Boks

Boksun efsaneleri #7 | Manny Pacquiao, Pac Man

Share this with
Copy
Share this article

Manny Pacquiao schlug Timothy Bradley

Image credit: AFP

ByEurosport Türkiye
04/05/2020 at 16:18

Cihat Gemici boks tarihinin efsanelerini yazıyor...

Profesyonel boksun tarihi gong sesinden sonra kanvasın üzerinde, iplerin arasında birbirlerine meydan okuyan cesur eldivenlerle yazılmıştır. Yayımlayacağımız yazı dizisinde boksun ilk dönemlerinden günümüze dek uzanan unutulmaz efsanelerin hayat öyküleriyle dünyanın farklı yerlerinde tarihi bir yolculuğa çıkacağız.


Güneş ufukta kızıl bir hale bürünmüş insanlara bir günün daha bittiğini haber veriyordu. Balıkçı külüstür kayığını kıyıya çekti. Çoğunu satmak için tuttuğu balıklarını yanına aldıktan sonra yalın ayak koşan çocukların, elbise yıkayan kadınların arasından geçerek hindistan cevizi ağaçlarıyla dolu ormanın içindeki derme çatma kulübesine doğru ilerledi. Tek odalı evde dört çocukla yaşayan komşularının barakasının yanından geçerken ağacın gövdesine bağlanmış yedi-sekiz yaşlarındaki ufaklığı gördü. Yanına gitti.

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

21 SAAT ÖNCE

-Kim bağladı seni buraya?

-Annem.

-Neden?

-Eve geç geldiğim için.

Çocuğun elini ve yüzünü karıncalar ve ağaç böcekleri yemiş, kızartmıştı. Yine de çocuğun yüzünde gözyaşlarının geride bıraktığı o uzun ince yolun izleri yoktu. Belli ki uzun süredir ağaçta bu şekilde duruyordu ama hiç ağlamamıştı. Balıkçı çocuğu çözmeye kalktığı sırada elinde tuttuğu pala ile annesi göründü. Ufaklığın cezası bitmişti. Anne oğlunu çözerken hiç konuşmadan adeta hayat dersi veriyordu.

“Eve üç saat geç kalırsan üç saat bu ağaçta beklersin. Ağaçtaki şu ufak böcekler sana bu zararı veriyorsa dışarıda başına neler gelebilirdi sen düşün.” Çocuk da hiç konuşmadan davranışlarıyla cezasını kabullenmişti. Dirayetli bir şekilde beklemiş, küçük ısırıklara sabretmiş ve hiç ağlamamıştı.

Filipinler’de General Santos şehrinin 50 kilometre güneyinde Tango isimli bu küçük bir yerde yoksul ve yardıma muhtaç insanlar yaşıyor. Oğlunu ağaca bağlayan kadın fakirlerin içinde bile fakir gözüken dört çocuğun annesi. Yemek için pirinç bile bulamadıkları günlerde anne Dionesia eve yiyecek bir şeyler getirebilmek için bayat ekmekleri toplayıp ısıttıktan sonra onları satıyor. Baba Rosalio, çocuklarını doyurabilmek için boyları 25 metreden fazla olan hindistan cevizi ağaçlarına günde 70 defa tırmanıyor.

İki erkek kardeşi ve bir kız kardeşi ile bu ailenin bir üyesi olan Manny yoksun olmanın ne demek olduğunu doğduğundan beri biliyordu. Bu durum onun kişiliğini belirleyen şey oldu. Ne yaramaz ne de uslu bir çocuktu. Gerektiği yerde gerektiği gibi davranıyordu. İlk kavgasını 9-10 yaşlarına geldiğinde yaptı. Fakirlikleri yüzünden kardeşiyle alay eden bir çocuk, Manny’nin solu ile tanışan ilk kişi oldu. Solunun kalitesinin farkına varan ufaklık, 12 yaşına geldiğinde yumruk atma sanatını öğrenmek için Sardo Amca’nın yanına taşındı. Sardo Mejia boks tutkunu bir adamdı; kendini adayacağı, tutku dolu genç boksörünün ayağına gelmesi onu hayli sevindirdi. Evinin bir odasını derme çatma bir spor salonuna çevirerek geleceğin dünya şampiyonu için yeni bir yuva kurdu. Manny kendi otobiyografisinde 1990 yılında Sardo Amcası ile Buster Douglas-Mike Tyson maçını izledikleri günün hayatını değiştirdiğini şöyle anlatıyor:

“O maçta boksör olabileceğimi anladım. Maçın favorisi Mike Tyson’dı ve kaybetmişti. O maç bana favori olmayanın da kazanabileceğini gösterdi.”

Sardo Meija için Manny’i bir boksöre dönüştürmek o kadar da kolay olmamıştı. Fakirlikten gelen ufaklık iyi beslenememiş vücut gelişimi tam olarak tamamlanamamıştı.

“Manny boksa ilk başladığında hiç kas kütlesi yoktu. İlk dönemlerde bir boksör olabileceğine ihtimal vermiyordum. Sonrasında altı ay boyunca birlikte antrenman yaptık. O altı ayın sonunda kendime bu çocuk bir gün dünya şampiyonu olacak dedim. Her zaman öz disiplini vardı; sabaha karşı saat dörtte kalkıp koşuya çıkardı. Çok çabuk öğreniyordu; Mike Tyson’ın kasetlerini getirip izlettiğimde taktikleri hemen kavrardı. Annesi boksör değil rahip olmasını istedi ama Manny okula gidecek paralarının olmadığının farkındaydı ve bu nedenle kendisini boksa adadı.”

Babasının Manny’nin evcil köpeğini öldürüp yediği öykü antrenörü Freddie Roach tarafından anlatıldı. Hatta Manny’nin bu nedenle evden kaçıp sokaklarda yaşadığı da söylendi. Bu hikâye baba Rosalio tarafından yalanlandı. Bu olay uydurma bile olsa Rosalio’nun ailesine yaptığı tek kötülük bu değildi. Manny 13 yaşındayken babası başka bir kadın için evi terk etti. Bunun anlamı artık okul Manny için fazla lükstü. Annesine yardım etmek için çalışması da gerekiyordu.

Sokaklarda ekmek ve su satmak Manny’nin işi olurken hobi olarak yaptığı boksta beklenmedik bir ilerleme kaydetti. Filipinlerin en güneyinde Celebes Denizi’nin kıyısındaki General Santos şehrinde boks maçları açık havada yapılırdı. Manny’nin ilk dövüşleri bu açık hava parklarından birisinde oldu. Yerel popülerliği tavan yapmış birkaç çocuğu yendikten sonra burasının ona yeterli gelmeyeceğini anladı. 150 km kuzeye giderek daha büyük bir şehir olan Davao şehrinde, daha güçlü rakiplere karşı yeteneklerini sergiledi. Üç yıl sonra yıldızlar kategorisinde Filipinler’in en iyi boksörüydü. Artık çevresi ona yetmiyordu. Başkent Manila’ya gitmeliydi. Dünyaya açılan kapı oradaydı. Bir gemi buldu. Bilet parası yoktu, kaçak olarak gemiye bindi ve Manila’nın yolunu tuttu.

Manila

Yetenek avcısı Yolando Parcon, Manny’i Manila’da yaşayan iş adamı Polding Correa’ya gönderdi. Correa elmasları işlemesini bilen bir adamdı. Manny’i L&M Salonu’na yönlendirdi. O dönemler iyi referanslarınız da olsa başkentte hayat kolay kazanılmıyordu. Manny hayatını sürdürebilmek için tersanede metallerin paslarını temizledi, restoranlarda bulaşıkçılık yaptı. Ben Delgado ile tanıştıktan sonra Delgado’nun Sampaloc’taki boks salonunda çalışmaya başladı. Bazen boks antrenmanları yaptığı salonda, bazen de dışarıda uyuyordu. 22 Haziran 1995 tarihine geldiğinde para kazanma vaktinin geldiğini düşünerek, 60 galibiyet dört yenilgilik amatör kariyerini sonlandırma kararı alarak 17 yaşında profesyonel oldu.

İlk rakip Edmund Ignacio’ydu. O an kimse tarihe nasıl geçeceklerini bilmeden ringe çıktı. Hafif sinek sıklet (48,9 kg) mücadelesinde dört raunt boyunca birbirlerine sayısız yumruk salladılar. Maçın sonunda kazanan taraf puanla Manny oldu. Günümüzde en hafif kilo minimum sıklet olarak adlandırılan 47,6 kilodur, Manny neredeyse en hafif kilodan başlamıştı. Yıllar geçtikçe kilo aldı ve sıklet çıktı. Her sıklet çıkışında yeni bir sayfa açıyordu. Kilolar yükseldikçe popülaritesi de arttı. İlk büyük maçına 23 Haziran 2001’de Lehlohonolo Ledwaba karşısında çıktı. Güney Afrikalı rakibi karşısında süper horoz sıklet unvanını teknik nakavtla kazandı. Bu maç ayrıca Manny’nin ilk kez ABD’de dünya sahnesine çıktığı maçtı. Daha önce Filipinler, Tayland ve Japonya’da maçlara çıktı. Sinek sıklet unvanını Tayland’da kazandı. Sansurat maçında süper horoz sıklet unvan maçında kariyerindeki ikinci yenilgisini aldı. Manny deplasmana gitmekten, yenilmekten çekinmeyen bir boksördü. 1996 yılında 12. maçında Rustico Torrecampo ilk yenilgisini tattığı rakibiydi. Hayatı boyunca kaçan değil kovalayan oldu. Bu özelliği boks dünyasında saygınlık kazanmasının anahtarıydı. Yıllar boyunca bu altın anahtarı elinden hiç bırakmadı. Birçok hazinenin kapısını ona açan da yine bu anahtar oldu.

Manny stil olarak hızlı ve güçlüydü. Adı ve soyadının çağrıştırdığı üzere lakabını bulmak zor olmadı. Artık ona kısaca Pac Man diyorlardı. Çocukluğumuzun favori atari oyunlarından Pac Man’de önümüze çıkan yemleri yerken kaçmamız gereken canavarlar da vardı. Pac Man de tam olarak oyundaki gibi bir kariyer öyküsü çizdi. Ledwaba, Sanchez, Julio, Yeshmagambetov gibi yemleri hızlıca yerken bir yandan da esas canavarlar onun peşine düşmüştü. Köşeyi döndüğünde ilk karşısına Marco Antonio Barrera çıktı. Marco Antonio Barrera Pac Man karşısına gelirken son 5 maçında Naseem Hamed, Erik Morales, Johnny Tapia ve Kevin Kelly galibiyetleriyle zirve dönemini yaşıyordu.

Ortada tüy sıkletin Ring Magazine kemeri vardı. İlk rauntta Pacquiao düştü. Hayatında ilk kez düşmüyordu. Kaybetmekten korktuğu yıllar çok geride kalmıştı. Evde pirincin kalmamasından, pazarda bir şeyler satmaya çalışırken para kazanamamaktan korkardı ama ringde korktuğu bir şey yoktu. Ayağa kalktı; üçüncü rauntta yere düşen isim bu kez Barrera oldu. On birinci rauntta Barrera’yı yine düşürdü. Barrera’nın artık devam edecek hali kalmadı. Manny ilk canavarı saf dışı bırakmıştı.

Pac Man lakabının hakkını veriyordu. Sırada Meksika’nın şampiyon boksörü, IBF ve WBA tüy sıklet şampiyonu Juan Manuel Marquez vardı. İkinci kez Las Vegas sahnesine çıktı. İlk raunt Pac Man’in adeta zincirlerini kırdığı üç dakikalık bir gösteri gibiydi. Üç dakikada tam üç kez Marquez’i yere indirdi. İki boksör de ilk raunt bittiğinde neye başladıklarının farkında değildi. Bu iki isim arasındaki maçlar yıllarca sürecek. Matrix’in, Yüzüklerin Efendisi’nin üç filmde kaldığı eğlence sektöründe Pac Man ve Marquez tam dört defa karşı karşıya gelecekti. İlk maça geri dönersek ilk rauntta üç knock down yapan Pac Man maçı kazanamadı. Ayrı kararla maç berabere bitti. Daha sonra maçı berabere olarak puanlayan Burt Clement’in skandal olarak nitelenen bir açıklaması geldi. “İlk rauntu 10-6 puanlayabileceğimi bilmiyordum.” Eğer Clement ilk rauntu Pac Man’e 10-6 verseydi. Kazanan Pacquiao olacaktı.

Pac Man henüz kendini ABD’de kanıtlayamadan ikinci büyük maçında Erik Morales’e kaybetti. İlk kez süper tüy sıklete çıkmıştı ve karşısında bir başka Meksikalı vardı. Morales eldiven seçme hakkını Pac Man ve antrenörü Freddy Roach’ın ifadesiyle “yastık” gibi olanlardan yana kullandı. Kontrata uymak zorundaydılar. Üç hakemin de ortak kararı 115-113 Erik Morales’ten yanaydı. Morales son raunt öncesinde köşesine geldiğinde antrenörü “sakın aptalca bir şey yapma puan olarak öndesin” telkininde bulundu. Morales son raunt başladıktan birkaç saniye sonra köşesinin dediklerini umursamayarak ters guarda geçti. Pac Man ile dişe diş dövüşerek seyircilere tarihin en çekişmeli ve keyifli son rauntlarından birini izlettirdi. Bu maç Pac Man’in havuzun dibine ayaklarıyla değip yükselişe geçme mücadelesi oldu. Yavaşça dibe batmıştı ama nefesi yerindeydi. Ayaklarını tam manasıyla havuzun mermerlerine oturttu; dizlerini kırdı ve yükseldi.

10 ay sonra Morales ile tekrar karşılaştılar. 10. rauntta teknik nakavtla kazanan Pac Man’di. Belgesellerde dibe vurduktan sonra kariyer yükselişi zirveye uzanana dek hızlı hızlı gösterilir ya işte şimdi tam o zaman aralığındayız. Durum 1-1 olunca Morales ile üçüncü maç da yapıldı. Sonuç; üçüncü raunt nakavt! Pac Man fırtınası ABD’nin çöllerine varmıştı ve onun ifadesiyle “artık Filipinler mutluydu.”

Pacquiao unvan istiyordu. WBC unvanı Juan Manuel Marquez’deydi onunla maça çıkmak için önce Marco Antonio Barrera ile tekrar karşılaştı. Ortak kararla kazanan Pac Man’di. Sıra unvan maçında ezeli rakibi Marquez ile yapılacak rövanştaydı. Afişler hazırlandı. Sarı boyanın üzerinde “Tamamlanmamış İş” yazıyordu. İki boksör de berabere biten ilk maçın ardından kazanmak için ringe çıktı. Çok yakın geçen maçta karar tıpkı ilk maçta olduğu gibi “Split Decision” yani ayrı karardı. Lakin bu sefer bir kazanan vardı. İki hakem Pac Man’e bir hakem Marquez’e vermişti. 2007 yılında Manny artık WBC süper tüy sıklet şampiyonuydu. Sıkletler arasında yaptığı çıkış kazandığı unvanlar ona yeni fırsatların da kapısını açtı. Önce bir sıklet daha çıktı. David Diaz’ı nakavt ederek WBC’nin hafif sıklet unvanını kazandı. Bu maç her ne kadar unvan maçı olsa da aslında altına giden yolun ilk adımıydı.

2008 yılında Manny’nin hedefinde “altın çocuk” Oscar De La Hoya vardı. 1,25 milyon kişi bu maçı öde izle sisteminde satın aldı ve bu sistemden 70 milyon dolar hâsılat elde edildi. Tarihte dördüncü kez ağır sıklet olmayan bir boks maçı bir milyon barajını aşmıştı. Pac Man bu maçtan 11 milyon dolardan daha fazla para kazandı. Oscar De La Hoya’yı sekizinci rauntta pes ettirdiğinde Filipinler’i oluşturan 7,641 ada ve adacıktaki 104 milyon insan mutluluktan havalara uçmuştu. Aynı yıl ESPN ve Sports Illustrated tarafından yılın boksörü seçildi.

Pac Man zirve dönemindeydi ve önüne çıkan kim varsa devirdi. İngiliz Ricky Hatton’ı nakavt etti. Ardından yarı orta sıklete çıktı ve Porto Riko’nun efsanesi Miguel Cotto’ya da aynı tarifeyi uyguladı. Cotto galibiyeti ile WBO yarı orta sıklet dünya şampiyonu oldu. Antonio Margarito için süper yarı orta sıklete çıktı. 50 kiloda profesyonel boksa başlayan Pac Man bu maçla birlikte 70 kiloda dövüşüyordu. Çok şey değişiyordu ama tek bir şey aynı kalıyordu Pac Man kazanmaya devam ediyordu. Margarito’yu puanla yenerek yoluna devam etti. Shane Mosley’i mağlup ederken ve Marquez ile üçüncü maçında yarı orta sıklete geri döndü.

2011 Kasım itibariyle boks piyasasını silip süpürmüştü. Bu yıllar boyunca herkesle ringe çıktı. Kimileriyle ikişer üçer kez dövüştü. Sadece bir isimle aynı ringi paylaşamadı. Floyd Mayweather Jr. Farklı şirketler, yayın hakları, promotörler vs. birçok konu bu maçın önündeki engel oldu. Asrın maçı olarak nitelenen bu özel maç bir türlü ayarlanamadı.

2012 yılının Haziran’ında Timothy Bradley Jr. ile Pac Man arasında yapılan WBO yarı orta sıklet unvan maçı tarihin en büyük hakem skandallarından biri olarak kayıtlara geçti. Manny 2005 yılından beri yedi senedir, 15 maçtır yenilgi yüzü görmüyordu.

Maç sonunda görüşler şöyleydi. “Rezalet bir sonuç, Bradley’nin nasıl kazandığını sadece Tanrı biliyor” –Jim Lampley (HBO), “Bu sonuç bir suçtur.” –Harold lederman (HBO), “Bu sonuç, sporun yozlaştığının bir kanıtıdır.” -Teddy Atlas (ESPN)

Pac Man bu hak etmediği mağlubiyetin ardından unvanını kaybetti. Yeni randevu dördüncü kez Juan Manuel Marquez ile olacaktı; her şey ayarlandı. Las Vegas’ta ikili tekrar buluştu. İlk maç berabere bitmiş, sonraki iki maçı Pac Man kazanmıştı. Favori yine Filipinliydi. Ali ve Frazier, Gatti ve Ward, Morales ve Barrera gibi isimler üç kez karşılaşmıştı ama boksta dördüncü randevu pek sık görülen bir şey değildi. Yüzüklerin Efendisi, Geleceğe Dönüş, Matrix hepsi üç filmle sonlanmıştı. Belli ki kaderin çılgın bir planı vardı. Nadir rastlanan bir olay bu denli çabuk gerçekleşiyorsa sonucu da pek normal olmayacaktı. Olmadı da. Üçüncü rauntta Marquez Pac Man’i yere düşürmeyi başardı ama Manny çabuk toparlandı. Beşinci rauntta ise bu sefer Pac Man Marquez’i düşürdü. Yumruklar havada uçuşuyordu ve savunma kesinlikle ikinci plandaydı. Pac Man yine saldırıya geçti ve yere düştü. Evet olay tam olarak böyle gerçekleşti. Manny kroşesini atmak üzereyken yüz üstü yere düştü ve hareketsiz bir şekilde yerde kaldı. Marquez kısa mesafede müthiş bir yumruk atmıştı. Altıncı rauntta kazanan nakavtla Juan Manuell Marquez’di. Meksikalı tarih yazarken Pac Man de yavaş yavaş kendine geliyordu. Maçın ardından Marquez rakibine dönerek “Sen harika bir boksörsün” dedi.

2012 yılı 34 yaşındaki Manny için kötü geçmişti. Yıllar sonra iki mağlubiyeti aynı yıl içinde yaşadı. Geri dönmek için Macao’da Brandon Rios’u yendi ve WBO yarı orta sıklet unvanını kazandı. Sonrasında vakit rövanş vaktiydi. Timothy Bradley’i Las Vegas’ta ortak kararla yendi. Chris Algieri’yi de ortak kararla geçtikten sonra asrın maçı olarak gösterilen Floyd Mayweather Jr. Karşılaşması geldi çattı. Boks tarihinde beşinci kez bir karşılaşma asrın maçı olarak lanse edilmişti. Battling Nelson v Joe Gans (1906), Jack Johnson v James Jeffries (1910), Jack Dempsey v Georges Carpentier (1921), Joe Fraizer v Muhammed Ali I (1971) diğer dört maçtı.

Yıllarca bu maç olur mu, olmaz mı, ne zaman olacak, Floyd kaçıyor mu, Pac Man yaşlandı mı tartışmaları arasında televizyon yayıncıları, promotörler anlaştı ve bu büyük maç için tarih verildi. 2 Mayıs 2015 Las Vegas’ta iki süper yıldız WBA, WBC, WBO yarı orta sıklet unvanları için ringe çıktı.

Maç öde izle sisteminde 4,6 milyon izlenme ile tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu maçın öde izle geliri 437 milyon dolar civarında hesaplandı. Gelirler bölüşülürken Floyd yüzde 60, Pac Man yüzde 40 aldı. Öte yandan tüm dünyanın ilgisi bu maçtaydı. Ben Affleck’ten Robert De Niro’ya, Bradley Cooper’dan Denzel Washington’a tüm Hollywood salondaydı. Michael Jordan ve Magic Johnson da salondaki yerini aldı. Maçın sonucu hakemlerin kararını kaldı. 118-110, 116-112 ve 116-112’lik skorlarla kazanan Floyd Mayweather oldu. Maç sonunda Pac Man’in omuz sakatlığı ve Floyd’un savunma dövüşü çok konuşuldu. İşin gerçeği ise Floyd’un yenilmezliğinin devam etmesi oldu.

Pac Man yaklaşık bir yıl sonra Timoth Bradley ile üçüncü kez ringe çıktı ve ortak kararla kazandı. Jessie Vargas galibiyetinin ardından Avustralya’da öğretmen Jeff Horn’a puanla yenildi. Maçın sonucu Horn’un yüzünün aldığı hale baktığımızda tartışmaya açık olsa da Pac Man’in eski formunda olmadığı da aşikardı. Milletvekilliği görevi onu bir hayli yıpratıyordu. Antrenmanlar ve meclisteki görevleri tüm zamanını almasına rağmen basketbol oynamaya, sinema filmlerinde boy göstermeye ve şarkı söylemeye devam etti.

2018’in Temmuz ayında Malezya’da Lucas Matthysse’yi teknik nakavtla yendiğinde 40 yaşına gelmişti. WBA’nin normal mertebeli yarı orta sıklet unvanını kazandı. İçindeki boks arzusu yaşının ilerlemesinden daha önde gidiyordu. 19 Ocak 2019’da boksun problem çocuğu Adrien Broner ile ringe çıkmak için anlaştı. Broner’ı mağlup ettikten sonra durmadı. Keith Thurman gibi bir yenilmezi de yendi. Sekiz sıklette dünya şampiyonu olmuştu ve 41 yaşına merdiven dayamıştı. Tarihte sekiz sıklette şampiyonluk kazanan tek isimdi. Pac Man’in devri belki geçti ama ağzı bir açılıp bir kapanan Pac Man hala en sevilen ve en bilinen oyunlardan birisi olarak önüne çıkanları yemeye devam ediyor tıpkı Manny’nin hızlı yumrukları ile rakiplerini yere serdiği gibi…

Boks

Boksun efsaneleri #12 | Joe "Smoking" Fraizer

22/05/2020 AT 14:28
Boks

Boksun efsaneleri #11 | Ölümcül İçgüdü: Deontay Wilder

18/05/2020 AT 14:45
Related Topics
Boks
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

21 SAAT ÖNCE

Latest Videos

Boks

Boksör ringden böyle kaçtı

00:00:34

Most popular

Tenis

2020 Madrid Açık | CANLI YAYIN

28/04/2020 AT 10:07
View more