*Bu yazı Formula 1'in resmî sitesinde yayımlanmış ve Tifosi Blog ekibi tarafından çevirilmiştir.

Barcelona’da yapılan sezon öncesi testlerinde, fotoğraf çekimleri arasındaki bir boşlukta Alman sürücüyle karşılıklı oturup yarışmak haricinde nelerden hoşlandığını öğrenmeye çalıştım. Ve ortaya şu ana dek yaptığım en hoş röportajlardan biri çıktı. Vettel zaman konusunda çok anlayışlı davrandı, süreyi aşmamıza rağmen bir kez olsun saatine bakmadı.

Formula 1
1994
16/09/2020 - 10:52

Ezeli rakibi Lewis Hamilton, sıkça orijinal bir kişilik olarak anılıyor. Bu konuda Sebastian için de tam olarak aynı ifade kullanılabilir; düşünüş biçimi ve fikirleri, onu meslektaşlarından farklı kılıyor.

Not alma sevgisine dair

“Kalemle yazdığında zihnine yazıyormuşsun gibi oluyor.”

Vettel’i desteklediklerinde BMW’nin başında olan Mario Thiessen, Alman sürücüye dair hatırladığı başlıca şeylerden birinin Formula BMW günlerinde her seans hakkında notlar alıp bu notları sonraki seansa getirmek olduğunu söylemişti. Vettel daima not tutan biri olmuş ve hala da öyle.

Genel olarak not almayı çok seviyorum,” diyor. “Şimdilerde bazen iPad ile dijital olarak da notlar alıyorum ama yalnızca kalem ve kâğıt ilk tercihim. Kalemle yazdığınızda kafanızın içine yazmışsınız gibi oluyor, hatırlıyorsunuz.

“Hem bugünlerde iPad ya da bilgisayardaki yazılım çok sık değişiyor ve hayatta çok organize olsam da o konuda pek organize değilim. Sonraki bilgisayar/platformlar için tuttuğum dosyalarım yok, dolayısıyla birçok şey kaybolup gidiyor. Ama yazdığımda not defterlerini atmıyorum, hala 2007 ve sonrasında tuttuğum notlar duruyor. Artık bir işe yaramıyorlar ama hala duruyorlar. Hepsi kitaplığın bir rafında istif olmuş haldeler.”

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1317x510:1319x508)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/07/20/2853014.jpg

Vettel’in kendine karşı oldukça sert bir tavrı var. F1’de kendini işine en çok veren sürücülerden biri olsa da yaptığının yeterli olmadığını düşünüyor. “Çok daha fazla yazmalıyım” diyor. “Zaman ayırmak önemli. İdolüm, (Alman yarış ve ralli efsanesi) Walter Rohrl. ‘Yazmadığın her tur bir israftır’ demişti, yani onun koşulları altında biraz müsrif sayılırım. Ama her şeyi hatırlamak da imkânsız.”

Teknoloji ile arasındaki sevgi-nefret ilişkisine dair

“İnsanlara zaman kazandırmak için tasarlanmış bir şey ama aslında tam tersini yapıyor.”

“Yazının büyük bir tutkunuyum. E-postanın tüm mantığını anlıyorum ama bence gerçek mektuplar çok hoş ve çok da kişisel.” E-mail ve teknoloji, Vettel’in hakkında net düşüncelere sahip olduğu konular. Bazı teknolojik gelişmelerin harika olduğunun, daha hızlı ve verimli olmamızı sağladığının farkında olsa da bir yandan da bunun “ince bir çizgi” olduğunu düşünüyor.

Bundan kastı, bazılarının olumsuz bir etkisinin de olduğu. “Birçok şeyin amacı aslında insanın zamanını çalmak ve seni bağımlı yapmak. Bu beni rahatsız ediyor, bundan pek hoşlandığımı söyleyemem. En nihayetinde bir çözüm yok, yalnızca sen varsın ve elindeki aletlerle ne yaptığın var. Saçma olan, birçok şeyin hayatı basitleştirip zaman kazandırmak için tasarlanmış olup tam tersini yapması, karmaşıklaştırması.

“Bu şeyleri kullanıyorum ve bazılarının da harika olduğunu düşünüyorum ama bazen de keşke olmasalardı da bu ikilem de olmasaydı diye diliyorum. Bence bu ince bir çizgi. Birçok şey yapmamıza imkân sağlıyorlar; yani genellikle progresif, ileri gitmekten hoşlanan bir halleri var. Kâğıt-kaleme geri dönmeliyiz demiyorum, yalnızca bir yan etki olarak hayattaki aceleye getirilmemesi gereken şeyleri de hızlandırdıklarını söylüyorum. Bu da bizim için iyi değil; büyük resimde, stres ve sağlık anlamında.”

Akıllı telefonlara dair

Acil durumlarda insanların yakasına yapışıyoruz. Sorun şu ki, bugünlerde her şeye bir acil durummuş gibi yaklaşıyoruz.”

Vettel’in arkadaşı ve eski takım arkadaşı Kimi Raikkonen’in telefonlardan ve özellikle de mesajlardan pek hoşlandığı söylenemez; ondan hızlı bir cevap beklememelisiniz, hatta belki hiç cevap beklememelisiniz. Görüşü, birinin eğer gerçekten söyleyecek önemli bir şeyi varsa arayacağı şeklinde. Vettel de bu fikri paylaşanlar arasında.

“Bir günde telefonun kaç kere çalıyor? Neredeyse hiç. Adı telefon ama telefon olmak dışındaki her şeyi yapıyor. Demek istediğim; eğer bir acil durum varsa insanlarla derhal bağlantıya geçiyorsunuz ama bugünlerde her şeye bir acil durummuş gibi yaklaşıyoruz. Ama bu durumlarda eskisinden farklı şekilde davranıyoruz. İnsanlar bir e-mail atınca cevabını hemen almak istiyorlar, hâlbuki aslında önemli bir şey değil. Her e-posta önemli değil.”

Peki ya son iPhone’a sahip mi? Evet. Dürüst olmak gerekirse beni buna iten asıl şey kamerası. Telefonların her şeyi yapabildiği gerçeğinden nefret ettiğim için dijital kameraya geri dönmeyi denedim. Telefonlardaki en harika şeyin haritalar olduğunu söyleyebilirim. Yönleri ve o tip şeyleri gerçekten çok seviyorum. Ve sonra da resimler, anı yakalamanızısağlıyorlar, özellikle de çocuklarla birlikteyken vesaire. Bence bu müthiş. Aynı zamanda çok da küçükler. Dijital kameraya dönmeyi denedim ama cepte taşımak için oldukça kullanışsız.

Sosyal Medyayı Kullanmamasına Dair

“Hiç denemedim, bu yüzden eksikliğini de hissetmiyorum.”

Griddekiler arasında sosyal medya kullanmayan tek isim Vettel. Başka insanları takip etmeye yarayan diğer uygulamalar için de durum geçerli. Bu tip platformlar onun ilgisini çekmiyor: “Uygulamalardan haz etmiyorum, telefonumda da fazla uygulama yok. Sosyal medya kullanmıyor, başka insanları takip etmiyorum.”

“Hiç denemedim ve bence bu güzel bir şey çünkü birçok insan bir türlü bırakamadığından söz ediyor. Hiç denemedim, bu yüzden eksikliğini de hissetmiyorum. Başka insanlar üzerindeki etkilerini gözlemledim ve anladığım kadarıyla bu bir bağımlılık. Yani… Bana göre değil.”

Okuma Tutkusuna Dair

“Bitirmek zorundayım, yoksa suçlu hissediyorum.”

Vettel Netflix izlediğini kabul ediyor, ama sık değil. Eğer zamanı varsa okumayı tercih ediyor. Önceliği ise matbu kitap ve gazeteler, dijital versiyonlar da ona göre değil.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(873x761:875x759)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/07/29/2857301.jpg

Pazar günügazetelerinin büyük bir hayranıyım. Haberleri internetten takip etmektense gazetelerden takip ediyorum. Bugünlerde birçok haber sırf başlıktan ibaret, içeriği neredeyse sıfır. Bahsettiğim haberleri yapan gazetecilere karşı gelmiyorum ama genellikle yazı, başlığın tekrarından ibaret oluyor. Makalede yeni bir bilgiyle karşılaşmıyorsunuz. Bu yüzden Pazar gazeteleri ve bazı dergiler daha iyi, onlar doğru düzgün bir araştırma yapmaları gerektiğinin farkında oluyorlar.

“Her konu hakkında okuyorum, tek bir odak noktam yok. İlginç bulduğum insanlar hakkında okumak hoşuma gidiyor. Eğer haberdeki adam komik, tuhaf gözüküyorsa haberi sonuna kadar okurum. Elbette dikkatinizi çeken ilk şey hep başlık oluyor. Ama bir kez başladım mı bitirmek zorundayım. Sıkıcı ve aptalca da olsa bitirmeliyim. Her zaman yazının ilerledikçe güzelleşeceğini düşünmek zorundayım. Eğer bitirmezsem suçlu hissederim. Tamamını okumadan yazıyla ilgili bir hükme varmam yanlış olur.”

Değişen Yemek Yaklaşımına Dair

“Gençken yemekleri yalnızca yakıt olarak görürdüm.”

Karantina boyunca bölgede yetişmiş elmalarla süslenen sayısız krep Sebastian Vettel’in İsviçre’deki evine konuk oldu. 4 kez dünya şampiyonu, mutfakta sadece basit yemeklerle uğraştığını itiraf ediyor ve söylediğine göre o yemeklerden biri de annesinin kendine has bir tarifle yaptığı krepler.

Vettel yemeklere olan bakış açısının büyüdükçe değiştiğini kabul ediyor. “Gençken onları yalnızca bir yakıt olarak görürdüm. Sporcu olduğunuzda yemekler gerçekten sadece bir yakıt haline geliyor. Performansınız için besleniyorsunuz vesaire, vesaire… Hedefiniz en iyi performansı göstermenize katkıda bulunacak ve sağlığınıza olumlu etki edecek öğünleri bulmak oluyor.

“Daha da ileri giderek, bu konunun daha kapsamlı olduğunu düşündüğümü söyleyebilirim. Mesela yediklerimiz nereden geliyor? Yediğinin farkında olmak sadece malzemelerini, kalorisini ve vücuduna etkilerini bilmeyi değil aynı zamanda nereden geldiği hakkında fikir sahibi olmayı da gerektirir. Nasıl yetiştirildi? Hayvan nasıl yetiştirildi?

“Bu konu henüz toplumdan yeterince ilgi görmüyor ama görmeli. Şu an sorumluluk tamamen tüketicinin. Fakat benim düşüncem tüketicinin bu sorumluluğuna destek olacak bir organizasyonun bulunmasından yana. Tabii tüketiciler de daha iyi eğitilmeli, farkındalık arttırılmalı ki büyük resim netleşsin, doğru kararlar verilsin.”

Sürekli seyahat etmek de yemeğin kaynağı hakkında bilgi sahibi olmayı zorlaştırıyor. “Perde arkasında olanları görmeye vaktiniz olmadığından seyahat etmek bu konuda berbat bir deneyim.” Lakin İsviçre’de, çiftçiler tarafından sarılmış evinde vakit geçirirken yediklerinin kaynağını öğrenmeye özen gösteriyor.

“Onlarla tanışıyor ve ne yaptıklarına bir bakıyorum. Kendi gözlerimle görüp ikna olmak istiyorum. Her şeyden sürekli şüphe duyan biri değilim ama bu şekilde biraz daha rahat oluyorum. Eğer süreci gördüyseniz, üreticiyle konuştuysanız ve aklınıza takılan bir şey yoksa bir yargıya varabiliyorsunuz.”

Kendine Özgü

Detaylara verdiği önem Vettel’in F1’deki kariyeri, 53 Grand Prix zaferi, 120 podyumu ve 4 dünya şampiyonluğunun arkasında yatan nedenlerden biri. Vettel fethetmeyi istediği spora yüzeysel yaklaşmak yerine derinlere inmeyi tercih etti.

Bu yüzden mühendisleriyle konuşmaktan dolayı pisti en geç terk edenlerden biri oluyor. Bu yüzden takım yöneticilerine ve başmühendislere araçtaki karmaşıklıklar ve stratejilerinin her bir detayı hakkında sayısız soru soruyor.

Aynı kahramanı Michael Schumacher gibi her detaya hâkim olmak istiyor ki kazanma şansını maksimize edebilsin. Seneye gridde kalacak mı? Henüz bu konuda bilgi sahibi değiliz. Bu karar, anladığımız kadarıyla tamamen ona kalmış durumda.

Fakat eğer giderse, Formula 1’in padoktan eşsiz bir karakteri kaybedeceği kesin.

Formula 1
Yıldızlar geçidi
11/09/2020 - 23:59
Formula 1
Her şeye rağmen
02/09/2020 - 13:37