Hazırlayan: Engin Bakırburç


Günümüzde 20 yaşında bir genci bir Formula 1 aracının içerisinde görmek gayet normal bir şekilde karşılansa da 1963 yılında bu durum oldukça şaşırtıcıydı. Chris Amon, o yıl Belçika'da Formula 1 kariyerinin ilk yarışına çıktığında henüz 19 yaşındaydı. O gün griddeki en genç rakibi, kendisinden tam altı yaş büyük olan Bruce McLaren'di. Oldukça genç yaşta başlayan bu kariyer, hızlı bir şekilde ilerledi. Ferrari koltuğuna oturduğunda 23; kendi takımını kurduğunda 30 yaşındaydı. Altmışlı yıllarda henüz bu yaşlarda bu basamakları tırmanmak oldukça büyük bir başarıydı. Fakat Amon'a şöhret kazandıran asıl unsur, genç yaşta hızla tırmandığı kariyer basamaklarından ziyade yarışlarda yaşadığı şanssızlıklardı.

Formula 1
JUAN-PABLO
15/10/2020 - 10:00

Yarış kariyerine 1960, Formula 1 kariyerine ise 1963 yılında başlayan Yeni Zelandalı sürücü, 1968 İspanya GP'de kariyerinin ilk pole pozisyonunu elde etti ve ilk kez liderliğin tadına baktı. Yarışın hemen başında yerini kaybetti ve üçüncü sıraya geriledi fakat 15. turda birinci sırayı geri aldı ve 57. turun sonuna kadar da orada kaldı. 58. turda ise lider götürdüğü yarışa yakıt pompası arızası ile veda ederek ilk büyük şanssızlığını yaşadı.

Aynı yıl Belçika'da bir kez daha pole'deydi. Bu kez İspanya'nın aksine startta yerini kaybetmedi ve ilk turu lider geçmeyi başardı. Önemli olansa son turu lider tamamlamaktı fakat Amon son turu göremedi. İkinci turda John Surtees'e geçilerek liderliği ve henüz dokuzuncu turda radyatör arızasıyla yolda kalarak yarışı kaybetti.

Sezonun devamında, Kanada'da bir kez daha liderlik koltuğundaydı. Yarışa ikinci sıradan başladı ve daha ilk turda ele geçirdiği liderliği 73. tura kadar kimselere bırakmadı. Yarışı kazanmak konusunda son derece kararlıydı fakat ne yazık ki altındaki araç aynı kararlılığa sahip değildi. Aktarma organı sorunu baş gösterdi ve Yeni Zelandalı pilot yalnızca liderliği değil, aynı zamanda yarışı da bırakmak zorunda kaldı.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1476x540:1478x538)/origin-imgresizer.eurosport.com/2017/08/31/2156593.jpg

Bir sonraki liderlik macerasını 1969 yılında İspanya'da yaşadı. Yarışın 20. turunda lider Jochen Rindt'in ağır bir kaza geçirerek yolda kalması, ikinci sıradaki Amon için büyük bir fırsat yarattı. Ancak takımda üçüncü sezonunu geçiren yetenekli pilotun altındaki Ferrari ile yıldızı bir türlü barışmıyordu. 56. tura girildiğinde ikinci sıradaki Jackie Stewart'ın yaklaşık 45 saniye; üçüncü sıradaki Jacky Ickx'in de neredeyse bir tur önündeydi fakat aracın motoru ruhunu teslim etti. Zafer bir kez daha ellerinin arasından kayıp gitmişti.

1970 yılında Ferrari'den ayrılarak March takımına geçiş yaptı. O sezon Belçika'da galibiyetin kokusunu alsa da tadına bakamadı. İlk dört turun üçünü lider geçti fakat damalı bayrağı yalnızca 1,1 saniye farkla BRM pilotu Pedro Rodriguez'e kaptırarak ikinci oldu. Kariyerinde yedinci kez podyuma ulaşmıştı ancak önceki seremonilerde de olduğu gibi en üst basamakta değildi.

Ertesi yıl yaşadığı zafer kaybı ise bir hayli ilginçti. Sezon başında Matra takımına dahil olarak yeni bir maceraya atılmıştı ve sezonun Monza'daki dokuzuncu yarışına pole'den başlayacaktı. Start hakeminin bayrağı erken indirmesiyle birlikte yarış, tüm araçlar durmadan başladı ve Amon ilk turda sekizinci sıraya kadar geriledi. Yine de mücadeleyi bırakmadı ve kaybettiği sıraları tek tek geri almaya başladı. 37. tur sona erdiğinde liderliğe kadar yükselmişti fakat kötü talih yakasını bırakmak bilmiyordu. 47. turda, Formula 1 tarihinde belki de daha önce kimsenin başına gelmemiş ve bir daha da gelmeyecek bir hadisenin kurbanı oldu. Vizörü yağ lekesiyle kaplanmıştı ve daha temiz bir görüş için her pilotun kariyeri boyunca defalarca kez yaptığı gibi vizör üzerindeki koruma katmanını çekip çıkarmaya çalıştı. Ancak bu kez katmanla birlikte vizör de yerinden çıktı ve Amon, saatte 250 km'nin üzerinde bir hızla suratına rüzgar yemeye başladı. Kendini korumak ve olası büyük bir kazayı önlemek için yavaşlamak zorunda kaldı ve liderliği kaybetti. Bu olaydan yalnızca iki tur sonra bir de yakıt problemi ortaya çıktı. Üst üste meydana gelen bu iki krizle birlikte son sekiz turu rakiplerine göre yavaş bir tempoyla döndü. Yarış sona erdiğinde Formula 1 tarihinin en yakın damalı bayrak mücadelesinin yaklaşık yarım dakika gerisinde, altıncı sıradaydı.

1972 yılında Fransa'da kariyerinin son pole pozisyonunu elde etti, yarışa çok iyi bir başlangıç yaptı ve 38 turluk mücadelenin ilk yarısını lider tamamladı. Yarışın koşulduğu Charade pisti, Clermont-Ferrand şehri yakınlarındaki volkanik bir arazi üzerinde yer alıyordu. Pist üzerindeki küçük volkanik taşlar ve çakıl taşları, birçok rakibiyle birlikte Amon'un da başına bela açtı. Mücadeleye ilk sırada devam ederken taşlar sebebiyle 20. turda lastiği patlayan talihsiz sürücü, bir kez daha galibiyetten oldu. Yarışı üçüncü sırada tamamlayarak kariyerinin 11. podyumunu elde etmiş olsa da yüzü gülmüyordu.

1976 yılında Formula 1 macerasını sona erdirdiğinde kariyeri boyunca lider gittiği tur sayısı 183'tü. Bu istatistikte 1961 dünya şampiyonu Phil Hill'in 11 tur önünde yer alıyordu fakat tek bir galibiyeti bile yoktu. Mario Andretti'ye göre Amon öylesine şanssızdı ki o cenaze işleriyle uğraşmaya kalksa insanlar ölmeyi bırakırdı. Amon ise bardağın dolu tarafına bakmayı tercih ediyordu. Belki defalarca kez galibiyetin eşiğinden dönmüştü fakat ona göre motor sporlarının bir parçası olmak bile başlı başına büyük bir şanstı.

Formula 1'de gerçekleştiremediğini başka serilerde gerçekleştirdi. "Ford v Ferrari" filmine de konu olan 1966 Le Mans 24 Saat yarışını Bruce McLaren ile birlikte kazandı. Bir yıl sonra Daytona'da bir başka 24 Saat zaferi daha geldi. Bu kez rekabetin diğer safında, Ferrari koltuğundaydı. 24 Saat zaferlerinin yanı sıra Avustralya-Yeni Zelanda işbirliği ile düzenlenen Tasman Serisi'nde 1969 yılında şampiyonluğa ulaştı. Bütün bu başarılarından da anlaşılacağı üzere galibiyete hiç de yabancı değildi; yalnızca Formula 1'de yapamadı.

Formula 1
Toz duman
06/10/2020 - 22:35
Formula 1
Limit
04/10/2020 - 07:16