Boks

Boksun efsaneleri #11 | Ölümcül İçgüdü: Deontay Wilder

Share this with
Copy
Share this article

Deontay Wilder and Tyson Fury look certain to rematch

Image credit: PA Sport

ByEurosport Türkiye
18/05/2020 at 14:45

Cihat Gemici, boks tarihinin efsanelerini yazıyor...

Profesyonel boksun tarihi gong sesinden sonra kanvasın üzerinde, iplerin arasında birbirlerine meydan okuyan cesur eldivenlerle yazılmıştır. Yayımlayacağımız yazı dizisinde boksun ilk dönemlerinden günümüze dek uzanan unutulmaz efsanelerin hayat öyküleriyle dünyanın farklı yerlerinde tarihi bir yolculuğa çıkacağız.


28 Kasım 2015’te Tyson Fury adında çılgın bir İngiliz, on yıldır bileği bükülmeyen Wladimir Klitschko’yu devirerek Ağır Sıklet’te kartları yeniden dağıttı. Klitschko hanedanlığı karavanda büyüyen “Çingene Kral” tarafından yerle bir edilmişti. Boks severler, -Yaşasın Yeni Kral- diyemeden Tyson Fury’nin mental problemleri nedeniyle kemerlerini boşa çıkardığını öğrendi. Hâlbuki Tyson Fury sahip olmadığı tek kemer olan WBC’nin şampiyonu Deontay Wilder’a meydan okumuş ve boks dünyasını yıllar sonra efsanevi bir kemer birleştirme maçı için heyecanlandırmıştı.

Boks

Boksun efsaneleri #16 | Muhammed Ali - Başka bir tür

2 SAAT ÖNCE

Fury boksa geri dönmeye sonrasında da eski formuna kavuşmaya çalışırken Deontay Wilder bu sırada Gerald Washington, Bermane Stiverne ve Luis Ortiz gibi isimleri sansasyonel şekillerde nakavt etti. Yaptığı her nakavt rakipleri için korku dolu rüyaların başlangıcıydı. Rakiplerinin ringe attıkları her adım rüyalarından uyandıkları ve gerçek bir canavarla karşı karşıya oldukları bir felaketin eşiğiydi.

Günümüzün WBC Ağır Sıklet şampiyonu Deontay Wilder, 19 yaşındayken kızının Spina Bifida hastalığına çare bulabilmek için koleji bırakma kararı alarak iki işte birden çalışmaya başladı. Aynı dönemde sokak kavgalarındaki başarısını ringe taşıyabileceğini ve bokstan para kazanabileceğini düşündü ve amatör boksa başladı. Bu dönemde sabahları 4.30-5.00 sularında kalkarak, yerel bir restoran zinciri için günlüğü 70 dolara şoförlük yapıyordu. Erken saatlerde bin kasa birayı kamyona yüklerken aynı zamanda sabah antrenmanını da yapmış oluyordu. İkinci iş olarak ise haftalık 400 dolara bir restoranın mutfağında çalışıyordu.

Kolejde basketbol oynayan Wilder, boksa televizyonda izlediği ünlü isimlerden aşinaydı. Mike Tyson’ın kötü çocuk imajı ve Evander Holyfield’ın gücüne hayran olmuştu. Yine de boks hakkında bilgisi izlediği maçlardan ibaretti. Boksa ciddi anlamda ilgi duyması spor salonuna gitmesiyle başladı. Salonun atmosferi Wilder’ı etkisine aldı ve bir daha da bırakmadı.

“Spor salonuna girdiğimde doğru zamanda doğru yerde olduğumu fark ettim. Kum torbalarını, ağırlıkları, ip atlayan sporcuları gördükten sonra şükürler olsun burası benim yerim diye düşündüm.”

“Boks, ünlü bir sporcu olmam ve kızımın tedavisini karşılayabilmem için son şanstı. Olimpiyatları tamamen aklımdan çıkarmıştım. Antrenörüme, bana temel boks tekniklerini öğretmesini ve bir an önce profesyonel olmam gerektiğini söyledim.”

Wilder, sadece 20 amatör maç sonunda olimpiyat vizesini almayı başardı. 2008 Pekin Olimpiyatları’nda kazandığı bronz madalya ile Pekin’de Amerikan Boks Takımı’nda madalya alan tek isim oldu. Bronze Bomber oyunların bitiminden sonra hayalini kurduğu profesyonelliğe adımını attı.

“Bir amaç uğruna dövüşen bir adamın yenilme ihtimali, sadece kendisi için dövüşen bir adama göre daha azdır.”

Wilder, amacı doğrultusunda emin adımlarla ilerlemekteydi. Hayali Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu olmaktı. En büyük tutkusu ise bu yolda en büyük destekçisi olan kızı oldu. Antrenmanlar yüzünden ayrı kalsalar da ailesinin kızlarını sevdiğini bilmesi çok önemli diye düşünüyordu. Bu düşüncesini kızına hissettirmek için günde en az dört defa ona “seni seviyorum” dedi.

Profesyonel olarak çıktığı ilk 32 maçın tamamını nakavt ile kazandı. Kızına verdiği sözü yerine getirmek için karşısında artık sadece bir engel kalmıştı. WBC Dünya Ağır Sıklet Şampiyonu Bermane Stiverne. Wilder, bu büyük maça çıkmaya hak kazansa da boks stilinin dağınık olması nedeniyle, hala bir sokak dövüşçüsü gibi boks yaptığı eleştirilerine maruz kalmaktan kurtulamıyordu. “Boks yapamıyor” diye basın tarafından yapılan eleştiriler Wilder’ın da kulağına da geldi. Bu eleştiriler altında Stiverne ile 12 rauntluk süren zorlu bir unvan maçı yaptı. 12. rauntun sonunda gong sesi duyulduktan sonra Wilder köşesinde iplere tırmanarak bağırmaya başladı:

“Kim boks yapamıyor? Kim boks yapamıyor?”

Yaklaşık on yıl aradan sonra Deontay Wilder Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonluğu unvanını Amerika’ya getirmeyi başarmıştı. Daha da önemlisi ise Alabama’lı genç adam, kızına verdiği sözü tutmuştu. Sonunda kolej basketbolcusu, kamyon şoförü Deontay Wilder, Dünya Şampiyonu olmuştu.

Deontay Wilder unvanı kazandıktan sonra 3 kez unvan koruma maçına çıktı. Üçünü de nakavt ile kazandı. Yine de eleştiriler bitmek bilmedi. Şampiyonun yeterince güçlü bir rakiple dövüşmediği ve daha da ileri gidilerek bir balon olduğu iddia edildi. Eric Molina, Duhaupas ve Szpilka maçları boks otoritelerini tatmin etmedi. İnsanlar daha büyük bir dövüş istiyordu. Aranılan rakip Rusya’da bulundu. Eğer Wilder gerçek bir şampiyon olduğunu kanıtlamak istiyorsa kariyerinde sadece 1 yenilgisi olan WBC federasyonunun bir numaralı ismi Alexander Povetkin’i mağlup etmeliydi.

Wilder, Rocky 4’ü baştan çekeceğim diyerek Rusya’da Povetkin ile karşılaşmayı kabul etti. Böylece kendisine balon diyenleri de susturacaktı fakat aksilikler bitmiyordu. Povetkin’in dopingli çıkması nedeniyle maç iptal edildi. Wilder da daha düşük profilli bir boksör olan Arreola ile dövüşerek yenilmezlik serisini 36’a maça çıkardı. Bu maçta eli kırıldığı için beklenen büyük maç yine ertelenecekti.

Deontay Wilder’ın sıradaki rakibi Gerald Washington oldu. İkili 25 Şubat’ta Alabama’da karşılaştı. Dedikodular devam ediyordu. “Wilder bir balon.” ,“Hala üst seviye bir boksör ile dövüşmedi.” “WBC Wilder’ı kolluyor.”

Deontay Wilder sakatlıktan sonra üst seviye bir maç yerine Gerald Washington’ı seçti ama Luis Ortiz maçına kadar insanların kafalarındaki soru işaretleri bitmedi. Luis Ortiz maçında sendelediği ve yere düşmek üzere olduğu anlar birçokları için Wilder’ın sonunun geldiğine işaretti ama Bronz Bomber düşmedi ve ardından da Luis Ortiz’i nakavt ederek gövde gösterisi yaptı. Kazanmasına rağmen eleştiriler bitmiyordu: Ortiz yaşlıydı ve tansiyon hastasıydı yoksa Wilder’ı yenerdi.

Wilder artık eleştirilerden bunalmıştı. Sıradaki rakibini açıkladığında herkes şok olmuştu. Tyson Fury ile karşılaşacaktı. Fury mental problemlerini atlatmış bir iki hazırlık maçının ardından Wilder’ın karşısına çıkmıştı. Gong çaldığında Fury boks tekniğini konuşturmaya başladı. Wilder Fury’i yakalayamıyordu. Öldürücü sağı onun her şeyiydi. Sağını isabet ettirdiği takdirde işlerin değişeceğinin farkındaydı. Rauntlar ilerlerlerken puanlar Fury’nin hanesine yazılıyordu. Dokuzuncu rauntta Wilder Fury’i yakaladı ve yere indirdi. Olağanüstü bir sağı vardı ve yine işe yaramıştı. Fakat Fury kalkmayı başardı. Yine ringde hareket etmeye başladı. Son raunda kadar işler Fury lehineydi ki Wilder’ın sağı yine iş başına geçti. Fury koca gövdesiyle yere serilmişti. Wilder bu iş bitti diyerek tribünlere bakıyordu. Kronometre ilerliyordu. Aniden “The Undertaker” gibi Fury kalkmaya başladı. Adam adeta diriliyordu. Wilder da şaşırmıştı. Fury kalktı. Maç berabere ilan edildi. Wilder unvanını korudu.

Maç sonunda farklı görüşler vardı. Bazılarına göre Fury puanla rahat kazanmıştı ve hakkı yenmişti. Diğerlerine göre ise Fury 10 saniye içinde yerden kalkamamıştı maçın hakkı Wilder’ındı.

Wilder bir radyo programında eğer ringde birinin canını alırsam bundan gocunmam diyordu. İnsanların eleştirileri karşısında kötü adamı oynamak istediği belliydi ama içinde kızı için boksa başlamış bir adam vardı. Gerçekten kötü olmak için söylediklerinden fazlası olmalıydı. Dediklerinin elle tutulur yanı yoktu ama Wilder çok uğraşmasına rağmen gerçek kötülerin tarafına geçmek yeterince kötü değildi.

Fury maçından sonra Luis Ortiz’i tekrar nakavt etti. Herkesin beklediği Fury rövanşını kaybetti. Ona göre ringe geldiği kostümü çok ağırdı. Bu ağırlık onu yormuştu. Sonunda eleştirenler sevinmişti. Yoksa Wilder da bir balon muydu? Çağımızda birilerini balon ilan etmek ne kadar kolay değil mi? Tek bir yenilgide tek bir düşüşte o güne kadar yaptığınız her şey unutulabilir kazandığınız her şey bir anda silinebilir.

Deontay Wilder, hasta kızı için boks yapmaya başlamış, kendine özgü geniş açıdan savurduğu muhteşem bir sağ kroşesi olan, ülkesine olimpiyat madalyası kazandırmış harika bir sporcu. Sadece bir maç kaybetti, hepsi bu.

Boks

Boksun efsaneleri #15 | Sonny Liston - İstenmeyen adam

01/06/2020 AT 15:54
Boks

Boksun efsaneleri #14: George Foreman

29/05/2020 AT 15:37
Related Topics
Boks
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Boks

Boksun efsaneleri #16 | Muhammed Ali - Başka bir tür

2 SAAT ÖNCE

Latest Videos

Boks

Boksör ringden böyle kaçtı

00:00:34

Most popular

WEC

The Race All-Star - 16/05

16/05/2020 AT 13:47
View more