Jarno Trulli 1974 yılında, Pescara'da dünyaya geldi. Yürümeyi öğrenmesiyle direksiyon başına geçmesi neredeyse bir oldu. Kart yarışlarına katılmaya başladığında yalnızca üç yaşındaydı. Seksenlerin sonu ve doksanlar, kendisi için zaferlerle dolu bir dönemdi. Farklı sezonlarda ve çeşitli kategorilerde İtalya, Avrupa ve Dünya karting şampiyonalarında mutlu sona ulaştı. 1996'da Almanya F3 Şampiyonası'nda boy gösterdi ve hiç vakit kaybetmeden şampiyonluk koleksiyonuna bir yenisini daha ekledi. Bu kadar parlak bir özgeçmişin ardından Formula 1'in kapıları elbette ardına kadar açılacaktı.
Motor sporlarının zirvesine 1997'de adım attı. İlk adresi Minardi'ydi. Burada tecrübeli takım arkadaşına karşı sağlam bir mücadele vererek dikkatleri üzerine çekti. Öyle ki o sezon Kanada GP'sinde ağır bir kaza geçiren ve bacakları kırılan Olivier Panis'in yerine tercih edilen isim kendisi oldu. Minardi'de başladığı sezonu Prost'ta tamamladı. Almanya'da dördüncü olarak kariyerinin ilk puanlarını topladı. Avusturya'da motoru onu yarı yolda bıraksa da 37 tur boyunca yarışa liderlik etmeyi ve birkaç tur da podyum kovalamayı bildi. Sezon sonuna doğru Panis'in sağlığına kavuşmasıyla birlikte emanet aldığı koltuğu Fransız'a iade etti. Ancak genç İtalyan, performansı ile Alain Prost'un gözüne girmeyi başarmıştı. Çizdiği grafik, iki yıllık bir kontrat olarak geri döndü. 1998 ve 1999 sezonlarını Panis ile yan yana geçirdi.
1999 Avrupa GP'sinin son turlarında hemen arkasındaki Barrichello'ya karşı yerini korumakla meşguldü. Son ana kadar direndi ve damalı bayrağı rakibinin hemen önünde, ikinci sırada geçerek kontratının son demlerini kariyerinin ilk podyum başarısı ile süsledi.
Formula 1
Hamilton'dan Bottas'a destek
07/05/2021 - 11:18
https://i.eurosport.com/2008/05/12/438203.jpg
2000 yılında Eddie Jordan tarafından çağırıldı ve sarı maceranın öznelerinden biri oldu. Sezona güçlü bir başlangıç yapsa da devamını getiremedi ve takvimin son sekiz yarışından puansız ayrıldı. İstikrarsızlık ertesi sezon da devam etti. İlk beş yarıştan yedi puan çıkaran Trulli, sezonun devamında dayanıklılık sorunlarıyla baş etmek zorunda kaldı ve sonraki 12 yarışta sadece beş puan toplayabildi.
2002'de Renault ile anlaşarak Fransız topraklarına geri döndü. 2003 Almanya GP'sinde takım arkadaşı Fernando Alonso'yu arkasında tutmayı başardı ve yarışı İspanyol pilotun yalnızca 0.3 saniye önünde, üçüncü sırada tamamlayarak dört yıllık bir aradan sonra podyuma çıktı.
Kariyerinin ilk pole pozisyonunu ve galibiyetini 2004 yılında elde etti. Her iki başarının adresi de Monako'ydu. Geçiş yapmanın bir hayli zor olduğu bu pistte pole pozisyonunu elde etmek, yarışı neredeyse kazanmak anlamına geliyordu. Trulli için sıralama turlarında yakaladığı başarıyı pazar gününe taşımak pek de zor olmadı. Son turlarda Jenson Button'ı arkasında tutmakla meşguldü ve yarış sona erdiğinde aralarındaki fark yalnızca yarım saniyeydi. İtalyan savunmacı, önde kalmayı başarmıştı.
https://i.eurosport.com/2008/01/14/410204.jpg
Sezon bitimine iki yarış kala Toyota ile anlaşarak Fransa'dan Japonya'ya göç etti. Ertesi sezon yeni ekibine takım tarihinin ilk pole pozisyonunu kazandırdı. Ancak söz konusu pole'ün adresi Birleşik Devletler'di ve takım arkadaşı Ralf Schumacher'in antrenman turlarında yaşadığı büyük kazanın ardından çıkan güvenlik tartışmaları, yarış günü dev bir protestoya dönüşünce Trulli'nin cumartesi günü ortaya koyduğu muazzam performans da boşa gitmiş oldu.
Takım 2009 sezonu bitiminde kapanana kadar Trulli, Toyota adına yarışmaya devam etti. Bu süreçte zaman zaman zirveye göz kırpsa da toplamda iki pole pozisyonu ve birkaç podyum dışında beklentilerin üzerine çıkamadı. Diğer taraftan beklentilerin altında kaldığı da söylenemezdi. Takım tarafından kendisine sunulan aracı güçlü bir şekilde idare etmiş, istikrarını ortaya koymuş ve beklentileri tam olarak karşılamıştı. Haliyle Formula 1'de kalmayı hak ediyordu.
https://i.eurosport.com/2012/02/17/811086.jpg
Gridin görece kalabalık olduğu 2010 ve 2011 yıllarında üyesi olduğu Lotus, pistteki en yavaş ekiplerden biriydi. Trulli'nin amacı yarışı sağ salim bitirmek, tecrübesiyle aracın geliştirilmesine katkı sağlamak ve mümkünse lider gruptan tur yememekti. Arka sıralarda ve çoğunlukla mavi bayraklar altında geçen bu iki sezon, Trulli'nin son sezonları oldu.
Aslında birçok yarış pilotu gibi atak yapmayı, başka bir deyişle rakibini avlamayı daha çok seviyordu. Fakat yetenekleri savunmaya daha yatkındı. Aldığı önemli sonuçların çoğunu, yaptığı savunmaya borçluydu. Çıktığı pek çok yarışta yerini sağlam bir şekilde koruyan ve kimi zaman arkasında adeta bir tren oluşturan makinist, 2011'in sonunda lokomotifi terk etti.
Yazı: Engin Bakırburç
Formula 1
Monako'da seyirci sürprizi
05/05/2021 - 14:00
Formula 1
Sir Lewis Hamilton, liderliği bırakmıyor
02/05/2021 - 19:23