Basketbol

Toni Kukoc ile Michael Jordan, Scottie Pippen, "The Last Dance" ve Chicago Bulls üzerine

Share this with
Copy
Share this article

Dennis Rodman, Scottie Pippen, Michael Jordan, Ron Harper ve Toni Kukoc

Image credit: Getty Images

ByEurosport Türkiye
29/04/2020 at 15:27

Takımın dağılmasının sorumlusu kimdi? Jordan ve Pippen ile neden anlaşamıyordu? Takımdaki rolü neden bu kadar değerliydi? Jerry Krause ile neler konuşuyorlardı? Bengi Yıldırım, ESPN'in Toni Kukoc'la yaptığı röportajı çevirdi.

Bulls altıncı şampiyonluğunu kazandıktan birkaç gün sonra Phil Jackson; Chicago'da bir restoranda oyuncular, antrenörler ve eşleri için bir yemek düzenledi. Jackson yemeğin ortasında oyuncuları ayrı bir yerde topladı. Ellerinde içkiler ve purolarla daire şeklinde oturdular. Hepsi birer kez kadeh kaldırdı.

"Gerçekten çok özeldi." diyor Steve Kerr, ESPN'e. "Hepimizin beraber olduğu son andı."

Basketbol

Karmaşıklıktaki zarafet

3 SAAT ÖNCE

Kerr kadehi kime kaldıracağını biliyordu.

"Kadehimi Toni'ye [Kukoc] kaldırdım." diyor Kerr. "Kimse onun yaşadıklarını yaşamadı– ekmeğini kazanmak için Michael [Jordan] ve Scottie'den [Pippen] o kadar baskı yedi. Michael'la Scottie sürekli Jerry'nin adamı diye onunla uğraşıyorlardı. Ve Toni sadece oynamak istiyordu. O yüzden kadehimi Toni'ye kaldırdım, çünkü onun çok iyi bir oyuncu olduğunu düşünüyordum. Takımımız için ne kadar değerli olduğunu bilmesini istiyordum."

Kukoc, Kerr'in kadeh kaldırışını hatırlamıyor, fakat diğerleri hatırlıyor. İlginç bir şekilde, Chicago'nun görkemli yıllarından bahsetme fikrine hiç sıcak bakmıyor. "Ben onları yaşadım." diyor. "Last Dance" dramasının tam ortasında -fırtınanın içinde- yaşamak bir şekilde Kukoc'un olaylardan izole olmasını sağladı. Bulls oyuncuları yaşlanıyordu, sakatlardıve en zorlu rakipleriyle aralarındaki mesafenin en kısa olduğu anda olduklarının farkındaydılar. Kukoc topuk sakatlığıyla mücadele ediyordu.

Krause'la oyuncular arasındaki gerginliği, eli kulağında olan ayrılığın gerginliğini hissedebiliyordu. Duygusal enerjisini buna ayıracak bant genişliğine sahip değildi.

"Phil bizi bir fanusta tutma işinde başarılıydı." diyor Kukoc. "Biz önümüzde olan şeye odaklanıyorduk. Last Dance'i izlerken, haberim bile olmayan şeyler öğreneceğim."

Kukoc, ABD dışındaki en iyi milli takımda baskın bir gençken bile sporun grup dinamiğini seviyordu. Arkadaşlığın ve kimyanın güçlü birleşimini Dino Radja, Drazen Petrovic, Vlade Divac ve diğer yıldızlarla eski Yugoslavya'da tatmıştı. NBA'de de bu havayı aradı. Krause ve oyuncular arasındaki bu bölünmeyi yeniden yaşamak onu şu anda üzüyor.

"Keşke Jerry burada olup hikâyenin kendi tarafını anlatabilseydi." diyor Kukoc. "Michael'ı, Scottie'yi, Dennis'i ve Phil'i sevmek kolay. Ben de hepsini seviyorum. Scottie tam bir takım oyuncusuydu. Michael da benim için her zaman en iyi oyuncu olarak kalacak. O oyunu değiştirdi. Onu dünyaya yaydı. Şimdiki tüm oyuncular ona saygı göstermeli. Ama diğer tarafı da dinlemelisiniz. Altı kez şampiyon olan takımı Jerry kurdu. Ona hakkını vermelisiniz."

Krause, Kukoc'a bayılıyordu, o yüzden 1990 yılında ikinci turda onu seçti. Kukoc en iyi yıllarını kenarda geçireceği korkusuyla 1993 yılına kadar Bulls'la sözleşme imzalamadı. Ayrıca Avrupa'da daha çok para kazanıyordu. "Gelip gelmeme konusunda kararsızdım." diyor Kukoc.

Krause'ın, onun aklını Jordan ve Pippen'la oynama hayalleriyle çeldiğini, ama "bizim bu büyük koç" Jackson'ın altında, çalışkanlar ve liderlerle -John Paxson ve Bill Cartwright - oynamanın değerinden de bahsettiğini söylüyor Kukoc.

Uzun süre Bulls scoutluğu yapmış olan ve Kukoc'u izlemek için Krause'la yurtdışına giden Clarence Gaines Jr., "Flörtleşiyorlardı. Jerry gerektiğinde gerçekten cazibeli biri olabiliyordu." diyor.

Jordan'la Pippen, Krause'un Kukoc'a olan hayranlığını duymuşlardı. Kukoc'un Pippen'dan daha fazla para kazanacağını biliyorlardı.

Halen Avrupa'da olan Kukoc'un Jordan ve Pippen'ın denizleri aşan bu kininden haberi yoktu. 1992 Olimpiyatları'nda Dream Team'le Hırvatistan karşı karşıya geldiğinde onu kimin savunacağı konusunda tartıştıklarını bilmiyordu. Jordan'la Pippen, Kukoc'u mahvetti, onu 2/11 ile dört sayıda tuttular.

Pippen maçtan sonra muhabirlere, "Onu rezil etmek, utandırmak istedim. Krause'u parkeye indiremiyorum." dedi.

O zaman, Kukoc bunu üst seviye bir takımın rakip bir yıldızı hedef alması olarak görmüştü. "Dream Team'le oynuyorduk. Bana göre, en iyi ve tek Dream Team." diyor Kukoc. Aklı, eşi orada doğum yapmak üzere olduğu için Hırvatistan'daydı. (Kukoc rövanş maçında çok daha iyi oynadı: 16 sayı ve dokuz asist.)

Kukoc gerçeği 20 yıl sonra, "The Dream Team" belgeselinin çekimleri için verdiği bir röportaj sırasında öğrendi. "Bana dediler ki, 'Hangisi seni tutacak diye kavga ettiklerini biliyor muydun?'" dedi Kukoc geçen hafta. "Hayır. Bunu benimle 20 yıl sonra paylaştığınız için teşekkür ederim.". Gülerek ekliyor: "En azından Dream Team hiçbir oyuncuyla benimle ilgilendiği kadar ilgilenmedi diyebilirim."

Kukoc Bulls'a geldiğinde havadaki hoşnutsuzluğu hissetmişti. Kukoc ve takım arkadaşlarının anlattığına göre Jordan'la Pippen ondan "Jerry'nin adamı" diye bahsediyorlardı. Pippen "Sen bir sandalyeyi bile savunamazsın." diyerek onun savunmasıyla alay ediyordu. (Pippen böyle bir cümle kurduğunu hatırlamadığını söylüyor, fakat takım arkadaşları Kukoc'un savunmasının çok fazla eleştiri topladığını hatırlıyorlar.)

1994'ten 1998 yılına kadar Chicago'da oynamış olan Jud Buechler, "Sürekli onunla uğraşıyorlardı." diyor.

Jackson'ın uzun süre destekçisi olan Jim Cleamons, "Krause olayı başta işini çok zorlaştırdı. Açıkçası, bu Toni'ye haksızlıktı." diyor.

Kukoc bu kötü duyguların kendisiyle değil, Krause'la alakalı olduğunu biliyordu. Bunları görmezden gelecek kadar güçlüydü.

"Toni tek başınaydı ve bu da onun kurtuluşu oldu." diyor Cleamons.

Yorumlara aldırış etmiyordu. Hafif saldırgan mizah, takım kültürünün bir parçasıydı. Cleamons, "Bunun kabul töreni gibi bir şey olduğunu anlamıştı." diyor.

Kukoc çaylak olduğu için çantaları taşıyor ve tecrübeli oyunculara yemek getiriyordu.

"Saygıyı kazanmam gerekeceğini anlıyordum." diyor Kukoc. "Dünyanın en iyi takımına geliyordum. Gururunuzu, kazandıklarınızı bir kenara bırakmalısınız. Avrupa'da iyi olmanız bir şey değiştirmiyor. Ben bunu kabul etmiştim."

Kukoc'un Avrupa'da iyi olduğunu söylemek çok yetersiz kalıyor. Aslında, kazanabileceği bütün takım şampiyonalarını ve bireysel ödülleri birkaç kez kazandı. Her tür pası atabilen ve kısa oyuncuların üstünden hem içerden hem dışardan şut atmaya müsait bir cüsseye sahip 2.08 metre boyunda bir forvetti. "The Waiter" (Garson) lakabını da asistleri neredeyse tepsiyle sunar gibi kolaylıkla yaptığı için aldı.

Kukoc, Real Madrid'deyken ona karşı oynayan takımlarda koçluk yapmış olan George Karl, "O Avrupa'da Magic Johnson'dı." diyor.

Kukoc; Jordan, Pippen ve Jackson'ın onun savunması konusunda haklı olduğunu biliyordu: Daha iyi olmalıydı ve kendinden 15-20 kilo daha ağır olan uzun forvetleri tutmak için -daha önce hiç yapmadığı bir şey- daha fazla güçlenmeliydi. "Bazen o adamları tutmaya çalışırken komik görünüyordum. O zamanlar beni kaldırıp arkaya bile atabilirlerdi belki." dedi Kukoc. Kukoc'u bir pozisyon aşağı indirmek, hem sahadaki alan genişliğini arttırabilir hem de Chicago'yu savunmada kolay adam değişimi yapabilen modern bir takım görüntüsüne kavuşturabilirdi. Bunu gerçeğe dönüştürmek Kukoc'un elindeydi.

Takımın tecrübelileri Kukoc'u yedikleri konusunda sıkıştırıyorlardı. Kerr, Buechler ve Cartwright beraber geçirdikleri ilk sezonların sezon öncesi kamplarında maç öncesi yemeklerde Kukoc'un yemeğin yanında şarap söylediğini anımsıyorlar. "Bunu görünce, 'Aman, neden formda olmadığını şimdi anladık.' demiştik. Bir NBA oyuncusu olmayı öğrenmesi lazımdı." diyor Cartwright.

(Kukoc bu hikâyelerin abartıldığında ısrarcı. Fakat şarap konusu hep var. Sixers Genel Menajeri olarak Kukoc'u Chicago'dan alan Billy King, Kukoc'un ona 1990'lar sonu İtalya mahsüllerinden vazgeçmemesi gerektiğini öğrettiğini söyledi. 20 yaşındayken Kukoc'la Milwaukee'de bir sezon beraber oynayan ve onu akıl hocası olarak gören Zaza Pachulia, ikisinin sık sık beraber yemeğe çıktığını ve Kukoc'un her zaman şarabın parasını ödemek için ısrarcı olduğunu söyledi. Pachulia bunu kendisinin yaşı tutmadığı için yaptığını zannetmiş, fakat sonunda Kukoc'a nedenini sormuş. "Kendisi sadece pahalı şarap şipariş ettiği ve ben hala çaylak maaşı aldığım içinmiş." dedi Pachulia.)

Kukoc Jordan, Pippen ve Jackson'dan gelen ağır eleştirileri iki ayrı bölüme ayırmıştı: Krause'la ilgili laf sokmalar ve rekabetçi oyunculardan gelen yapıcı eleştiriler. Jordan'la Pippen onun ne kadar iyi olduğunu -kazanmalarına yardımcı olabileceğini, belki kazanmak için ona ihtiyaçları olduğunu- anladığı zaman birincisinin azalacağını, geriye sadece basketbolla ilgili iğnelemelerin kalacağına inanıyordu. Buna katlanabilirdi.

Bulls yedeği Dickey Simpkins, "Şimdi olsa çoğu oyuncu alınırdı. Toni dayandı. Yapması gereken işler olduğunu biliyordu." diyor.

Kukoc yeteneğine güvenmekte haklıydı. 1993-94 sezonunda Kukoc ve Pippen'la oynayan ve 1996'da yardımcı koç olarak Bulls'a dönen Cartwright, "Michael'la Scottie, bu adamın acayip iyi olduğunu anladıkları an onu aralarına aldılar." diyor.

Kukoc Pippen'ı hemen sevdi. Kukoc, "Jerry'nin adamı" laflarının altında, belki de geçmiş geçmiş en iyi birebir savunmacının ona yardım ettiğini görüyordu. Maç sırasında bir eşleşmeyi kaçırdığında, hemen arkasında işleri toparlayan ve bir dahaki sefere daha iyisini yapsın diye ona bir şeyler öğreten Pippen'ı görüyordu. Kukoc Pippen'ın desteğini hissettiğini söylüyor.

"Scottie'yi çok seviyorum." diyor Kukoc. "İlk iki yılda bana en çok yardım eden oydu. Onunla oynamak çok rahattır. Eleştirinin hiçbir zaman kötü niyetli olduğunu da hissetmedim. Beni doğru yola sokmaya çalışıyor gibi hissediyordum."

Pippen, Kukoc'ın Naismith Memorial Basketball Hall of Fame'e girmesi için destek verdi. Bu, Kukoc'un istediği ve hak ettiğini düşündüğü bir şey. (Basketbol dünyasından bir sürü insan buna katılıyor, özellikle de Kukoc'un uluslararası çağdaşlarının zaten yüceltildiğini düşünürsek.) Geçen yıllarda buraya girmiş olan Divac ve Radja da Kukoc'un isminin çoktan orada olması gerektiğini söylüyorlar.

Kukoc "Bu benim için çok önemli. Kriterin ne olduğunu bilmiyorum ama umuyorum bir gün beni de oraya koymak için bir sebep bulurlar." diyor Kukoc. O günün yakın olduğunu umuyor. Babası Ante 82 yaşında, Kukoc'u sporla o tanıştırmış. "Eğer bir gün oraya girersem, bu babam hayattayken olsun istiyorum." dedi Kukoc. "Bu onun için çok daha değerli olacaktır."

Kukoc-Pippen ilişkisinin tersine dönmesi için sebep çoktu, bunun olabileceği çok fazla an yaşandı. "İlişkileri kötüye gitmedi çünkü ikisi de gerçekten iyi insanlar." dedi Cartwright.

1994 konferans yarı finallerinin üçüncü maçında Phil Jackson'ın maçın son atışını Pippen'a değil de Kukoc'a vermesi üzerine Pippen'ın maçın son saniyelerinde oynamayı reddettiği bilinir.

"Bu önemli bir şey değil. Herkesin egosu vardır. Bir dakika bile oynamayan birinin dahi egosu vardır. Bunun için Pippen'la ilgili kötü düşünemem." dedi Kukoc.

Kukoc atışı kaçırmadı tabii ki. O sezon böyle birkaç kritik atış yaptı. 13 sayı, dört ribaund, ve 3,5 asist -ayrıca %40,3'le üçlük atıyordu- ortalamayla oynayarak 1995-96 sezonunda 72 galibiyet alan ve tüm zamanların en iyisi olduğunu iddia eden Bulls'da "Sixth Man of the Year" [Yılın Altıncı Adamı] ödülünü kazandı.

"Rekorlarının bir gün kırılabileceği fikri akıllarından bir saniye bile geçseydi, bu herifler 76 maç kazanırlardı." diyor Cleamons.

73 galibiyeti olan Warriors 2016 Finallerini kaybetti. 1996 yılının Bulls'u Seattle SuperSonics'i altı maçta eleyebildi. O zaman Seattle'ın başında olan Karl, "Bizim araştırmalarımıza göre Kukoc önemli bir anahtardı. Bir sürü parçayı birleştiriyordu." dedi.

Pippen ve Jordan ikilisinden biri dinlenirken çok önemli olan şut yaratma işini üstleniyordu. Simpkins, "Herkes Toni'yle oynamayı çok severdi çünkü o harika bir pasördü." diyor. Hücum üçgeni içinde her yerde oynayabilirdi.

Jackson onun gözüpekliğini takdir ediyordu. 1997-98 sezonu sırasında Rick Telander'a "Toni biraz başına buyruktur. Bu beni rahatsız ediyor, ama bir yandan da, başına buyruk birine ihtiyacımız var. En sık yapmaya çalıştığı şey pas verilecek bariz kişi dışında birini bulmaya çalışmak." dedi.

"Last Dance"in bu sezonunun en önemli maçında -Indiana Pacers'la karşılaştıkları konferans finallerinin yedinci maçı, altı şampiyonluk içinde rakibinin Chicago'yu zorladığı tek an-, Kukoc Jordan'ın 28 sayı attığı Bulls'da 21 sayı attı ve üçüncü çeyrek üst üste beş şut sokarak Chicago’ya en büyük farkı getirdi.

Kukoc böyle anların etkisinin hep sürdüğünü biliyor. Böyle anların onun bütün "keşke"lerini sildiğini söylüyor.

"Topla daha fazla oynadığım bir yere gitseydim rahatlıkla 20 sayı, yedi ribaund ve yedi asist ortalamasını tutturabilirdim, buna cidden inanıyorum. Ama Bulls'la geçirdiğim zamanı hiçbir All-Star maçı veya başka bir şeye asla değişmem. Eğer insanlar istatistiklerimin Hall of Fame için yeterli olmadığını söylüyorsa, benim için hava hoş. O takımın bir parçası olmak için bütün oyuncular her şeylerini verirlerdi. Kariyerimin en iyi zamanlarıydı."

Kukoc zaferler kadar dostluğu da keyifle anıyor. Jordan'ın halka açık yerlerde yemek yemesi neredeyse imkânsız gibiydi ama takım yemekleri artık adet haline gelmişti. Aklına ilk gelen anıyı sorduğumuzda, Kukoc'un aklına Kerr'in yemeğe katılanlara -Kukoc, Buechler, Luc Longley, Bill Wennington ve belki başka insanlar daha- yabanmersinli pancake sipariş ettirdiği otel kahvaltısı geliyor. Nasıl olduysa, bir şekilde bir yabanmersini Kukoc'un burnuna kaçıyor. Onu hapşırarak çıkarmayı becerdiğindeyse herkes abartılı hareketlerle masanın altına giriyor veya peçetelerin arkasına saklanıyor.

"Nedense böyle şeyleri hatırlıyorum." dedi Kukoc gülerek.

Bazı akşamlar Rodman yemeğin demirbaşlarından olan birine yaklaşır, neredeyse süklüm püklüm bir halde masaya oturup oturamayacağını sorarmış. Bazen de sonra nereye gidiyorsa oraya onları da çağırırmış. Buechler Rodman'la yaşadığı farklı farklı maceralarda Eddie Vedder ve Billy Corgan gibi insanlarla aynı ortamlara girdiğini hatırlıyor. Çoğu zaman, Rodman yemekten kalkar ve geceye karışırmış.

Takım arkadaşlarının anlattığına göre, Rodman fazla abarttığını bildiği zamanlarda, hissettiği suçluluk duygusunu kelimelere dökmekte zorlanırmış. "Dennis utangaçtı." diyor Kukoc. Bazen onun yerine Jackson bunu yaparmış. Diğer zamanlardaysa Rodman herkese hediye alırmış. Bir sezon tam Noel öncesinde, Rodman bütün oyunculara eşlerine vermeleri için birer kolye bırakmış; sessiz bir özür olarak.

Kerr "'Dennis, bizi öldürüyorsun çünkü bu kendi aldığımız hediyelerden daha güzel.' demiştik." diyor.

Kukoc "Last Dance"in kalan kısımlarında Bulls'un beraber yaşadığı ve hayranlarına yaşattığı mutluluğa daha fazla, ayrılığaysa daha az odaklanıldığını umuyor. Seyircilere bir sonraki sezonun öncesinde lokavt yaşandığını hatırlatıyor. "Sonraki sezonun oynanacağı kesin değildi." diyor. (Jordan aynı zamanda sağ başparmağının yırtılan tendonunun iyileşmesini bekliyordu -bir puro kesme kazası- ve zaten emekli olmasa bile o sezonun büyük bir kısmını kaçırabilirdi.)

"Dağılmamızın suçlusu kim?" diye soruyor Kukoc. "Bu önemsiz. Biz herkesi mutlu ettik. Benim hatırlamak istediğim kısım bu. Ve bazen, hava soğuk ve yağmurluyken, Youtube'u açıp, eski günleri izleyip, onları anabiliyorum.

Basketbol

Geleceğin yıldızları #17: Alperen Şengün – Özel röportaj

BIR GÜN ÖNCE
Basketbol

Ekpe Udoh ile kitap kulübü, NCAA, NBA, Fenerbahçe ve saha dışı hayatı üzerine

31/05/2020 AT 09:13
Related Topics
Basketbol
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Basketbol

Karmaşıklıktaki zarafet

3 SAAT ÖNCE

Latest Videos

Basketbol

1996 Atlanta Olimpiyatları: ABD-Yugoslavya | Geniş Özet

00:05:07

Most popular

WEC

The Race All-Star - 16/05

16/05/2020 AT 13:47
View more