Boks

Zaferden sonra

Share this with
Copy
Share this article

Muhammed Ali

Image credit: Eurosport

ByEurosport Türkiye
25/04/2020 at 15:32

Muhammed Ali, Sonny Linston'a karşı aldığı galibiyetten sonra bir sporcu figüründen çıkıp bir halkın temsilcisi konumuna gelmişti. Harun Tekdal, Ali'nin bu portresine dair yazdı.

"O minik ışık noktasının peşinden git, yol önünde uzanıyor.

Başka her şeyi bir yana at ve izle o yolu”

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

21 SAAT ÖNCE

Vincent Van Gogh

Siz gazetecilerin tamamı bu işi Liston adına zorlaştırdınız. Bir daha asla beni altıya bir favori göstermeyin; beni sadece öfkelendiriyor. Beni hiçbir zaman ezilen taraf olarak göstermeyin ve bir daha kimin beni durdurabileceğine dair bir laf etmeyin. Beni kimse durduramaz. Bu dünyada beni durdurabilecek bir ağır siklet yok. Liston bu dünyanın en güçlüleri arasında ve bir bebek gibiydi. Onunla sadece oyun oynadım. Ah, onu öyle fena patakladım ki harika değil miydi? Ah tüm dünyayı sarstım! Onu öyle kötü dövdüm ki hastaneye gitmek zorunda kaldı ve bense hala güzelim. Bugüne dek onu durduran olmamıştı. Beni incitemedi bile. Tüm dünyayı salladım. Sizlere ne kadar iyi olduğumu göstereceğim. Söyleyin, en muhteşem kimmiş? Adalet yok. Kimse bana karşı adil değil. Kimse bana karşı adil olmayacak. Size bir şans daha veriyorum. En büyük kim?”

Muhammed Ali bu sözleri 25 Şubat 1964 gecesi Sonny Liston’ı yenip ağır siklet boks şampiyonu ünvanını kazandıktan dakikalar sonra soyunma odasına kabul ettiği gazetecilere karşı söylemişti. Birkaç dakika önce dünyanın zirvesine çıkan sporcu hala bir kavganın içindeymişçesine cümleler kuruyor, yerinde duramıyordu. Bu defa rakibi Sonny Liston değildi, onun derdi artık düzenleydi. Olimpiyat şampiyonluğunun ardından bir restorana ten renginden dolayı kabul edilmeyen, Güya ağır siklet şampiyonuyum ama hala içine giremeyeceğim mahalleler var.” Diyen Ali ülkedeki sorunların farkındaydı.

"Ben iyi bir çocuğum, bugüne dek hiçbir yanlış yapmadım. Asla mahkemeye çıkmadım, asla hapse girmedim. Beni istemeyen insanlara kendimi zorla kabul ettirmek için özel bir çaba sarf etmem. Beyaz insanları da kendi insanlarımı da severim, birbirimizin haklarını işgal etmeden birlikte yaşayabiliriz. Bir insanı‘barış’ istediği için kınayamazsınız. Bunu yaparsanız barışı kınamış olursunuz. Horoz ancak ışığı gördüğünde öter, karanlıkta ötmez. Ben ışığı gördüm ve ötüyorum."

Ali kendi tabiriyle artık öten bir horozdu, bir bakıma başkaldırmıştı. Bu tutumu başta Amerikalı spor yazarları olmak üzere bazı kesimlerin hoşuna gitmemişti. Düzgün bir rol modele ihtiyaç duyan Amerika’nın başına gelmiş en kötü şey!” başlığıyla hakkında yazılanlar bunun göstergelerinden birisiydi. Genel kanıya göre Siyahi bir sporcu alt sınıfın parametrelerine dâhil olduğu sürece para kazanabilir, saçmalayabilir, istediğiyle yatabilirdi. Alt sınıfa biçilen rol, haksızlıklara karşı öfkelerini bastırıp çok çalışarak kazandıkları milyonları arabalara, kadınlara ve alkole harcadıktan sonra kendilerini yok etmeleriydi. Bu stereotipin karşısında ise, “İstediğiniz şey olmak zorunda değilim ve kendim olma özgürlüğüne sahibim.” diyen bir şampiyon vardı artık.

Muhammed Ali, 28 Nisan 1967’de, sabahın erken saatlerinde Teksas’taki 701 San Jacinto Sokağı’na, ABD Silahlı Kuvvetler Muayene ve Kabul İstasyonu’na gitti. Öğlene doğru Ali ve onunla birlikte bekleyen askerleri silahlı kuvvetlere alınmak üzere tören odasına” geçirdiler. Ali ve diğer asker adayları, kendilerine talimatları okuyan askerin karşısına dizilmişlerdi: ABD Silahlı Kuvvetlerine görev yapmak üzere vereceğiniz hizmetin ardından isminizin okunmasıyla kabul edilmek üzeresiniz. İsminiz ve hizmetiniz okunduğunda öne doğru bir adım atacaksınız ve bu adım silahlı kuvvetlere alınmanız anlamına gelecek. İsimler teker teker okunmaya başlandı, Cassius Marcellus Clay” ismi okunduğunda Ali kıpırdamadı. İsim tekrar tekrar okundu ama adım atmadı. Bu eylemsizliğin bedeli ise ağır oldu, bir saat içinde boks lisansı iptal edildi, ağır siklet boks şampiyonluğu elinden alındı.

Alman romantik Caspar David Friedrich’in Bulutların Üzerinde Yolculuk ya da Sis Denizinde Çaresizce Dolaşan Adam diye isimlendirilen resmi, romantizm akımının en çarpıcı ve bilindik örneklerinden birisidir. Eserin gücü ve etkisi herkes tarafından kabul edilirken neyi anlattığına dair birçok fikir mevcut.

Gorra, resmin temel mesajınıadamın kasvetli sis denizine bakışı ile kendi üzerine düşünme eylemi” olarak ifade ederken Dembo'ya göre ise resimdeki adamın gezinti yapmakta oluşu, bilinmeyen geleceğe dair bir metafordur.

Ali bir tepenin arkasından, oyuğun içinden değil, dağın zirvesindeyken yükseltti sesini. Bunun karşılığında da yitirdi elindekileri. Kaybedeceği somut unsurlar bu kadar fazlayken bunu umursamadan devam etmesi romantikliğini, adalete olan inancınıortaya koyuyor. Bu duygu ve davranış bütünlüğü ise Friedrich’in resmine dair yapılan güzel yorumlardan birisiyle kesişiyor. Gaddis, uçurumun tepesindeki adamın bir çelişki içerdiğini söyler; bu duruşadamın manzara üzerindeki hâkimiyetini temsil edebileceği gibi, insanın bu manzara içindeki önemsizliğini de vurguluyor olabilir.

Boks

Boksun efsaneleri #12 | Joe "Smoking" Fraizer

22/05/2020 AT 14:28
Boks

Boksun efsaneleri #11 | Ölümcül İçgüdü: Deontay Wilder

18/05/2020 AT 14:45
Related Topics
Boks
Share this with
Copy
Share this article

Latest News

Boks

Boksun efsaneleri #13 | Jack Dempsey

21 SAAT ÖNCE

Latest Videos

Boks

Boksör ringden böyle kaçtı

00:00:34

Most popular

Tenis

2020 Madrid Açık | CANLI YAYIN

28/04/2020 AT 10:07
View more