Eurosport
Nairo Quintana Neden Atak Yapmıyor?
Tarafından
Yayınlandı 31/01/2023 - 12:57 GMT+3
Nairo Quintana, son birkaç yıla dek pelotonun en iyi tırmanışçılarından biriydi. Şimdiyse baskınlar, ilaçlar ve mülakatlarla uğraşıyor.
Nairo Quintana alla presentazione del Tour de France 2023
Görsel kaynağı: Getty Images
25 Temmuz 2015, Fransa Turu yakın tarihinin unutulmaz günlerinden biriydi. Etabın sonunda tırmanılacak Alpe d’Huez, Nairo Quintana’nın sarı mayoyu kazanmak için son şansıydı. Quintana, dağlarda güçlü olmasına rağmen genel klasmanda Chris Froome’u geriden takip ediyordu. Hollanda’daki rüzgârlı etapta ağır yara almış, bu yüzden yarışın geri kalanında planının dışına çıkmaya zorlanmıştı.
Alpe d’Huez tırmanışı başlarken genel klasmanda iki dakika gerideydi. Nairo, tırmanışın başında atağını yaptı. Froome ve Team Sky hemen cevap vermediler. Her zamanki gibi başlarını eğdiler, telsizlerinden gelen komutları dinlediler ve takibe başladılar. Sky hiçbir zaman panik yapmamıştı ve bir kez daha en iyi bildikleri yolu takip ediyorlardı.
Quintana, yalnız başına tırmanıyordu. Çevirdiği pedallar düzenliydi, yumuşaktı ve bir ölçüde rakiplerinden farklıydı. Froome, Contador, Nibali... Hepsi Fransa Turu’nu kendi fethettikleri topraklarda, sadece kendileri için hazırlanmış bir sahne olarak görüyorlardı. Üç hafta boyunca selelerinde oturarak yüksek kadans atak yapacaklar, dans edecekler, inişlerde süzüleceklerdi. Bu yüzden gururluydular, açgözlüydüler ve şov yapmak için çok şeyden vazgeçmeye hazırlardı. Kısacası, biraz moderndiler.
Fransa Turu’ndaki Quintana bu kültürden değildi. İngilizce ve Fransızca bilmediğinden bisikletin merkezi olan Avrupa medyasında ona dair bir şey bulmak zordu. Onun sahnesi burası değildi. İster iyi ister kötü adam olsun, bulunduğu hikâyenin başkarakteri hep başkasıydı. Froome, Contador ve Nibali birer roman karakteri gibi anlatılırdı. Geldikleri yollar, temsil ettikleri, kahramanlıkları, çıkmazları, hüsranları… Quintana ise bir tip olmanın ötesine geçemedi. Kariyerinin dalgalandığı son birkaç yıl haricinde, tek bilmemiz gereken onun Kolombiya’dan Avrupa’ya gelen iyi bir tırmanışçı olduğuydu.
Avrupa’yı sevmemesinin, her fırsatta Kolombiya’ya dönmesinin sebebi de büyük ihtimalle buydu. Avrupa medyası Nairo Quintana’yı böyle anarken ülkesinde ona destanlar yazılıyordu. Kolombiya 27 yıldır bir büyük tur zaferi bekliyordu. Lucho Herrera’nın 1987’de kazandığı İspanya Turu’ndan beri süregelen hasreti Quintana 2014 İtalya Turu’nda bitirmiş, iki sene sonra bir de İspanya Turu kazanmıştı.
Hem bu zaferleri kazanırken hem de Alpe d’Huez’i bir başına tırmanırken yüz ifadesi bir poker oyuncusundan farksızdı. Dil bariyerinden dolayı onunla iletişim kurmak zaten zorken bu ifadesizliği Quintana’ya dair bilinmezleri iyice arttırdı. Bu bilinmezlerden biri de ne zaman atak yapacağıydı. Gücünün zirvesindeki Nairo tırmanışlarda atak yaptığında hiç kimsenin onu takip edemeyeceğine dair bir inanç vardı. Ne vahiy ne de deney böyle söylüyordu ama inanç oradaydı. Yeterince tanımadığımız herkes üzerinde yaptığımız gibi, onun portresindeki boşlukları da biz doldurmuştuk ve bize göre Quintana her tırmanışta atak yapacak güce sahipti. Bu sebepten, atak yapmadığı her tırmanış hayal kırıklığıydı. Gerçeğin, tasvirimizin mükemmelliğini karşılamasının mümkün olmadığını fark ettiğimizde Quintana’nın kariyeri de çoktan düşüşe geçmişti.
2018, kırılmanın gerçekleştiği yıldı. Yıllar sonra, bir sezonu genel klasman zaferi olmadan bitirmişti. Fransa'da onuncu, İspanya’da sekizinciydi. Quintana’nın düşen performansı Movistar’ın Mikel Landa transferiyle birleşince El Día Menos Pensado’nun çekimine giden süreç başlamış oldu. Bu, miadı henüz bir araya gelmeden dolmuş bir takımdı ve Valverde hariç bütün liderleri kontratları sona erdiğinde ayrıldı: 2019’un sonunda Carapaz INEOS’a, Landa Bahrain-McLaren’e, Quintana da Arkea Samsic’e gitti.
Arkea transferi, kısa vadede Quintana’nın performansında büyük artış yarattı. Bir ay içerisinde Tour de la Provence ve Tour des Alpes Maritimes’de genel klasmanı kazandı. Paris-Nice’te de son güne sağ salim gelen birkaç tırmanışçıdan biri olarak La Colmiane etabını kazandı ve pandemi arasına pelotonun en formda bisikletçisi olarak girdi.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2022/07/13/3410157.jpg)
Nairo Quintana.
Görsel kaynağı: Getty Images
Ağustos ayı gelip yarışlar başladığında kış aylarındaki Quintana’dan eser kalmamıştı. Ortalamanın biraz üstünde bir tırmanışçı olarak döndü ve 2020 Fransa Turu’nda hatırda kalır bir sonuç elde edemedi. Onun adına yarışın en hatırda kalır anı, odasına yapılan baskındı.
Fransız polisi, Arkea baskınını 17. etabın ardından gerçekleştirmişti. Baskın sonucu, Quintana kardeşler ve Anacona’nın odalarında “çeşitli ilaçlar ve doping sayılabilecek bir yöntemin” varlığına rastlandı. Baskının somut bir yaptırımı olmadı fakat bulgular bizim perspektifimizi, bizim perspektifimiz de Nairo’yu değiştirmişti. Zararsız, tehlikesiz ve bir noktada bizden küçük gördüğümüz için bu kadar sevdiğimiz, seyircinin ‘bu çocuk’ diye bahsettiği, beyaz mayo ve kaskıyla Alpe d’Huez’i tırmanan masumiyet timsali Nairo artık bir köşede, yılda birkaç kez sırtını sıvazlamamız için beklemiyordu. Gömleğini giyip mikrofonunu eline almış, doping iddiaları ve emeklilik hakkında konuşmak için Bogota sokaklarına inmişti.
Herkes emekliliğini açıklamasını beklerken Nairo Quintana koltuğuna oturup telefonuna bakıyordu, en azından bence. Youtube’u açmış, DiCaprio’nun The Wolf of Wall Street’teki “I’m not leaving” konuşmasını izliyordu. Kendi kendine, “Konuşmama böyle girsem ne iyi olur…” diye düşündü. Ardından da hafiften güldü. Bu kez, kendisinin de aynı konuşmayı yapacağını bilerek videoyu bir daha oynattı. Yattığında, duşta, arabasında hep bu girişi düşündü. Modernitenin talep ettiği şovu yapmak için daha iyi bir fırsat olamazdı.
Sahnede söylemeyi planladığınız o harika şeylerin bağlamdan ne kadar uzak olduğunu genellikle sahneye çıkınca anlarsınız. Oraya iş icabı veya zorla gelenler, organizasyondaki görevlerini yerine getirmek için konuşmanızın bitmesini bekleyenler ve sizi kırmamak adına orada olanların sizden asla böyle bir talebi yoktur ve bunu mümkün olan en sade mimiklerle yansıtırlar. Kim olursanız olun, önünüzdeki kâğıtta yazan ciddi cümleleri arada gülümseyerek okumaktan fazlası cesaret ister. Quintana için de durum böyle oldu. Konuşmanın özeti, uygun bir takım bulması halinde devam edeceğiydi.
2020’deki baskından beri bu konuşmanın nefesini ensesinde hissediyordu ama Fransa Turu’ndaki pozitif tramadol testi son çağrı oldu. 2022 Fransa Turu’ndaki örneğinde, UCI’ın 2019’da yasaklı maddeler listesine aldığı ağrıkesiciye rastlanmıştı. İlaç 2024’te WADA’nın listesine gireceğinden yarışlardan resmi olarak uzaklaştırılmasını gerektirecek bir ceza almamıştı ama aforoz edilmekten kaçamadı. Sözleşmesi olmasına rağmen takımı onu bırakmış, diğer takımlar da ilgilenmemişti.
Aforoz edilmesinin sebebi takımların sarsılmaz adalet anlayışı değildi elbet. ASO ve RCS’in yarışlarına katılabilmek için MPCC’ye (Güvenilir Bisiklet Hareketi) imza atan takımlar Quintana’yı kadrosuna katmayı değerlendiremezlerdi. Giro’ya davet alan takımlardan Corratec’in yöneticisi Sergio Parsani paralarının olmadığını, olsa bile doping geçmişinden dolayı bu transferin imkânsız olduğunu söylüyordu. “Onu takıma katmamız için bir mucizeye ihtiyacımız var, Papa’nın bile gücünün yetmeyeceği bir mucizeye.”
Quintana daha önce bir mucizeyi gerçeğe dönüştürmeye yaklaşmıştı, hem de papanın yardımı olmadan. O gün Alpe d’Huez’de çok geriden gelerek Froome’un farkının önemli bölümünü eritmiş ama sarı mayoyu alamamıştı. O günkü etabın profili, temposu ve hava şartları göz önüne alındığında 39:22’lik tırmanış süresi tarihin en hızlı 22. derecesi olmaktan fazlasını hak ediyordu. Son yıllardaki doping soruşturmalarına dek, temiz olduğu varsayılan en hızlı Alpe d’Huez tırmanışlarından biri Quintana’nın elindeydi.
O günkü etabı Nairo’nun önünde kazanan Thibaut Pinot, sezon sonunda bisikleti bırakacak. Üçüncü Ryder Hesjedal yedi yıldır yarışmıyor, dördüncü Alejandro Valverde birkaç ay önce emekli oldu. Beklediği mucize gerçekleşmezse Quintana da noktayı koymak adına mikrofonu yeniden eline alıp Bogota sokaklarına inmek zorunda kalabilir. Zoraki tebessümünü takınır, kâğıdı karşısına koyar, veda eder. Baskınlara, doping testlerine ve Alpe d’Huez’e.
Yazı: Emre Köseoğlu
Benzer Konular
Reklam
Reklam