil bunlar.

Felsefenin her disiplininde olduğu gibi, basketbol felsefesi de sorulara dayanıyor. Bu sorulardan bazıları oldukça indirgenmiş seviyelerde, “Bu takımın en iyi üç sayı atıcısı kim?” tarzında olurlarken bazıları ise basketbolun fazla bilmiş taraflarında oluyor, “Bu takımın en iyi üç sayı atıcısı, şuta kalkarken kalçalarından nasıl bir enerji alıyor ve bileklerini hangi açılarda kıvırıyor?” gibi yani.

Basketbol
Euroleague: Haftanın bilançosu #3
DÜN - 14:08

Tabii genel-geçer yargılarda bu iki yapının birleştiği sorularda oluyor. İşte Denver Nuggets ile Los Angeles Lakers arasında oynanacak olan Batı Konferansı final serisi, hem detayların hem de çok basit unsurların epey bir etki edeceği seri.

“Ya tamam da bu zaten her maç için geçerli.” diyor olabilirsiniz şu anda o zaman gelin önce Nuggets’ın detaylarında kısaca yolculuğa çıkıp genel görünüme göz atalım ve aynı şeyi Lakers için de yaparak bir sonuç elde etmeye çalışalım.

Denver

Denver Nuggets, 2020 NBA Playoff’larının en fazla maça çıkan takımı durumunda. Zira Colorado ekibi ilk turda Utah Jazz’i ve ikinci turda Los Angeles Clippers’ı yedişer maçta eleyerek adını finale yazdırmayı başardı. Bu 14 maçın ilkinin uzatmaya gittiğini hatırlatmakta fayda var; ayrıca Clippers karşısında 3-1’den döndüklerini de.

Basketbol, bazı bileşenleriyle bir roket bilimi fakat eğer mevzubahis Nuggets’ın hücumda neleri iyi yapıp adını finale yazdırdığı ise işler gerçekten çok basitleşiyor: Nikola Jokic’in pasları, saha görüşü, topla dripling edebilmesi ve Jamal Murray’nin “Abi ben bu takımın maksimum kontratlı yıldızıyım” etiketinin hakkını veren, maç koparan performansı.

Tabii burada Jokic’in rolünde detaylar biraz daha işin içine giriyor. Jokic’in topu yarı sahaya getirip post’a indiği veya perimetre etrafında topun etrafnda kalkan oluşturduğu dönemlerde, Torrey Craig, Monte Morris, Jerami Grant, Paul Millsap ve Michael Porter Jr. gibi “yan parçalar” topsuz alanda bir kanattan ötekine koşarak John Calipari’nin “topsuz katta alan açmak” kliniğine nazire yapıyorlar. Eski bir Litvanyalı’nın anlamlandırılamayan pas yeteneklerini ikiye, üçe katlayıp saha görüşünü genişleten Jokic, bir Steve Nash benzetmesiyle pasları göndererek görüyor bu katları.

Şiirsellikten matematikselliğe döndüğümüzde ise karşımıza bu setleri 114 defa uygulayan ve %71,8 isabet oranıyla pozisyon başına 1,29 sayı üreten bir Denver Nuggets çıkıyor. Jokic paslarıyla diğerlerini beslerken topla dripling yeteneğinde zarif dokunuşlar gösterek bireysel skor üretiminde de adını ilk hanelere yazdırıyor elbet.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/13/2886415.jpg

Jokic özelindeki en büyük kuşku savunmada sergileyeceği performans sanırım. Zira Los Angeles Lakers’ın “İkiz Kule” projeksiyonu, LeBron James ile Anthony Davis’in bol pick-and-roll’lü (periyot başına 13 defa bunu oynuyorlar) hücumları karşısında sergileyeceği çabukluk bir soru işareti olacak. Tabii Millsap ile MPJ’nin ve özellikle de Grant’in yamalama çabaları burada işleri biraz daha dengeleyebilir Nuggets adına.

Şimdi gelelim Jamal Murray’e. Yenilmezler’in Kış Askeri karakterini biliyor musunuz? Eğer bilmiyorsanız, geleceğini mahvedecek olan geçmişine göz atmadan sadece filmde, pardon, hikâyede yarattığı etkiye göz atalım. Kış Askeri, istemeden de olsa birçok kez zarar verir Yenilmezler’e. Kendisinden beklentiler büyüktür, özellikle de çizgi roman bazında büyüktür bu beklentiler. Fakat beklentilerin karşılığı sonlara kadar gelmez. Kış Askeri, sonlara doğru öyle yararlı şeyler yapar ki en büyük hayranının bile tavan beklentisini aşar, kendisini izlemeyi gelip geçiçi sayan seyircide bir Demir Adam etkisi bırakır. İşte Jamal Murray, Denver Nuggets’ın Kış Askeri.

Tabii ki onun çelik bir kolu, önceden yıkanmış bir hafızası yok fakat Murray, 2020 NBA Play-off’larına dek Denver Nuggets’a iyi şeyler katsa da maksimum kontratının, kendisinden beklenenlerin karşılığını, şu son adımı atma konusunda, verememişti. Fakat Murray, önce Jazz ardından Clippers karşısında o kadar iyi performanslara imza attı ki, Nuggets’ın marka yüzü oldu adeta.

Takımın play-off öncesinde %37 verimle oynadığı pick-and-roll sonrası topu tutan oyuncu olarak sayı üretme rolünü Murray, %48,3’e kadar çıkararak takımın hücum cephaneliğine, 2020 basketbolunun en öldürücü mermisini katmayı başardı. Kritik anlarda sorumluluk aldı, takımını finale taşıyan isimlerden biri oldu. İşte bu nedenle Lakers’a karşı tavanının tamamını veya yakınını gösterme ihtimali çok yüksek bana kalacak olursa. En azından kâğıt üzerinde, en azından hissiyat olarak.

Bireysellikten takımsallığa attığımız adımda ise hücumda üç ve savunmada iki kritik nokta çıkıyor karşımıza. Nuggets, play-off serüveninde üçlüklerini takım bazında en fazla geliştiren takım. 414 üçlükte 486 isabet bulan takımda Jerami Grant ile Michael Porter Jr.’ın ne kadar sıcak elde kalabilecekleri (48/163’le attılar şu ana dek) önemli olacak. İkinci kritik nokta Monte Morris ile Paul Millsap’in yaratacağı hareketlilik olacak. Zira Lakers savunmasının tamamen Jokic ile Murray’e odaklandığını hayal ettiğimiz ideal dünyada bu iki ismin perde çıkışlarındaki hızları, hareketleri Nuggets hücumunun kek noktası olacak. Hücumun son kritik noktası ise kuşkusuz handoff aracılığıyla üretilen sayılar olacak. Zira Lakers, bu hücumlara karşı yaptığı her iki savunmada ortalama 2,1 sayı gördü potasında. Nuggets ise bu hücum stilindeki her iki pozisyonda ortalama 2,3 sayı üretti.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(934x397:936x395)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/01/2876195.jpg

Savunmadaki en kritik noktalarının biri LeBron James ile Anthony Davis üzerinde uygulayacakları rotasyon. Şayet Nuggets, Jokic’i ana savunucu yapıp adam değişiminde Millsap, MPJ, Grant, Craig, Plumlee yardımlarını getirirse işler dengelenebilir fakat ikili perdede veya Jokic’in ikinci adam olduğu perde savunmalarında Lakers’ın yürüye yürüye sayı üretmesi işten bile olmayacak. Diğer kritik nokta ise geçiş hücumlarına karşı nasıl bir tempo yakalayacakları olacak. Zira Nuggets şu ana dek play-off’larda oynadığı maçlarda 182 geçiş hücumu karşısında tamı tamına 221 sayıya izin vererek bu alanda en kötüler arasına yazdırdı adını. İşe bakın ki Lakers, girdiği 208 geçiş hücumu pozisyondan 232 sayı çıkarmayı başardı. Yani Nuggets’ın tempoyu kontrol etmesi, savunmaya dönüşte iyi koşması çok ama çok kritik bir nokta olacak her iki takım adına.

Holywood

Kadrosunda biri tarihi iki süper yıldız barındıran bir basketbol takımının play-off’larda yaşayacağı en zor şey ne olabilir? Mesela, değişim, olabilir mi?

Phil Jackson’ın Los Angeles Lakers’ında birden fazla kez tanıklık ettiğimiz gibi, kadrosunda süper yıldızlar barındıran bazı takımların play-off’ta ayrı bir moda geçtikleri ve daha ciddi oynadıkları söylenir. Hoş, Milwaukee Bucks ile Los Angeles Clippers, basketbolun bu sözlü tezine karşıt düşseler de 10 oyun sekizi bu yöndedir genel açıdan.

Fakat iş play-off’ta maçtan maça değişim göstermekse, hele hele LeBron James ile Anthony Davis’in yanını iyi dolduramamış bir Los Angeles Lakers olarak play-off’larda oyun sisteminizde mikro değişimler yapıyorsanız işler epey bir arap saçına bağlayabilir. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse Lakers’ın buna ihtiyacı vardı.

Demek istediğim, play-off’ta her iki turu da sadece birer maç vererek geçse de Los Angeles Lakers’ın tamamen Davis-LeBron pick-and-roll odaklı oynaması işleri bazen büyük bir çıkmaza sokuyordu. Rakamlarla ifade etmek gerekirse, Lakers, ilk turdaki rakibi Portland Trail-Blazers’a karşı çıktığı ilk üç maçta ürettiği sayıların %70’ini pick-and-roll setleriyle bulmuştu. Evet, elinizde Bron ile AD varsa bu seti sabaha kadar oynayabilirsiniz ama kalitesiz rotasyonda kreatifliğe geldiğinde ne olacak? LeBron ile Davis’in kreatiflikleri bir yerde durdurulduğunda ne olacak. İşte bu noktalarda LeBron James farklı bir mod açtı, Anthony Davis, Houston Rockets karşısında aslında kariyeri boyunca oynaması gereken oyun tarzında oynadı ve Frank Vogel, “LeBron etkisinden dolayı iyi antrenör” etiketinin tartışmalarına bile girmeden sihirli dokunuşlarını yaptı. Önce, Kral’dan başlayalım tabii ki.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1195x292:1197x290)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/13/2885752.jpg

LeBron James’in kariyerinde son takvim yapraklarını izlemek bir hüzün doğal olarak. Zira öyle ya da böyle sıfır kolluları bırakmasına az bir zaman kaldığını biliyor insan. Fakat o, “Old Man” döneminde olgunluğunun yanı sıra yeteneklerini de iyi kullanabilen Logan (Wolverine) gibi savaşmaya devam ediyor daima. Demek istediğim, Lakers’ın kaybettiği iki maç da serilerin ilk maçlarıydı. LBJ’nin bu iki maçı, bubble’de oynadığı mücadeleler arasında topa en az değdiği dört maçtan biriydi. Peki ertesi maçlarda rakamların kat ve kat artması şaşırtıcı mı? Elbette değil. Öyle ki LeBron’un “Abi topu ver bana. Ver şu topu bana, aç koridoru, alacağım bu maçı” modunda karşısına gelen tüm savunma hatlarını birer birer aşıp (bakınız Cleveland Cavaliers ile kazandığı yüzüğe) takımı tek başına sırtladığını gördük birçok kez.

Önce Blazers ve ardından da Rockets karşısında Bron, herhangi birine ihtiyaç duymadan, siyah çizgiliyle birlikte çözdü kritik anlarda işi. Tabii Frank Vogel’ın Kyle Kuzme ile Alex Caruso’yu kullanma konusundaki yeni ayarlamalarını mükemmel paslarla (8,8 asist) görmeyi başardı.

Frank Vogel demişken, sihrinden, en azından tanım olarak yaptığı sihirli dokunuşlardan bahsedelim biraz da. Kuzma’dan beklenen “Ooo, birinci tur geç seçimi, ‘steal’ bu çocuk ‘steal’” performansı gelmeyecek galiba. Bunu benim sınırlı basketbol bilgimin beş-10 katına sahip olan Frakn Vogel da fark etmiş olmalı ki onu tamamen topsuz rolde, Monte Morris’in Nuggets’ta aldığı rolün iki gömlek üstünde kullanıyor. Lakers’ın bu sezon Miami Heat’in 2-3 alan savunmasını nasıl bozduğunu hatırlayın. Hani Kuzma’nın sürekli olarak topsuz koşularla ortaya dalıp Bron ile AD’nin tuzak savunmasını düşürdüğü, Caruso’nun bir köşeden bir köşeye koşu antrenmanı yapıp aynı şekilde alan açtığı sekansları. İşte Vogel, bu iki oyuncuyu 2-3 olsun olmasın her zaman bu şekilde kullanarak açıyor alanı. Yani basketbolun istatistiklere yansımayan fakat pek tabii ruhani bir anlam da taşımayan işlerinde yıldız yapıyor onları.

Değinmek için en sabırsızlandığım nokta ise Anthony Davis’in oyunsal anlamda değişimi. Tek bir örnek vereceğim bu konuda. Davis, her anlamda pivotu bulunmayan Houston Rockets’a karşı birinci maçta sadece iki hücum ribaundu alabildi ve PJ Tucker’ın savunmasında bir sayı bile atamadı. Sonraki dört maçta ne yaptı dersiniz? 14 hücum ribaundu ve 16’sı PJ’in üzerinden gelen 102 sayı.

Sahip olduğu olağanüstü fiziksel özellikleri, ki bence Giannis Antetokounmpo’ya göre her anlamda daha iyi bir tabana ve güce sahip ancak Giannis kadar agresif ve tempolu değil, iyi bir şekilde kullanamamak Anthony Davis’in Chicago’daki lise kariyerinden beri devam eden bir şey. “Marshon” Davis, dokuzuncu yılını doldurmak üzere olduğu NBA’de çıktığı 528 maçın belki %10’unda iyi bir sertlik belki göstermiştir. Fakat bu %10 arasında Rockets’a karşı oynadığı ikinci, üçüncü ve dördüncü maçların olduğu bir kesinlik.

Eğer Anthony Davis; Nikola Jokic, Michael Porter Jr. ve Paul Millsap eşleşme düzeni karşısında ortalama ama istikrarlı bir sertlik gösterirse eminim ki ibre Lakers cephesine daha fazla yönelecektir. Fakat aksi hâlde, eh, aksi hâlde neler olacağını bekleyeceği her şeyde olduğu gibi.

Şimdi son olarak gelelim Lakers’ın kritik noktalarına. İki hücum ve bir savunma. Hücumdaki en kritik nokta her LeBron takımından aşina olduğumuz bir şey: Nokta şutörler nasıl katkı verecekler? KCP, Caruso, Kuzma, Green gibi çizgi gerisi şutörlerden gelecek katkı ligdeki 29 takımdan çok Lakers’ın kaderiyle daha ilişik durumda. İkinci nokta birinci top yönlendirici rolünde Rajon Rondo, nasıl bir zihinde olacak? Elbette LeBron bu takımın en önemli silahı ama topu getiren, seti kuran ve zekâ seviyesi yüksek olan Rondo, eğer ki kafasını sadece basketbol oynamaya verir ve tempoyu tamamen Nuggets aleyhine çevirecek paslar, asist pasları veya perde oyunları gösterebilirse işleri epey bir değiştirebilir.

LeBron James et Anthony Davis (Lakers) lors du match 2 face à Houston

Görsel kaynağı: Getty Images

Savunmadaki tek kritik nokta biraz daha karar verme mekanizmasına Koç Vogel’ın. Jokic nasıl savunulacak? LeBron ve Davis’ten biri, bazen değişerek bazen sürekli olarak Jokic’in post oyunlarını karşılayacaklar. İşte burada önemli olan nokta LeBron, Jokic’in ayak oyunlarındaki kısa numaraları karşısında ne kadar iyi ve istikrarlı reaksion verebilecek? Davis, Jokic’in blok esnasında faul alma numaraları karşısında nasıl dengeli kalabilecek? Jokic’in Murray’le oynadığı ikili oyunlarda hedge veya normal bir ICE görecek miyiz? Olası bir alan savunması çıkar mı şapkadan?

Bu sorular ise potayı koruma adına önemli olacak Lakers adına.

Hoşgeldiniz

Mike Malone’un Nuggets’ı ile Frank Vogel’ın Lakers’ı bize bir şölen izletmeye hazırlar. Bir tarafta diğer Los Angeles ekibini eleyip ESPN’in tüm reyting planlarını rafa kaldıran, Avrupalısı etrafında gelişip Murray’le basamağı atlayan, yılın peri masallarından olan Nuggets; diğer tarafta yapraklarının sonlarında bir yüzük daha kazanmak için 22’sindeymiş gibi oynayan LeBron’u ve kulenin diğer ayağı Davis’i ile Lakers.

Basit sorular detay cevaplar ve detay sorular basit cevapların eşleşmesi olacak bu eşleşme. Eğer sonda illa bir tahmin belirtmem gerekiyorsa, serinin önce altı maçta biteceğini ve Nuggets’ın %51’e %49 önde olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar beynimi son günlerde Nuggets’tan gelen peri masalına kapalı tutmaya çalışsam da bilinçte bir şeyler etkiliyor işte. Tabii LeBron’a karşı, hele hele Konferans Finali modundaki bir LeBron’a karşı bahis almak, eh, işte bu biraz cesurca.

Hoşgeldiniz.

Basketbol
Yol
17/10/2020 - 21:11
Basketbol
Dönüm noktası
13/10/2020 - 22:33