Sezona Mersin BB karşısında yaptığı sekiz asistle başlayarak dikkatleri bir anda üzerine çeken Kenan Sipahi, “Artık yetişmiyor” denilen oyun kurucu pozisyonunda belki de Türkiye’nin geleceği olabilecek düzeyde olduğunu her geçen gün biraz daha gösteriyor. Hedefleri çok büyük. Artık onun zamanın yavaş yavaş gelmeye başladığını çok iyi biliyor...

Kosova’dan Türkiye’ye geliş sürecin nasıl oldu ve Türkiye’deki kariyerine nasıl başladın?
Abim Uludağ Üniversitesi’nde okuyordu. O zamanlar da Uluğ Kaçaniku Tofaş A Takımı’nda oynuyordu. Çok yakın arkadaşlardı abimle. Ben abimi ziyarete gelmiştim çünkü Türkiye’ye gelmeyi çok istiyordum. Geldiğimiz zaman Uluğ Kaçaniku’nun antrenmanını izlemek istedim. Kenarda birkaç şut attıktan sonra antrenmana çıkmamı istediler. Bir gün sonra antrenmana çıktım, “Bir hafta kalsın” dediler. Bir hafta kaldım. Sonrasında annem ve babam da geldi. Çok ani oldu. Uluğ Kaçaniku’nun da kalmamda büyük payı var.

Bu sezona Mersin Büyüşehir Belediye maçındaki sekiz asistinle başladın. Böyle bir başlangıcı bekliyor muydun?
Ondan bir hafta önce Erzurum’da Türkiye Kupası elemeleri vardı. Mersin’e karşı oynarken bizim guardımız sakatlandı. Son beş dakika girdim. Fena da geçmedi. Sonra bir hafta boyunca “Oynayacaksın, hazırlan, bu pozisyonda böyle yapacaksın” diye telkinde bulundular. O hafta çokça fırça da yedim ama ben de dinledim tabii. Tomislav Ruzic de o zaman sakat değildi. Pick and Roll oynayıp, terse verince zaten asist oluyordu. Süper geçti. Beklemiyordum çünkü heyecan da vardı. Lige iyi girmek gerekiyordu, rakip de Mersin olunca mutlaka iyi başlamak lazımdı. O maç Bursa’da olsa belki o kadar iyi geçmezdi benim için. Çünkü ben deplasmanlarda, baskı altında daha iyi oynuyorum.

Sezon ortalarında aldığın süreler düşmeye başladı. Bunu neye bağlıyorsun?
Onu ben de anlayamadım (gülüyor). Ama guardımız çok iyi oynuyordu. 35 dakika yorulmadan sahada kalıyordu. Ben de beş dakika oynuyordum zaten. Bir de üst üste galibiyetler alınca koç da düzeni hiç bozmadı. Kaybetseydik oynayabilirdim belki. Oh, şimdi gireceğim diye beklerken bir bakıyorum dördüncü periyot bitmiş. Tamam deyip kendi kendi oturmaya devam ediyordum. Sonra o sakatlanınca benim sürem arttı. Devamında da ben sakatlandım sağ omzumdan. Normalde dönmemin uzun sürmesi bekleniyordu. Ama kimse olmadığı için döndüm. Şimdi de hiç sakatımız yok.

Şu anda play-off potasındasınız. Bu sezon için hedefleriniz nedir?
Bu sezon çok iyi gidiyorduk. Şampiyonluk yarışındaki dört takımdan üçünü yendik. Galatasaray’ı yenemedik. Fenerbahçe maçından sonra ara vardı. Döndüğümüzde üç sakat birden verdik. Önümüzde kazanabileceğimiz maçlar var ve geçen sene de kıl payı play-off’u kaçırmıştık. Fikstür sonlara doğru zorlaşıyor. Ama play-off’a gideceğimizi düşünüyorum. Bu sakatlıklar olmasaydı çok daha emin konuşacaktım. Beş veya altıncı sıradan gidebilirdik. Çünkü takımda gençler de dahil herkes tecrübeli.


Bir oyun kurucunun boyunun 1.96 olması pek de alışılmış bir durum değil. Bu, senin oyununu nasıl etkiliyor?
Boyumun uzun olması bir taraftan avantaj tabii ki. Ama artık yavaş yavaş işin içine girince ne olduğunu görüyoruz. Boyu kısa ve çok hızlı olan oyuncular var. Onlara karşı nasıl pozisyon alman gerektiğini de yavaş yavaş öğreniyorsun. Uzun boy avantaj olduğu kadar da dezavantaj. Bir iki yıl sonra, daha da hızlandığım zaman tam anlamıyla avantaj olacak. Pas verme konusunda çok büyük yararları oluyor tabii. Post-up da işin içine girince daha da güzel oluyor.

Uzun yıllardır çeşitli milli takım kategorilerinde önemli şanslar buldun ve bireysel olarak üst düzey performans gösterdin. A Milli Takım kapısının sana ne zaman açılacağını düşünüyorsun?
A Milli Takım konusu zaten olacaksa antrenörler, yardımcı antrenörler bunları görüyordur. Bu konuda zamanı çok güzel belirliyorlar. Hazır olduğunuzu görüyorlar. Çünkü ben altyapılarda da hep büyüklerle oynadım. Oralara gelirken de benim hazır olup olmadığım konusunda beni hep denediler. Güzel kararlar verdiler. Eğer doğru kararlar vermemiş olsalardı büyük sıkıntılar yaşayabilirdim. O yüzden belki bir yıl sonra, iyice pişip A takıma girebilirim. Koç Orhun Ene henüz benimle diyaloğa geçmedi ama aramız iyi. Takipte. A Milli Takım’a gidecek olsam bile önce benim kulağıma gelmez. Şımarmamı istemezler (gülüyor).

Türkiye’de alt yaş kategorilerinde yıldız olan oyuncuların yıllar ilerledikçe performanslarının düşmesini neye bağlıyorsun?
Bu konunun çok örnekleri var. A takıma geçiş sürecinde genç oyunculara çok az şans veriliyor. Millet olarak şans verilmediğinde de hemen pes eden bir kişiliğe sahibiz. Daha fazla çalışmak istemiyoruz. O konuda antrenörlerin de büyük payı var. Yabancı oyuncular getirilip onların yerine oynatılıyor. Bizim kulüpte bulunan gençler, ben de dahil olmak üzere çok şanslıyız. İyi süreler alıyoruz, bize değer veriyorlar. Bir de genç yaşta Türkiye’de kolay paralar kazanılıyor. O da bir etken.

Bugüne kadar aldığın resmi bir teklif var mı?
A Milli Takım konusunda olduğu gibi bu konuda da bana net bir şey söylenmez genelde. Ama elbet kulağımıza geliyor. Yurt dışında Barcelona neredeyse oluyordu. Bonservis konusu sorun teşkil etti. Belki de daha iyi oldu. Erken gitsem kötü olabilirdi. Başka bir ülke, başka bir din, başka bir dil. Dedikodular çok tabii. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın da adı geçiyor. Benim hedefim hep basamak atlamak. Şu yaşta büyük bir kulübe gitmeyi çok doğru bulmuyorum. Bu yaşta gidersem aynı seviyede kalırım. Bir üst düzeye çıkamam. O yüzden ilk hedefim burada pişmek, ardından şartlar uygunsa Avrupa'da forma giymek. ACB olabilir mesela. İspanya’yı çok seviyorum.

Türkiye’de izlemeyi sevdiğin takımlar var mı?
Türkiye’den Euroleague’de izlemeyi sevdiğim takımlar Galatasaray ve Fenerbahçe. Efes’i izlerken pek de keyif almıyorum. Zaten çoğu insan da benim gibi düşünüyor. Galatasaray’ın içerideki maçları çok keyifli oluyor. Çift guardla oynadıkları için oyun tarzları da eğlenceli.

TBL
Fener öldü öldü dirildi
08/03/2012 - 20:30

Görsel kaynağı: AA


Tofaş’taki kariyerine kaç yıl daha devam etmeyi düşünüyorsun?
Tofaş’ta iki-üç sene daha kalmayı düşünüyorum. Ama daha da ileriye gitmeyi istiyorum. Gerçi kulübüm de bunu istiyor. Tüm teknik ve idari kadromuz nasıl daha ilerleyebileceğimi, neler yapmam gerektiğini hep düşünüyorlar. Bu konuda gerçekten çok şanslıyım. En az bir yıl daha kalmak istiyorum. Sonrası ise benim gelişimime bağlı. O konuda çok kesin konuşamıyorum.

NBA, çoğu basketbolcu için olduğu gibi senin de kariyer hedeflerinde çok önemli bir yer işgal ediyor mu?
Zaten hep NBA’i düşündüğüm için belki de daha çok çalışıyorum. Ama burada bir şeyler gösterip oraya gitmek çok daha mantıklı. 18’inde draft olup gitmek çok zor. Önce Euroleague’deki sertliğe alışmak lazım. Oyuncularla rekabete girmek gerek. Ama hedefim kesinlikle NBA ve olmasını da çok istiyorum. Bazıları NBA tarzı basketbola uygun olmadığımı, bazıları ise tam oranın adamı olduğumu söylüyor. Mesela Jasikevicius da denedi olmadı. Ben de deneyeceğim şansımı.

Örnek aldığın ya da tarzını çok beğendiğin bir oyuncu var mı?
Örnek aldığım oyuncu yok ama Diamantidis’i çok beğeniyorum. Pasları ve organizasyon yeteneği harika. Çok da alçakgönüllü. O tarafını beğeniyorum. NBA’de tabii ki Derrick Rose ama fazla düşünmeye gerek yok çünkü onun gibi olmam zor. Jason Kidd ve Steve Nash’i de seviyorum.

Ligdeki tecrübeli oyunculardan tavsiyeler alıyor musun?
Şimdiye kadar çok tavsiye veren olmadı ama bizim takım içinde Can Altıntığ, Barış Özcan ve İnanç Koç gibi yol gösteren birçok oyuncu var. Her anlamda şanslı addedebilirim kendimi. Dışardan da, Banvit’ten Barış Ermiş benimle konuştu ve oyunumu çok beğendiğini söyledi. Ender Arslan’la da bir-iki kez konuştuk. Jamon Gordon'la da iletişimimiz var.

Boş zamanlarını neler yaparak değerlendiriyorsun? Hobilerin neler?
Ben müzik dinlemeyi çok severim. Film fazla izlemiyorum. İngilizce kitaplar okumayı severim. R&B müzikler dinlerim, özellikle maçlardan önce çok iyi geliyor. Boş zamanlarımda evde dinlenip, basketbol haberlerini takip ediyorum. Gerçi pek boş zaman olmuyor. Haftanın beş günü çift idman, bir gün de maç var zaten. Ama buna alışmak da iyi oluyor.

Görsel kaynağı: Eurosport

TBL
Spahija'nın halefi belli oldu
08/03/2012 - 11:17
NBA
Bucks'ı Ersan da kurtaramadı
08/03/2012 - 05:41