League of Legends (LoL) Vodafone Freezone Şampiyonluk Ligi Yaz Ligi 8 Haziran’da başlıyor. Kazananın dünya şampiyonası bileti alacağı turnuva öncesi 1907 Fenerbahçe Espor’dan Only35 (Emin Aydın), Galatasaray Espor’dan Madness (Gökhan Uçar), Beşiktaş Esports’tan HolyPhoenix (Anıl Işık) ve İstanbul Wildcats’den StarScreen (Soner Kaya), Eurosport Türkiye ekibinden Melis Öztek ve Mert Demircioğlu’nun sorularını yanıtladı.
Merhaba; öncelikle sizi tanımak isteriz, kendinizi Eurosport ailesine nasıl tanıtmak istersiniz?
Emin "Only35" Aydın (1907 Fenerbahçe Espor): Merhaba ben Emin Aydın, oyun içi nickim Only35. 30 Nisan 2000 yılında Malatya'da doğdum. Liseyi geçen sene bitirdim fakat bir üniversiteye yerleşmek istemedim. LoL'ü yaklaşık beş senedir oynuyorum, üç buçuk senedir de profesyonel olarak bu işi yapıyorum.
e-Sports
2022 Asya Oyunları'ndan E-spor'a Mutlu Haber
20/12/2020 - 12:18
Soner "StarScreen" Kaya (İstanbul Wildcats): Merhaba ben Soner, Trabzonluyum ama çocukluğumdan beri İstanbul'da yaşıyorum. Satranç oynamayı çok severim, orta okulda katıldığım yarışmalardan madalyalar kazandım. Sonrasında bilgisayarla tanıştım ve yaklaşık beş senedir LoL oynuyorum. İlk zamanlar alt koridorda oynuyordum, daha sonra kendimi üst koridorda daha rahat hissedince üst koridorda oynamaya başladım. Bu senenin başında profesyonel kariyerime ilk adımı attım. Çaylak sayılabilecek bir oyuncu olmama rağmen iyi bir üst koridor oyuncusu durumuna geldim. Buraya çok çalışarak geldim ve her gün hedeflediğim şeyleri gerçekleştirmek için çok çaba sarf ediyorum.
Anıl "Holyphoenix" Işık (Beşiktaş Esports): Ben Anıl Işık. Oyundaki kullanıcı adım "Holyphoenix".1997 doğumluyum, yaklaşık sekiz yıldır espordayım. Riot Games, Türkiye ofisini açtığından beri en üst seviyelerde League of Legends oynuyorum. İki kere yurt dışında oynadım, İspanya ve Almanya olmak üzere. Beni tanıyan bir kitle var, şu sıralar özellikle yayın yapıyorum. Kendim için "Popüler biriyim." diyebilirim. Hâlihazırda Beşiktaş Esports çatısı altında oynuyorum. Bu zamana kadar beş-altı farklı kadroda oynadım.
Gökhan "Madness" Uçar (Galatasaray Espor): Ben Gökhan Uçar, oyundaki ismim “Madness”. 1996 doğumluyum. Şu anda Galatasaray'ın takım kaptanıyım. Nişancı rolünde oynuyorum. League of Legends oynamadan önce çeşitli FPS (first person shooter - birinci şahıs nişancı) oyunlarında başarı elde etmiştim. League of Legends’ta bu başarıyı devam ettirmek istedim.
LoL'e olan ilginiz nasıl başladı ve bu sektöre nasıl girdiniz?
Soner "StarScreen" Kaya: Ben öylesine oynuyordum aslında. Daha sonra koçumuz bana ulaştı. Ben profesyonel oynamayı hiç düşünmüyordum ama koçumuz beni ikna etti. Onun sayesinde profesyonel oldum.
Emin "Only35" Aydın: Ben küçüklüğümden beri bilgisayar oyunları oynuyorum. Okulda arkadaşlarım sürekli LoL oynuyordu ama ben o zamanlar oynamıyordum. Arkadaşlarım denememi söylediler. Ben de denedikten sonra kısa sürede başarılı oldum. 2015’te ilk takımımda oynadım 15 yaşındayken. Dört senedir profesyonel oyuncuyum.
Gökhan "Madness" Uçar: LoL’den önce zaten çeşitli FPS oyunları oynuyordum. Eskiden esporculuk diye bir şey yoktu, sadece oyun oynayan bir kitle vardı. Hepimiz onlardan biriydik. Hevesle oynuyorduk, o zaman düşündüğümüz hiçbir şey yoktu. Kendi takımımı, kendi ortamımı kuruyordum. "Beni takıma alın." yazan insanlar genelde tutunamıyor bu sektörde. Genelde iyimser ve pozitif düşünüp sürekli ileriyi görmen lazım. Bunları yapa yapa ben de gelişmeye başladım ve bu noktaya kadar geldim. Ama bunların hepsinin hevesle, istekle yapılması lazım. Anıl da öyle, ben de öyleyim; 21-22 yaşında oyun oynuyoruz. Bunun sebebi başarılı olmak istememiz. İkimiz de iyi takımlarda oynuyoruz; Anıl Beşiktaş’ta oynuyor, ben Galatasaray’da oynuyorum. İkimiz de ismimizi iyi yerlerde görmek isteriz. O yüzden çalışıyoruz.
Anıl "Holyphoenix" Işık: Ben keyiften oynuyordum. 2012 yılında GameX turnuvası vardı. Arkadaşlarım çağırdı "Turnuvaya gel katılalım." diye. Katıldık ve üçüncü olduk. Ben iyi oynuyormuşum, farkında değilmişim. O turnuvadan iyi gördüğüm oyuncuları seçerek kendi kadromu kurdum. Hayatımı buna vermiştim ama iş olarak görmüyordum. Çok gelecek hakkında düşünmüyordum. Sonra sektör büyüdü, Türkiye Büyük Finali'ni kazandık; yurt dışına gittik. Sonra dışarıda insanlar beni tanımaya başladı. O an esporcu olduğumu anladım.
https://i.eurosport.com/2019/06/06/2608399.jpg
Türkiye'de esporun geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Emin “Only35” Aydın: Espor aslında hızla gelişiyor. Bence Türkiye’de eşik, 2016’da Fenerbahçe’nin katılmasıyla aşıldı. Sürekli büyüme hâlinde ve takımların buna desteği de çok hoşuma gidiyor.
Soner "StarScreen" Kaya: Şu an iyi bir seviyede espor. İyi bir gelişme kaydetti. Çıta baya yükseldi, hatta kendi seyirci kitlesi oluşmaya başladı. Ben ileride daha da büyüyeceğini hatta futbol kadar önemli olacağını düşünüyorum.
Anıl "HolyPhoenix" Işık: Son iki-üç seneye baktığımızda büyük bir gelişme olduğunu görüyoruz. Riot Games’in açtığı stüdyo sayesinde daha çok kitleye ulaşıyoruz. Sosyal medyada daha fazla etkinlik yaparak izleyenlere daha rahat ulaşıyoruz. Riot Games’in ve takımların gelecek için yapacağı planlar çok önemli bence. Bu gibi yatırımlar esporun Türkiye’de ilerlemesi için çok önemli. Avrupa’da olmayan bir espor sahnemiz var; Avrupa’nın önüne geçmiş sayılabiliriz aslında. Örnek veriyorum, Çin’de bir takım sadece espor için bir bina yapıyor. Bizim ülkemizde de böyle bir şey olursa çok güzel olur. Bence Türkiye’deki esporun geleceği öncelikle takımlara, sonra Riot Games’e bağlı.
Gökhan "Madness" Uçar: Türkiye’deki esporun geleceği daha çok Avrupa’ya bağlı. Avrupa’da olan çoğu şey, Türkiye’ye lanse ediliyor. Türkiye esporda Avrupa’nın yaklaşık iki-üç sene gerisinden geliyor. Onların espor sahnesi varken bizim yoktu. Onlarda şimdi "point-of-view" var, bizde yok. Fakat bunların hepsi zamanla olacak. Olduğu zaman çok daha iyi şeylerin olacağına, sektörün büyüyeceğine eminim. Çünkü Coca Cola, Vestel, Gillette gibi büyük firmalar takımlara sponsor oluyor. O yüzden esporun durması ya da gerilemesinin söz konusu olduğunu düşünemiyorum.
https://i.eurosport.com/2019/06/06/2608414.jpg
Dünya şampiyonasında olmak hepinizin hayali mi? En büyük hedef orası mı?
Emin "Only35" Aydın: Biz Fenerbahçe olarak 2017 Dünya Şampiyonası'na katılmıştık. Bu sene tekrar bu hissi yaşamak istiyoruz. Dünya şampiyonasına katılıp, Fenerbahçe’yi ve ülkemizi dünya çapında temsil etme gururunu yaşamak istiyoruz.
Soner "StarScreen" Kaya: Bizim hedefimiz tabii ki öncelikle Türkiye şampiyonu olmak, sonrasında uluslararası organizasyonlarda başarılı olmak.
Anıl "HolyPhoenix" Işık: Zaten bir kere gitmiştim dünya şampiyonasına. Şimdiki hayalim gruplardan çıkmak.
Gökhan "Madness" Uçar: Tabii ki hedefimiz dünya şampiyonasına gitmek. Zaten bu yaptığımız değişikliklerin ana temeli dünya şampiyonasına gidebilmek, Türkiye Kupası'nı kaldırabilmek. Genç oyuncularımız olsa da herkesin hayali şu anda bu. Hedefimizi yüksek tutarak Türkiye şampiyonu olup, dünya şampiyonasına gidip Galatasaray’ın ismini ve markasını çok iyi bir şekilde temsil etmek istiyoruz.
Uluslararası arenada favori takımınız ve oyuncunuz hangisi?
Soner "StarScreen" Kaya: Benim en çok izlediğim oyuncu TheShy. İzlediğim zaman onun benden neyi farklı yaptığına bakıyorum. "Ben de yapabilir miyim?" diye denemeye çalışıyorum. Tabii anlık reaksiyonları yapamıyorsunuz, onlar farklı yetenekler.
Anıl "Holyphoenix" Işık: Oyuncu olarak Uzi var. Takım olarak da G2’yu çok beğeniyorum. Çok hevesle oynayan bir takım. Oyun oynamayı seviyor ve sürekli yeni bir şey deniyorlar. Amerika’ya baktığımızda 08.00-18.00 arası mesai yapan takımlara bürünmüş hâldeler: "Oynaması gerektiği gibi oynayalım, işimizi yapıp gidelim." G2’nun biraz daha yeni şeyler deneyip, zevkle oynadığını görebiliyorsunuz. O yüzden G2 favori takımım. Yine Uzi de aynı şekilde, deli bir oyuncu. Benim oyun stilime de benziyor. O yüzden seviyorum.
Gökhan "Madness" Uçar: Benim de favori oyuncum Uzi'ydi. Ama bu mevsim performansının düşük olduğunu düşünüyorum. O yüzden bu mevsim favorim PerkZ. Bunun sebebi de eskiden orta koridor oyuncusuydu ve bu sezon koridor değiştirip taşıyıcı rölünü üstlenip MSI şampiyonu oldu. Bu herkesin yapabileceği bir şey değil. Bu yüzden, favorim olmasa da beğenip tebrik ettiğim oyuncu PerkZ. Takım olarak da aynı şekilde G2 diyorum. Çok eğlenceli ve başarılı bir takımlar. Hem arkadaşsınız, eğleniyorsunuz ve başarılı oluyorsunuz. Daha fazla bir şey isteyemezsiniz bir takımdan.
Emin "Only35" Aydın: Benimkiler CoreJJ ve Mata. Bu ikisini çok seviyorum. Hatta Fenerbahçe ile MSI’ya (Uluslararası Sezon Ortası Turnuvası) katıldığımızda CoreJJ ile tanışma fırsatı buldum. Beklediğim gibi çok iyi biriydi. İyi ki onu örnek almışım. Diğer profesyonel oyuncuları izlememizin nedeni onlardan birkaç tüyo kapmak. Onların yaptıklarına kendi yorumlarımızı katmaya çalışıyoruz.
https://i.eurosport.com/2019/06/06/2608417.jpg
Türkiye’de her türlü sporu meslek hâline getirme sürecinde sıkıntılar çıkabiliyor. Ailenizin ve arkadaşlarınızın mesleğinizle ilgili fikri ne? Kabul etmeleri zor oldu mu?
Gökhan "Madness" Uçar: Bununla ilgili şöyle bir örnek verebilirim: Eskiden eve misafir geldiğinde beni hep bilgisayar başında görüyorlardı. Sürekli bana "Oyun mu oynuyorsun?" diye soruyorlardı. Aradan zaman geçti, geçen yine misafir geldiğinde bu sefer oğluna dönüp "Keşke sen de oyuncu olsan." dedi. Bu beni çok mutlu etti. 15-16 yaşlarında liseyi bıraktım. Annem karşı çıkıyordu, babam ise meraklanıyordu. Daha sonra profesyonel olunca ailem bana sonsuz destek verdi.
Anıl “Holyphoenix” Işık: Bence aile tamamen karşı çıksa kimse yapamazdı bu işi. İlk zamanlarda çok zorlamadan oyun oynamama karşı çıkıyorlardı. Ama yine de bir destek vardı, bunu hissedebiliyordum. Onların işi de zor. Çünkü böyle bir meslek yoktu o zamanlar, ailem de ne diyeceğini bilemiyordu. Çok arada kalmışlardı. Yine de ailemin desteğini hep hissettim. Sürekli turnuvalara geliyorlardı, hâlâ da geliyorlar. Yurt dışında oynadığım dönemde de geldiler. Çok mutluyum bunun için.
Emin "Only35" Aydın: Başlarda çoğu kişinin de yaşadığı gibi ben de zorluklar yaşadım. Ailem derslerimi ön planda tutmamı istiyordu, fakat ben her zaman esporu istemiştim. Hatta Yükselme Ligi'nde oynarken maçlara yetişmek için okuldan koşarak çıkmak zorunda kalıyordum. Sonrasında 1907 Fenerbahçe'nin de espora katılması ile ailem çok daha olumlu bakmaya başladı. Çünkü hem annem hem babam fanatik Fenerbahçeliler. Annem benimle bir kere oyun evine gelip kalınca espora tam olarak ikna oldu. Babam içinse, Fenerbahçe'nin bu sektörde olması yetti.
Soner "StarScreen" Kaya: Aileme ilk kez "Esporcu olacağım." dediğimde "O ne demek?" gibi şeyler sormuşlardı. Açıkladıktan sonra "Oyun oynayarak para mı kazanılır, böyle bir meslek mi olur? Güvenemeyiz geleceğin için." şeklinde bir konuşma geçmişti aramızda. Günümün çoğu saatini oyun oynamakla geçirdiğim zamanlar annem başımda durup "Okuman gerekiyor, oyun oynamak karın doyurmaz." diye söylenirdi. En son ailemi karşıma alıp doğru düzgün her şeyiyle anlatmıştım esporu. Ama hâlâ sıcak bakmıyorlardı, okuyup bir yerlere gelmemi istiyorlardı. Ailemle uzun tartışmaların ardından "Bana güvenin, bir sıkıntı olmayacak geleceğimde." dedikten sonra tartışmamız bitti. Sonrasında her ay gelen maaşlar ve zaman geçtikçe yaptıklarımla gerçekten böyle bir meslek olduğunu kabullendiler. O günden beri her maçımda beni desteklediler ve en büyük desteği ailemden görüyorum. Onlara da buradan teşekkür etmek isterim.
https://i.eurosport.com/2019/06/06/2608420.jpg
Maçlar sırasında takımdaki ve çevrenizdeki atmosferden bize biraz bahsedebilir misiniz?
Emin "Only35" Aydın: Sahnede oynamak çok farklı bir duygu. Her yaptığınız hareketin öneminin farkına varıyorsunuz. Hata yapmamak istiyorsunuz ve bu büyük bir stres yaratıyor. Çünkü oyun içinde yaptığınız en küçük bir hata takımınızın kaybetmesine sebep olabiliyor. Fenerbahçe taraftarına da çok teşekkür ediyorum. Bizi her maçta destekliyorlar.
Soner "StarScreen" Kaya: Espor sahnesi bizim için çok güzel oldu. Sahnede oynamak büyük ciddiyet istiyor. Taraftarların karşısında oynamak, onların sesini duymak bize büyük motivasyon sağlıyor.
Gökhan "Madness" Uçar: Aslında komik! Maç esnasında bir hareket yapıyorsunuz, buna taraftarlardan tepki gelince komik olabiliyor. Kaybettiğinizde ise çok kötü oluyor. Fenerbahçe maçlarında özellikle bu duygu daha yoğun yaşanıyor.
Anıl "Holyphoenix" Işık: Artık alıştım diyebilirim. Bizim bir taraftar grubumuz var, her maçımıza geliyorlar. Onların tezahüratlarını duymak çok mutlu ediyor bizi. Yabancılar bile bilmedikleri dil olmasına rağmen eşlik ediyorlar. Onun dışında maç başladığı zaman tamamen olaya konsantre oluyorum.
Oyuncu ekipmanları maçlarda ne gibi avantajlar sağlıyor? Bunlar olmadan da başarılı olunabilir mi?
Emin "Only35" Aydın: Ekipmanlarda önemli olan rahat hissetmek; normal ayakkabı-spor ayakkabı farkı gibi. Bize en uygun ekipmanları kullanmaya çalışıyoruz.
Soner "StarScreen" Kaya: Ekipmanlar benim için çok önemli. Bizim için hazırlanan ekipmanlar normal ekipmanlardan farklı oluyor.
Gökhan "Madness" Uçar: Ben elimdekilerle yetinmesini bildim hep. Küçükken çok ihtiyacım yoktu. Tabii daha ergonomik bir klavye veya daha temiz bir mousepad, diğerlerine göre fark yaratıyor. Kendimi rahat hissettiğim ekipmanları tercih etmeye çalışıyorum.
Anıl "Holyphoenix" Işık: Benim için çok bir önemi yok. Ben de rahat hissettiğim ekipmanları kullanmaya çalışıyorum. Sorun çıkarmadığı sürece benim için bir sorun yok.
e-Sports
Football Solidarity Challenge: Scott McTominay, Robert Pires'i mağlup ediyor
14/06/2020 - 20:11
e-Sports
E-sporda kazanılan devasa maaşlar
14/05/2019 - 13:43