Bisiklet

‘Son Sıra Luigi’, Giro’nun unutulmaz sonuncusu

Share this with
Copy
Share this article

Luigi Malabrocca

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
19/05/2020 at 13:43

Bu, Luigi Malabrocca’nın hikâyesi, Giro d’Italia’yı her sene sonuncu bitirmeye çalışarak seyircilerin kalplerinde yer eden adamın.

*Bu yazı ilk olarak Rouleur'da yayımlanmış ve Tifosi Blog ekibi tarafından çevirilmiştir.

10 Haziran 1949’da Gino Bartali ve Fausto Coppi, Cuneo ile Pinerolo arasındaki dağ geçitlerinde İtalya Turu şampiyonluğu için çekişiyorlardı. La Gazzetta dello Sport tarafından ‘bacakkıran’ olarak tanımlanan çok acımasız parkura soğuk ve yağmurlu hava eşlik ediyordu.

Bisiklet

Van Hooydonck’un Gözyaşları | EPO çağının mağduru Flaman şampiyon

26/06/2020 AT 15:28

O zamanın gazetelerinden öğrendiğimize göre Coppi 190 kilometre kala atağını yapmış, Izoard yokuşunu tek başına geçip en yakın rakibine 20 dakika fark atmıştı. Coppi bu atağıyla pembe mayoyu geri almış ve yarışı da rahat bir şekilde kazanmıştı.

Dağların başka bir noktasında ise yine Coppi gibi yalnız bir bisikletçi vardı. O da kendine meydan okuyordu. Ancak o, Coppi’nin saatlerce gerisindeydi. Tırmanışları hantal hantal çıkıyordu. İşte o, Luigi Malabrocca’ydı, belki de Giro d’Italia tarihinin en kötü bisikletçisi.

Hikâyemiz, 1946-51 yılları arasında son sıradaki bisikletçiye verilen ‘Maglia Nera’ (siyah mayo) ile başlıyor aslında.

Maglia Nera bir utanç objesi olmanın aksine İtalya halkı tarafından epey ilgi gösterilen bir ‘ödül’ idi. Bu klasmanın kazananına (bir anlamda en büyük kaybedene) bitişte yemekle beraber para ödülleri de verilirdi. Bu da sonunculuk mücadelesini birincilik kadar çekişmeli yapıyordu.

Kötü olmakta iyi olmak

Bu klasmanda Malabrocca çok çok iyiydi. Bunu onun kötü bir bisikletçi olduğunu belirtmek için söylemiyorum. Öyle ki kendisi, Hırvatistan ve Slovenya turlarını kazanıp iki kez ulusal kros şampiyonu olmuştu. Ortalama bir yarışçı olsa da onu büyük bir kaybeden yapan kelimelerle anlatılamayacak bir yeteneği vardı.

Zaten adından bile bu iş için doğduğu belliydi. Zira İtalyancada mala, ‘malato’ yani hasta anlamına gelirken brocca ise ‘bir işte çok kötü olan kişi’ anlamına gelir. John Foot’un da dediği gibi bu kötü olmaya çalışan bir bisikletçi için neredeyse mükemmel bir isimdi.

Maglia Nera’yı 1946 ve 47’de birçok insanı kendine hayran bırakarak kazandı. Seyirciler bitiş noktasında son sıradaki kahramanlarını görmek için saatlerce beklerlerdi.

Gazzetta’daki bir gazetecinin notlarına göre yol kenarında bekleyen seyircilerin ilk sorusu “Kim birinci?” iken ikinci sorusu ise “Kim sonuncu?” idi.

Pelotonu arkadan sakin sakin takip ederken Malabrocca genelde espresso molaları verirdi. Foot’un söylediklerine göre bu molalar, Malabrocca’nın zaman kaygısı olmadığından dolayı bazen tifosi ile yenen uzun yemeklere bile dönüşebiliyordu.

Malabrocca’nın sıradışı adı ve performansı halk tarafından daha çok sevilmesine neden oluyordu. O yavaş yavaş sürerken halk “Çok yaşa son sıra!” diye tezahüratlarda bulunurdu.

Son sıra için gülünç bir savaş

1949’da Luigi’nin şöhretini kıskanan Sante Carollo’nun da mayoda gözü vardı. İş saçma bir noktaya gelmişti artık. İkili İtalyan kırsalında birebir kalmışlardı ve gidebildikleri kadar yavaş gidiyorlardı. Rivayete göre yer yer bir çalıda ve ahırda saklandıkları bile oluyordu, diğeri kendisinin önlerde olduğunu düşünsün diye.

Foot’un daha önce konuştuğu bir çiftçi Malabrocca’yı su deposunun arkasına saklanırken gördüğünü söylüyor. Çiftçi ona ne yaptığını sormuş ve Malabrocca da “Giro’da yarışıyorum.” demiş. “Benim depomda mı?”

Üç haftalık bitmek bilmez yarışın kazananı (bir anlamda kaybedeni) Carollo olur. Coppi’nin 10 saat, en yakın rakibi Malabrocca’nın ise iki saat arkasında bitirerek arzuladığı mayoya kavuşur.

Bu çekişmeden iki yıl sonra Maglia Nera, klasmanın bisikletçilerin kendileriyle edilen bir alay olduğunu düşündükleri için kaldırıldı.

2008’de Giro siyah yarış numaralarıyla klasmanı tekrar diriltmeyi düşündü ama yarışçılar bundan pek memnun kalmayınca fikir uygulanamadı.

Maglia Nera’nın varlığı modern bisiklet için aslında imkânsız değil ve kaldırılmasının doğru mu yanlış mı olduğu da tartışılabilecek bir konu.

Siyah mayo; zaferin zıddını, sonunculuğu, mağlubiyeti temsil ediyordu. Bir yandan da bildiğimiz üzere bisiklet kazanmak üzerine kurulu.

Ne de olsa kazanmak sponsor demek, kontrat demek, ün demek; bisiklet, kazanmak demek.

Bisiklet, zaferin peşinden koşarken insan performansını diğer tüm sporların taşıyabileceğinden daha yüksek bir çıtaya taşıdı. Şu an izlediğimiz yarışlar 60 yıl önceki –özünde elbette çok daha önceki- yarışlar ile başlayan bir sebep sonuç zincirinin yeni halkaları sadece. Modern bisiklet; son teknoloji uygulamalar, aşırı yapılı sporcular ve (etik değerleri birbirlerinden farklılık gösteren) marjinal kazanımların himayesinde.

Bu kadar değişime rağmen profesyonel bisiklet daha önce hiç şimdiki kadar temiz, güvenli ve organize olmadı. Öte tarafta ise seyirciler bir daha asla su depolarına saklanan veya bir barda durup espresso içen bisikletçiler göremeyecek. Ve her ne kadar işin romantik kısmını düşünmek keyifli olsa da, bisikletin günümüzde bulunduğu noktanın ne denli muhteşem bir gelişimin sonucu olduğunu inkâr etmek, romantizmde aşırıya kaçmaktan başka bir şey olmaz.

Yazının orijinal hâlini okumak için:

Bisiklet

"Eşsiz bir Tour de France'a hazır olun"

26/06/2020 AT 13:01
Bisiklet

Miguel Martinez, yol bisikletine geçiyor

14/06/2020 AT 11:01
Related Topics
Bisiklet
Share this with
Copy
Share this article