Eurosport
Matthew Richardson: “Harrie ile Sağlıklı Bir Rekabetimiz Var”
Tarafından
Yayınlandı 19/04/2025 - 08:05 GMT+3
Şampiyonlar Ligi’nin yıldızı, Paris’ten üç madalya ile dönen Matthew Richardson ile sprint disiplinini ve Harrie Lavreysen ile olan rekabetini konuştuk.
Matthew Richardson
Görsel kaynağı: Getty Images
Pist bisikleti, eski zamanının altın günlerinden çok uzakta. Yol bisikleti sezonu iyice uzadı, diğer disiplinlerin rekabetinde de kros ve dağ giderek popülerlik kazanıyor. Bir zamanlar kış aylarında altı gün yarışlarıyla dolan ve kendi yıldızlarını çıkaran velodromlar, şimdilerde yol bisikletçilerinin arada bir rekor kırmaya geldiği, Olimpiyat olmayan yıllarda unutulan eski bir buluşma yeri.
Pist bisikletinin birçok kişi tarafından karışık ve anlaşılmaz olarak nitelendirilmesi, ilginin düşmüş olmasındaki sebeplerden biri olabilir. Bu yüzden, 250 metrelik pistte yaşanan karmaşayı sporcuların gözünden aktaracağımız ufak bir röportaj serisine başlıyoruz. İlk röportajda konuğumuz dünyanın en iyi sprinterlerinden Matthew Richardson.
Matt Richardson ve Harrie Lavreysen’in sprint rekabeti, şu anda pist bisikletinin en büyük hikayesi. Yıldızlarını kaybetmiş olan bu spor, son yıllarda ikilinin Şampiyonlar Ligi’ndeki rekabetiyle toparlanmaya çalışıyor. Şampiyonlar Ligi’nin dört yılla sınırlı kalan tarihine imza atan ve Paris’ten üç madalyayla ayrılan Richardson ile sprint disiplininin inceliklerini, stratejilerini ve elbette Lavreysen ile olan rekabetini konuştuk. Kırdığı dünya rekorunun iptal edildiği, ama yine de sprintte şampiyon olduğu bir Konya gününün akşamında.
Bir sprint yarışına hazırlık sürecini ve taktiklerini açıklayabilir misin? Mesela ön pozisyonda mı arka pozisyonda mı yarışmayı tercih edersin?
Pozisyon tercihimi kimle yarıştığıma ve turnuvanın hangi turunda yarıştığıma göre belirliyorum. İlk turlardaki yarışlarda biraz daha güç korumaya çalışırım. Birçok insan arkada yarışmanın, bütün yarış bekleyip son anda hamle yapmanın güç korumak adına daha kolay olduğunu düşünür. Ama ben birçok kişiye karşı önde yarışmayı tercih edebilirim. Önde yarışmak konusunda kendime güveniyorum. Bu yüzden yarıştan yarışa, rakipten rakibe tercihimi değiştirdiğimi söyleyebilirim.
Senden önce konuştuğum bisikletçilerin hepsi arkada yarışmayı tercih ettiklerini söylediler. Senin önde yarışmayı sevmen gücünün bir göstergesi olabilir mi?
Evet, bir miktar. Önden yarışıp kazanmanız için güce sahip olmanız gerekiyor, yoksa rakibiniz sizi hemen gelip geçer. Bu yüzden sorunun cevabı evet.
Öte yandan, arkadan yarışmanın da güzel yanları var. Rakibi her zaman rahatça görebilirsin. Sürekli omzunun üzerinden arkana bakman ve pedallarını onunla aynı anda çevirmek için uğraşman gerekmez. Bence her pozisyonun kendi avantajları var.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2024/11/24/4065172.jpg)
Matthew Richardson
Görsel kaynağı: From Official Website
Sence bir sprint yarışında rakibinin nasıl yarıştığını bilmek önemli mi? Mesela Lavreysen’e karşı yarışırken onun bir sonraki hamlesinin ne olacağını öngörebiliyor musun?
Evet, onunla yarışırken öngörebiliyorum. Fakat bunu bilmem onu yenmemi hiç kolaylaştırmıyor. Önemli olan rakibinin taktiğini bilmekten ziyade hangi alanlarda güçlü olduğunu bilmek. Ne tarz bir bisikletçi olduklarını bilmen gerekir. “Uzun sprint mi sever, kısa sprint mi?” gibi.
Elbette yarışın gidişatını göre değişebilir ama senin için bir yarışın ideal sprint açma noktası kaç metredir?
İlk önce yarışın nasıl ilerlediğine bakmak lazım. Mesela bugün çeyrek finalde Shinji (Nakano) ile yarışırken beni çok geriden takip ettiğini gördüm. Bu yüzden tempoyu erkenden arttırdım ve yarışı dağıttım. Öte yandan ilerleyen yarışlarda sprinti açmayı hep son dakikaya bıraktık. Yarışın içinde sürekli gözlem yapıp taktiği ona göre düzenlemek gerekiyor.
Biraz da takım sprintten konuşalım. Şu anda Büyük Britanya’nın takım sprint kadrosunda sen ikinci pozisyondasın, Harry Ledingham-Horn üçüncü pozisyonda. Fakat Harry pozisyon değişebileceğinizi söylemişti...
Takımda farklı ihtimalleri her zaman değerlendiriyoruz. En hızlı kombinasyonun ne olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Hem o hem de ben iki pozisyonda da yarışmayı biliyoruz, ki bu takımımız için büyük bir avantaj. En hızlı kombinasyonun ne olacağını gelecekte göreceğiz. Biz Konya’da ilk kez birlikte yarıştık ve benim iki numarada olduğum sıraya daha alışkın olduğumuz için risk almadan bütün yarışlarda bu sırayı tercih ettik. Ama gelecekte bu değişebilir.
Harry Ledingham-Horn ile konuştuğumda senin (Avustralya’dan) Büyük Britanya’ya katılmanın milli takımındaki herkese iyi geldiğini söylemişti. Mesela Harry 200 metre zamana karşıda artık birebir senin çizgini kullanıyormuş. Sen Büyük Britanyalı sprinterlerin geneline böyle etki ettiğini düşünüyor musun?
Elbette tecrübemi kullanmaya, yardıma ihtiyaçları ve istekleri varsa onlara yardım etmeye çalışıyorum ama asla insanlara ne yapmaları gerektiğini söylemem. Sadece, birisi bana bir şey sorarsa ben de ona dürüst bir cevap veririm. Cevabımı dinleyip bir şeyleri değiştirmek isterse bu beni elbette memnun eder. Kimse kariyeri boyunca aynı stratejiyle yarışmamalı. Yeni bir şeyler denemek, ufak ufak da olsa bir şeyleri değiştirmek bence her zaman güzeldir.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2022/12/02/3501736.jpg)
Richardson, Şampiyonlar Ligi'nde Lavreysen'i mağlup ediyor.
Görsel kaynağı: Eurosport
Şampiyonlar Ligi’nde her ayağın hikayesi sen ve Harrie Lavreysen’in rekabeti oluyor. Sence pist bisikletinin yeni yüzleri siz misiniz?
Hayır, kesinlikle hayır. Harrie’nin kaç tane Dünya Şampiyonluğu var saymadım bile. Sanırım 15 tane falan. Benimse sadece bir tane var, o da bir takım müsabakasında. O bambaşka bir seviyede. Bu sonsuza dek böyle mi devam edecek bilmiyorum. Yaşlandıkça tabii ki gücü azalacak ama aramızda sadece iki yaş olduğundan çok da bir etki edeceğini sanmıyorum. Bu yüzden bütün kariyerimiz birbirimize karşı yarışarak geçecek ve ben her zaman elimden gelenin en iyisini yapıyorum. Onu geçip zirveyi almak istiyorum ama henüz maalesef bu yaşanmadı.
İki gün önce (14 Mart), Lavreysen’in doğum günüydü. Bir kutlama mesajı gönderdin mi?
Ha ha! Maalesef hayır… Kutlamadım. Onun doğum günü olduğunu ancak geceye doğru gördüm ve artık çok geç olmuştu. Fakat bu sabah kırdığım dünya rekorunun geçerli olduğu kısa sürede bana mesaj atanlardan biri Harrie’ydi. Harrie ile sağlıklı bir rekabetimiz var.
Röportaj: Emre Köseoğlu
Benzer Konular
Reklam
Reklam