Boks

Boksun efsaneleri #21 | Marvin Hagler

Share this with
Copy
Share this article

Marvin Hagler

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
06/07/2020 at 15:08

Cihat Gemici, boks tarihinin efsanelerini yazıyor.

Profesyonel boksun tarihi gong sesinden sonra kanvasın üzerinde, iplerin arasında birbirlerine meydan okuyan cesur eldivenlerle yazılmıştır. Yayımlayacağımız yazı dizisinde boksun ilk dönemlerinden günümüze dek uzanan unutulmaz efsanelerin hayat öyküleriyle dünyanın farklı yerlerinde tarihi bir yolculuğa çıkacağız.

İstanbul’da yaşanan kavurucu 2010 yazının bir benzeri 1967 yılında ABD’nin Newark, New Jersey şehrinde yaşanmıştır. 1944 yılında çıkarılan “Askerlerin Topluma Kazandırılması Kanunu” ile İkinci Dünya Savaşı’ndan dönen ABD askerleri şehir dışında ucuz konut fırsatlarından yararlanmak için Newark’tan ayrılmışlardır.

Boks

"Hikâyem bokstan daha büyük"

20 SAAT ÖNCE

1967 yılındaki sıcak yaz mevsimine kadar endüstrileşme ve şehirleşmenin de bir sonucu olarak beyaz nüfus Newark’tan ayrılarak kuzeye giderken, siyahi nüfus hızlı bir artış göstermiştir. Fakat bölgenin yeni sakinleri iş ve ev bulma konusunda ayrımcılıklara maruz kalmıştır. Yine de 1967 yılına gelindiğinde ABD’de siyahi nüfusun en fazla olduğu bölgelerden birisi Newark olurken eskinin izleri ise tam olarak silinmemiş, şehrin yönetimini beyaz politikacılar ellerinde tutmuştur. Emniyet teşkilatında da durum garip bir şekilde beyazların lehinedir. Şehrin %50’sinden fazlası siyahilerden oluşurken 1,322 polis memurundan sadece 145’i siyahidir.

Afro-Amerikalı taksi şoförü John Smith’in polis şiddetine maruz kalmasının ardından arka planında işsizlik, ayrımcılık, fakirlik olan bir ayaklanmanın fitili ateşlenmiştir. Cleveland ve Newark’da başlayan halk ayaklanması beş günlük şiddetli bir kuşatma sonucu Detroit’te son bulmuştur.

43 ölü, 1,189 yaralı, 7300 tutuklu, 2000’den fazla harap edilen binanın yanında 60 milyon dolarlık bir hasar bu isyanın sonucu olmuştur. Şehirde insanların oturduğu binalar yakılmış, dükkânlar yağmalanmıştır.

Gecekondu denilebilecek küçük evlerinden olan Hagler ailesi ve 13 yaşındaki çocukları Newark Ayaklanması’ndan fazlasıyla etkilendi. Hagler’lar o günden sonra New Jersey’i terk ederek Brockton, Massachusetts’e taşındı. Babasının ailesini terk etmesiyle Marvin altı çocuğun en büyüğü olarak annesi Ida Mae Hagler’ın gözetiminde sorumluluk sahibi bir çocuk olarak büyüdü. 15 yaşına geldiğinde Guareno (Goody) ve Pat Petronelli kardeşlerin işlettiği boks salonuna giderek hayatı boyunca antrenörü ve menajeri olarak onunla birlikte olacak Petronelli biraderlerle tanıştı.

19 yaşına geldiğinde profesyonel oldu. Unvan maçına çıkması için tam 50 kez ringe çıkması gerekecekti. Hagler ilk yıllarında önemli maçlara çıkmak istemesine rağmen bu arzusu bir türlü gerçekleşmedi. Sınıfta sessiz kendi halinde duran bir çocuk gibiydi. Öğretmenin sorduğu sorulara cevap verecek yeteneği vardı ama bir türlü söz hakkı alamıyordu. İçi içini yiyordu. Halbuki bir kez şans verilse neler yapabileceğini herkese gösterecekti. Sabırla bekledi. Efsaneler efsanesi Joe Fraizer bir türlü şans bulamamasına dair şunları söylemişti: “Senin sahneye çıkman için önünde duran üç engel var. Siyahsın, solaksın ve çok iyisin.”

Hagler’a aradığı fırsatı veren isim de yine Joe Fraizer oldu kendi öğrencisi olan Willie Monroe ile ringe çıkmasını sağladı. Hagler ve Monroe arasındaki ilk maç yakın geçti ve kazanan puanla Monroe oldu. Tartışmalara neden olan ilk maçtan sonra rövanş yapıldı. İkinci maçta Hagler kendisini ispat edercesine 12. rauntta Monroe’yu nakavt etti. Durum eşitlenmişti. Üçüncü maç organize edildi. Hagler artık olası bir tartışma istemiyordu. İkinci rauntta Monroe yerdeydi.

Ünlü isimlerle karşılaşıp puan toplama zamanı gelmişti. 1972 Olimpiyatları’nın altın madalyalı ismi Sugar Ray Seales ile üç kez ringe çıktı. İlkini kazandı ikinci maç berabere bitti ve üçüncü maçta ilk rauntta nakavtla kazanan Hagler oldu. Bobby Watts’a ilk maçta tartışmalı biçimde kaybedince rövanşta Watts’ı iki rauntta nakavt ederek tartışmaya mahal vermedi. Hagler ayakları yere sağlam basan, sert bir boksördü. Çarpışmadan kaçınmıyordu. Ben Briscoe galibiyetinden sonra promotör Bob Arum’un dikkatini çekti ve ünlü isimle sözleşme imzaladı. Profesyonel boksta promotör her şeydi. Yıllardır bu amaç için çırpınan Hagler, Arum ile sözleşme imzalamasından yaklaşık bir sene sonra hak ettiği unvan maçına çıktı.

30 Kasım 1979’da WBC, WBA, Ring ve Lineal orta sıklet unvanları için Las Vegas’ta Vito Antuofermo ile karşılaştı. Ayrı kararla beraberlikle sonuçlanan maç sonunda ring hakemi Mills Lane İtalyan Antuofermo’ya mırıldanarak şöyle diyordu. “Sonuçlar açıklanıp ben elini havaya kaldırana dek aynı bu şekilde durmaya devam et.” Hagler’in promotörü Bob Arum hemen rövanş istedi. Dönemin WBC Başkanı Jose Suleiman WBC’yi promotörler yönetmez diyerek bu isteği geri çevirse de Hagler’ın bir şans daha hak ettiğini fakat önceliğin İngiliz Alan Minter’da olduğunu ifade etti. Minter beklenildiği üzere Antuofermo’yu yendi. Unvan maçı Minter ve Hagler arasında Londra’da olacaktı.

Hagler, Las Vegas’taki Antuofermo maçında Minter’in elini sıkmadı. Bu davranışını, “Ben gelecekteki rakiplerimle el sıkışmam.” şeklinde açıklasa da centilmenlikten uzak hareketinin altında ırkçı nedenler arandı. Karşılık olarak Minter’in, “Bunca yıllık emeğin sonunda kemerimi bir siyaha kaybetmem.” sözleri ortamı iyice alevlendirdi. Londra’da Hagler ringe gelirken kötü tezahürat başladı ve ABD Milli Marşı yuhalandı. İlk rauntta Hagler Minter’ın kaşını açtı. Oyun üstünlüğü tamamen Hagler’deydi. Üçüncü rauntta teknik nakavtla kazanan taraf Hagler oldu ve yıllardır peşinde koştuğu dünya şampiyonluğunu resmi olarak kazandı. Resmi olarak diyorum çünkü Hagler o gün hak ettiği kemerleri takıp kameralara hayalini kurduğu pozu veremedi. Maçın bitimiyle beraber taraftarlar tarafından ringe atılan bira kutuları ve şişeleri nedeniyle Hagler kemeri kaldırmadan apar topar soyunma odasına gitmek zorunda kaldı. O maçta West Ham futbol takımının filmlere konu olan (Green Street Holigans) taraftar grubu ICF’in tribünlerde olduğu iddiası ortaya atılmış fakat bu konuda resmi bir açıklama yapılmamıştır.

Hagler unvanları kazandıktan sonra 12 kez kemerlerini korumuştur. 11 nakavt ve bir de IBF kemerini koleksiyonuna eklerken Roberto Duran, Thomas Hearns ve John Mugabi gibi isimleri mağlup etmiştir.

Hagler Roberto Duran’ı karşılaştığı en iyi boksör olarak gördü. Taş Eller olarak bilinen Duran’ın aynı zamanda en hızlı ellere de sahip olduğunu ifade ederken ona yakalandığında ne olup bittiğini anlamadığını belirtti. Duran bu maç için bir alt sıkletten gelmişti. 13 raunt boyunca önde olan taraftı ve Hagler’in yüzü deformasyona uğramış, sol gözü şişmişti. Son iki raunt Hagler ringe Marvelous olarak çıktı. Puanları topladı ve maçı kazandı. Bu geri dönüş efsanevi, coşkulu ve tüyler ürperticiydi.

Juan Roldan maçı Hagler’ın kariyerine bir ilk olarak geçti. Birçoklarına ve Hagler’a göre ayağı kaymış olsa da bu maç Marvin Hagler’ın ilk ve son kez knock down olduğu maç olarak kayıtlara geçti. Marvin zor duruma düştüğünde dönüşünü hep muhteşem ve göz alıcı bir şekilde yaptı. Roldan’ı onuncu rauntta teknik nakavtla mağlup ettiğinde yaşadığı knock down’un etkisini rakibine fazlasıyla hissettirdi.

Suriyeli Mustafa Hamsho’yu ikinci kez yendikten sonra sırada yüz yıllar geçse de unutulmayacak, dedelerin torunlarına anlattığı, posterlerinin salonları süslediği, görüntülerinin jenerik olduğu o efsanevi maç vardı. WAR (Savaş) ! Marvin Hagler’ın niyeti tam olarak buydu. Hearns’ün nasıl bir nakavt canavarı olduğu ya da devasa fiziği umurunda değildi. Ringe çıkacak ve orta sıkletin en iyisinin kim olduğunu tüm dünyaya gösterecekti. Üstüne bin bir senaryonun yazıldığı, iki defa ertelenen maç sonunda Las Vegas’ta gerçekleşti. Hagler ilk rauntta bombardımana başladı. Topla, tüfekle saldırıyordu. Hearns hiç geri kalmadı. Ringde yaşananlar adeta kurşunların havada çarpıştığı Birinci Dünya Savaşı gibiydi. Üç dakika sonra iki ordu kayıplarının savaş meydanından kaldırılması için bu meydan muharebesine ara verdi. Komutanlardan düşmanın zayıf yönlerini öğrenip ikinci raunda çıktılar. Hagler ikinci rauntta adeta ağır silahları ortaya çıkarmıştı. Pare pare top atışlarıyla Hearns’ü köşeye sıkıştırdı. Hearns siperden çıkamıyor kafasını kaldırdığı an kurşunlar vızır vızır geçiyordu. Sipere girdiğinde gövdesine gelen yumruklar yanında patlayan top gülleleri gibiydi. İki ordu son bir ara verdiler. Komutanlar son taktikleri verdi. Hearns yaralıydı. Eli sakatlanmıştı. Hagler işi bitirmek için geliyordu. Mitralyöz ile geldi. Hearns’ün şansı yoktu üçüncü rauntta kanvasa düştü. Bir daha ara verilmedi. Zafer Marvin Hagler’ındı.

Hagler 1983 ve 1985’te Ring Dergisi tarafından yılın boksörü seçildi.1986’da John Mugabi’yi teknik nakavtla mağlup ettikten sonra dönemin en ünlü isimlerinden Sugar Ray Leonard ile ringe çıktı. Bu özel maçın tohumları aslında Mugabi maçında ekilmişti. Sugar Ray Leonard maçı ring kenarında ünlü oyuncu Michael J. Fox ile birlikte izliyordu. Sugar Ray Leonard, Fox’un Geleceğe Dönüş filmindeki rolü Martin McFly gibi Hagler-Mugabi maçını izlerken birden salondan ışınlandı ve geleceğe gitti. Gelecekte Hagler’ı yendiğini gördü. Geri döndüğünde Fox’a “Hagler’ı yenebilirim” diye bağırıyordu. İşin özü Leonard Mugabi’nin Hagler’a oyun olarak üstünlük kurabildiğini görmüştü. Kendisinin de Hagler’ı kendi oyununa uydurabileceğini düşündü.

Hagler ve Leonard maç konusunda anlaştıktan sonra daha fazla parayı alacak tarafın Hagler olması için de el sıkıştılar. Hagler 20 milyon, Leonard 12 milyon civarında para aldı. Bunun yanında fazla parayı alan Hagler, Leonard’ın eldivenleri seçmesine izin verdi. Maç 10 ons’luk eldivenlerle, 12 raunt üzerinden, 20 foot (6 metrelik) ringde yapılacaktı. Bob Arum’un dediğine göre maçın geliri 78 milyon dolar olmuştu. İki isim sadece WBC unvanı için ringe çıktı. 12 raunt sonunda verilen ayrı karar hala sonu gelmeyen tartışmaların fitilini yaktı. Masa hakemlerinden Juan Guerra 118-110 ve Dave Moretti 115-113 Leonard, Lou Filippo ise 115-113 Hagler dedi. Ayrı kararla kazanan Sugar Ray Leonard oldu. Pat Patronelli 118-110 veren Guerra’nın hapse atılması gerektiğini söyledi. İşin ilginç tarafı ise aslında Harry Gibbs adlı İngiliz masa hakemi bu maç için görevlendirilmişti ama Hagler tarafı bu karara itiraz ederek Meksikalı bir masa hakemi istediler. Daha sonra maç İngiliz Gibbs’e izlettirildiğinde maçı Hagler lehine puanladı. Eğer Hagler ve ekibi bu itirazı yapmasa belki de kazanan Hagler olacaktı. Medya da bu maçın sonucu hakkında ikiye hatta üçe bölündü. Hagler, Leonard galibiyetleri ve beraberlik seçenekleri gazeteden gazeteye değişmek üzere aslında maçın hakkıydı. Bu kadar tartışma sonucunda doğal olarak Hagler rövanş istedi. O rövanş maçı hiçbir zaman yapılmadı ve Hagler bir daha ringlere dönmedi. Artık kanıtlayacak bir şeyim yok keyfime bakacağım diyordu. Haksız da sayılmazdı.

ABD’de pizza ve kola reklamlarında oynarken bu işten keyif aldığını fark etti. İtalyan bir yönetmenden oyunculuk teklifi aldı. Indio 1 ve 2 filmlerini çekti. 1980-87 yıllarının tartışmasız orta sıklet şampiyonu bu şekilde film sektörüne girdi. İtalya’nın Milano kentinde yaşamını sürdürüyor. Kafasında hala Leonard ile rövanş maçını oynasa da kariyerinde en çok karşılaşmak istediği bir isimle ringe hiç çıkamadı: Arjantinli şampiyon Carlos Monzon…

Boks

Boksun efsaneleri #25: Vitali Klitschko | Başkan

03/08/2020 AT 09:47
Boks

Boksun efsaneleri #24: Roy Jones Jr. | Nefes

29/07/2020 AT 08:49
Related Topics
Boks
Share this with
Copy
Share this article