Baharın ilk yarışlarından La Primavera, İtayanlar için klasiklerin klasiği La Classicissima, bisiklet dünyası için de beş anıtsal klasiğin ilki. Milano-Sanremo, klişenin de belirttiği üzere ‘tamamlaması en kolay, kazanması en zor’ yarış. Bu yarışın muadillerinden farkı, 290 kilometre fazla bir aksiyon yaşanmazken son 10 kilometrenin sezonun belki de en gerilimli dakikaları olarak geçmesi.
Sprinterlerden tırmanışçılara, zamana karşı uzmanlarından patlayıcı yokuşçulara her profilden bisikletçi geçmişte Milano-Sanremo’yu kazandığı için start listesi her zaman olduğu gibi yine çeşitlilik vadediyor. Neredeyse her takım Milano’ya en iyi kadrosuyla gelmiş olsa bile form durumları göz önüne alındığında Julian Alaphilippe, Wout van Aert ve Mathieu van der Poel en büyük üç favori olarak öne çıkarılabilir.

Parkur

Bisiklet
Bisiklet Masalı Asla Eskimeyecek
31/05/2021 - 14:00
Geçen yıl ancak ağustos ayında koşulabilen yarış, alışılmışın epey dışında bir parkura sahne olmuştu. Liguria belediyeleri yarışın kentlerinden geçmesine izin vermeyince Mauro Vegni rotayı değiştirmek zorunda kalmış, Turchino ve üç Capo’yu pas geçip klasik son bölüme ancak Cipressa’dan bağlanabilmişti.
Passo del Turchino, toprak kayması nedeniyle bu yıl da kullanılamayacak fakat Capo tırmanışları ve Liguria yolları parkura geri dönmeyi başardı. Vegni geçen yıl yarışa izin vermeyen belediyelerin yaptıklarının bedelini ödeyeceğini ima etmişti fakat anlaşılan bir çözüm yolu bulunmuş ki 299 kilometrelik, nötral bölümle 300 kilometreyi geçen yedi saatlik parkur geri döndü.
Capo Mele, Capo Cervo ve Capo Berta finişten uzakta geçilen kısa tırmanışlar olduklarından büyük önem arz etmiyorlar. Her takımın önde olmak isteyeceği, yarışın ilk potansiyel kırılma noktası ise Cipressa. Beş kilometre %4 eğim, büyük turlarda kategorize bile edilmeyecekken 300 kilometrelik bir yarışta bacakları fazlasıyla zorluyor. 2020’de Caleb Ewan ve Fernando Gaviria’nın pelotondan düştüğü tırmanış, sprinterler için günün en zor engeli. Tırmanışta kuyruk rüzgârı beklendiğinden ve üç büyük favoriyi Poggio’da geride bırakmak kolay olmadığından dolayı Cipressa’da ataklar görmemiz fazlasıyla mümkün.
https://i.eurosport.com/2021/02/18/2997886.jpg
Finişe beş kilometre kala zirvesine ulaşılan Poggio di Sanremo, son dört yıldır yarışı kazandıran atağın yapıldığı yer. Fakat sprinterler için iyi haber, yarış günü bu yokuşta kafa rüzgârı bekleniyor ve atakların başarılı olması daha zor olacak. Poggio’nun teknik inişinin de tamamlanmasıyla finişe iki kilometre kalmış oluyor ve final Via Roma’da.

Favoriler

Yarışı kazanma konusunda en istekli takımlar Jumbo-Visma, Deceuninck Quick-Step ve Alpecin-Fenix. En büyük üç favoriyi kadrolarına bulundurmanın beraberinde getirdiği sorumlulukla yarışan bu üç takım, yarışın ilk kilometrelerinden Poggio’ya kadar grubun önünden ayrılmayacak ve sürprizlerin önüne geçmeyi deneyecek. Fakat Poggio başladığı anda herkesin uygulaması gereken strateji farklı olduğundan ittifakları da doğal olarak sona erecek.
Mathieu van der Poel, kötü bir sprinter olmamasına karşın hiçbir zaman sprinti beklemeyi seçmedi ve bu yarışta da seçmeyecek. Cipressa’da 25 yıldır, Gabriele Colombo’dan bu yana yarış kazandıran bir atak yapılmadığı için en büyük favori böyle bir riski almayabilir fakat Via Roma’ya kadar tekerleri takip etmek de onun yapacağı türden bir davranış değil. Eğer biri Poggio’dan tek başına lider çıkacaksa en büyük aday van der Poel. Hem Strade Bianche’de hem de Castelfidardo etabında yaptığı ataklarla patlayıcı güç anlamında yanına yaklaşılmaz olduğunu kanıtladı. Poggio’dan küçük bir grupla ayrılsa bile sprinti kazanacak hıza sahip.
Wout van Aert, son şampiyon olmasının yanı sıra Strade Bianche’de eksik olan formunu Tirreno-Adriatico’da bulmuş gözüküyor. Zamana karşıyı birinci bitirdi, tırmanışlarda saf tırmanışçılara tutundu, genel klasmanı ikinci tamamladı ve bu yarış özelinde en önemlisi sprint etabını kazandı. Toplu veya küçük bir grupla girilen sprintte herkesin çekineceği kişi o. Geçen sene Poggio’da Alaphilippe’in tekerine tutunamamış, rakibinin inişteki hataları sayesinde teması sağlamıştı. Rakipleri, Poggio bitmeden ondan kurtulmak isteyecektir.
https://i.eurosport.com/2021/03/11/3009957.jpg
Klasikler sezonu boyunca yarışların önünden ayrılmayan ve bir aksilik olmazsa ayrılmayacak üçlünün son üyesi Julian Alaphilippe. Sezonun başından bu yana her zaman doğru yerde bulunan Fransız, iyi performans göstermesine karşın artık eskisi kadar ilgi çekmiyor. Birkaç yıl önce kendisinin bulunduğu konumda artık ondan daha genç ve bisiklet seyircisi için daha yeni iki yüz, iki fenomen var. Dünya Şampiyonu olduğu yarışta uyguladığı, doğru ana kadar bekleyip tek atakla yarışı kazanma stratejisi dışında Milano-Sanremo ona fazla bir seçenek sunmuyor. Fazla kullanmadığından sprint yeteneği unutulabilir, küçük bir grupla girilen sprintte de şansı var.
Deceuninck Quick-Step, ana planını Alaphilppe üzerinden kursa da toplu sprint finişi için farklı opsiyonları mevcut. Sam Bennett, en formda sprinter olarak geliyor Milano’ya. Fakat İrlandalı şimdiye dek koştuğu beş yarışın tamamında Poggio’da hep geride kaldı ve bu sene de artan tempoya dayanması zor olabilir. Davide Ballerini ise tırmanışlarda Bennett’tan iyi, sprintlerde biraz daha yavaş. Omloop şampiyonu, yüksek tempolu tırmanışta pelotondan düşmeyecek az sayıdaki sprinterden biri.
Bu yarışı kazanmaya defalarca yaklaşan ama bir türlü başaramayan Peter Sagan’ın en azından bir yıl daha beklemesi gerekebilir. Geçtiğimiz ay takım kampındaki koronavirüs vakası yüzünden zaten antrenmanlarının aksadığı ve form tutmaya sıfırdan başladığı biliniyordu. Tirreno-Adriatico’da ise görüldü ki daha gidecek çok yolu var. Zaten Sagan da bunun farkında ve E3 ile Gent-Wevelgem gibi yarışları takviminden çıkararak daha çok yarış günü koşabileceği Katalonya Turu’na gidecek. Lehine olarak görülebilecek tek detay, o formdayken herkes onun hamle yapmasını beklerdi. Artık bu rolü başkaları oynadığı için yarış sırasında gözden ve baskıdan daha uzak olacak.
https://i.eurosport.com/2021/03/18/3014156.jpg
Paris-Nice’in dikkat çeken isimlerinden Michael Matthews, BikeExchange’in lideri olarak yarışacak. Sekiz etap boyunca sürdürdüğü tırmanış performansı ve yokuş sprintleri, Poggio’da fark yaratmak adına çok iyi sinyaller. Belirsiz olan ise Milano-Sanremo’nun son kilometresi gibi, düz yollardaki sprint formunun ne düzeyde olduğu. Yarışın son edisyonunda van Aert ve Alaphilippe’in arkasından toplu sprint kazanarak üçüncü olmuştu, 300 kilometre uzunluğunda ve yüksek tempolu bir yarış işine gelir.
Philippe Gilbert, 2019’da Paris-Roubaix’yi kazandığından bu yana bütün antrenmanlarını senede sadece bir gün için yapıyor ve 2022’de emekli olacağından toplam iki deneme hakkı kaldı. Paris-Nice’te kendisine uyan etapları kazanmayı hedeflemedi, sadece antrenman kaçışlarıyla bacaklarına kilometre yükledi. Eddy Merckx, Roger de Vlaeminck ve Rik van Looy olmak üzere üç Belçikalıdan oluşan beş anıtsal yarışın tamamını kazananlar kulübüne girmesi bu yarışta yazılabilecek en büyük hikâye. Tabii bu hikâyeyi bu kadar güzel yapan detay da neredeyse imkânsız olması. Bir zamanlar her yıl yaptığı Poggio ataklarından sonuç alacak patlayıcılığı artık kalmadı, kazanmak için pelotonu şaşırtması gerek.
Trek-Segafredo, yarışa eski şampiyonlardan birini getirmesine rağmen en güçlü kadrolardan birine sahip değil. Vincenzo Nibali, sezon başından beri formsuz ve Poggio’da gruptan kopmasını sağlayacak patlayıcılığını da yaşı ilerledikçe kaybetti. Takımın sprint opsiyonu Jasper Stuyven, joker olarak kullanabilecekleri bisikletçi ise Quinn Simmons. Tabii Simmons henüz hiç anıtsal klasik koşmadığından ilk Milano-Sanremo’sunda zorlanabilir.
Birden fazla lidere sahip olan INEOS Grenadiers; eski şampiyon Kwiatkowski, Ganna ve Pidcock’un önderliğinde sprint finişini bozmayı deneyecek. Team Sky’a transfer olduğu günden bu yana uzun tırmanış eforlarına daha çok ağırlık veren ve neticesinde bu gibi klasiklerdeki performansı giderek azalan Kwiatkowski’nin bu sezon henüz akılda kalır bir performansı olmadı. Pidcock, kros bisikletinden yola geçenlerin bu denli başarılı olduğu bir dönemin en yeni isimlerinden biri. Kuurne ve Strade Bianche’de çok iyi yarıştı, Poggio tırmanışı da karakterine çok uygun. Birçok genç bisikletçi için olduğu gibi onun için de sorun, 300 kilometrelik mesafeye nasıl tepki vereceği. Son olarak, Filippo Ganna düz bölümde tek başına kaçarak kalan bölümü zamana karşı modunda geçmeyi deneyebilir. Geri getirmek de hiç kolay olmaz.
https://i.eurosport.com/2021/03/17/3013303.jpg
Kafa rüzgarının etkisiyle veya başka bir sebeple sprint finişi yaşanırsa yarış yepyeni bir kimlik kazanacak. Böyle bir senaryoda Caleb Ewan, Arnaud Demare, Pascal Ackermann, Elia Viviani, Giacomo Nizzolo, Nacer Bouhanni, Fernando Gaviria ve Alexander Kristoff gibi sprinterlere ender bulabilecekleri bir şans geçecektir.
Milano-Sanremo’da neler olacağını, kimin kazanacağını tahmin etmek mümkün değil. Büyük turlardaki bir tırmanış etabının aksine, burada liste uzayıp gidiyor. Matej Mohoric, Sonny Colbrelli, Greg van Avermaet, Oliver Naesen, Andrea Vendrame, Matteo Trentin, Christophe Laporte, Alberto Bettiol, Sergio Higuita, Soren Kragh Andersen, Ivan Garcia Cortina, Tim Wellens, John Degenkolb ve Maximilian Schachmann gibi isimleri de favoriler listesine ekleyince 175 kişilik start listesinden neredeyse 50 bisikletçinin bu yarışı kazanabileceği sonucu çıkıyor. Bu yüzden cumartesi günü bu elli kişinin tamamı yola kazanma umuduyla çıkacak, Poggio’ya varıldığında bazıları çoktan kaybetmiş olacak, diğerleri ise kaybettiklerini ya Poggio’nun tepesinde ya da Via Roma’da anlayacak.
Elbette, biri hariç.
Yazı: Emre Köseoğlu
İtalya Bisiklet Turu
Giro d'Italia | Yirmi birinci etap profili
30/05/2021 - 06:17
İtalya Bisiklet Turu
Giro d'Italia | Yirminci etap özeti
30/05/2021 - 06:13