Amerika’nın 45. Başkanı Donald Trump görev süresi devam ederken mültecilerin 120 gün boyunca ülkeye sokulmayacağı ve yedi Müslüman ülkeden göçmenlerin üç ay boyunca ülkeye girişini sınırlandıran göçmen yasağına ilişkin bir kararname imzalamıştı. Bu karardan etkilenen devletler İran, Irak, Suriye, Sudan, Libya, Yemen ve Somali oldu. Eğer bu kararnamenin bir benzerini 1950’lerde İngiltere imzalamış olsaydı. Dünya Prince Naseem Hamed ile tanışamayacaktı. Belki de Trump’ın imzasından sonra bazı gizli yetenekler hep gizli olarak kaldılar. Dünya sahnesine çıkmaları bir kararnameyle yasaklandı.
Naseem Hamed’in babası 1958 yılında Yemenli bir göçmen olarak İngiltere’ye gitti. Dokuz çocuklu aile Sheffield şehrinde sıradan bir mahallede, mütevazı bir ev tuttu. Aynı sokakta Ingl’ın Spor Salonu isimli bir yer vardı. Naseem 7 yaşındayken Ingle’ın salonunda boks yapmaya başladı. 18 yaşında profesyonel oldu. 20’sine geldiğinde 12 maç sonunda Avrupa Horoz Sıklet Şampiyonu’ydu. Bu seviyeye çıkması benim üç satırda yazdığım kadar kolay olmadı. Çok çalıştı, salona ilk gelen ve salondan son çıkan hep Naseem’di. 37 maçlık kariyerine IBF, WBO ve WBC tüy sıklet şampiyonluklarını sığdırdı. Kendi sıkletinin en iyisi oldu. Sadece bir kez yenildi.
https://i.eurosport.com/2021/01/21/2975636.jpg
Boks
Buse, Esra ve Busenaz, Tokyo Olimpiyatları'nda
05/06/2021 - 18:16
Naseem Hamed kariyer basamaklarını çıkarken Müslüman bir boksör olarak akla ilk gelen ismi örnek aldı. Kendisine "Prens" denmesini istedi çünkü ona göre kral bir taneydi: Muhammed Ali. Basın toplantılarında Ali gibi konuşuyor, ringde Ali gibi dövüşüyor ve ringe Ali gibi çıkıyordu. Naseem, Ali’yi örnek alırken birçok boksörün aksine onun kötü bir taklidi olarak kalmadı. Hem boksu hem de şovlarıyla zaman içinde kendi stilini oluşturdu.
Boksörlerin ringe çıkışları ve ringdeki kıyafetleri onların vitrinidir. Naseem bu vitrini limitlerin sonuna kadar kullandı. Boks maçı izleyemeyen naif ruhlular bile Naseem’in başlı başına bir görsel şova dönüşen ringe çıkışını izlemek için televizyon başına geçiyordu. Manchester’da Paul Ingle ile yaptığı maç öncesinde ringe antika bir Chevrolet Impala’nın içinde geldi. Üstü açık arabasından hayranlarına öpücük dağıtıyordu. Londra’da yenilgisiz IBF şampiyonu, Vuyani Bungu’yu nakavt ettiği maçta ise leopar desenli bir uçan halının üstündeydi. İzleyenlerin hayranlık ve şaşkınlık dolu bakışları arasında Naseem salonun üzerinde David Copperfield gibi uçuyordu. Naseem boksun prensi ve aynı zamanda sihirbazıydı. Wayne McCullough’u sayı ile yenmeden önce ringe çıkarken Halloween konseptini seçti. Michael Jackson’ın Thriller klibine gönderme yaparak ringe sisler içinde bir mezarlığı geçerek geldi. Arada dans ederken kuru kafalara yumruk atmayı da ihmal etmiyordu.
Ringe sadece bir kez normal insanlar gibi iplerin arasından girdi.
https://i.eurosport.com/2021/01/21/2975635.jpg
Prens Naseem, ringe takla atarak girerdi. Önce en üstteki iplerden birini iki eliyle kendinden emin olana dek sıkıca tutar sonra öne doğru kendini atarak iki ayağı üzerine ringin içine düşerdi. Bu dakikadan sonra ringde onun atletizmi ile ilgili bir şüphe kalmıyordu. Rakiplerin yumruklarından ayak hareketleri ve eskivlerle (kafasını ve vücudunu kaçırarak) kurtuluyor çoğu zaman ringde dans ediyordu. Naseem’i izlemek eğlenceliydi.
7 Nisan 2001’de Las Vegas MGM Garden’da Hameed’in rakibi Meksikalı Marco Antonio Barrera’ydı. Maçtan iki ay önce Naseem’in 18 kilogram fazlası vardı. Maça iki gün kala Las Vegas’a vardığında kilosu hala olması gerekenden fazlaydı. Odasında gölge boksu yapıp koşu bandında koşarak kilosunu eritmeye çalıştı. Naseem, ringe iplerin üzerinden takla atarak girmedi. Belki bunu yapmayacak kadar gergindi. Belki de eskisi kadar atletik değildi.
12 raunt boyunca üstünlüğünü kabul ettiremedi. Meşhur solu susmuştu. Barrera saat yönünün tersine dönerek Naseem’in solundan kurtuldu. Sonuç açıklandığında Prens 35 maç sonra ilk kez yeniliyordu. Barrera ise maçından 13 ay sonra Avrupa Şampiyonu Manuel Calvo karşısında Londra’da ringe çıktı. Pek tatmin edici olmayan galibiyetinden sonra 10 bin seyirci tarafından yuhalanarak salonu terk etti.
Artık Naseem’i izlemek eğlenceli değildi. Naseem’in kendisi eğlenmedikçe insanları da eğlendiremiyordu. Kısa bir süre sonra emekliliğini açıkladı. 37 maçta sadece bir kez yenilip emekliliğini açıkladığında 28 yaşındaydı. Naseem bugün birçok insanın hayata başlama yaşında Hall of Fame seviyesindeki kariyerini noktaladı. Erken yaşta emekli olmasaydı Manny Pacquiao, Floyd Mayweather, Eric Morales, Juan Manuel Marquez gibi efsane isimlerle dövüşecek ve çok fazla para kazanacaktı. Ama sporu bırakmayı tercih etti.
Naseem boksu bırakmasının sebebi olarak öncelikle elindeki kronik sakatlığı gösterdi. “Artık maçlara acılar içinde iğne tedavisi ile çıkmak istemiyorum aslında her zaman elimde bir problem vardı ama artık katlanılamaz bir hal almıştı. Hala boksu özlüyorum eminim ki boks da beni özlüyor. Aynı zamanda çocuklarımın büyümesini kaçırmak istemedim. Üç çocuğumla harika ilişkim var. En küçükleri Suleiman tam bir savaşçı içlerinden birisi boksör olacaksa bu kesinlikle bu ufaklık olacak. 4-5-6 kombinasyonlu yumruklar atabiliyor ve henüz dört yaşında.” Bir başka sebep olarak da 2001’deki 11 Eylül saldırılarından sonra Müslüman karşıtlığının arttığını ve bu yüzden sponsorların desteğini geri çekmesini gösterdi.
Bir dönem eşi Eleasha ile Virginia’da milyonlarca dolar değerinde bir evde yaşıyorlardı. Eşi, Naseem ile evlenmeden önce Müslüman olmuştu. Yemen asıllı boksör Müslüman geleneklerine göre yaşadığını belirtiyordu fakat adının karıştığı birkaç skandal söyledikleri ile yaptıklarının uyuşmadığını gösteriyor.
https://i.eurosport.com/2021/01/21/2975639.jpg
Mercedes’i ile 2004’te yaşadığı trafik kazası Naseem’in uçan halılarda gezindiği gökyüzünden dibe vurma anı oldu. Kurallara uymaması ve hız merakı, Anthony Burgin isimli birinin neredeyse ölümüne sebebiyet veriyordu. Naseem, kazadan sonra hemen olay yerinden kaçtı. Burgin’in ise kazada neredeyse bütün kemikleri kırıldı. Üç buçuk hafta yoğun bakımda kaldı. Mahkeme tehlikeli araba kullanma nedeniyle İngiliz boksöre 15 aylık hapis cezası verdi.
Antrenörü Ingle’a göre Naz’ın kariyeri Ali kadar iyi olabilirdi. Fakat o hayatını bir kâbusa çevirmeyi seçti. “Salonda beraber çalıştığı diğer boksörleri aşağıladı. Eskisi gibi antrenman yapmıyordu. Akıl hocasını ciddiye almamaya başladı.” Ona şöyle dedim “Sadece Cuma günleri Müslüman olup haftanın diğer günleri bir p*ç gibi yaşayamazsın.” Tavırları -senin her şeyin benim, benimkiler ise sadece kendimin- tarzındaydı. 90’ların sonunda Naz’ın kariyerini ailesi yönetmeye başladı. Bu değişiklikten sonra sadece iki maça çıktı ve kariyerini sonlandırdı.
Boksörlerin kariyerleri bittikten sonra kötü planlama sonunda meteliksiz kalması ve avare bir adama dönüşmesi klişedir. Zirveden düşmek uzun sürer ama sonunda fena halde acıtır. Naseem, başına bunların gelmesini engelledi ve hala yüksek standartlarda bir hayat sürüyor. Fakat onun engelleyemediği asıl şey ,paradan daha değerli olan, zorlukları aşarak kazandığı itibarının kaybolması oldu.
Yazı: Cihat Gemici
Boks
Sular durulmuyor: Mayweather vs Logan
01/06/2021 - 21:20
Boks
Fury-Wilder bir kez daha ringe çıkıyor
23/05/2021 - 14:37