Geçtiğimiz yılın bahar aylarında, dünya koronavirüsle henüz yeni yeni tanışırken yarışların ertelenmesinin birçok takımın sonunu getireceği yaygın bir endişeydi. Neyse ki, büyük yarışların çoğunun bir şekilde gerçekleştirilebilmesi en azından WorldTour takımlarını büyük oranda kurtardı ve bu sezona da 19 takımla başlıyoruz.
Pandeminin beraberinde getirdiği maddi sorunlara çözüm bulamayarak çekilen tek takım olan CCC, WorldTour lisansını Intermarché-Wanty-Gobert Matériaux’ya bırakmak zorunda kaldı. Fakat Wanty’nin kadrosu, WorldTour seviyesi için epey zayıf. Yarış kazanmak adına Louis Meintjes, Jan Hirt, Danny van Poppel ve Aimé de Gendt gibi isimlerden medet umacak takımın zor bir sezon geçirmesi kimseyi şaşırtmaz.
2021’e sponsor değişimiyle giren ve beklentilerin düşük olduğu bir başka takım ise eski adıyla NTT, yeni adıyla Qhubeka Assos. Kasım ayının son günlerine kadar sponsor bulamayan takım, haliyle birçok üyesini kaybetti ve alt limit olan 27’yi geçmek adına kontratsız kalmış sayısız bisikletçiye teklifte bulundu. Sonuç olarak lisanslarını korumayı başarsalar da, kadroları başka takımlar tarafından istenmeyen bisikletçilerle doldu ve son birkaç senedir hiçbir şey gösteremeyen 2015 Vuelta şampiyonu Aru’yu kadrolarına katarak büyük bir risk aldılar.
Bisiklet
"Acıyla yaşamak zorunda kalacağımı biliyorum"
DÜN - 14:52
https://i.eurosport.com/2021/01/05/2965749.jpg
Öte yandan, Israel Start-Up’ın Froome’a önerdiği uzun vadeli ve bol sıfırlı kontratın çok daha büyük riskler barındırdığını söyleyebiliriz. 2019 Dauphiné’de yaptığı kazadan bu yana domestik olacak gücü bile bacaklarında bulamayan 35 yaşındaki Froome’un beşinci Fransa Turu’nu kazanması şimdilik epey zor. Bu riskin dışında, takımın diğer eklemeleri de pek alışık olmadığımız bir transfer politikasının işaretçisi. Vanmarcke, Woods, Impey ve De Marchi gibi 32 yaş üstü eklemeleri bir kenara bırakırsak, hâlihazırda kadrolarında bulunan Greipel ve Dan Martin gibi liderler de emeklilikten uzak değil.
AG2R Citroen de en büyük transferini kariyerinin son yıllarını geçiren Greg Van Avermaet’ı kadroya katarak yaptı fakat Citroen’in sponsorluğuyla artan bütçelerini çok daha iyi kullanmış durumdalar. Romain Bardet ve Pierre Latour’la yolları ayırarak klasikler eksenli bir takım kurma yolunu seçen Fransız takımı; Champoussin, Hanninen ve Dewulf gibi genç yeteneklerin yanı sıra Jungels ve O’Connor gibi isabetli iki transfer de yapmış durumda. Sezona diz sakatlığıyla başlayacak olan Cosnefroy’dan da, benzer profilli yarışlarda geçtiğimiz sezon Hirschi’nin yakaladığı çıkışa benzer bir performans görebiliriz.
https://i.eurosport.com/2021/01/09/2967810.jpg
Ocak ayının ilk günlerinde DSM’le olan kontratını sonlandıran Marc Hirschi, Emirates’le üç yıllık bir anlaşmaya imza attı. Pogacar, Hirschi, McNulty ve Bjerg gibi gençlerin yanı sıra Gaviria, Trentin, Majka ve Kristoff gibi tecrübeli isimlerle 2021’de de güçlü göreceğimiz takımın kış aylarındaki gündemi aşıydı. Sporcular ve takım çalışanları dâhil toplam 59 kişiye Çin yapımı Sinopharm aşısını uygulayan Emirates, bisiklette aşılanan ilk takım oldu.
2020’ye damga vuran Sunweb, Hirschi’nin takımdan ayrılmasına rağmen bu sezona da damga vurabilir. Zaten geçen seneden taşıdıkları genç kadronun üzerine Marco Brenner, Andreas Leknessund ve Kevin Vermaerke gibi yeni yetenekler ekleyen DSM’in yıldız transferi de Romain Bardet oldu. AG2R’le uzun süredir devam eden birlikteliğindeki verimi iyice düşen Fransız için yeni bir takım ve bambaşka bir atmosfer elbet yararlı olacaktır.
Takım değiştirmese de, baskıdan uzaklaşmak adına farklı bir atmosferde yarışmayı seçen tek Fransız Bardet değil. Groupama-FDJ’nin lideri Pinot, daha önce iki sene arka arkaya Giro’da yarışmış ve 2019’da Tour’a döndüğünde ne kadar mesafe kat ettiğini göstermişti. Geçtiğimiz sezonu hayal kırıklığıyla tamamlayan Pinot’nun kafasında, aynı deneyi bir kez daha uygulamak uzun süredir var mıydı bilinmez ama Fransa Turu’nun parkurundaki zamana karşı kilometreleri bu tercihi zaten bir yandan zorunlu kılıyor. Pinot’nun Giro d’Italia’da yarışmasına en çok sevinecek kişi ise elbette Arnaud Demare. Geçtiğimiz sezon Fransa’da yarıştırılmayan sprinter, bu sene Fransa Turu’na istediği sprint treniyle gidebilecek. La Vuelta’da beklenen sıçramayı yapan David Gaudu de bu sezon, sadece Pinot’nun domestiği olmaktan daha iyisini başaracaktır.
https://i.eurosport.com/2021/01/18/2973770.jpg
WorldTour’un son Fransız takımı Cofidis’i bir başka zor yıl bekliyor olabilir. Tam olarak 10 yeni bisikletçiye imza attırsalar da kadro kaliteleri hala epey düşük ve yarış kazanmak adına iki bisikletçiye güvenmek zorunda kalacaklar. Bunlardan ilki olan Guillaume Martin, geçtiğimiz sezon boyunca takımın göze çarpan ender bisikletçilerindendi ve beklenmedik bir aksilik yaşamazsa aynı performansını bu sezon da sürdürememesi için bir neden yok. Lakin diğer isim, Elia Viviani için tünelin sonunda bir ışık var mı emin değilim. Quick Step’in güçlü sprint treninden ayrılarak Cofidis’e gelmese muhtemelen adından daha sık söz ettirirdi fakat artık bu konuda yapabileceği bir şey yok. 32 yaşına girdiği bu günlerde, hızını bir şekilde tekrardan yakalamak zorunda.
Movistar, 2020 boyunca toplam iki zafer elde ederken Marc Soler dışında kimse yarış kazanamadı. Sezon eğer koronavirüs engeline takılmazsa bu rakamı geçeceklerdir ama artık onlardan beklenen en azından bir büyük tur podyumu olmalı. Bu hedef doğrultusunda takıma Miguel Angel Lopez’i kattılar ve Soler’i Giro’ya götürürken Mas ile Lopez’i Tour ve Vuelta’da yarıştıracaklar. Açıkçası, zamana karşı kilometresi bu kadar fazla olan ve tırmanış etapları da bir o kadar zayıf olan Fransa Turu’na zamana karşısı kötü iki liderinizi götürürken bir dönem “Yeni Indurain” olarak tanımlanan Soler’i Giro’ya götürmek biraz ilginç gelebilir. Alejandro Valverde’nin son sezonu ise Olimpiyat altını peşinde geçecek. Lopez transferinin yanı sıra takıma katılan Mühlberger ve Cortina ise özgürlük tanındığı takdirde kaçışlardan zaferlere uzanabilecek kalitede isimler.
https://i.eurosport.com/2020/11/12/2935796.jpg
McLaren’in sponsorluktan çekilmesiyle Bahrain-Victorious olarak devam eden takımın adı kadar görkemli bir sezon geçirebileceğinden emin değilim. 2020’ye çok hızlı başlamışlar, martta sezon durdurulduktan sonra bir daha toparlanamamışlardı. Cavendish, Battaglin ve Cortina’yı kaybetmelerinin üstüne yönetim tarafında Rod Ellingworth’ü de INEOS’a kaptırdılar. Mikel Landa ve Pello Bilbao pembe mayo için yarışacakken Teuns ve Mohoric de Klasiklerde şanslarını deneyecekler.
Kanada’dan buldukları yeni sponsorla birlikte Astana-PremierTech adını alan takım, Miguel Angel Lopez’i kaybetse de Aleksandr Vlasov’la yine büyük turlarda iddialı olabilir. Bu seneki hedefi olarak Giro d’Italia’yı seçen Rus sporcunun takım desteği de eskisinden kuvvetli olacaktır çünkü artık Astana’da başka bir genel klasmancı yok. Büyük turların kendisine uymadığını kariyerinin son yıllarında anlayan Fuglsang, Fransa Turu’nda sadece etap için yarışacakken asıl hedefleri Ardenler ve Olimpiyatlar.
Lotto Soudal, bu seneyi de büyük oranda Caleb Ewan’dan galibiyet bekleyerek geçirecek. Tour Down Under’ın iptal edilmesiyle sezona her zamanki hızlı başlangıçlarından birini yapamayan Avustralyalı, pelotonun en iyi sprinteri değilse bile kesinlikle ilk üçte olduğundan yine zaferler kazanacaktır ama kadronun geri kalanı epey uzun bir süredir formsuz. Milano-San Remo’yu hedefleyen Gilbert ve Paris-Roubaix’yi hedefleyen Degenkolb gerçeklikten uzak hayaller kuruyor olabilirler. Kaçış dostları Wellens ve De Gendt ise alıştığımız şekilde yarışmaya devam edecektir.
https://i.eurosport.com/2020/10/14/2914871.jpg
Team BikeExchange adını alan Mitchelton-Scott, bu sezon hem bambaşka bir forma hem de Bianchi bisikletlerle yarışacak. Kontratının sonuna gelmeden Sunweb’den ayrılan bir başka isim olan Michael Matthews’ü dört yıl aradan sonra yeniden kadrolarına katmaları onlara ekstra zaferler olarak geri dönecek olsa da gelecek sezonda takımda beklentilerin en yüksek olduğu isim yine Simon Yates. İkizinin INEOS’a gitmesiyle takımının tek genel klasmancısı olarak kalan Simon, Olimpiyat hedefiyle girdiği sezonda Giro veya Tour’da da şampiyonluk mücadelesi verecek. 2018’den yarım kalan Giro hesabını kapatmayı denediği son iki sezonda çok formsuz gözükmesine karşın izlemesi keyifli bisikletçilerden biri olduğu kesin. Özgürlük tanınırsa Lucas Hamilton’ı da iyi bir sezon bekliyor olabilir.
Trek-Segafredo kadrosunu büyük turlar ve Klasikler ekibi olarak ikiye ayırabiliriz. Geçtiğimiz yıl hiç yarış kazanamayan Vincenzo Nibali, sezonunu Giro ve Tokyo ekseninde kurmuş durumda. Tokyo parkuru son bölümündeki inişle birlikte kendisine uygun gözükse de 36 yaşındaki Nibali’nin Giro’yu kazanma şansı hakkında iyimser olmak mümkün değil. İlk kez 1903'te yapılan Giro’nun şimdiye kadarki en yaşlı şampiyonu Fiorenzo Magni bile yarışı kazandığında 34 yaşındaydı. Tırmanış kadrosunda Mollema ve Ciccone’yi de bulunduran Trek-Segafredo, etap yarışlarını kontrol edebilecek kadro derinliğine sahip. Klasiklerde ise Stuyven, Pedersen ve Theuns ile hem taşlı sektörlerde fark yaratabilecek hem de sprint atabilecek bir üçlüye sahipler. Ronde ve Roubaix gibi tamamen saf güç eksenli yarışlarda zayıf kalabilirler fakat daha yumuşak profillerde sayıca üstünlük işlerine yarayacaktır.
EF Education-Nippo’nun 2021 planlarının merkezinde elbette Hugh Carthy var. Geçen sene La Vuelta’da üçüncü olarak büyük tur kazanabileceğini kanıtlayan Prestonlı, pelotonun en saf tırmanışçılardan olmasına rağmen zamana karşısı da hiç kötü değil. Ocak ayının başında, gece yataktan kalkarken küçük ayak parmağını yatağa çarparak kıran Uran için zamana karşı kilometresi fazla, tırmanış etapları kısa olan Fransa Turu şimdilik iyi bir opsiyon gibi. Bir başka Kolombiyalı Higuita için de pek çok fırsat olacak, Paris-Nice veya Bask Turu gibi tek haftalık patlayıcılık yarışlarında kendisini gösterecektir. Tejay, Bettiol ve yeni transfer Valgren ile de yarışlar kazanabilecek takımda sprintleri ve zamana karşısıyla öne çıkan Bissegger de dikkatle takip edilmeli.
https://i.eurosport.com/2020/10/13/2914211.jpg
Bora-Hansgrohe’den bahsederken ilk zikredilmesi gereken isim tabii ki Sagan. Giro d’Italia’da görkemli bir kaçış zaferiyle 2020’yi zafersiz kapatmaktan kurtulsa da geçtiğimiz sezon Sagan için kesinlikle iyi hatırlanmayacak. Yine de Bora-Hansgrohe, Sagan’ın ilk imza attığı güne kıyasla artık çok daha iyi bir takım. Sprintlerde Ackermann ile Sagan’a alternatif oluşturabilirler ve tek günlük yarışlarda da Daniel Oss ve Nils Politt gibi iki iyi isme sahipler. Büyük turlarda ise geçen sezonu sakatlık sebebiyle boş geçiren Emanuel Buchmann’a güvenecekler, ki Alman bisikletçinin Fransa Turu’ndaki dördüncülüğünün üstüne koyarak bu sene Giro’yu podyumda tamamlaması hiç şaşırtıcı olmaz. Geçtiğimiz sezon Giro’yu üçüncü tamamlayan Wilco Kelderman ise kendisine daha uygun olan Fransa Turu’nu seçecektir. Kontrat yıllarındaki Kamna ve Fabbro’nun yarışlar kazandığını da görebiliriz.
https://i.eurosport.com/2020/10/07/2909511.jpg
Deceuninck-Quickstep’in kış aylarındaki en büyük gündemi, takıma geri dönen Mark Cavendish oldu. Man Adalı sprinter Fransa Turu etapları kazanmak şöyle dursun, sprint hiyerarşisinde de muhtemelen Bennett, Jakobsen, Hodeg ve Ballerini’nin arkasında olacaktır ama zaten ondan beklenen de bu değil. Bahrain-McLaren’de gözyaşlarıyla gerçekleştirmek üzere olduğu emekliliği QuickStep’te, ‘kurt sürüsünde’ mutlulukla gerçekleştirmesi onun için yeterli olabilir. Cavendish dışındaki tek transfer Josef Cerny olduğundan bambaşka bir QuickStep izlemeyeceğiz. Geçtiğimiz sezonu anıtsal yarış kazanamadan kapatan ekibin Klasikler kadrosu Jungels dışında tamamen korunmuş durumda ve Omloop’tan Roubaix’ye kadar pelotonun önünden ayrılmayacaklar. Asgreen, Lampaert ve Stybar gibi taşlı yol uzmanlarına ek olarak son Ronde’de gördük ki Dünya Şampiyonu Julian Alaphilippe sadece Ardenlerde değil, taşlı klasiklerde de etkili olabiliyor. Uzun yıllardır genel klasmanla işi olmayan takımın Evenepoel ve Almeida’nın ani ve heyecan verici gelişimiyle büyük turlarda da etkili olacağını varsayabiliriz. İki zamana karşı uzmanı için Fransa Turu’nun parkuru epey uygun.
https://i.eurosport.com/2021/02/03/2984479.jpg
INEOS Grenadiers, kuruluşundan bu yana ilk kez Froome’suz yarışacak ama kalitelerinden bir şey eksilmiş değil. Hatta De Plus, Martinez, Adam Yates ve Porte eklemelerini göz önüne aldığımızda epey güçlendiklerini söylemek mümkün. Thomas, Bernal, Carapaz, Sivakov ve Geohegan Hart gibi isimleri de listeye eklediğimizde bu dokuz ismin üç büyük tura nasıl paylaştırılacağını merak etmemek mümkün değil. 2020’yi sakatlıkla geçiren Bernal’in Giro d’Italia’da yarışmak istediğini, Thomas’ın da muhtemelen zamana karşı kilometrelerini göz önüne alarak Fransa Turu’nu seçeceğini biliyoruz ama kalanlar için sorulması gereken fazlasıyla soru var: Geoghegan Hart son şampiyonu olduğu yarışa Bernal’in domestiği olarak mı gidecek, mart başında takıma katılacak olan Pidcock hangi yönde ilerleyecek, geçen sene Vuelta’yı bonifikasyonlarla kaybeden Carapaz’a büyük tur şansı tanınacak mı?
https://i.eurosport.com/2020/11/07/2931007.jpg
Geriye kalan son takım ise 2020’nin en iyi takımı Jumbo-Visma. Geçtiğimiz hafta Tom Dumoulin’in bisiklete ara vereceği haberiyle dengelerin bozulduğu takımın kış aylarındaki en önemli kaybı, bir numaralı rakiplerine kaptırdıkları Laurens De Plus oldu. Fakat Roglic liderliğindeki takımın bu kayıptan minimum düzeyde etkileneceğini söylemek mümkün. Kuss, Kruijswijk, Bennett, Gesink, Oomen, Vingegaard ve Foss gibi yokuş domestiklerinin yanı sıra Tony Martin, Van Emden ve Affini gibi büyük turların ilk haftalarında kritik olabilecek isimlere sahipler. Olav Kooij ve David Dekker gibi iki genç sprinterin yanına mayısta yarışmaya dönecek olan Groenewegen’i de ekleyince sprint finişleri için iddialı bir takım ortaya çıkıyor. Son olarak, paragraf boyunca bahsedilen her bir işi yapabilecek; gerektiğinde genel klasmana giden, yokuş domestikliği yapan, zamana karşı koşan, anıtsal yarışlar kazanan, rüzgarda sizi koruyan ve sprint finişlerinde gördüğümüz Van Aert’ın 2024’ün sonuna kadar kontrat yenilemesi takımın geleceğini koruma altına alıyor.

2021 yarış takvimi nasıl gözüküyor?

2021’in yarış takviminin alışılmışın dışında ilerleyeceği malum. Tahmin edildiği üzere Avrupa dışındaki yarışlar tek tek iptal edilirken sezonun ilk yarışlarının koşulacağı İber yarımadasından gelen haberler de iyi değil. Şubat ayında gerçekleşecek olan Valensiya, Endülüs ve Algarve turlarının başını çektiği listede irili ufaklı pek çok yarış kaçınılmaz sona doğru sürüklenirken an itibariyle buzdağının sadece küçük bir kısmını gördüğümüzü de unutmamak gerek. Geçen seneden aşina olduğumuz üzere, ASO ve RCS gibi şirketlerin düzenlediği yarışlar gelirleri sayesinde güvenlik şartlarını sağlayabilirken daha mütevazı yarışlar için aynısı mümkün olmuyor ve sonuç olarak yapılamıyorlar. Tüm bu karamsarlığa rağmen, şimdilik hem sporcular hem de seyirciler her şeyin planlandığı gibi ilerleyeceğini varsaymak zorunda.
Bu sezonun diğer sezonlardan en büyük farkı tabii ki Tokyo’daki Olimpiyat olacak. 234 kilometrede 4865 metre irtifa kazanımının olduğu ve Fuji pistine inişle tamamlanacak yarış kolaylıkla anlaşılabileceği üzere tırmanışçılara uygun. Nibali, Valverde, Fuglsang ve Yates gibi tırmanışçıların Tokyo’yu hedeflemesi; takvimdeki yerleri dolayısıyla en çok Fransa Turu’nun kalitesini etkileyecek. Champs-Élysées etabıyla Tokyo’daki yol yarışı arasındaki altı gün normal şartlarda bile ikisine birden katılmayı zorlaştırırken, henüz netleşmeyen karantina uygulamaları sporcuları ikisi arasında bir tercih yapmaya zorlayabilir.
https://i.eurosport.com/2020/11/01/2926837.png
Fransa Turu kadrosunu biraz daha zayıflatacak bir başka etken ise yarışta toplam 57 kilometreyi bulan bireysel zamana karşılar. Bretonya’dan orta zorluktaki etaplarla başlayacak yarışın ilk zamana karşısı beşinci etapta geçilecekken önce Alpler, ardından Pireneler geride bırakılacak ve 20. etaptaki zamana karşıyla genel klasman belirlenmiş olacak. Geleneksel, uzun tırmanış etapları yerine daha patlayıcı parkurları tercih eden Fransa Turu şimdilik birçok tırmanışçının tercihini Giro’dan yana kullanmasına neden olurken Mont Ventoux’nun iki kez geçileceği etap ile Tourmalet ve Luz Ardiden ikilisinden oluşan son tırmanış etabı öne çıkan günler arasında.
Torino’dan zamana karşıyla başlayacak ve ilk günlerini Piyemonte’de geçirecek Giro’nun parkuru henüz tanıtılmamış olsa da, yerel gazeteler ve belediye başkanları basına epey bilgi vermiş durumda. Monte Zoncolan ve Passo Giau gibi tırmanışlarla karşılaşmayı beklediğimiz yarışın Strade Bianche yollarında geçen bir etap bulundurmayı planladığını da biliyoruz. Finalde ise bir başka Milano zamana karşısı bizi bekliyor gibi.
Geleceği öngörmenin mümkün olmadığı, hangi yarışların yapılacağı ve yapılacaksa ne zaman yapılacağını bilmediğimiz bu yılda sporcuların uzun vadeli planları da zamanla değişebiliyor. Fakat en azından mevcut duruma bakarak bir soruyu kısmen yanıtlayabiliriz: Kim, hangi büyük turu hedefleyecek? Bernal, Pinot, Landa, Nibali, Yates, Buchmann, Vlasov ve sakatlıktan henüz dönemeyen Evenepoel Giro’yu seçerken Fransa Turu'nun son şampiyonu Pogacar, Roglic, Thomas, Froome, Lopez, Mas, Kelderman ve Gaudu Tour’da boy gösterecek. ‘Kaybedenlerin Yarışı’ La Vuelta’nın kadrosu ise sezon ilerledikçe netleşecektir. Parkuru 11 Şubat’ta açıklanacak yarış şimdilik Almeida ve Pidcock’un takviminde bulunurken Alejandro Valverde’nin de kendi evinde emekli olmasını bekleyebiliriz.
https://i.eurosport.com/2020/09/19/2890139.jpg
Koronavirüs sorun yaratmadığı takdirde önümüzdeki günlerde Akdeniz kıyılarındaki yarışlarla devam edecek sezon, şubatın sonunda Omloop ve Kuurne’nin yapılacağı açılış hafta sonuyla birlikte iyiden iyiye hız kazanacak. Tabii eğer şartlar müsait olmaz ve yarışlar hızla iptal edilmeye devam edilirse, yeni başlayan sezonun ömrü epey kısa olabilir.
Yazı: Emre Köseoğlu
Bisiklet
“Burada evimde gibi hissediyorum”
02/03/2021 - 17:51
Bisiklet
Fransa Turu’nun Tenten’i Alex Virot’nun Olağanüstü Yaşamı ve Trajik Ölümü
01/03/2021 - 16:22