İllüstrasyon: Harun Tekdal


Yabancı dizi izlemek eğlenceli, güzel ama bir o kadar da meşakkatli bir iştir. Kimisi 20, kimisi 42, kimisi 70 dakika olan bu diziler, eğer uzun soluklularsa yani bir mini dizi değillerse, sezon finaline doğru izleyicilerine bir sıkıntı basar. Zira izleyici, “Ya tamam da dört-altı ay nasıl bekleyeceğim ben yeni sezonu…” der kendine. Fakat yeni sezon geldiğinde beklemeye değdiğini anlar izleyici, o keyfi metalaşmadan, özleye özleye sindirir içine.

Basketbol
Euroleague: Haftanın bilançosu #3
DÜN - 14:08

Misal, efsanevi Lost’un ilk sezonu Hatch’in açılmasıyla biter. Aradaki süreçte izleyici kafayı yer, bir yandan Michael’ın çocuğunun neden kaçırıldığı sorgulanırken diğer yandan Hatch’in ne olduğuna dair tonlarca komplo teorisi çıkartılır. İkinci sezon başladığında ise Desmond “Brotha”, planda görülür, Hatch’e dair şeyler çözülür ama tabii sezon sonunda yine filizlenir birtakım sorular.

Bu örnekler, Stranger Things’teki canavar kurgusunun Will’den kasabaya yayılmasından How I Met Your Mother’da Barney Stinson’nın “Legen…” “…dary” diyişine kadar uzatılabilir. Yani işin özü, hikâyelerin yarıda kalması insanoğlu için bir güzelliktir.

Anadolu Efes’in 2019-2020 Euroleague sezonundaki hikâyesi Lost kadar dramatik, Stranger Things kadar hayranlık uyandırıcı ve How I Met Your Mother kadar eğlenceliydi. Anlayacağınız, bu hikâyede her şeyden azar azar vardı günün sonunda.

Misal, 24 Ekim’de Real Madrid’e 60 attırıp 76 attıktan sonra Krunoslav Simon, soyunma odası kapısının önünde kelimeleri sürekli tekrarladığı bir türküyü mırıldanıyordu. Kaptan Doğuş Balbay tüm ciddiyetini korurken takım arkadaşlarını eğlendiriyordu.

20 Aralık’ta CSKA Moskova’ya bir sayı ile kaybedilen mücadele sonrasında baş antrenör Ergin Ataman’ın sert uyarıları yankılanırken oyuncuların yüzündeki inanç, kazanma inancı pek de insan okuma yeteneklerimizi kullanmadan bir şeyler anlatıyordu bize. Zaten Efes, o mücadeleden sonra 2020’nin Mart’ına kadar kaybetmiyordu. Dramatiklik vardı ama dramadan hayranlık uyandırmak bu takımın işiydi.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1453x305:1455x303)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/03/03/2788247.jpg

Fakat maalesef Mart’ın ikinci haftasında bir olay, hayatın basketboldan çok daha fazlasını olduğunu hatırlattı bizlere bir kez daha. Her spor organizasyonunda hatta tüm dünya işleyişinde olduğu gibi, Euroleague’de sezon, koronavirüs salgını nedeniyle önce askıya alındı ve sonrasında sağlık koşulları göz önüne alınarak iptal edildi.

Anadolu Efes’in sezonu, mükemmel hikâyesi yarıda kalıyordu. Köln’de gelmesi muhtemel Euroleague kupası ve İstanbul kutlamaları takvimlerden siliniyordu belki de.

Lacivert-Beyazlılar, 2020-2021 sezonuna kadrosundan üç parça eksilmiş (Mustafa Kurtuldum, Ömercan İlyasoğlu ve Alec Peters) ve iki tanıdık oyuncu (Erten Gazi ve Tarık Sezgün) takviye etmiş şekilde başlıyor. Keza teknik ekip de aynı.

Klasikliğe modernlik getirmek: Pick-and-roll ve Shane Larkin

Eğer modern basketbol terimlerine biraz hâkimseniz, pick-and-roll oyunlarının günümüzde ne kadar değiştiğini muhtemelen biliyorsunuzdur fakat bu bir varsayım elbette, yani açıklamakta fayda var.

Geçmiş yıllardaki pick-and-roll oyunlarını hatırlayalım. Bazı istisnalar dışında kısalar, perdeden sonra içeriye devrilen (rolling) uzuna topu gönderirler ve 2.12’lik boyuyla günümüzde leblebi gibi üçlük atabilen uzunlar, o dönemlerde bu oyundan yüksek verimle sayı çıkarırlardı.

Son yıllarda ise pick-and-roll’de topu tutan oyuncunun yani handler rolündeki oyuncunun önemi bir hayli arttı. Boşverin NBA’i, Euroleague’de bile bu hücumların sezon başına denenme sayısı 2016’ya göre %32 artmış durumda.

Fenerbahçe Beko ile birlikte Euroleague’de ülkemizi temsil eden Anadolu Efes, eski tarz pick-and-roll setlerini kullanmakta örnek bir takım. Misal, yarıda kalan sezonda Tibor Pleiss, Sertaç Şanlı, Bryant Dunston ve Chris Singleton dörtlüsü 193 kez bu sette rol alıp 239 sayı çıkarmışlar ve bu alanda takımlarını ligde Real Madrid’in hemen ardından ikinci sıraya yerleştirmişlerdi. Fakat Koç Ergin Ataman ve ekibi, modern tarz pick-and-roll hücumlarında çok daha iyi işler yapıyorlar.

Öyle ki Anadolu Efes, perde sonrasında topu kısanın elinde tutmayı daha fazla tercih ediyor, daha açıklayıcı olmam gerekirse, Efes bu setleri 531 kez kullandı ve 398 skor girişiminin 185’inden %56,9 verimlilik ve yalnızca %17.1 top kaybı oranıyla 516 sayı çıkardı. Bu setler, Efes’in genel hücum planının %24’ünü kapladı geçtiğimiz sezon. Tabii bir de bu alanda hem pozisyon başına sayı çıkarma hem de toplam sayı üretme anlamlarında açık ara lider olduklarını belirtmekte fayda var.

Şimdi gelelim rakamlardan pratiğe. Aslında buradaki pratiği tahmin etmek pek de zor değil. Shane “Sugar” Larkin, handler olarak kullandığı 181 pozisyonda %47.8 isabet yüzdesiyle pozisyon başına 1,19 sayı (toplamda 216) çıkarmayı başardı.

Bu çılgınlığı anlamak için birkaç örnek vermek gerekirse: Alexey Shved, Larkin’den tamı tamına 100 fazla bu seti deneyip 261 sayı çıkarırken Mike James, Nick Calathes ve Facundo Campazzo; Shane’den daha fazla aksiyonda oldukları bu setlerde onun kadar sayı üretemediler.

Bu sette Koç Ataman ve ekibinin hakkını vermek gerekiyor. Basit bir örnek çizelim kafamızda. Anadolu Efes’te sahada Shane Larkin, Vasilije Micic, Krunoslav Simon, Chris Singleton ve Sertaç Şanlı beşi olsun. Larkin hücum yönünün sağından hücum ediyor olsun. Micic aynı şekilde sağda ama köşede, Simon sol köşede ve Singleton, sol içte yer alsın. Sertaç, Larkin sağ kanada geçtiğinde perde yapmak için gelirken Singleton, sol köşeye Simon’a perde yapıyor ve sol forvete açılıyor. Simon perdeden çıkarkan Micic, Simon’un topsuz alandaki perdesini kullanarak kat ediyor ve sol köşeye geçiyor.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1369x486:1371x484)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/02/25/2784002.jpg

Peki topun bulunduğu alan ne oluyor dersiniz? O alan, takımın savunma geometrisindeki karmaşadan ötürü bir anda zayıflıyor ve her şey Shane Larkin’in sihirli ellerine bakıyor. Tabii aynı handler olarak 183 pozisyonda 160 sayı çıkaran Vasilije Micic için de kullanıyorlar.

Yani “pis işleri” yapan oyuncular büyük bir cömertlikle sürekli değişip bu rolü üstlenirlerken sihir Micic ve Larkin’in ellerine bakıyor. İşte bu Euroleague’deki diğer her takım için biraz endişe verici bir cümle.

Anlayacağınız pick-and-roll sırasında topun olmadığı taraftaki aksiyonlarla alan yaratmak, ki bu modern oyunun temeli, ve topu yönlendiren oyuncudan skor bulmak Efes’in yarım kalan hikâyesini yazma konusunda bir nevi doruk noktası olacak. Tabii Larkin de Micic de sağlıklı kalabilirlerse.

İkinci direk: Şut performansı

Anadolu Efes, o kadar mükemmel bir oyun planıyla sahada yer alıyor ki, bazen ürettikleri 2435 sayının 886’sının üçlüklerden geldiğini unutuyor insan.

Anadolu Efes, 692 kez kullandığı üçlüklerde %42,5 gibi bir isabet bulup 886 sayı üreterek (bir nevi NBA takımlarına nazira yaparak) pozisyon başına sayı üretme anlamında açık ara lider. Ayrıca toplam sayı üretme konusunda da.

Üçlüklerde pozisyon başına 1,28 sayı üreten temsilcimiz, çizgi gerisindeki en hareketli takımlardan biri. Demek istediğim, evet, setlerin büyük bir kısmı nokta şutör veya catch-and-shoot tarzındaki şutörlerin keskinliğiyle bitiriyor bitirmesine ama top o son noktaya gelene kadar çok fazla fedakârlık ve pratik zekâdan geçiyor.

Misal, topsuz alandaki setlerin yarattığı alanı koşan oyuncu, harcadığı tonla efora rağmen sayı hanesinde arkadaşının yanına artı üç yazılmasını sorun etmiyor. Bu oyuncu için rakiple göğüs göğüse boğuşan uzun/forvet, o üçlük sonrasında istatistik kâğıdına hiçbir şeyin yansımamasını sorun etmiyor. Pratik zekâda ise şutör, (özellikle Simon, Beabouis ve Simon), top kendisine gelmeden önce adımlamalarını doğru yaparak alanını hazırlıyor, topu aldıktan sonra mükemmel bir yükselme, iyi bir bilek kıvrılması ve zamanlamayla topu gönderiyor potaya.

Larkin ile Micic çok daha özel, kreatif şutörler olduğu için yukarıdaki parantez içerisinde değiller bu arada.

Şunu da atlamamak lazım. Modern dönemin temel direği catch-and-shoot ve artık yüzüne bile bakılmayan orta mesafeli şutlar var ya, işte Efes onlarda da lig lideri konumunda. Orta mesafelerde (özellikle Larkin, bir dripling sonrasında host-snake* rolünde iyi bir performans sergiliyor, tabii freeze jumper** konusunda da öyle) pozisyon başına 1.03 sayıyı %50,9 isabet yüzdesiyle geçerlerken catch-and-shoot’lardaki 456 pozisyonda 624 sayı (ki bu Euroleague’de son 10 yılın en yüksek beş takım performansından biri) üreterek liderliği alıyorlar.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1440x728:1442x726)/origin-imgresizer.eurosport.com/2019/12/29/2743641.jpg

Yani şutları var mı? Evet var, hem de istemeyeceğiniz kadar. Şimdi gelelim hem şutların hem de genel oyun işleyişinin yaratabileceği ufak-tefek sıkıntılara, en azından sıkıntıların yaşanma ihtimallerine: Yaş.

*Host-Snake: Oyuncu serbest atış çizgisi hizasına doğru dripling ettiğinde rakibini arkasına alır, yani belini rakibine yaslar gibi yapar ve şutunu kullanır. Bakınız, Facundo Campazzo.

**Freeze Jumper: Topla dripling yapacakmış gibi davranıp mükemmel ayak oyunlarıyla rakibin hiç beklemediği anda şutu kaldırmak. Bakınız, Kevin Durant.

Tempo bir sorun olur mu? Eh, belki.

Shane Larkin, 27 yaşında.

Rodrigue Beaubois, 32 yaşında.

Chris Singleton, 30 yaşında.

Yiğitcan Saybir, 21 yaşında.

Doğuş Balbay, 31 yaşında.

Tarık Sezgün, 19 yaşında.

Tolga Geçiş, 24 yaşında.

Erten Gazi, 23 yaşında.

Sertaç Şanlı, 29 yaşında.

Adrien Moerman, 32 yaşında.

Buğrahan Tuncer, 27 yaşında.

Tibor Pleiss, 30 yaşında.

Vasilije Micic, 26 yaşında.

James Anderson, 31 yaşında.

Krunoslav Simon, 35 yaşında.

Yukarıda da gördüğünüz gibi, Anadolu Efes’in ana rotasyonunda Sertaç dışında kısa forvet ve uzun pozisyonlarındaki tüm oyuncular 30 yaş ve üzerinde.

Öncelikle işin iyi taraflarına göz atmak lazım. Bu oyuncular geçtiğimiz yıl doğal olarak üç-dört yaş genç değildiler. Simon 34’tü, Moerman 31’di, Pleiss 29’du, Singleton 31’di yani. Fakat buna rağmen hücumda tempoyu korumayı başardılar. Evet, o yaşlarda üst düzey bir ligde basketbol oynayan bir insanın temposu, ritmi aydan aya düşebilir fakat Koç Ataman’ın Larkin-Micic odaklı sisteminde bu oyuncular, biraz daha düşük tempoda kalıp takım harmonisinden enerji alıyorlar, bunu unutmamakta fayda var.

Ayrıca Efes’in bu kadroyla 2023’e kadar gidip üst üste şampiyonluklar kazanmasını birçok kişi beklemiyordur. Bu kadro, özel bir hikâyenin kahramanı olmak için elinden gelenin fazlasını yapmaya ve tüm fedakârlıklarda bulunmaya hazır olan oyunculardan kurulu bir kadro.

Eksiler yok mu? Mükemmel yaptıkları işlerde olduğu gibi burada da eksileri var fakat bu sefer atmaya değil engellemeye göz atacağız.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(895x595:897x593)/origin-imgresizer.eurosport.com/2019/05/20/2592054.jpg

Biraz önce okuduğunuz gibi, Efes’in saha açılarını mükemmel paylaştığı hücum sisteminde yaş, enerji düşüklüğü, tempo kaybı gibi faktörler takım harmonisi içinde yok oluyorlar. Fakat savunmada işler biraz daha farklı. Burada özellikle üç nokta öne çıkıyor.

Birinci nokta, topsuz oyunlardaki takip. Efes geçtiğimiz yıl topsuz katlara karşı yaptığı 197 savunmada rakiplerine 259 sayı şansı vererek bu alanda ligin en kötü takımlarından biri oldu. İkinci nokta, pick-and-roll sonrasında devrilen adama yapılan savunma. Efes geçtiğimiz yıl bu pozisyonları 159 kez savundu ancak pozisyon başına potasında 1,25 sayıya verdi. Son nokta, perdeden çıkan kısayı savunmak, yani off screen. Bu setlerde ise Efes, 150 pozisyonda 147 sayıya engel olamadı potasında.

Bir şey dikkatinizi çekti, değil mi? Bu üç setin tamamında da ana savunma rolleri forvet ve uzun rotasyonuna ait, “yaşlı”, rotasyona ait. Yani ne zaman rakipleri tempoyu ve topsuz alan koşularını arttırıyor işte o zaman Efes’teki tempo problemi ortaya çıkıyor. Fakat farkında olduğunuz gibi buradaki pozisyon sayıları bir hayli düşük. Misal tek başına nokta şut, pick-and-roll handler veya geçiş hücumu setleri bu üç setin birleşiminden ya çok daha az ya da fazla. Yani, her güzel şeydeki sorunlardan biri bu.

Hikâye

Rakamlar, çıkarımlar, hatıralar, tahminler… Hayatın her alanında olduğu gibi basketbolda da söylediğiniz şeyleri geçerli veya geçersiz çıkaracak olan şeyler bellidir. Sayı atmak ve sayı yemeyi engellemek. Anadolu Efes, geçtiğimiz sezonun büyük bir kısmında kullanamadığı fakat Gloria Cup’ta da gördüğümüz gibi mükemmel bir şekilde parkelere dönen Bryant Dunston’la birlikte, işin ilk kısmında işin ehli isimlere sahip. İşin ikinci kısmında ise sadece lider değiller…

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1319x773:1321x771)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/09/22/2891721.jpg
Basketbol
Yol
17/10/2020 - 21:11
Basketbol
Dönüm noktası
13/10/2020 - 22:33