Boks

Boksun efsaneleri #4: Archie Moore

Share this with
Copy
Share this article

Archie Moore

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
24/04/2020 at 15:56

Cihat Gemici, boks tarihinin efsanelerini yazıyor...

Profesyonel boksun tarihi gong sesinden sonra kanvasın üzerinde, iplerin arasında birbirlerine meydan okuyan cesur eldivenlerle yazılmıştır. Bu yazı dizisinde boksun ilk dönemlerinden günümüze dek uzanan unutulmaz efsanelerin hayat öyküleriyle dünyanın farklı yerlerinde tarihi bir yolculuğa çıkacağız.

Archie Moore, 84 yaşında hayatını kaybettiğinde insanların hayret ve hayranlıkla izledikleri bir kariyeri boksun tozlu raflarının arasına bıraktı. 19 (22) yaşında başladığı profesyonel kariyerinde 47 (50) yaşına kadar 28 yıl boyunca aralıksız dövüştü. Sondan bir önceki maçını 46 (49) yaşındayken tarihin en iyisi olarak gösterilen 20 yaşındaki Muhammed Ali ile yaptı. Hafif Ağır Sıklet unvanını dokuz yıl elinde tuttuğu ilham verici boks yaşamını noktalarken Mike DiBiase’yi Madison Square Garden’da teknik nakavt ile yendi ve kariyerini galibiyetle noktaladı.

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

BIR GÜN ÖNCE
  • Boksun efsaneleri #3: Altın çocuk
  • Boksun efsaneleri #2: Sugar Ray Robinson

Bu uzun kariyerini neye borçlu olduğu konusunda farklı rivayetler vardı. Moore yıllar boyu sağlıklı kalmasını seyahatleri boyunca edindiği bilgilere ve Avustralya yerlileri Aborjinlerden öğrendiği diyet programına borçlu olduğunu söyledi.

Boks otoritelerinin kendisine davranış biçimlerinden hoşnut olmadığı dönemlerde reaksiyon vermekten çekinmedi. Bir tepki verirken bunun ciddi etkileri olması gerektiğini düşünüyordu. Federasyon unvanını korumadığı için şampiyonluk kemerini almaya kalktığında Birleşmiş Milletler’e başvurdu. İstediği bir şeyi elde etmek için oldukça ısrarlıydı. Bu huyu daha sonra kısa bir dönem öğrencisi olan Muhammed Ali’ye de geçecekti.

Moore, 30’lu yaşlarına kadar neredeyse ayda bir maç yapıyordu. Profesyonel müsabakalara çıkmasına ve başarılı sonuçlar elde etmesine rağmen ülke çapında tanınması yaşı otuzlarının sonlarına gelince oldu. Bu geç gelen şöhrete dair, “Yeterince bekleme yeteneğiniz varsa güzel şeyler bir gün sizi bulabilir.” demişti.

İlk yıllarında orta sıklet bir boksör olarak ringlerde boy gösterdi. Kariyerini bir ağır sıklet olarak noktaladı. Meşhur diyetiyle ilgili sırlarını otobiyografisinde yazdı. Muhabirler görmesin diye yemeğini perde arkasında yiyordu. Kitabında Aborjinlerden öğrendiği et yeme şeklini gururla anlatıyordu. “Eti çiğnemelisiniz ve suyunu tükürmelisiniz, midenize sadece lifler gitmeli. Ben yerlileri bu şekilde yerken bizzat gördüm. Sabahları limon suyuyla tatlandırılmış lahana turşusu içmelisiniz. Siz hiç şişman bir aborjin gördünüz mü?” diyordu.

Garip olaylar Moore için sıradandı. Yaşı da her zaman bir bilinmeyen oldu. Kendisinin iddia ettiği doğum tarihi 13 Aralık 1916’ydı. Ailesi ve boks kayıtları ise 31 Aralık 1913 tarihini gösteriyordu. (Boxrec 1916 olarak aldığı için ben de bu yazıda Moore’un doğum tarihini 1916 olarak aldım. İsterseniz Moore’un yaşına üç yıl daha ekleyerek okuma yapabilirsiniz.) Bu konuyla alakalı olarak Moore’un açıklaması aslında gerçeği ortaya koyuyor. “Sanırım o an orada olduğu için yaşımı en iyi annem bilir. Fakat bu konu üzerinde çok düşündüm ve sonunda üç yaşında doğduğuma karar verdim.”

Aslında Archie’nin kendi yaşına karar vermesi çocukluğunda bazı önemli kararları kendisi vermek zorunda olduğu için normal karşılanabilir. Archie Lee Wright olarak doğduktan kısa süre sonra annesi ve babası ayrıldı. Amcası ve yengesi tarafından St. Louis’e getirildi. O günden sonra kendisine göz kulak olan amcasının ve yengesinin soyadını alarak Archie Moore oldu. Amcası vefat ettikten sonra trompet almak için hırsızlık yaptı. Yakalandıktan sonra 22 ay boyunca özel bir okulda kaldı.

1952 yılına gelindiğinde hafif ağır sıklette unvan maçını kovalıyordu. Dönemin önemli boksörlerinden Joey Maxim ile karşılaşmak istedi. Hafif ağır sıkletin o zamanlar en popüler ismi olan Joey Maxim ise Moore ile dövüşmek istemiyordu. Bu isteksizlik üzerine Moore, maç ayarlama konusunda yeteneklerini sergilemeye başladı. Kalem üstadı gazeteci Red Smith ile yazışarak Maxim maçının gerçekleşmesi için talepte bulundu. Moore basının gücünün farkındaydı. Maxim 100,000 dolar garanti para karşıladığında anlaşmayı kabul etti. Eskiden Jack Dempsey’nin de menajeri olan Doc Kearns aynı zamanda Maxim’in de menajerliğini yapıyordu. Anlaşmayı imzaya döken isim de o oldu.

17 Aralık 1952’de Maxim-Moore maçı sırasında Moore iddia ettiğine göre 36 iddia edilene göre ise 39 yaşındaydı. Moore 15 raunt sonunda Maxim’i ortak kararla mağlup ederek unvanın sahibi oldu. Maçtan sonra eline geçen toplam para ise sadece 800 dolardı.

Bu durumla alakalı olarak yakarışını da esprili bir dille yaptı, “En azından artık bankalardan biraz kredi çekebilirim.”

Firavun Faresi

Moore stil olarak çığır açan isimlerden birisiydi. Vücudu bir Yunan heykeli gibi değildi. Hatta hafif de göbeği vardı. Ama boks yapmasını iyi biliyordu. Dövüş stilini firavun faresi ve yılan arasındaki hayatta kalma savaşına benzetiyordu. Yılan, firavun faresine sıklıkla saldırıyor ve zehrini boşaltmak istiyordu. Bu saldırılar ani ve çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyordu.

Firavun faresi ise yılanın hareketlerini izliyor ve nereden/nasıl saldıracağını öğreniyordu. Yani Moore ringde ilk olarak defansif bir anlayış benimsiyordu. Yılan sürekli olarak saldırıp sonuç elde edemeyince hem fiziksel hem de mental açıdan yorgun düşüyor, işte tam bu sırada firavun faresi rakibinin en zayıf anında atağa geçerek yılanı ısırıp avlıyordu.

Moore, bu hikâyedeki firavun faresiydi. Tıpkı onun gibi geri geri giderek savunma yaparak bir elini gövdesinin yanında sallarken diğer eliyle yumruk atar ve zamanı geldiğinde rakibini avlardı. Firavun faresi Moore’un lakabıydı.

Moore dönemin ağır sıklet şampiyonu Rocky Marciano kendisiyle maçyapmak istemeyince tam 50 bin doları Marciano’yu ikna etmek için harcadı. Mektup yazdı, reklam panolarına Marciano’yu bir kaçak gibi gösteren “wanted” (aranıyor) yazılı afişler astırdı. Amacı Marciano’yu bir korkak gibi göstererek kışkırtmak ve unvan maçı şansını elde etmekti. Amacı Hafif Ağır Sıklet Unvanını elinde bulundururken Ağır Sıklet Unvanını kazanan ilk isim olmaktı.

Bu şansı 1955 yılında eline geçirdi. 32 yaşındaki Marciano, dokuzuncu rauntta 39 (42) yaşındaki Moore ile Yankee Stadyumu’nda 61,574 kişi önünde karşılaştı. İkinci rauntta Moore sağ kroşesiyle Marciano’yu yere düşürdüğünde insanların aklında bir soru işareti oluştu ama Marciano ilerleyen rauntlarda üç defa Moore’u yere düşürdü ve dokuzuncu rauntta nakavt etti. Bu maç Marciano’nun 49. ve son maçı oldu. Archie Moore ise 144 maça çıkmıştı ve daha çıkacak 75 maçı daha vardı.

Marciano’ya kaybettikten bir yıl sonra Kasım 1956’da 21 yaşındaki Floyd Patterson ile Marciano’nun emekli olarak boşa çıkardığı ağır sıklet unvanı için karşılaştı. Moore, Chicago Stadyumu’nda favori olarak çıktığı maçıbeşinci rauntta nakavt olarak kaybetti. Bu sonuçla beraber Patterson, Louis’in en genç ağır sıklet şampiyon (23) unvanını elinden alarak 21 yaşında o dönem tarihin en genç ağır sıklet şampiyonu oldu. Bu rekor daha sonra tıpkı Patterson gibi Cus D’Amato’nun öğrencisi olan Mike Tyson tarafından 1986 yılında kırılacaktı.

Archie Moore, Muhammed Ali ve Rocky Marciano ile dövüşmüş tek boksör olarak boksu bıraktıktan sonra 1960 yılında “Huckleberry Finn’in Maceraları” filminde oynadı. “Filmde oynamadan önce Finn ile ilgili bilgim yoktu rolüme girmek için kitabı okudum şimdi adeta rolümü yaşıyorum.”

Boksu bıraktıktan sonra ringlerden uzaklaşmadı antrenör olarak 1976 Olimpiyatları’nda Nijerya Boks Takımı’nda yer aldı. Son olarak boksa en büyük hizmeti George Foreman’ı çalıştırarak verdi. Moore boks tarihçisi Bert Sugar’a göre bir veteran olarak ringlerde boy gösteren Bernard Hopkins’ten sonra tarihteki en iyi ikinci isimdi.

Archie Moore ömrünü ringlerde harcadı. Mavi köşe oturma odası, kırmızı köşe yemek odası oldu. Dinlenmelerini raunt arası ringe koyulan taburelerde yaptı. Bazen uyuduğu da oldu. Kanvas onun için hemen kalkmak istediği yatağıydı. Ring hakemi okula geç kalırcasına çalar saat gibi başında sayıyordu. 28 yıl boyunca evi olan ringden ayrılmadı. 219 maça çıktı. (Araştırmacılar hâlâ onun yeni boks maçlarının kayıtlarını buluyorlar. Eski dönemlerde maçları kayıt altına almak önemli görülmediği için fazladan birkaçmaça çıktığı sonradan anlaşıldı. Son tahmine göre 1935 ve 1963 yılları arasında 229 maça çıktı.) 186 galibiyet, 23 mağlubiyet ve 10 beraberlik ile biten boks kariyeri boyunca ve sonrasında ring her zaman onun eviydi.

Boks

Boksun efsaneleri #12 | Joe "Smoking" Fraizer

22/05/2020 AT 14:28
Boks

Boksun efsaneleri #11 | Ölümcül İçgüdü: Deontay Wilder

18/05/2020 AT 14:45
Related Topics
Boks
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

BIR GÜN ÖNCE

Latest Videos

Boks

Boksör ringden böyle kaçtı

00:00:34

Most popular

WEC

The Race All-Star - 16/05

16/05/2020 AT 13:47
View more