Bir Toplum:

Ronde van Vlaanderen, Flaman halkının özgürlük sembollerinden biri. Yarışın temellerinin atıldığı dönemde Belçika’nın üstün bölgesi Valonya olduğundan egemenlik de Valonların elindeydi. Flamanlar eziliyor, alt sınıf olarak görülüyordu. Fakat yıllar geçtikçe Flamanlar ayaklanmalarına cevap almayı başardı. Dillerinin 20. yüzyıla girmeden hemen önce resmi dil olarak kabul edilmesi yaşanacakların ilk sinyaliyken II. Dünya Savaşı’ndan sonra da güçlenen ekonomileriyle ibreyi kendilerine çevirmişlerdi.

Bisiklet
Soler etap galibi, Roglic tur lideri
DÜN - 09:29

İşte Ronde de bu yıllarda Karel van Wijnendaele tarafından “halkın özgürlüğüne katkı sağlamak için tüm Flaman şehirlerden geçmesi gereken” bir yarış olarak tasarlandı. Bu yarışı düzenleyerek, aynı zamanda kurucusu olduğu spor gazetesi Sportwereld’in de satışlarını arttırmayı başarmıştı.

İlk edisyonun yapıldığı günden bu yana Valonların anıtsal klasiği Liege-Bastogne-Liege’le kıyaslanan yarışın da aynı Flamanlar gibi İkinci Dünya Savaşı sonrası güç kazandığını söyleyebiliriz. Çünkü birçok yarışın aksine Ronde savaş yılları boyunca Nazilerin yardımı sayesinde yapılmaya devam etti. Yarışın kurucusu van Wijnendaele de savaştan sonra Nazilerle işbirliği yaptığı suçlamasıyla karşı karşıya kaldı ama kurtulmayı başardı.

Bir Kişilik:

Flandrien’ kelimesi de Ronde etrafında şekillenmiş bir sözcük. Bir zamanlar ABD’de “çiğ et yiyen adamlar” olarak tanımlanan grubun temel özellikleri arasında çiğ et yemek bulunmasa da sanırım fena bir özet değil.

Bir Flandrien sabah akşam çalışır, inatçıdır, hava kötüleştikçe o iyileşir ve yüzündeki acı ifadesi gücünden eksiltmez. San Luca’yı bir lastiği ısırarak çıkan ‘Flandre Aslanı’ Fiorenzo Magni, aynı lakabı paylaştıkları Johan Museeuw, savaş yıllarında tarihe geçen Achiel Buysse ve Rik van Steenbergen, “Bulldog” Walter Godefroot, büyük rakipler de Vlaeminck ve Merckx, son olarak da Belçika’nın yakın dönem yıldızlarından Boonen.

Fakat sözünü sakınmayan büyük Flaman de Vlaeminck için tek bir Flandrien var, o da Briek Schotte. Daniel Friebe’e rakibi Merckx’in biyografisi için konuşan Flaman, Schotte’nin 1948 Valkenburg Dünya Şampiyonası’nda yaptığı 200 kilometrelik atağı örnek göstererek Merckx’in bile o kadar uzun süre yeterli hızda süremeyeceğini öne sürüyor.

Bir Tarih:

Ronde’nin tarihi hellingen’i Muur van Geraardsbergen ve Tenbosse bu sene parkurda yok. Finişin Meerbeke’den Oudenaarde’ye taşınmasıyla zaten değerini belli oranda yitiren tırmanış kilometreyi minimumda tutmak adına bir seneliğine pas geçildi. Muur kullanılsa bile yol kenarındaki duvara oturan insanlar eşliğinde kamera şapele doğru dönmeyince bir şeyler eksik kalacaktı zaten.

Neyse ki bisikletin en ünlü yürüyüş yolu Koppenberg hala parkurda. Bitişten nispeten uzak bir bölümde bulunduğundan toplu giren gruplarda ayağını pedaldan çıkaranlar ve %22 eğimi keyfini çıkarak yürüyenleri görmemiz epey yüksek bir ihtimal. Yarışta herkesin gerginleştiği, yer kapmak adına mücadeleye girmeye başladığı bölüm de burası olacaktır.

En kritik rolü yine 3 kez çıkılan Oude Kwaremont ve 2 kez çıkılan Paterberg oynayacak. Son Paterberg’in zirvesinden ilk geçen ismi kalan 13 kilometrede yakalamak genellikle mümkün olmuyor. Fakat eğer van der Poel ve van Aert son bölümde kafa kafaya kalırsa yaşanacakları tahmin edemiyorum. Düşünmesi bile heyecan verici.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg)/origin-imgresizer.eurosport.com/2012/03/31/826238.jpg

van der Poel, van Aert ve Diğer 173 Ölümlü:

Favorileri incelemeye geçmeden önce bu sene E3 ve Dwars door Vlaanderen gibi hazırlık yarışlarının iptal edildiğini, Omloop ve Kuurne gibi yarışların üzerinden de çok uzun zaman geçtiğini belirtmek gerek. Yani birçok sporcunun durumunu Gent-Wevelgem’de gördüğümüz kadarıyla biliyoruz. Sürprizler bizi bekliyor olabilir.

Mathieu van der Poel ve Wout van Aert’ın kazanmadığı her senaryo sürpriz olarak gözükse de son yarışlarda gördüklerimiz ikisinin de diğerinin kazanmasından bir hayli korktukları yönünde. Hatta Gent-Wevelgem’de birbirlerini ön tarafa taşımak istememelerinden dolayı yarışı kaybetmeleri de onlar için bir ders olmuş gibi gözükmüyor.

Hollandalı, bahis şirketlerine göre bu yarışın bir numaralı favorisi. Buraya Tirreno’da bir etap, BinckBank Tour’da etap ve genel klasman, Liege’de altıncılık ve Brabantse Pijl’de ikincilikle geliyor. Formunun iyi olduğuna şüphe yok ama Sagan’ın da olmamasıyla onun rolünde kendisi olacak. Pazar günü takım arkadaşları haricinde kimse onun olduğu grupta çalışmaz, onu peşinde ön gruba getirmez, zaten ön gruptaysa farkını arttırmasına da yardım etmez.

Belçikalı ise ‘yeni’ sezonun ilk yarışı Strade Bianche, yani 1 Ağustos’tan bu yana sürekli yarış kazanıyor. Formunu Ekim’e kadar koruyup koruyamayacağı büyük bir şüpheydi ama geçtiğimiz Pazar anladık ki korumuş. En büyük rahatlığı yarıştaki en iyi sprinter olması. Rakiplerinin sprinte girmeden van Aert’ı dökmüş olmaları gerek.

Bu noktadan sonra yarışı kazanma ihtimalleri birbirine çok yakın olan 10 kadar isim var fakat Quick Step’liler bir adım önde. Yves Lampaert, Zdenek Stybar, Florian Senechal, Kasper Asgreen ve Bob Jungels’in her biri bu yarışı kazanabilecek kalitede isimler. Julian Alaphilippe hakkında ise herhangi bir dayanak noktamız yok. Valverde’yle benzer profilde olduklarını düşünürsek İspanyol’un geçen seneki sekizinciliği belki yardımcı olabilir ama o yarışın çok düşük tempoda geçildiğini de unutmamak gerek.

Trek ilk bakışta göze batmasa da Omloop’u kazanan Jasper Stuyven ve daha geçen hafta Gent-Wevelgem’i kazanan Mads Pedersen ile Quick Step’in derinliğine cevap verebilecek iki takımdan biri. Stuyven’in formuna dair pek bir bilgimiz yok ama Pedersen’in son zamanlarda hem akıllıca hem de güçlü yarıştığını gördük. Trek’in karnesinde tek bir eksi var: Ne Pedersen ne de Stuyven tırmanışları en hızlı geçecek isimler arasında değil. Şansa ihtiyaçları olacak.

Yukarıda bahsettiğim, Quick Step’in sayıca üstünlüğüne rakip çıkabilecek diğer takım ise Sunweb. Birkaç aydır çok formda olan Soren Kragh Andersen, pek bir şey kazanmasa da flandrien kişiliğe örnek verebileceğimiz Benoot ve geçen hafta Paris-Tours’u üçüncü tamamlayan Nieuwenhuis’e dikkat etmek gerek. Sunweb taktik anlamda pelotonun belki de en kuvvetli takımı, herkesin bir gözü onların üstünde olmalı.

Son şampiyon Alberto Bettiol de unvan korumak için pedal çevirecek. Bacakları iyi gözükürken takım da Keukeleire ve Langeveld gibi iyi bir domestik kadrosuyla geliyor ama bu kez Bettiol çok daha yakından takip edilecek. Tavşanı şapkadan ikinci kez çıkarabileceğine dair şüphelerim var. Takım arkadaşı ve diğer lider Sep Vanmarcke’ın da formu iyi gözükmüyor.

Matteo Trentin de Gent-Wevelgem’in iyi isimlerindendi. Sprintte üçüncü gelmesinden çıkarımda bulunmak anlamsız olur ama Kemmelberg’deki performansı rakiplerini tedirgin etmiştir. CCC’nin en önemli üyesi Van Avermaet’ın yokluğu takım için iyi haber olmasa da Trentin’e rahatlık sağlayacağı kesin.

Kemmelberg’i iyi çıkan bir başka isim de Stefan Küng’dü. Küng Paterberg’in zirvesinden lider geçtiği anda yakalanmayacak tek isim olabilir ama o noktaya kadar kalıp kalamayacağı hakkında karamsarım. Geçen seneki Yorkshire parkuru, Gent-Wevelgem, Omloop ve Muur’lü BinckBank Tour etabının profilleri de bu yarışa benzerdi ama Ronde’nin zorluğu farklı bir seviyede. Küng ağır kalıyor biraz.

Normal koşullarda bu listenin çok daha üst sıralarında bulunması gereken bir isim Oliver Naesen fakat BinckBank Tour’da yaşadığı kaza ve finişe kadar tek bacağıyla pedal çevirerek gelmesinin üzerinden sadece iki buçuk hafta geçti. Aslında o yarışın kalan bölümünü iyi geçirdi ve formunu tekrar toparladığının sinyallerini de verdi. Yine de onun hakkında yorum yapabilecek kadar performansını izlemedik.

Geçen sene Ronde’yi beşinci, Roubaix’yi ikinci bitiren Nils Politt bu sezon geçtiğimiz sezonları aratıyor. Seneye Sagan’la aynı takımda bulunacağından lider olarak geleceği son anıtsal yarış bu. Keşke toparlanıp yarışa farklı bir boyut katsa ama 2020 sezonu onun için hiç istediği gibi geçmedi, istediği gibi de biterse sürpriz olur.

Listenin kalanına da kısa kısa değinmekte fayda var. Kwiatkowski Ardennes klasiklerinde çok tükenmiş gözüktü, Degenkolb için fazla zor bir parkur, Valgren NTT’de yarışmanın getirdiği lanete kapılmış durumda, Bahrain-McLaren’de Teuns atak yaparken Colbrelli sprinti bekler muhtemelen, Boasson Hagen büyük yarışlarda her zaman doğru yarışır ama bacakları sanki onu yarı yolda bıraktı, Kristoff da yeterince formda gözükmüyor.

Ekip çok geniş ve benim düşüncem sürprizlere açık bir yarış olduğu yönünde. Quick Step başta olmak üzere birçok takım sürekli atak yapacaktır, yapmalı da. Çünkü grupta kimse van der Poel ve van Aert’a yardım etmeye gönüllü olmayacak, onlar da yüksek ihtimalle çalışma işini birbirine bırakacak. İkili uyanıp birlikte çalışmaya başladıklarında iş çoktan bitmiş olabilir.

Bisiklet
La Vuelta Başlıyor: Parkur, Favoriler ve Yarış Hakkında Bilinmesi Gerekenler
20/10/2020 - 07:50
Bisiklet
Giro d’Italia’da Kritik Son Hafta: Kelderman, Almeida ve Dağlar
19/10/2020 - 09:59