Boks

Cem Kılıç ile 15 raunt

Share this with
Copy
Share this article

Cem Kılıç

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
26/07/2019 at 11:21

Profesyonel kariyerine yenilgisiz şekilde ABD’de devam eden Cem Kılıç, süper orta sıklet maçında Martez McGregor’u yenerek sükse yaptı. Kılıç bu galibiyetle WBA Federasyonu dünya sıralamasında yedinciliğe kadar yükseldi. Cihat Gemici, Cem Kılıç’la kariyer hedefleri ve Los Angeles macerası hakkında konuştu.

Martez McGregor maçıyla başlayalım. Zorlu bir rakiple, Las Vegas MGM Grand’de karşılaştın. Tyson Fury’nin alt maçında, efsanelerin ringe çıktığı o salonda dövüşmek nasıl bir histi? Önce atmosferden sonra da maçın gidişatından bahseder misin?

MGM Grand arenaya doğru giderken Muhammed Ali’nin, Mike Tyson’ın posterlerini gördüm. Çocukluk hayalim gerçekleşti. Gurur verici anlardı. Maç çok zor geçti. Tam altı saat maça çıkmayı bekledim. Bütün maçlar son raunda kadar sürünce arada benim maçıma yer kalmadı. Bu nedenle ben ana maçtan sonra ringe çıktım. Bu kadar bekleyince de hâliyle yoruldum. O yorgunlukla ringe girdim. İlk rauntta “knock down” oldum.

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

25/05/2020 AT 15:08

Hakem, ünlü isim Tony Weeks’ti. Yere düşünce Tony’e “Bu knock down değildi.” dedim. O da “Ama darbeyle aynı anda düştün.” diyerek saymaya başladı. Bir iki dakika sonra yine ilk rauntta kaşım açıldı. İkinci rauntta sol gözüm kapanmaya başladı. İkinci raunttan sonra sol gözümle hiçbir şey göremiyordum. Son rauntta maç artık kafa kafaya gidiyordu.

Bir Türk olarak Las Vegas’tayız. “Maçı puanla rakibime verebilirler” diye düşündüm. Son raunttan önce köşeye geldim. Antrenörüm Buddy McGirt’e “Nakavt yapmam lazım, yoksa maçı kaybedebiliriz!” dedim. O da benimle hem fikirdi. “Zaten sol gözünle göremiyorsun. Kafanı bastır, sonra da kroşe vur.” dedi. Ben de aynısını yaptım. Maçın son anlarında nakavtla kazandım. Gecenin en keyifli maçıydı.

Maç sonunda çok konuşulan bir fotoğraf vardı. Tıpkı Micky Ward ve Arturo Gatti’nin efsanevi karşılaşmalarının ardından verdikleri poz gibi siz de McGregor’la hastane kontrolündeyken birlikte poz verdiniz. O an nasıl gelişti? Neler konuştunuz?

Ben, Arturo Gatti ve Micky Ward’un öyle bir pozları olduğunu bilmiyordum. Hastanede yatarken antrenörüm Buddy McGirt geldi. Buddy aynı zamanda Gatti’nin de antrenörüydü. Beni orada görünce “Yeni bir Arturo Gatti kazandım.” dedi. O öyle deyince Gatti’nin eski maçlarını izledim. Gerçekten stil olarak benziyoruz.

Rakibim Martez’le hastanede arkadaş olduk. Ona ne kadar iyi bir boksör olduğunu söyledim. Mağlubiyet sonrası kendisine bir daha şans gelmeyeceğinden korkuyordu. “Senin gibi boksöre şans verilmez mi?” dedim. Belki aynı şirkette çalışırız.

14 maçın ardından kariyerine yenilgisiz devam ediyorsun. Nevada Komisyonu’nun verdiği karar gereği 15 Ağustos’a kadar bir dövüşemeyeceksin.

Ben normalde ana maç olarak 9 Ağustos’ta ringe çıkacaktım. Çok darbe aldığım için, özellikle de kaşım açıldığı için bu karar verildi. Kaşımın iyileşmesi en az iki ay süreceğinden en erken eylül ayında ringe çıkacağım söylendi. Benim kaştan çok bahsettik ama rakibin de burnu kırıldı. Siz asıl onu görün. (Gülüyor.)

Showtime ve Top Rank gecelerinde ringe çıktın. Daha önce ufak organizasyonlarda da dövüşmüştün. Organizasyonlar arasındaki farklar neler?

Ben küçük kemerler için dövüşmeyi pek istemiyorum. Ya dünya şampiyonluğu ya da normal maç yeterli. Top Rank ile yedi maç ringe çıkmıştım. Büyük maçlarda tartı için çok beklemiyorsun. Küçük maçlarda tartıyı geç veriyorsun. Öyle olunca ertesi gün toparlanman için zamanın kalmıyor. Büyük maçlarda ünlüler de oluyor, motivasyonun artıyor.

Ünlü isimlerle antrenman yapıyorsun. Miguel Cotto ile sparring yaptığını biliyoruz. Geçtiğimiz yıl da Shane Mosley, Rob Brant, Jermell Charlo ve Errol Spence Jr. gibi isimlerle çalıştın. Bu isimler hakkında neler söylemek istersin? Boks stili ve insani açıdan hangisi seni daha çok etkiledi?

Miguel Cotto ile altı haftalık kamp yaptık. Küçükken idolümdü. Onunla ringe çıkmak benim için çok özeldi. Ondan çok şey öğrendim. Cotto’yla kampın son haftası sparring yaptık. Bir sol vurdum, orada Cotto’yu biraz sarsmıştım. Eşi de izliyordu, ayağa kalkmıştı. O zaman 20-21 yaşındaydım. Cotto, “İleride dünya şampiyonu olabilirsin, böyle çalışmaya devam et.” demişti.

Errol Spence inanılmaz bir adam, 76 kg boksörlere kadar gücü var. Ringe çıktığım en iyi boksörlerden birisiydi. Cotto’dan daha sert vuruyordu. Tabii Cotto benimle ringe çıktığında biraz yaşlıydı, onun da etkisi olabilir. Jermell Charlo iyi arkadaşım. Los Angeles’a geldiğinde beraber vakit geçiriyoruz.

Antrenörün Buddy McGirt’le çalışmaların nasıl gidiyor? Son olarak Sergey Kovalev’i hayata döndüren isim olarak manşet olmuştu. (Kovalev McGirt ile çalıştıktan sonra, daha önce nakavt olduğu Eleider Alvarez’i mağlup ederek unvanını geri almıştı.) Senin boksuna neler kattı?

Buddy ile daha çok teknik boks yapmaya başladım. Bizi, yani Türk boksörleri biliyorsun. Biz tank gibi dümdüz gidiyoruz. Buddy “Böyle boks yaparsan ileride iyi boksörlerle karşılaştığında nakavt olursun, biraz kafanı hareket ettir, ayaklarını kullan.” dedi. Ben de daha hareketli olmaya başladım. Bir de artık solumu daha çok kullanıyorum.

Son maçımdan sonra ikimiz de birbirimize daha çok güvenmeye başladık. Artık daha iyi anlaşıyoruz. Antrenmandan sonra da vakit geçirmeye başladık.

Los Angeles’ta yaşıyorsun. Amerika’da hayatın nasıl geçiyor. Boş zamanlarında neler yapıyorsun?

Boş zamanlarımda daha çok sahilde vakit geçiriyorum. Bilardo oynamayı seviyorum. Rahatlamayı seviyorum. Santa Monica’ya yakın bir yerde oturuyorum. Havanın sürekli güneşli olması harika, sıkça plaj voleybolu oynuyoruz.

Çağatay Ulusoy ile de iyi arkadaştın?

Onunla tanışmamız biraz enteresan olmuştu. “Sen de mi Türkçe konuşuyorsun?” diyerek tanışmıştık. Ben o zaman onun aktör olduğunu bilmiyordum. Adam Türkiye’de yıldızmış.

Birleşik Devletler’e gidiş sürecin nasıl oldu? Birçok genç Türk boksör profesyonele geçememekten yakınıyor. Sen nasıl başardın? Ne zorluklarla karşılaştın?

Hiç kolay olmadı. İlk geldiğimde 18 yaşımdaydım. Babamdan, “Borçlarımı ödeyeceğim” diyerek para aldım. O parayla uçak biletimi aldım. Biraz da harçlığım vardı. Manny Pacquiao’nun antrenörü Freddy Roach’un yanına gittim. “Profesyonel olmak istiyorum, ne yapmam gerekiyor?” dedim. Sonra Shane Shapiro ile tanıştık. Shapiro o zaman boksun içinde değildi. Beraber sıfırdan başladık. Ben 19 yaşında ABD’ye taşındım. Tekrar Freddy Roach’un yanına gittim. “Artık burada yaşıyorum” deyince onun da hoşuna gitti. Top Rank ile onun arası iyi, bağlantıyı o kurdu. Top Rank’ten gelip sparring’lerimi izlediler, beğendiler. Bu şekilde başladım.

Tarihten üç kişiyle bir akşam yemeği yeme şansın olsa bunlar kimler olurdu?

Muhammed Ali, Ronaldinho, Micheal Jordan.

Kısa Kısa

En sevdiğin film? Scarface

En sevdiğin boksör? Floyd Maywaether Jr.

En sevdiğin kitap? Benim Hikayem (Muhamed Ali)

En sevdiğin aktör/aktris? Denzel Washington, Aras Bulut İynemli (Çağatay kızmasın!)

En sevdiğin yemek? Tüm kebaplar!

Boks

Boksun efsaneleri #12 | Joe "Smoking" Fraizer

22/05/2020 AT 14:28
Boks

Boksun efsaneleri #11 | Ölümcül İçgüdü: Deontay Wilder

18/05/2020 AT 14:45
Related Topics
Boks
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

25/05/2020 AT 15:08

Latest Videos

Boks

Boksör ringden böyle kaçtı

00:00:34

Most popular

WEC

The Race All-Star - 16/05

16/05/2020 AT 13:47
View more