19 Ocak 1984 günü Enzo Bearzot, işinden bir süre izin alıp Meksika’ya uçtu. İki sene önce İtalya Milli Takımı'yla Dünya Kupası’nı kazanan antrenör, hala görevinin başında olsa da artık farklı heyecanlar arıyordu ve o heyecanı bisiklette, Francesco Moser’in saat rekoru denemesinde bulmuştu. “Bu, Dünya Kupası finalinden bile daha heyecanlı.” diyerek izlediği saat rekoru denemesi başarıyla sonuçlanacak; Moser, Eddy Merckx’in 49.4 kilometresini tarihe gömecekti.
Beş gün sonra ikinci bir deneme yaparak derecesini 51.1’e kadar yükseltmeyi başaran İtalyan’ın, Mexico City’de 2300 metre irtifadaki haftası da böylelikle başarıyla sona erdi. Moser, Avrupa’ya döndüğünde bir nevi irtifa kampından gelmiş gibiydi ve formu yüksekti. Önce kariyerinin tek Milano-San Remo’sunu kazandı, ardından da senenin ilk büyük turu olan La Vuelta’ya hızlı başladı.
Prologu kazanmasının yanı sıra ilk hafta boyunca genel klasmana liderlik etti ve ikinci hafta da bir etap kazanmayı başardı. Lakin, tarihte kaybedilen her bir saniyenin çok değerli olduğu tek bir büyük tur varsa, o da 1984 Vuelta’ydı ve Moser dağlarda kaybettiği vaktin bedelini onunculukla ödedi. Madrid’e gelindiğinde birinci ve ikinci arasında sadece altı saniye bulunurken, en az farkla kazanılan büyük turun sarı mayosu Éric Caritoux olmuştu.
Bisiklet
"Chris'e inanıyoruz"
3 SAAT ÖNCE
https://i.eurosport.com/2021/01/29/2980611.jpg
Öte yandan son Fransa Turu şampiyonu Laurent Fignon, rakibi Moser’in Vuelta şampiyonluğu için yarıştığı esnada Kolombiya’daydı. Kolombiya Turu için orada olan Fignon, yarış karavanında uyuşturucu satıldığını gördüğüne inanamamış, bisikletçilerin kullandığına tanıklık edince iyiden iyiye şaşırmıştı. Otobiyografisinde anlattığı üzere, Fignon ve takımından üç bisikletçi daha kokaini denemek istemişti.
Küçük dozlarda başlasalar da zaman geçtikçe miktar arttı ve her birinin pişman olacağı noktaya gelindi. Kendine hâkim olmakta zorlanan Fignon, bir süre sonra kendini sportif direktörü Guimard’ın yanında buldu. Guimard’ın en büyük korkusu, son Fransa Turu şampiyonunun aptalca bir şey yapmasıydı. Bu yüzden bisikletçilerin her birini odalarına kapadı ama kimsenin gözüne uyku girmesine imkân yoktu.
Tüm geceyi uyanık geçiren Fignon, ertesi gün Bogota’da hayatının hem en zorlu hem de en istemediği zaferlerinden birine ulaştı. Eğer etabı kazanmasa, bavullarını toplayıp Paris’e dönecekken şimdi doping testine girecekti. “Sağlık kontrolüne geldiğimde ne kadar düşüncesiz davrandığımın farkına vardım.” diyor otobiyografisinde. “Bir anda tüm kariyerim gözlerimin önünden geçti. Neden bu etabı kazanmak istedim, neden? Elbette sonucun pozitif çıkacağını düşünüyordum. Tek olası sonuç buydu.” Neyse ki açıklanan sonuç negatifti. Yine de, Fignon sonucun negatif çıkamayacağından emin ve diğer birçok Kolombiyalı gibi onun sonuçlarının da gizlendiğini düşünüyor.
Hazırlık safhası tamamlanıp Giro d’Italia Lucca’dan beş kilometrelik bir prologla başlarken favoriler listesinin başında Fignon ve Moser mevcuttu. “Fignon için İtalya’daki yarış önemli olacak.” diyordu Moser ilk etaba başlamadan. “Fransa Turu’nu şans eseri kazanmadığını göstermeli. Bir takım lideri olmayı başarıp başaramayacağını göreceğiz; çünkü şu kesin ki, bu kez sürpriz yapmak gibi bir şansı yok.”
https://i.eurosport.com/2020/05/20/2821405.jpg
Moser’in, özellikle Fignon’un liderlik yeteneği hakkında söyledikleri önemliydi. Daha önce hep ‘Bernard Hinault’nun takımında’ yarışan Fignon, Hinault’nun La Vie Claire’e geçmesiyle Renault’daki hiyerarşide yerini daha da güçlendirmişti. Öte yandan, Hinault gibi bir egoyu bile kontrol altında tutmayı başaran Guimard, gerektiğinde Fignon’a karşı da otoritesini kullanıyordu. 23 yaşındaki Fignon, önceki sene sarı mayoya doğru ilerlerken bile takımın mutlak liderliğini ona vermemiş, Marc Madiot’yu da denklemde tutmayı seçmişti, Fignon’u yaralama riskine rağmen.
Prologa dönecek olursak, beklendiği üzere ilk pembe mayonun Moser’e gittiğini söyleyebiliriz. Fakat sonraki günkü takım zamana karşıyı kazanan Renault olunca pembe mayo Fignon’a geçti ve Blockhaus’taki etaba kadar genel klasmanda değişim olmadı. İlk haftanın sonundaki tırmanış etabı, Fransız’ın vakit çalması gereken günlerden biriyken beklenin tam aksi gerçekleşti ve Fignon planda olmayan ilk kaybı yaşamış oldu. Yetersiz beslenmenin açtığı bu basit ama büyük sorun, 1:30 dakikaya mal olacaktı.
https://i.eurosport.com/2021/01/29/2980610.jpg
23 etaptan oluşan yarışın kırılma anı, 18. etapta geçilmesi planlanan Stelvio’nun iptali oldu. Önceki iki hafta boyunca da birkaç etabın parkurlarında küçük değişikler yapılmasına karşın, Stelvio’nun iptalinin etkisi elbette çok daha büyüktü. Yarış direktörü Vincenzo Torriani, kar ve çığ riskini göze alamayacaklarını söyleyince etap için farklı alternatifler bulundu ama herkesin planları altüst olmuş, yeni parkur da farklara müsaade etmemişti. O gün sporcuların verdiği demeçlere ve yazılanlara bakılınca, bu kararın masum bir yanı olmadığı apaçık görünmekte. Sporcuların değil, Moser’in ve dolayısıyla İtalya’nın iyiliği doğrultusunda hareket edilmişti. Torriani’nin verdiği kararın ironik yanı ise, kendisinin sadece dört yıl sonra o günden çok daha zor şartlarda geçilen karlı ve dondurucu bir Gavia etabına göz yumacak olmasıydı.
Renault’nun akşam yemeğinde, Guimard ve Fignon çaresizce ne yapabileceklerini düşünüyorlardı. Verona’daki zamana karşıdan önce fark yaratılabilecek tek bir dağ etabı kalmıştı, tabii iptal edilmezse. Passo Pordoi, Passo Sella, Passo Gardena ve Passo Campolongo gibi tırmanışların geçileceği Arabba etabı için yaptıkları plan; Fignon’un uzun menzilli bir atakla tüm riskleri almasıydı. Savaşmadan pes etmeyecekti.
https://i.eurosport.com/2013/07/20/1062576.jpg
55 kilometrelik atağı ve sisler içindeki yolculuğuyla pembe mayoyu ele geçirmeyi başarsa da, Fignon durumdan hiç memnun değildi. Rakibi Moser hem tırmanışları seyircilerin itmesiyle geride bırakmış hem de araba ve motosikletler sayesinde ön gruba yetiştirilmeye çalışılmıştı. Dahası, seyirciler tarafından taşınan Moser sadece beş saniyelik bir ceza alırken beslenme bölgesi dışında besin tüketen Fignon’a 20 saniye ceza verilmişti. Lafın kısası; yarış komiserlerine göre bacaklarınızda güç yoksa yapmanız gereken bir şeyler yemek değil, kendinizi seyircilere bırakmaktı.
Giro’nun kadim geleneklerinden Processo alla Tappa programına konuk olan Visentini de benzer durumlardan yakınıyordu:
Bu Giro’yu Moser’in kazanacağı çok önceden belirlenmiş. Biz Francesco’yu geride bırakır bırakmaz arabalar hemen onu taşımaya başladı.
La Stampa’ya yazan Gianpaolo Ormezzano ise yazısına bisikletle başlamış, epey farklı bir çıkarımla bitirmişti:
Visentini, her zaman komplo ve gizli planlar olduğunu düşünüyor. Moser’e göreyse her şey temiz ve normal. Fakat gerçek diye bir şey, sadece bisiklette değil, hiçbir yerde yoktur. Eğer varsa bile, gerçek hep görecelidir.
Yarış Verona’daki tarihi amfitiyatroda zamana karşıyla sona ererken iki pembe mayo favorisi de birbirlerini işaret ediyordu. Etaba Fignon’un 1:21 gerisinde başlayan Moser, “Mucizelere inanmam, muhtemelen Giro’yu 11. kez kaybedeceğim. Hem de birkaç saniyeyle.” derken Fignon da starta ulaşır ulaşmaz umudunu kaybetmişti: “Saat rekorunu kırarken kullandığına benzer bir bisikletle yarışacağını gördüğümde işimin bittiğini anladım. Kilometrede iki saniye kadar fark demekti.”
Fignon’un dedikleri neredeyse kelimesi kelimesine doğru çıkarken lastiği patlamasına rağmen hem etabı hem de pembe mayoyu kazanan Moser de yarış sonrasında blöf yaptığını itiraf etti: “Zamana karşı sabahı antrenörüm Dottore Tredici ile bir deneme yaptık ve neyim varsa vermemi istedi. Saat rekoru hızında gidiyordum. Öğleden sonra da hiç telaş yapmadan aynı şeyi yaptım. Tam gaz başlarsam bir saat boyunca aynı hızda devam edebileceğimi öngördü ve yaşananlar tam olarak buydu.”
https://i.eurosport.com/2019/07/21/2642702.jpg
Etabı ikinci tamamlamasına rağmen 2:24 geriden gelerek genel klasmanda bir dakika geriye düşen Fignon, o gün birçok virajı dönmekte zorlanmıştı. Heyecan veya tecrübesizlik de değildi bunun sebebi. Rüzgârlarıyla ünlü olmayan Verona sokakları arasında yayın helikopteri dolaşıyor, Fignon’un hemen önünde alçaktan uçarak Fransız’a kafa rüzgârı oluştururken Moser’e kuyruk rüzgârı sağlıyordu. En azından iddia edilen buydu.
Francesco Moser, olaydan yıllar sonra bile 1984 Giro’sunun adil bir yarış olduğunda ısrarcıydı ve kendisine zamana karşıdaki helikopteri soranlara şehir içinde helikopterin alçaktan uçamayacağını, uçsa bile Fignon’dan çok daha iyi bir zamana karşıcı olduğunu söyledi. Fignon ise, 2010’da hayatını kaybetmeden kısa zaman önce yazdığı otobiyografisinde bile o yarışı normal şartlarda kazanacağını ve yaralarını hala saramadığını itiraf ediyordu.
1984’ün Haziran ayıyla birlikte Moser’in kariyeri düşüşe geçti. 1988’e kadar farklı takımlarla şansını deneyen İtalyan, yol üzerindeki son yıllarını kaybetmekle geçirse de en büyük yenilgisi yolda değil, muhtemelen evinde otururken gelecekti.
Moser’in tarihe geçtiği saat rekoru denemesi için Meksika’ya birçok doktorla birlikte gittiği bir sır değildi, keza doktorların nabzı ve beslenmesi hakkında ona yol gösterdiği de bilinen bir gerçekti. Fakat 1999 yılına kadar Moser’in, Doktor Conconi aracılığıyla kan dopingi yaptığını bilen kimse yoktu. Emekliliğinin üzerinden 10 yıldan fazla geçmiş olan Moser, 90’ların sonuyla birlikte iyiden iyiye kabaran doping kullanmış atletler listesinde adının yer almasına karşı çıkmadı ve saat rekorunun arkasındaki gerçeği itiraf etti.
Moser’in itirafı ona saygınlığından pek bir şey kaybettirmezken Francesco Conconi, yıllar ilerledikçe bisikletin günahkârlarından biri haline geldi. Bir zamanlar mesleğinin zirvesinde olan doktora dair her daim şüpheler mevcuttu: “Moser mitini yaratan adam, Ferrara üniversitesindeki biyokimyacı Francesco Conconi’dir.” yazmıştı Leonardo Coen. “Conconi denilen adamda sanırım Midas’ın dokuşundan var. Hangi atletle çalışsa o atlette inanılmaz bir gelişim gözleniyor.” İşin ilginç yanıysa, 1993’te kariyerinin son sezonunu geçiren Fignon’un da kötü şöhretli doktorla çalışacak olmasıydı.
https://i.eurosport.com/2017/05/15/2083787.jpg
Kendisini İtalya’nın 1984 distopyasından Fransa’ya atmayı başaran Fignon için sezonun geri kalanı çok daha iyi hatırlanacak anılara ev sahipliği yaptı. Haziran’ın sonunda “tricolore”yi giymeye hak kazanmış, Temmuz’da ise Bernard Hinault’yu geçerek Champs-Élysées’deki podyumu zirvede tamamlamıştı.
Beş yıl sonra Fignon, Giro 84’ten çıkardığı dersler sayesinde pembe mayoyu da koleksiyonuna eklemeyi başardı. Fakat onu derinden etkileyecek olan, çıkaramadığı derslerdi. Aynı sene, helikopterlerin uçmadığı tarihi Paris zaman karşısına yine lider başladı ve yine ikinci bitirdi. Fignon’un uçuşan saçlarını izlemek güzeldi belki ama kazanmak için her bir saniyenin peşinde koşmak gerekiyordu. Moser gibi, Lemond gibi...
Yazı: Emre Köseoğlu
Bisiklet
Bisiklet Masalı Asla Eskimeyecek
31/05/2021 - 14:00
İtalya Bisiklet Turu
Giro d'Italia | Yirmi birinci etap profili
30/05/2021 - 06:17