Boks

Boksun efsaneleri #8 | Sugar Ray Leonard: Ölümden dönen

Share this with
Copy
Share this article

Sugar Ray Leonard

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
08/05/2020 at 16:02

Cihat Gemici boks tarihinin efsanelerini yazmaya devam ediyor...

Profesyonel boksun tarihi gong sesinden sonra kanvasın üzerinde, iplerin arasında birbirlerine meydan okuyan cesur eldivenlerle yazılmıştır. Yayımlayacağımız yazı dizisinde boksun ilk dönemlerinden günümüze dek uzanan unutulmaz efsanelerin hayat öyküleriyle dünyanın farklı yerlerinde tarihi bir yolculuğa çıkacağız.

Fonda Ray Charles’ın “Hit The Road Jack” şarkısı çalıyordu. Getha ve kocası oldukça neşeliydiler. Çift, evliliklerinde olgunluk çağına gelmiş ama heyecanlarını hâlâ kaybetmemişlerdi. Beşinci çocuklarını bekliyorlardı. Kuzey Carolina’nın Wilmington şehrinde Getha’nın Temel Reis’e benzeyen biricik eşi Cicero Leonard pamuk toplayarak geniş ailesinin geçimini sağlıyordu. 17 Mayıs 1956’da beşinci çocukları dünyaya geldi. İsmini -annesi Getha’nın en sevdiği şarkıcıdan esinlenerek- Ray Charles koydular. Çocuk üç yaşına geldiğinde Cicero’nun topladığı pamuklar artık ailenin geçimine yetmiyordu. Kendileri için önemli bir karar alarak Washington’a taşındılar.

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

21 SAAT ÖNCE

Washington, Leonard’lar için cömert bir yerdi. Baba Cicero, Coca-Cola firmasında iş bulmuştu ve yakın çevrelerinde birçok akrabaları vardı. Lakin sekiz yaşına gelen Ray için bu yeni yer çok arkadaş canlısı değildi. Köşedeki dükkândan kurabiye almaya gittiğinde serseriler parasını istemişler, onu yumruklamışlar ve her şeyini almışlardı. Eve ağlayarak döndüğünde hayatında bazı şeylerin değişmesi gerçeği ile yüzleşti. Annesi “bir daha eve ağlayarak geldiğini görmeyeyim, bu son olsun” diyerek tavrını ortaya koydu.

Küçük Ray’in biraz erken büyümesi gerekiyordu. O zamanlar şartlar böyleydi. Yaşadığınız çevre sizi olgunlaştırır, yediğiniz bir yumruk yılların daha hızlı geçmesini sağlardı. Eskiden sokaklardan aldığınız derslerle bir üniversiteli kadar bilgili olabilirdiniz. Şimdi sokaklar da çok değişti, çokça değişen eğitim sistemi gibi sokakların verdiği eğitimin de kalitesi düştü. Ray’in ağabeyi Roger “Polis Boys Club” isimli yerel bir boks salonuna takılıyordu. Küçük kardeşi Ray’i de oraya götürerek kendisini savunmayı öğrenmesini istedi.

Ray salona gittikten sonra ilk ringe girişinde sokakta uğradığı zorbalıkla aynı duyguyu tekrar hissetti. Suratının ortasına, burnunun üstüne sağlam bir yumruk yemişti. Sokakta yaptığının aynısını yaptı, mücadele etmek yerine ringi terk etti. Canı acımıştı. Bu kavga için Ray’in içinde bir tutku yoktu; çok narin, çok ağır başlı ve hala anasının kuzusuydu. Evine döndü arkadaşlarıyla takılmaya devam etti.

Seat Pleasant isimli bir yerde oturuyorlardı. Çocuklarla dışarıda takılmayı seviyordu. Bölgede yaşanan fırtınadan sonra evlerinde kalmaktan bunalan çocuklar kendilerini dışarıya atmıştı. Ray ve arkadaş grubu mahallenin sokaklarını arşınlarken önceki gün yaşanan fırtınanın ve yoğun yağışın etkisiyle seviyesi yükselen derenin yanından geçiyorlardı. 10 yaşında ve yüzme bilmeyen Ray dengesini kaybederek coşkulu bir şekilde akan dereye düştü. Akıntı küçük çocuğu alıp götürmüştü. Diğerleri çaresiz ve korku dolu bakışlarla arkadaşlarının sürüklenişini izlerken attığı çığlıklar Ray’in duyduğu son seslerdi. Sonrasında sadece nehrin azgın suları ile konuşabiliyordu ve bu kendini kaybetmiş akıntının onu dinleyen bir hali yoktu.

Ray ailesinin evinde yas vardı. Çocuklar arkadaşlarının başına geleni hemen annesine haber vermişlerdi. Komşular ve akrabalar eve toplandı. Anne Getha ağlamaktan harap oldu.

Nehirde sürüklenen Ray çok fazla su yutmuştu. Karabatak gibi suyun üzerinde bir görünüp bir kayboluyordu. Sokakta karşı gelemediği, ringde mücadele etmediği rakibi şimdi laf dinlemeyen bir nehirdi. Bu sefer çekip gitme şansı yoktu. Pes ederse artık uğruna mücadele edecek hiçbir şeyi olmayacaktı. Kendisini suyun üzerinde tutmak için çabaladı. Etrafındaki dal parçalarına tutunarak bir şekilde kıyıya ulaşmayı başardı. Ağaçların arasından çıkarak yürüyerek evine doğru yola koyuldu.

Eve yaklaştığında yaklaşık elli kişinin üzüntülü halde beklediklerini gördü. Herkes onun boğulduğunu düşünüyordu. Getha oğlunu görünce sevinç, üzüntü, kızgınlık birbirine karıştı. Çocuğu kaybolan annelerin onları bulduklarında yaptığı gibi sevinçten ağlayarak çocuğunu azarladı.

Boğulma tehlikesinin ardından Ray’in ailesi eski evlerinden çok uzak olmayan yeni bir yere taşındı. Baba yerel bir süpermarkette gece yöneticisi olarak işe başlamıştı. Ray burada kendisini zengin mahallesinde gibi hissediyordu. İlk kez kendilerine ait bir evleri olmuştu. Babasını Temel Reis’e benzetiyordu. Baba Cicero’nun kaslı kolları güçlü bir fiziği vardı. Evde sakince oturur televizyon izlerdi. Ailesine bulaşmadıkları sürece kimseyle tartışmaya girmezdi. Sessiz sakin bir adamdı. Ray de babasına çekmişti. Kovboy ve Kızılderili oyuncakları ona yetiyordu. Başrolde olma isteği yoktu. Bir köşede yalnız kalmak onun için yeterliydi.

Annesi evdeki kararlı ve hırslı olan insandı. Ev işlerinin ve çocukların bakımının yanında yerel bir hastanede lisanslı bir hemşireydi. Bir gün bu özelliklerinin hepsini kullanmak zorunda kaldı. Ray 15 yaşındayken aile Maryland’den güney Carolina’ya seyahat ediyordu. Anne Getha direksiyon hâkimiyetini kaybederek kaza yaptı. Arabada Ray ile birlikte üç kardeşi daha vardı. Çocuklar bir süre bilinçlerini kaybetti. Ray gözlerini açtığında kanla kaplı bir direksiyon, dönen bir teker ve kırık bir ön cam gördüğünü söyledi. Yaralı Getha kapıların açılmadığı arabadan bütün çocuklarını ön camı kırarak çıkarmayı başarmıştı.

Sugar Ray Leonard

Image credit: Eurosport

Ray evde iki büyük ağabeyi ile aynı odayı paylaşıyordu. 13 yaşına geldiğinde ağabeyi Roger onu tekrar boks salonuna götürmeye ikna etti. Fakat bu sefer bir şartı vardı. Bir daha pes etmeyecek ve kaçmayacaktı. Ray Leonard o günden sonra bir daha pes etmedi ve kaçmadı. Salonda kalmak için kendine bir idol belirledi. Bu isim Muhammed Ali’ydi. Onun gibi dövüşmek ve onun izinden gitmek istiyordu. Ray’in boks serüveni 1969 yılında Palmer Park Recreation Center’da bu şekilde başladı. Kariyerinin önemli bölümünde antrenörlüğünü yapan Dave Jacobs ile de buarada tanıştı. “İlk zamanlarda Joe Fraizer gibi dövüşüyordum. Önüme geleni nakavt etmek tek hedefimdi. Sonra Muhammed Ali ve Sugar Ray Robinson’ın stili üzerinde çalıştım. Lakabımın nereden geldiği çok aşikâr değil mi?”

Amatör kariyerinde ilk yıllarında başarılı grafiğine rağmen haksızlığa uğradığı maçlar oldu. 1974 yılında Anotoli Kamnev’e Rusya’da mağlup olduğunda netice kesinlikle tartışmalıydı. Moskova’daki turnuvayı kazanan Kamnev’in kupayı Ray Leonard’a vermesi de bunun bir kanıtı oldu. Polonya’da Kazimierz Szczerba isimli rakibine yenildiğinde ilk iki rauntta maçı domine etmiş ve son rauntta Polonyalıyı üç kez yere düşürmüştü. Maçın galibi ise Szczerba olmuştu. 1975 yılında Meksika’da Pan-Amerikan Oyunları’nda altın madalya kazandı.

1976 yılında tarihin en iyi ABD Milli Takımı’na seçilme başarısı gösterdi. O yıl ABD Boks Takımı yıllar sonra Barcelona Olimpiyatları’ndaki basketbol takımı kadar şahaneydi. Dream Team (Rüya Takım) lakabını onlar da hak ediyordu. Leon ve Michael Spinks Kardeşler, Howard Davis, John Tate, Leo Randolph, Charles Mooney gibi isimler bu takımda yer almıştı. Leon Spinks yıllar sonra Muhammed Ali’yi yenmesi ve yenilmesi ile anılacaktı. Ray Leonard’ın amatör boksun en büyük sahnesi olan olimpiyatlarda yarı finaldeki rakibi tanıdık bir isimdi. Polonyalı Kazimierz Szcerba… Leonard bu sefer işini sağlam tuttu. Yarı finali 5-0 gibi net bir skorla geçti.

Finalde ise daha zorlu bir isim onu bekliyordu. Amatör boksun en önemli ülkelerinden Küba’nın temsilcisi Andres Aldama altın madalya yolundaki son engeldi. Aldama finale kadar beş maçta bütün rakiplerini nakavt ederek gelmişti. Amatör boksta orta sıkletlerde böylesi bir eleme performansı eşine az rastlanan bir örnekti. Leonard ilk rauntta sol kroşeleriyle etkili oldu. Daha sonra onunla birlikte anılacak olan “Bolo Punch” da burada görücüye çıkıyordu.

Aparkat kroşe karışımı bu vuruşu Muhammed Ali gibi yapıyordu. İkinci rauntta sol kroşesi ile Aldama’yı çeneden yakaladı. Son rauntta ise Kübalıyı yere serdi ve hakem sekize kadar saydı. Kazanan 5-0’lık skorla Ray Leonard’dı. ABD Milli Takımı’nın asistan antrenörü Sarge Johnson Ray’in stilini bir şeker kadar tatlı diyerek övüyordu. O günden sonra ismi kaçınılmaz bir şekilde Sugar Ray Leonard’a dönüştü. Sugar Ray Leonard hafif yarı orta sıklette 1976 Montreal Olimpiyat Oyunları’nın altın madalyalı ismiydi. Montral’de çıktığı altı maçı da 5-0 kazanmayı başardı.

Olimpiyatlar’dan sonra Leonard’ın açıklaması oldukça etkileyici oldu. “Bu final benim son maçımdı. Artık dövüşmeyeceğim. Benim hikâyem burada sona erdi. Rüyamı gerçekleştirdim. Şimdi okula gitmek istiyorum.” Maryland Üniversitesi’nden burs kazanmıştı, “İşletme ve İletişim” okumak istiyordu. Amatör kariyerini inanılmaz bir kariyerle noktaladı. 150 maçta 75’i nakavt olmak üzere 145 galibiyet almıştı ve sadece beş kez yenilmişti.

Mecburiyet

Montreal’de altın kazandıktan birkaç ay sonra Leonard bir apartman dairesindeydi. Kendi ifadeleriyle “olimpiyat şampiyonluğundan sonra Bruce Jenner olmayı istemişti ama içindeki siyahi adam onu buraya sürükledi.” Loş ışıklı, sevdiğiniz hiç kimsenin orada olmasını istemeyeceğiniz bir yerdeydi. Çevresindekiler birbirlerine eroin enjekte ediyor, sonrasında hayatla bağlarını koparıyordu. Leonard orada “bana da yapın, bana da vurun” diye adeta yalvarıyordu. Ne istediğini bilmiyordu.

Serum lastiğini koluna doladı. Birisi iğneyi kolundan kaçarcasına fırlamış damarına doğru yaklaştırdı. Eroinin vücuduna girmesine milimetreler kalmıştı. Orada kendi halinde uçsuz bucaksız bir hayat yaşayan bir bağımlı o anda “Dur, dostum bunu kendine yapma, bu adamların hayatlarında bir çıkış yolu yok ama sen bir şampiyonsun, hayatını mahvetme” dedi. Orada dahi içinde insanlık olan birileri vardı. İşte efsane şampiyon bir eroin bağımlısı olmaya bu kadar yaklaşmıştı. Bir anlık verdiği doğru karar onun hayatını değiştirdi.

Bu uyuşturucu hadisesinden kısa bir süre sonra Sugar Ray Leonard sürpriz bir davet aldı. Muhammed Ali onu üçüncü Ken Norton maçına çağırıyordu. Leonard maçı izlemeye gittiğinde Ali’nin ona verdiği değer karşısında çok mutluydu. Şampiyon kendisi gibi olimpiyat şampiyonu olan genç Leonard’ı soyunma odasında ağırladı ve ona şu öğüdü verdi. “Kimsenin sana sahip olmasına izin verme, kendinin sahibi ol.” Leonard bu tavsiyeyi kulak ardı etmedi. Don King ve Bob Arum’dan kendisini uzak tutarak beyaz bir avukat olan Mike Trainer ile anlaştı. Maçlarının promotörlüğünü Trainer ile birlikte yaptı ve kazandığı milyonları kasasında tutmayı başardı.

Aslında Leonard için profesyonel bir dünya olmayacaktı. Olimpiyatlar’dan sonra boksu bırakıyordu. Maryland Üniversitesi’nden burs kazanmıştı ve hayatını kolej eğitimi üzerinden sürdürecekti. Kararının değişmesine neden olan şey ailesiydi. Annesi ve babası hastalandı.

Annesi kalp krizi geçirdi ve babası menenjit yüzünden komalık oldu. Bu durumda eve para getiren birilerinin olması gerekiyordu. Leonard acil bir kararla profesyonel olmayı seçti. Profesyonel kariyerinde antrenörü ve menajeri Muhammed Ali’nin efsanevi antrenörü Angelo Dundee olacaktı. Dundee rakip seçimlerinde aktif rol alacaktı ve Leonard’ın günlük çalışmalarını Dave Jacobs ile yapmasına karışmayacaktı. Maç ihalelerinden %15 pay Dundee’ye gidecekti.

İlk maçına 5 Şubat 1977 yılında Luis Vega karşısında çıktı. Toplam 40 bin dolar aldı. Maçtan sonra bu paranın 21 bin dolarını yatırımcılarına verdi. On dördüncü maçında rakibi dünya sıralamasında on yedinci olan Floyd Mayweather’dı. Oğlu bugün en popüler boksör olan baba Mayweather o gün Leonard karşısında varlık gösteremedi. 10. Rauntta nakavtla kazanan Leonard oldu. Sırada amatörde kaybettiği Randy Shields maçı vardı. İntikam soğumuştu ve en güzel hali de buydu. Leonard Shields’i on raunt boyunca soğuk soğuk afiyetle yedi.

30 Kasım 1979’da Las Vegas Nevada, boksun merkezi yeni bir unvan maçına sahne oldu. Sugar Ray Leonard ilk kez unvan için ringe çıktı. Rakibi iki sıklette dünya şampiyonu Wilfred Benitez’di. Porto Rikoluyu teknik nakavtla on beşinci rauntta yenerken işi hiç kolay olmadı. Benitez alnının ortasından boşalan kanlara rağmen Leonard’ın yumruklarından kaçabilen yetenekli bir adamdı. Maçın ardından Leonard WBC ve Ring Dergisinin yarı orta sıklet şampiyonu olurken aynı zamanda lineal (o sıkletin en büyüğü) şampiyon oluyordu. Bu maçın ardından unvanını bir kez İngiliz Dave Boy Green karşısında korudu.

Taş, Kağıt, Makas

Bir sonraki maçı açıklandığında bir süre boyunca hayatının anlamı, hayallerinin nemesisi, en güzel rüyalarının kâbusu olacak bir adamla tanıştı. Leonard bu adam yüzünden kendisini ABD’nin Panama üzerindeki sömürüsünün baş müsebbibi gibi hissediyordu. Nam-ı değer “Taş Eller” Panamalı Roberto Duran; işte adamın adı buydu. Maç Leonard’ın olimpiyat altını kazandığı Montreal’de yapıldı. Maçı organize edenler Don King ve Bob Arum’du. Ringi ve zihinleri kontrol eden Roberto Duran’dı. Leonard kendi gibi dövüşmedi. Duran’a ayak uydurdu. Taş, kağıt, makas oynarken sürekli makas yapamazsınız hele de rakibiniz koca taş elli bir adamsa bu hiç akıllıca olmaz. Taş eller sizi ezip geçer. Roberto Duran’ın yaptığı buydu en iyi bildiği şeyi yaptı ve Leonard’ı yendi.

Ring kenarında oturan Joe Fraizer’a Roberto Duran’ı kime benzettiğini sordular. Fraizer’ın cevabı oldukça ilginç ve insanlara Duran’ın dövüş tarzı ile ilgili fikir verecek cinstendi. “Onu Charles Manson’a benzetiyorum.” İnsanların birilerini diğerlerine benzetmesinde sorun yok ama Charles Manson Amerikan tarihine geçmiş 35 kişinin ölümünden sorumlu bir caniydi.

No Mas (Artık Yeter)

İlk maçın ardından Leonard hemen rövanş istedi. Duran’ın partici yaşam tarzını ve bu zafer sonrasında kendine düzgün bakmayacağını iyi biliyordu. Leonard’ın antrenörü Dave Jacobs ise maçın hemen rövanşının yapılmasını doğru bulmadı ve Leonard ile yollarını ayırdı. Maç Don King tarafından New Orleans’da organize edildi. Leonard sekiz, Duran yedi milyon dolar aldılar. ABC televizyonun maçın yayın hakları için ödediği 2,5 milyon dolar o zamana kadar yapılmış en büyük yayın hakları anlaşmasıydı. Maç öncesinde efsanevi şarkıcı ve Leonard’ın isim babası Ray Charles ringe çıktı, şarkı söyledi ve Leonard’a sarılarak ona şans diledi.

Sugar Ray Leonard ilk maçtan dersini aldı. Taşı, makasın keskin uçlarıyla ince ince, yavaş yavaş oyacaktı. Kağıt gibi etrafını saracak zaman içinde hissettirmeden aşındıracaktı. İlk maçtaki gibi çarpışmaya girmek aptallıktı ve geç de olsa bunun farkına varmıştı. Maç boyunca ringin etrafında dönüp durdu. Charles Manson’a benzetilen bir adamla aynı ringdeydi ve deliyle deli olmanın lüzumu yoktu. Leonard o gün Ali’nin bokstan men edilmeden önceki hali gibiydi. Dönüp durdu ve Duran’ın nereden geldiğini görmediği yumruklar attı. Rauntlar ilerledikçe kendisiyle özdeşleşen “bolo punch” vuruşlarını yaptı. Aşağıdan aparkat kroşe karışımı bu vuruşları öylesine alay edercesine yapıyordu ki seyircilerden bir kısmı gülmeye başladı. Her “bolo puch” sonrasında kahkahalar duyuluyordu. Sert abi, bıçkın delikanlı Roberto Duran için kabul edilemez bir durumdu.

Yedinci rauntun sonunda Leonard yine bolo punch için elini hazırladı. Sağ yumruğu aşağıdan yukarı doğru gelirken sol direktini Duran’ın yüzünde patlattı. Bu düpe düz alay etmekti. Raunt bitti. İki boksör köşelerine gitti. Sekizinci rauntta ise o tarihi an gerçekleşti. Duran artık palyaçosuna evrildiği bu sirkten sıkıldı ve köşesine giderek “No Mas / artık yeter” dedi. (Duran daha sonra ESPN’in programında “No Mas” ifadesini kullanmadığını bunu spiker Howard Cossell’in uydurduğunu söyledi.)

Duran’ın antrenörü Ray Arcel şok içindeydi. Benim boksörüm ringden kaçmaz diye Duran’ın suratına haykırıyordu ama Duran ringe bir daha dönmedi. Kazanan Sugar Ray Leonard oldu. Leonard maç sonunda şu açıklamayı yaptı. “Maçtan önce size ne dediysem ringde de onu yaptım. Roberto Duran’ı pes ettirdim; kaçmasını sağladım. Roberto Duran’ı pes ettirmek onu nakavt etmekten daha değerlidir.” Angelo Dundee: Soyunma odasında adeta bulutlarda uçuyorduk. Roberto Duran’ın karnında spazm olduğu ve bu nedenle maçı bıraktığı da konuşulanlar arasındaydı ama pek az kimse bu dedikoduya itibar etti.

Sugar Ray Leonard’ın Larry Bonds ve Ayub Kalule galibiyetlerinden sonra karşısına yeni bir bölüm sonu canavarı çıktı. O dönemler ABD orta sıkletinde 4 bölüm vardı ve Leonard bunlardan biriydi. İlk bölümde bir kez yanmasına rağmen Duran’ı geçti. İkinci bölümde Thomas Hearns vardı. “Hitman” Hearns kariyerinde yenilgi yüzü görmemiş asla kurşun yememiş bir suikastçi gibiydi. 32 karşılaşmadan da galip çıkmıştı. Hearns’ün WBA ve Leonard’ın WBC, Ring, Lineal unvanları masaya koyuldu. Herkes masadan kalktığında daha ağırlaşmış olan Sugar Ray Leonard oldu. 14. Rauntta Leonard Hearns’ü iplere sıkıştırdı ve hakem maçı durdurdu. Hearns’ün antrenörü Emanuel Steward dahil bu karara itiraz eden olmadı. Sugar maç sonunda “Artık yarı orta sıklette en iyi olduğumu kanıtladım” diyordu ve sonuna kadar haklıydı.

Hagler

Bruce Finch ve Kevin Howard maçlarından sonra o dönemin bir diğer bölüm sonu canavarı Marvin Hagler ile karşılaştı. Hagler maçından önce 1982 yılında göz retinasındaki yırtık nedeniyle bir maç iptal olmuş ve emeklilik kararı almıştı. Leonard emekliyken Hagler’ın son maçını ring kenarından izlediğinde onun eskisi gibi olmadığını ve Hagler’ı yenebileceğini düşündü. Marvin Hagler yarı orta sıkletin iki sıklet yukarısına orta sıklette dövüşüyordu ve orta sıklet tarihinin en iyilerinden birisiydi. Thomas Hearns’ü üçüncü rauntta nakavt etmişti. Roberto Duran’ı üstün bir maç çıkartarak puanla yenmişti. İki isim de diğer iki bölüm sonu canavarını geçerek adeta final müsabakasında birbirlerine rakip oldular. En iyi olmak için Las Vegas, Nevada’da buluştular. Bob Arum’a göre maçın değeri 78 milyon dolardı. 32 ülkeden 1,100 gazeteci bu maçı takip etmek için gelmişti. Favori Hagler’dı. Maç sonunda Don King ringe girmeye çalıştı. Bob Arum onu engelledi. “Bu adamın maçla ilgisi yok burada olmaması gerekiyor” dedi. Sonuç tam bir tartılma konusu oldu. Hagler ve bazı yazarlar sonucun yanlış olduğunu savunuyordu. Associated Press, Al Bernstein, Chicago Sun ve Tribune de Hagler kazandı demişti.

Bunun yanında Ring, HBO, Boston Globe, Harold Lederman Leonard tarafındaydı. Masa hakemlerinden Jose Juan Guerra 118-110, Dave Moretti 115-113 Leonard ve Lou Filippo 115-113 Hagler dedi. Böylece kazananın ikiye bir ayrı kararla Leonard olduğu tescillendi. Hagler bir daha ringe çıkmadı ve emekli oldu. Leonard WBC, Ring ve Lineal orta sıklet unvanlarını kazandı.

Leonard Hagler maçının ardından Thomas Hearns ile sonucu yine tartışmalar yaratan bir maça daha çıktı. Netice beraberlik olarak tescillense de Hearns’ün kazandığını düşünenler azımsanmayacak kadar çoktu. Hearns’ün ardından Roberto Duran’ı tekrar mağlup etti. Bu Leonard’ın son galibiyeti oldu. 1991 yılında Terry Norris’e kaybettikten sonra ikinci kez emekli oldu. 1997’de ikinci kez emeklilikten geri geldiğinde Hector Camacho’ya teknik nakavtla yenildi. O da ne zaman duracağını bilmeyen o eski efsanelerden birisiydi. Kariyerini iki kez rövanşını aldığı tek Roberto Duran mağlubiyeti ile bitirmeyi kendi kafasında başaramadı. Belki de o son iki yenilgi rövanş arayan iki hayaletin (Hagler ve Hearns) aldıkları intikamdı.

Leonard özel hayatında romantik film tadında bir evlilik yaptı. Lise aşkı Juanita Wilkinson ile 1980 yılında dünya evine girdi. Romantik film sonrasında gerilim, şiddet içeren bir dramaya döndü. Bayan Leonard’ın iddialarına göre Sugar Ray Leonard alkol alıyor ve alkollü iken eşine fiziksel şiddet uyguluyordu. Bunun yanında kokain de kullanıyordu. Çift 1990 yılında boşandı. Sonrasında Leonard bu iddiaları düzenlediği bir basın toplantısı ile kabul etti. Kokain kullanmaya 1982 yılında ilk emeklilik kararı aldığında başlamıştı. Retinasındaki yırtık nedeniyle boksa ara vermesi onu yıpratmıştı ve bir çıkış yolu aradı. Bu yol karanlıktı. 1986 yılında bu karanlıktan uyandı ve kokain kullanmayı bıraktı.

1989 yılında tanıştığı Sports Illustrated modeli Bernadette Robi ile 1993 yılında görkemli bir düğünle evlendi. Dört çocuk babası olmasının yanı sıra televizyon yıldızı Khloe Kardashian’ın da vaftiz babası oldu. Emeklilik hayatında boks analizcisi olarak birçok kanalda çalıştı. Eddie Murphy ve Owen Wilson’ın başrolleri paylaştığı “I Spy” filminde ve Mark Whalberg ile Cristian Bale’in oynadığı “Fighter” filmlerinde rol aldı. Şimdilerde boks maçlarını yorumlamaya devam ediyor.

Stili ve yaptığı maçlar ile boks tarihinin en iyilerinden birisiydi. Örnek aldığı Muhammed Ali ya da Sugar Ray Robinson gibi ring dışında tarihin akışını değiştiren bir isim olmadı ama ringde yaptıkları boks dünyasının hep özleyeceği anlar olarak hafızalara kazındı.

Boks

Boksun efsaneleri #12 | Joe "Smoking" Fraizer

22/05/2020 AT 14:28
Boks

Boksun efsaneleri #11 | Ölümcül İçgüdü: Deontay Wilder

18/05/2020 AT 14:45
Related Topics
Boks
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

21 SAAT ÖNCE

Latest Videos

Boks

Boksör ringden böyle kaçtı

00:00:34

Most popular

Tenis

2020 Madrid Açık | CANLI YAYIN

28/04/2020 AT 10:07
View more