Roglič’i izlemenin en hayranlık uyandırıcı yanlarından biri, izlediğiniz kişinin her şeyi yapabileceğinin bilincinde olmanız. Tırmanış etapları, zamana karşılar, anıtsal yarışlar ve hatta eksilmiş pelotonla girilen sprint finişleri... İlk bisikletine 21 yaşında, Pogačar’ın Fransa Turu’nu kazandığı yaşta sahip olduğuna inanmak güç.
Kayakla atlama hikâyesi, Roglič’in yeni parladığı zamanlarda defalarca anlatıldığından artık bir zamanlar olduğu kadar ilgi çekici değil. Fakat çok yönlülüğünün kaynaklarından biri de elbette tamamen farklı vücut yapısı gerektiren bir spordan gelmiş olması. Ayağa kalkmadan, sele üzerinde ürettiği güce cevap vermek bile genellikle mümkün olmuyor.
Slovenya’da, Roglič’i ‘keşfetmekle’ övünebilecek biri yok. Roglič, yerel takımlara sırasıyla mail atmış ve Adria-Mobil geri dönünce sözleşme imzalamışlar. LottoNL-Jumbo’ya geçişi de başlı başına bir sürpriz olmuş Roglič için. Hollanda takımı, maaş bütçesinin tamamını kullanmasına rağmen kendilerine önerilen bisikletçiyi bir denemeye çağırmış ve güç değerlerini görür görmez sponsorlardan bir şekilde kaynak sağlayıp takıma katmışlar.
Bisiklet
Beşinci etaba kaza gölgesi
8 SAAT ÖNCE
https://i.eurosport.com/2017/07/19/2130471.jpg
2016 Giro’nun açılış zamana karşısında ikinci olarak pembe mayoyu saliselerle kaçıran Roglič’in o günkü performansı izleyiciler için devasa bir sürprizdi. Lakin anlaşılan o ki aynı durum takım ve Roglič için de geçerliymiş. “Zamana karşılarda iyi olduğuna dair en ufak bir fikrimiz yoktu.” diyor sportif direktör Frans Maassen.
O da bilmiyordu. Kimse bilmiyordu. Neredeyse Dumoulin’i yenecekti.
Roglič, geride kalan beş yılda etap yarışlarının bir numaralı favorisi oldu. Nerede yarışırsa yarışsın her zaman kazanması beklendi ve kazanamadığı her yarışta ne kadar iyi bir bisikletçi olduğu sorgulandı. Bisikletin dinamiklerine uzak olduğu, zihnen kazanmaya hazır olmadığı ve takımına liderlik edemediği sıklıkla söylendi; bazen haklı, bazen de haksız sebeplerle.
Gino Mader’i son metrelerde geçerek kazandığı etap uzun süre tartışıldı. Genç bisikletçiye etabı hediye etmeyerek yazılı olmayan kurallara uymadığı ve kendine fazladan düşmanlar yarattığı iddia edildi. Peki etabı hediye etmek için geçerli bir sebebi var mıydı? Mader onun takım arkadaşı değildi, Roglič’e herhangi bir şekilde yardımı dokunmadı ve nihayetinde hedef kazanmak. Zaten aksi durumda, Bask Turu’nun son etabında Gaudu’nun kazanmasına izin verdiği gibi Mader’e de şans tanırdı. Ön grupta çalışmak zorunda olan Roglič olmasına rağmen Gaudu yardım etmiş, ödülünü de almıştı.
https://i.eurosport.com/2020/09/19/2890049.jpg
Büyük şampiyonlar, genellikle kaybettikleri yarışlarla anılırlar. Zaten kalan her şeyi kazandıkları için sadece kaybettikleri yarışların hikâye değeri vardır. Roglič için ise bu durum biraz abartıya kaçmış durumda. Genel klasman hedefiyle katıldığı ilk büyük turdan bu yana konuşulan son haftada vakit kaybetme alışkanlığı artık bambaşka bir boyuta ulaştı. Planches des Belles Filles, Covatilla ve Nice’teki son gün krizlerinin bir tesadüf olmadığı ve Roglič’in bir şeyi değiştirmesi gerektiği açık.
Planches des Belles Filles zamana karşısını izlerken Pogačar’ın zamana karşılarda ne kadar iyi olduğunun kimse farkında değildi. Birleşik Arap Emirlikleri ve Tirreno-Adriatico’daki zamana karşı performanslarının bir benzerini daha önce ortaya koymuş olsa Roglič etaba kesinlikle farklı yaklaşırdı. İlk bölümlerde vasat bir zamana karşı geçirmiş, Pogačar’ın kendisini geçtiğini öğrendikten sonra tamamen çökmüştü. Bisiklet değişimindeki panik, yamulan kask ve dağılmış yüz ifadesi; yaklaşanların habercisiydi.
Covatilla’da giriş ve gelişme aynı, sadece sonuç farklıydı. Carapaz atağını yaptığında Roglič takip edememiş ve yine krize girmişti. Bacakları değil, aklı tutulmuştu. Kafasından ne geçiyorsa onun bisiklet sürmesini engelliyor, fark gitgide büyüyordu. Önce Carthy’e tutunmayı denedi, olmayınca Movistarlılara yaklaştı. O gün ekran karşısında olan herkes, sonun yaklaştığını hissediyor olmalıydı. Neyse ki bu kez kilometreler saniyelerden önce tükendi ve Roglič, iki ay içerisinde ikinci kez trajedinin öznesi olmadı.
https://i.eurosport.com/2020/11/08/2931555.jpg
Paris-Nice’i son gün iki kez kaza yaparak kaybettiğinden o yarışı, diğerlerinden farklı değerlendirmek gerek. Roglič’in yarışı kaybetmesine sebep olacak kazayı yaptığı yer, geçen sene Fransa Turu’nun ilk etabında geçilen ve Tony Martin’in kollarını kaldırarak yarışı gayriresmi nötralize ettiği inişti. Miguel Angel Lopez’in başını tabelaya çarptığı ve zeminin kaygan olduğu söylenen inişte kaza yapmasa muhtemelen bir başka haftalık yarış Roglič’in olacaktı.
Roglič, çağın diğer bisikletçilerine kıyasla popüler ve pazarlanabilir bir figür değil. Onu izlerken van der Poel veya van Aert’ın yırtıcılığını görmüyor, mitolojik bir varlığın bisiklet üzerinde olduğunu hissetmiyorsunuz. Roglič genellikle sakindir. Risk almaz ama önüne gelen fırsatı kaçırdığı da çok seyrektir. Roglič’i izlerken basitlikten etkilenirsiniz. Birkaç saniye pedallara yüklenir ve etap onundur.
Reklam ve sponsorların Roglič’le fazla ilgilenmemesinin farklı birçok nedeni var. Heyecan verici ataklar yapmaz, takımı ve kendisi fazla iyi olduğundan seyirciler onun kazanmasını izlemeyi sevmez ve göz ardı edilmemeli ki pek de yakışıklı değildir. Yine de bir sebep var ki onu asla pas geçmemek gerek, o da karakteri.
Roglič, bu çaptaki bir sporcuya göre medyadan bir hayli uzak. Etapların başında ve sonunda sorumlulukları gereği röportaj veriyor ama o noktada konuşmak istemediğini anlıyorsunuz. Zaten genellikle kısa ve klişe cevaplarla yarışın henüz bitmediğini söylüyor, takım arkadaşlarına teşekkür ediyor ve bir sonraki etapta dikkatli olmaları gerektiğini belirtiyor. İçe dönük kişiliğinin takım arkadaşlarıyla ilişkisini zayıflattığı bir dönem sık gündeme geliyordu fakat takım arkadaşları defalarca Roglič’in iyi bir lider olduğunu dile getirdi.
https://i.eurosport.com/2021/03/12/3010454.png
Bisikletçiler ve bisiklet dünyasının diğer üyeleriyle fazla samimi olmamasının nedeni bisikleti sadece bir iş olarak görmesi olabilir. Pogačar’ın Twitter hesabının girişinde ‘bisiklet hayattır.’ yazarken Roglič için öncelik her zaman ailesi. Yarış sırasında rakiplerini imha etmeye programlanmış, yüzünden hiçbir şey okunmayan bir makineyken finiş sonrasında eşi ve oğlunu gördüğünde bambaşka birine dönüşüyor, belki de insan olduğu ortaya çıkıyor.
“İki farklı Primož var.” diyor eşi Lora Klinc. “Biri bisikletçi, diğeri ise normal biri. Bazen biraz donuk ve mesafeli olabiliyor ama günlük hayatında çok daha farklı. Çok daha cana yakın, hoş ve rahat.” Primož’u günlük hayatında görme şansına erişmek sıradan insanlar için mümkün değil. Bizlerle ne kadar isterse o kadarını paylaşıyor ama ne zaman bisiklet üzerinde işler istediği gibi gitmese verdiği mesaj hep aynı. İki yaşındaki oğluyla bazen kaydırakta, bazen evde bazen de Fransa Turu podyumunun ikinci basamağında bulunuyor ve hayat, her zaman olduğu gibi, yine devam ediyor.
Roglič geçmişe takılıp kalan biri değil. Hatalarından ders çıkarırken geçmişin geri getirilemeyeceğini asla unutmuyor. Planica’da, 18 yaşında geçirdiği kayakla atlama kazasının ardından kayakla atlama kariyeri bitmiş, performansı eskisinden çok uzak olunca bisiklete geçmişti. 21 yaşında olan birinin yeni başladığı bir sporda, hele ki bisiklette kariyer inşa etmesi imkânsız olarak görülür. Fakat Roglič gösterdi ki geçmişi ve dezavantajlarını bir yana koyup hedefinize odaklandığınızda hiçbir şey imkânsız değil.
Fransa Turu’nu kaybettiğinde de yaşananlar farklı değildi. “Bu gece yalnız kaldığında ağlayacak mısın?” diye sorulduğunda “Çoktan ağladım, yine ağlayacağım.” demişti. Bir hafta sonra Dünya Şampiyonası için geri döndüğündeyse Fransa’da yaşananları tamamen unutmuştu. Imola’da Pogačar’la birlikte yarıştılar, ertesi hafta Liege-Bastogne-Liege’i kazandı ve sezon bitmeden La Vuelta’yı da şampiyon tamamladı. Sezonun en büyük kaybedeni, aynı zamanda Velo d’Or’un sahibiydi.
https://i.eurosport.com/2021/03/13/3011018.jpg
Kazandığı sürece Roglič birçokları için bir robot. Duyguları yok, bacakları saatlerce aynı ritimde dönüyor. Ancak kaybettiğinde onun da insan olduğunu anlıyoruz. Sarı mayoyu çıkardığında. O zaman onun için üzülebiliyor; yenilmez olduğunu düşündüklerimizin bile bir yerlerde, bir tür zayıflığa sahip olabileceğinin farkına varıyoruz.
Yazı: Emre Köseoğlu
İtalya Bisiklet Turu
Giro d'Italia | Altıncı etap profili
12 SAAT ÖNCE
İtalya Bisiklet Turu
Giro d'Italia | Beşinci etap özeti
12 SAAT ÖNCE