Boks

Boksun efsaneleri #24: Roy Jones Jr. | Nefes

Share this with
Copy
Share this article

Roy Jones

Image credit: Imago

ByEurosport Türkiye
29/07/2020 at 08:49

Cihat Gemici, boks tarihinin efsanelerini yazıyor.

Profesyonel boksun tarihi gong sesinden sonra kanvasın üzerinde, iplerin arasında birbirlerine meydan okuyan cesur eldivenlerle yazılmıştır. Yayımlayacağımız yazı dizisinde boksun ilk dönemlerinden günümüze dek uzanan unutulmaz efsanelerin hayat öyküleriyle dünyanın farklı yerlerinde tarihi bir yolculuğa çıkacağız.

Zaman bazen kuş gibi uçar bazen de solucan gibi sürünerek geçer; ama insan en çok zamanın ağır mı yoksa çabuk mu geçtiğini fark etmediği vakit kendini iyi hisseder.
Boks

"Hikâyem bokstan daha büyük"

05/08/2020 AT 14:46

– Babalar ve Oğullar (Turgenyev)

İnsan ne yaptığını düşünmediği anlarda kendini daha iyi hisseder. Basketbol oynarken topu elinizden çıkarmadan önce çemberden girip girmeyeceğini düşünürseniz sayı atmanız çok zordur. Bisiklet sürerken pedalları çevirdiğinizi düşünmezsiniz. Nefes alırken şimdi geri veriyorum demezsiniz. Her şey otomatik olarak kendiliğinden gerçekleşir.

Roy Jones Jr. ringde içgüdüsel hareket ediyordu. Kanvasın üzerinde o kadar rahattı ki boks yapmak onun için nefes alıp vermek gibiydi. Bu tatlı bilimi kendini bildi bileli yapıyordu ve artık nasıl yaptığını düşünmüyordu. Boks eldivenlerini eline taktığında dört-beş yaşlarındaydı. Yaşına göre ağır antrenmanlar yaptı. Baba Roy Jones Sr. oğlunu küçük yaştan itibaren acımasız bir şekilde yetiştirdi. Bir oğlu altı yaşına geldiğinde hediye olarak ona bir av tüfeği aldı. Büyük Roy mükemmele ulaşmanın yolunun acı çekmekten geçtiğini düşünüyordu. Roy Jones’un çocukluk aktiviteleri okula gitmek, ödevlerini yapmak, çiftlikte çalışmak ve antrenman yapmaktan öteye geçmedi. Çocuktan ziyade bir yarış atı gibiydi.

Antrenmanlarını kaçırırsa ya da babasının istediği standartlarda çalışmazsa sırtında bir acı hissediyordu. “Acıya alışmıştım, ne olacaksa olsun diyordum; acı çekmek hatta ölmek yaşadığım hayattan daha iyiydi.” Bizler dışarıdan bakıp Roy Jones Jr.’ın Allah vergisi yeteneğinden bahsederken ona ne kadar haksızlık yaptığımızı anlamıyorduk. Elbette doğal yeteneği eşi benzeri görülmemiş bir şeydi lakin o kadar fazla çalışmıştı ki bütün payeyi yeteneğe vermek düpedüz ona ihanetti.

Florida, Pensacola’da bir çiftlikte büyüyen çocuk, horoz dövüşlerine meraklıydı. Yıllar içinde bu kanlı sporda tutkulu bir insana dönüştü. Çiftliğinde 1200 horoz ve tavuk vardı. Dövüşler tüm Amerika’da yasaklanana dek bu işi sürdürdü. Bir horozu eğitip dövüştürmek onun için sıradan bir olaydı ve bu durumun kötü bir yanı yoktu. “Eskiden askerler orduda horoz dövüşü yaptırırdı. Neyle karşı karşıya olduklarını görmeleri için bu onlara iyi geliyordu.” Roy Jones da muhtemelen ringde kendisini bir asker gibi hissediyordu. Horoz dövüşlerinin eleştirilmesiyle ilgili olarak “onları dövüştürmeniz için onları sevmeniz gerekir. Bu iş tıpkı bir antrenör ile boksörünün ilişkisine benzer” diyordu.

Amatör boksun zirvesi olimpiyat oyunları vizesi aldığında kendisini dünyaya ispatlamak için fırsat eline geçti. Malawi’den Makalamba, Çekoslavakya’dan Franek, Sovyetler Birliği’nden Zaitsev ve yarı finalde Büyük Birtanya’dan Woodhall’u yenerek finale çıktı. 1988 yılında oyunlar Güney Kore’nin Seul şehrinde yapılıyordu. Finalde rakibi Park Si-Hun’du. Maç tek taraflı geçti. Tribünde baba Roy Jones sevinç içinde yerinde duramıyordu. Amerikalı spikerler altın madalyanın geldiğini daha maç bitmeden duyurmaya başladı. Roy Jones Koreli rakibini ringden sildi. Sonucun açıklanması için iki boksör ringin ortasına geldi. Hakem Korelinin elini havaya kaldırdığında maçı izleyen herkes hatta Koreli boksör bile şaşkınlığını gizleyemedi. Amatör boksta birçok şaibeli karara şahit olmuştuk ama bu tüm zamanların en büyük hırsızlığıydı. Roy Jones Jr. ringin köşesine giderek havluyu yüzüne kapattı. Gözyaşlarına hâkim olamıyordu. Yıllarca yaptığı onca çalışma, acılar içinde bitirdiği antrenmanların sonu bu muydu? Politika için harcanmıştı. Maç sonunda yaptığı açıklamada boksu bıraktığını söyledi.

“O maçı kaybetmem iyi oldu. Kazansaydım kimse hala bu kadar konuşmazdı”

Kore’deki maçta görev yapan masa hakemlerinden 2 tanesi hayatları boyunca mesleklerinden men edildi. 50 Koreli rahip ülkeleri adına Roy Jones’tan özür diledi.

Amerika’ya döndüğünde krallar gibi karşılandı. Boynuna bir altın madalya takıldı. Hak ettiği şampiyonluğu alamamış olması insanların ona sevgisini ikiye katladı. Artık ülkesinde bir yıldıza dönüştü. Artık bokstan kopması mümkün değildi. Büyük şirketlerden teklif aldı ama hiçbiriyle çalışmadı. Babası antrenörü, menajeri ve promotörü oldu. Roy Jones yetişkin bir adam olmuştu ama hayatı hala babası tarafından yönetiliyordu.

3 yıl boyunca garip yerlerde garip adamlarla dövüştü. Artık babasına gerçek bir maça çıkmak istediğini söyledi. Babası kendi planına uyuyordu. Adım adım ilerleyeceklerdi. Babası ile arasındaki ipler iyice gerilmişti. 1992 yılıydı. Roy o gün eve geldiğinde olanları görünce yıkıldı. Babası bir ağaca bağlı olan arkadaşının köpeğini kafasına mermiler yağdırarak soğukkanlılıkla öldürmüştü. Bunu kardeşi Catandrea’yı ısırdığı için yapmıştı ama bu soğukkanlı infaz Roy Jones için bardağı taşıran son damla oldu. Babasından ayrıldı. Olimpiyatlarda birlikte çalıştığı antrenörü Alton Merkerson’u çağırdı.

1993 yılında çok beklediği unvan maçına çıktı. Maçtan önce tek eli sakatlanmıştı. Evet Bernard Hopkins maçı öncesinde tek eli sakattı. Olimpiyat felaketi ve rezaletinden 5 yıl sonra IBF orta sıklet şampiyonuydu. 2003 yılının Mart ayında eski bir orta sıklet şampiyonu olarak dünya ağır sıklet şampiyonu oldu. Bu görülmüş bir şey değildi. En son bir orta sıkletin ağır sıklet şampiyonu olduğunu görmek için 1897 yılına dönmek gerekiyordu. Bu olay LeBron James’in dört periyot boyunca pivot oynayıp pota altında bire birde Shaquille O’Neal’ı alt etmesi gibi bir şeydi. Evet olasıydı ama kimse bunu yapmaya cesaret etmezdi. Roy Jones Jr. kimilerine göre tüm zamanların en yetenekli boksörü çıtayı arşa koymuştu. Evander Holyfield’ı mağlup ederek unvanı kazanan John Ruiz’i Las Vegas’ta ortak kararla mağlup etti. Roy Jones Jr. 87,5 kiloyken, John Ruiz 102,5 kiloydu. Aradaki ağırlık farkı yetenekle kapandı. Roy Jones dört sıklette dünya şampiyonu olan yedinci boksör olarak tarihe geçti.

Ringde onun gibi dans eden, izleyenleri eğlendiren çok az boksör vardı. Bilet parasını sonuna kadar hak ediyordu. Seyircileri o kadar tatmin ediyordu ki salondan çıkanlar koltuklara bahşiş bırakmak istiyordu. Ayak hareketleri kusursuzdu. Ringde bir su gibi akıyordu. Gideceği yolu kendi belirleyen, durdurulması imkânsız coşkun bir nehir gibiydi. Yıllarca gürül gürül aktı. Kenarda onu izleyenlere keyif dolu saatler yaşattı.

Ruiz maçından sonra Antonio Tarver ile karşılaştı. Tarver ile ilk maçlarını çoğunluk kararı ile kazandı. Maç tartışmalı bir şekilde bitmişti. Roy Jones ilk maçta kilo problemi olduğunu performans düşüklüğünün bu olduğunu söyledi. Rövanş maçı öncesinde Tarver ve Jones hakemin yanına geldi. Bir klişe olarak hakem bir sorunuz var mı diye iki boksöre de sordu. Normalde bu anda iki boksör de köşesine giderken Tarver durdu ve mikrofona “Benim bir sorum var, bu sefer bir bahanen var mı Roy? Bu sefer bahanen ne olacak diye bağırdı. Tarver maçı ikinci rauntta nakavtla kazandı. Ringde ellinci maçında aldığı ilk yenilgiydi. Montell Griffin karşısında aldığı yenilgi rakibi düştükten sonra vurduğu için aldığı diskalifiyeden ibaretti. Dört ay sonra Griffin’i ilk rauntta nakavt etmişti. Tarver ile ilk maçın ardından Tarver’a göre nispeten daha kolay gözüken Glen Johnson’a dokuzuncu rauntta nakavt oldu. Roy Jones jr. 35 yaşında serbest düşüşe geçmişti. Eski formundan çok uzaktı. Antonio Tarver ile üçüncü karşılaşmaları öncesinde 13 yıl sonra babasını çağırdı. Babası onun serbest düşüşünde bir paraşüt olmaktan öteye gidemedi. Nakavt olmadı ama ortak kararla yenildi. 2008 yılında Felix Trinidad galibiyeti dışında kayda değer bir maç kazanmadı. 2018 yılına kadar profesyonel kariyerine devam etti.

Nehir kurumuş bir bataklığa dönüşmüştü. Eski şampiyonlar son yıllarında bataklıkta dibe doğru sürüklenen adama benzer, işin en acı kısmı battıklarının farkında değillerdir. Herkesin önünde yavaşça ölürler. Roy Jones’un son yılları da böyle oldu. Calzaghe karşısında yıllar boyunca insanlara yaptığı ring şovunu bu sefer Calzaghe ona yaptı. Artık devri kapanmıştı. Farklı yerlerde banka hesabını artıran, itibarını azaltan maçlara çıkıp 49 yaşında emekli oldu.

Boks dışında da renkli bir kişilikti. 2002 yılında çıkardığı Hip Hop Albümü Billborad’da 50. Sıraya kadar yükseldi. “Can’t be Touched” (Dokunulmaz) isimli şarkısı boksuyla ilgili her şeyi söylüyordu. Matrix Reloaded, The Fighter, Grudge Match gibi filmlerde oynadı. HBO için uzun süre boks yorumculuğu yaptı. Şimdilerde daha çok kendi promotörlük şirketi ve televizyon yorumculuğu ile uğraşıyor.

"Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece var olur

–Oscar Wilder.

Roy Jones Jr. çok nadir rastlanan bir şeydi. O yaşayanlardandı. Bugünlerde Roy Jones Jr.’ın Mike Tyson ile bir gösteri maçına çıkacağı konuşuluyor. Belli ki banka hesabında keskin bir düşüş olmuş. Bataklıkta bir sirk şovu izlemek isteyenler için ideal bir maç olur.

Boks

Boksun efsaneleri #25: Vitali Klitschko | Başkan

03/08/2020 AT 09:47
Boks

Boksun efsaneleri #23: Juan Manuel Marquez | Dinamit

20/07/2020 AT 14:33
Related Topics
Boks
Share this with
Copy
Share this article