*Bu yazının orijinali rouleur.cc sitesinde yayımlanmıştır.

İnerken asla korkmuyorum. Yalnızca zihnim bana oyun oynuyor olsa da kendimi evrenin efendisi gibi hissediyorum. Çünkü her taraf tehlikelerle dolu, sayısız bozuk kör viraj alıyoruz. Ama ne zaman bir viraj bitse, “Daha hızlı dönebilirdim.” diyorum. Ağzımda tadı kalıyor, fazlasını istiyorum.

Bisiklet
"Kazanamasam bile bu takıma bir şeyler katabilirim."
14/01/2021 - 15:47

İniş, bisikletçiden mutlak zihin berraklığı talep ediyor. Zorlu bir geçiş, hele ki zirvede harlanan bir savaşın ardından. Zirveye gelinirken kafam bulanık oluyor ve göz açıp kapayıncaya kadar saatte 20 kilometre hızdan 90 kilometreye, acı çekmekten araçları geride bırakmaya, hararetten hızla soğumaya geçmek bünyede şok etkisi yaratıyor. Rüzgâr yüzümüze yumruklar savurmaya başlıyor ve bizim de maharetlerimizi yeniden keşfetmemiz gerekiyor. Ellerimizi boynuzlardan droplara indiriyoruz. Bazen hep beraber, bir anda başka bir spora geçmişiz gibi geliyor.

İnerken kilit nokta, olabildiğince geç ve pürüzsüz fren yapmak; arka freni nazikçe sıkıp ardından toplu sprintteymişsiniz gibi yeniden hızlanmak. Tabii doğru vites seçimi de önemli, virajın ortasında vites değiştirmeli ve viraj bitiminde büyük viteste yakalanmamalısınız.

https://i.eurosport.com/2020/09/07/2881853.jpg

Saatte 60 kilometrenin üstünde gidiyorsanız pedal çevirmenin anlamı kalmaz. Ben de kendimi sıkı, aerodinamik bir topa dönüştürüyorum. Ön tarafta kendimi sabitliyor ve dönüşlerde yeniden seleye dönüyorum. Kaslar kasılıyor ve duruş hemen rahatsız edici bir hal alıyor. Yollardaki tümseklere ve sarsıntıya da bağışık değiliz.

Gördüğünüz üzere aklınızda bulundurmanız gereken birçok şey var; olay, tırmanışın ardından kendinizi yerçekiminin ellerine bırakıp dinlenmenin tam tersi. Dört-beş tırmanış barındıran bir yarışta, her inişte her şeyinizi vermek çok yorucu oluyor. Viraj çıkışlarındaki o beş-on saniyelik mikro sprintler enerjinizi ve konsantrasyonunuzu tüketiyor.

Benim için tüm bunların en neşelendirici kısmı, önümde motosikletleri görmek. Referans noktası işlevi görüyorlar: görüş mesafemde kaldıkları sürece onlara bakarak sonraki dönüşler hakkında fikir sahibi olabiliyorum.

Sanırım inişlerde düşündüğümden daha iyiyim, bu da bu aktiviteden ne kadar keyif aldığımın bir göstergesi. Doğaçlama yeteneğim sağ olsun, yol aşağı seyrederken hata yaptığım çok nadirdir, zorlayabildiğim kadar zorlarım. Oysaki bildiğim yollarda, tehlikeli virajlar gibi tuzaklara daha çok dikkat ediyorum, daha temkinli davranıyorum. Saçma, biliyorum.

https://i.eurosport.com/2019/07/21/2642725.jpg

Alplerdeki Pra-Loup inişi, benim için güzel anılara ev sahipliği yapıyor. Düz, tehlikeli ve size seçenek sunmayan yapıda olsa da 2015 Dauphiné’deki etap galibiyetimi getirmiş oluşu bunun başlıca sebebi. Risk yok, ödül yok.

En dramatik iniş hatıramsa 2017 Tour de France’tan: Chambéry yolundaki Mont du Chat’nın inişi. Öndeki grubun arkasındaydım çünkü yaklaşan vahşi yokuş çatışması için oksijene ihtiyacım vardı. Önümde Richie Porte, Dan Martin’i de beraberinde götürerek düşünce güvenlik adına birkaç metre geriden takip ederek ne kadar doğru bir şey yaptığımı düşündüm. Onları atlattım, gelecek dönüşler için özgüvenimi kazandım ve yol tekrar düzleştiğinde tek başıma öndeydim.

Çıkışta favoriler küçük bir fark açabilmek adına canları pahasına mücadele etmiş ancak komik şekilde asıl fark yaratan, 12 kilometrelik tehlikeli iniş olmuştu. Chambéry’ye kalan on düz kilometrede ise etap galibiyetini kovalayan motive bir grupla mücadele edecektim ve zafer umutlarım suya düşecekti. Yine de o etap, bisiklette mücadelenin tırmanışlardan ibaret olmadığına kanıt niteliğindeydi.

Yazı: Romain Bardet

Çeviri: Ege Sanlav

Orijinal Link

Bisiklet
Vuelta a San Juan iptal edildi
12/01/2021 - 12:42
Bisiklet
Peter Sagan, Tour ve Olimpiyatlar için Klasikler'den sonra karar verecek
11/01/2021 - 11:56