Ada'da Kartlar Yeniden Dağıtılıyor

Eurosport on Google

İngiltere'de 2026/27 sezonu, son şampiyon Arsenal'ın Premier Lig'e yeni yükselen Coventry City ile oynayacağı maçla cuma günü başlayacak. Bilinmezlerle ve soru işaretleriyle dolu takımlar, yeni yüzlerle sahaya çıkacaklar. Dünyanın en iyi ligini Bartu Doğan ele alıyor.

Şampiyonluk stresinden kurtulan Arsenal, Premier Lig'e güçlendirilmiş kadrosuyla başlayacak.

Görsel kaynağı: Getty Images

Premier Lig'i takip edenler, uzun zamandır bu denli bir güç boşluğuna tanıklık etmemişti. Guardiola'lı Manchester City'nin uzun yıllar süren dominasyonu ve Klopp'un Liverpool'unun onlarla mücadelesi futbol severlere unutulmaz bir miras bırakmıştı. Önce Klopp'un Liverpool'dan ayrılmasıyla sekteye uğrayan bu rekabet, Pep Guardiola'nın da bu yaz Manchester City'den ayrılmasıyla son buldu. Artık iki takımın da birbirlerinden daha güçlü, ortak bir rakibi var: Arsenal.
Son Şampiyon
Premier Lig şampiyonu ve Şampiyonlar Ligi finalisti Arsenal'e geçen sezon başardıkları yetmemiş olacak ki bu yaz kadrolarını daha da güçlendirmek için transfer pazarında çok aktif rol oynadılar. Yıllardır eleştirilen yüksek maliyetli transferleri, kadro mühendisliklerini zamanla haklı çıkardı. Derinlik ve nitelik açısından, 38 haftada yenilmesi çok zor bir takım haline geldi Arsenal. 
Bruno Guimarães'i Newcastle United'dan 87,5 milyon euroya, Christos Tzolis'i Club Brugge'dan 40 milyon euroya kadrosuna katan Topçular; Aston Villa'dan Ezri Konsa'yı da 50+5 milyon euroya kadrosuna katmaya çok yakın. William Saliba'nın uzun süreli sakatlığı, Arsenal'i bu transferi yapmaya şevklendirmiş olsa da kadrosunda halihazırda Calafiori, Mosquera, Ben White, Gabriel, Hincapie'den oluşan geniş bir stoper rotasyonuna sahipler. Konsa'nın gelişi, Arteta'nın işini şansa bırakmak istemediğini ve rotasyonun daralmaması için bol keseden harcama yapabileceklerini bize gösteriyor. 
Öte yandan Bruno Guimarães transferi, Arsenal'in ligdeki şampiyonluk iddiasını doğrudan güçlendirecek bir transfer kesinlikle. Beş sezondur Newcastle United forması giyen Bruno, takımının bayrak adamı olmuştu. Yaz transfer dönemlerinde birçok kez adı büyük kulüplerle anıldı, transfer haberleri çıktı. Sonunda onu kadrosuna katmayı başaran takım Arsenal oldu ve orta sahasına hem teknik hem de fiziksel anlamda güçlü bir ekleme yapmış oldu. Zubimendi'nin geçen sezon iyi bir form grafiği olsa da ligin ikinci devresi çalkantılı bir dönemler göstermişti. Manchester City'yi 3-0'lık bir skorla hezimete uğrattıkları Community Shield finalinde Lewis-Skelly ve Bruno'yu orta saha tandeminde kullanan Mikel Arteta, önümüzdeki sezon için birçok farklı tandemi birlikte deneyecektir. 
picture

Bruno Guimaraes

Görsel kaynağı: Getty Images

Şampiyon takımdan ayrılan en önemli isim Leandro Trossard oldu. Beşiktaş'a 20 milyon Euro bonservisle transfer olan Belçikalı yıldızın yerini ise doldurmuşa benziyor Arsenal. 24 yaşındaki Christos Tzolis, daha çıktığı ilk maçta gözleri kamaştırdı ve yaptığı iki asistle skora katkıda bulundu. Tzolis ayrıca mart ayından beri çıktığı tüm maçlarda gol katkısı vermeyi başardı. Arsenal scout ekibi Trossard'ın yerini, ona oyun tarzı olarak epey benzeyen fakat daha yüksek tavana sahip bir oyuncuyla doldurmuş oldu. 
Şimdilik Arsenal için her şey yolunda gidiyor. Sezona çok net bir galibiyet sonucu kazandıkları kupayla başlamaları, öz güvenlerini tazelemelerini sağlayacaktır. Geçen sezon ligde görece antipatik, kısır bir oyun tarzıyla şampiyonluğa ulaşan Londra ekibi bu sezon stresten arınmış ve daha pozitif bir futbolla karşımıza çıkacak.
Kralların Dönüşümü
Manchester City ve Liverpool, Jürgen Klopp ve Pep Guardiola… Biz futbol severlere yıllar boyu unutulmayacak bir rekabet seyrettirdiler. Fakat her şeyin sonu olduğu gibi, bu iki efsanenin de görevlerinin bir sonu olacaktı. Jürgen Klopp'un Liverpool'dan ayrılışının ikinci yılında Pep Guardiola da Manchester City'deki görevini bıraktı.
Bu iki yılda Liverpool dalgalı bir performans gösterdi. Klopp'un ayrıldığı sezon şampiyon olan Arne Slot, kadroyu kendi inisiyatifiyle kurduğu ilk sezon hüsrana uğradı ve Liverpool yönetimi onunla yolları ayırdı. Bournemouth'da büyük sükse yapmış İspanyol teknik adam Andoni Iraola, Arne Slot'un arkada bıraktığı kara bulutları dağıtması için göreve getirildi. Manchester City'de ise Pep'in yerine geçecek isim uzun zamandır belliydi aslında: Enzo Maresca.
Keza Chelsea'den de, Manchester City teknik direktörlüğüne talip olduğu gerekçesiyle kovulmuştu. İtalyan teknik adam, Andoni Iraola'ya göre kendini daha fazla kanıtlamış olsa da büyük bir teknik direktörün ardından takımın başına geçmek genelde çok zor bir görevi üstlenmek anlamına gelir. Hatırlayalım; Manchester'ın kırmızı tarafı, Sir Alex Ferguson'dan sonra hiçbir teknik adamla istikrar sağlayamadı. On yılı aşkın süredir şampiyonluk parolasıyla yola çıksalar da Ferguson'ı hep aradılar. 
picture

Arteta, Maresca

Görsel kaynağı: Getty Images

Arsenal'e karşı 3-0'lık mağlubiyet alarak görevine başlaması City tarafında bir soru işareti oluşturmuş durumda. Erken gelen bir golle dağılan Manchester City, maç boyunca Arsenal'e bir tepki vermeyi başaramadı. Bu noktada iki takımın transfer pencerelerini nasıl geçirdiği de etkili oldu tabii. Arsenal'ın ne kadar verimli bir transfer dönemi geçirdiğini ele aldık. Manchester City ise bırakın kadrosunu güçlendirmeyi, mevcut gücünü de kaybetti. Takımın bel kemiği, Ballon d'Or sahibi Rodri Barcelona'ya transfer oldu. Ayrıca Tijani Reijnders de 70 milyon euroya Al-Qadsiah'a transfer olurken, Bernardo Silva bedelsiz bir şekilde Real Madrid'e gitti. Nico Gonzalez'in Newcastle United'a transferi gündemde. Orta sahada bu kadar kayıp mevcutken, Manchester ekibinin şu ana kadarki tek eklemesi Nottingham Forest'tan 136 milyon euroya Elliot Anderson oldu. Elliot Anderson, geçen sezon Nottingham Forest formasıyla çok başarılı bir performans sergileyerek Premier Lig tarihinin en pahalı üçüncü transferi oldu. Onu bu denli değerli kılan durum, transfer sürecindeki rekabetti. Keza Manchester United da onu sezon ortasından beri takımına katmak istiyordu. İngiltere Milli Takımı'yla da 2026 Dünya Kupası'nda boy gösterince, değerini fazlasıyla artırdı. Fakat onun kaliteli bir oyuncu olması, Manchester City'nin eksikleri olduğu gerçeğini gizlemiyor. Enzo Fernandez'i bir süredir kadrolarına katmak isteseler de bu düğümü bir türlü çözemiyorlar, Ayyoub Bouaddi transferinin bitmeye yakın olduğu uzun süredir yazılıp çizilse de bir türlü resmi imza atılmıyor. Manchester City'de transferler geciktikçe takımın üzerindeki yük daha da artacağa benziyor. Arsenal'le bu sezon da şampiyonluk yarışında boy göstermek istiyorlarsa birkaç takviyeye kesinlikle ihtiyaçları var. 
Merseyside ekibine gelirsek, durumlar Manchester City'ye göre daha sakin. Transfer pazarında yalnızca Bradley Barcola için yoğun uğraş içerisindeler. Bradley Barcola, Paris Saint-Germain'de çoktan gözden çıkarılmış vaziyette. Öyle ki Paris'in hücum hattı Ferran Torres, Maghnes Akliouche, Mika Godts eklemeleriyle oldukça zenginleşti. Lens maçında da kadro dışı bırakılan Barcola için tek çıkış yolu ayrılık olarak görünüyor. Nitekim Liverpool'la anlaştığı, Liverpool'un PSG ile de bonservis bedeli üzerinde anlaşmaya yakın olduğu yazılıyor. 140 milyon Euro civarı bir bedele bu transferin bitmesi an meselesi. Peki Liverpool'un ihtiyacı gerçekten Barcola mı?
Arsenal'in kadro mühendisliği onlara nasıl başarı getirdiyse, Liverpool taraftarının takımından bu denli umutsuz olmasının sebebi de Liverpool yönetiminin kadro mühendisliği konusunda sınıfta kalmasıdır. Orta saha rotasyonunda hala Wataru Endo bulunuyorken, Curtis Jones'un da Inter'e transferi kesinleşmişken Liverpool'un bir orta saha transferi yapmaması büyük bir hata olacaktır. Ayrıca Barcola'nın takıma katılması, birlikte mükemmel performans gösteren Gravenberch, Mac Allister, Szoboszlai üçlüsünün bozulması anlamına geliyor. Çünkü Liverpool'da bir de Florian Wirtz gerçeği söz konusu. Beklentilerin altında geçirdiği bir sezonun ardından hala pozisyonu belli olmayan bir Wirtz ve şu zamana kadar gösterdiği performansla sol kenarda rotasyonun değişilmez bir parçası olması gereken Rio Ngumoha, Bradley Barcola transferinden net bir şekilde etkileneceklerdir. Eğer ki bir kanada yüklü bonservisle transfer yapılacaksa bu transfer Mohamed Salah yerine sağ kanada yapılmalıydı. Keza Real Madrid'den 40 milyon euroya transfer edilen Victor Munoz'un da en çok forma giydiği pozisyon sol kanat. 
Savunmada Ibrahima Konate sonrası bir eklemeye ihtiyacı olan Liverpool, Barcelona'dan Ronald Araujo'yu satın alma opsiyonlu kiraladı. Sağ stoper bölgesine net bir harcamadan kaçınılarak geçici bir çözüm üretilmesi çok mantıklı bir strateji. Sebebiyse Liverpool'un stoper rotasyonunda bulunan genç yetenekleri: Jeremy Jacquet ve Giovanni Leoni. Üstelik arkadan gelecek, onlardan daha genç Ifeanyi Ndukwe'ye sahip Liverpool. Beklerde kalite düşse de, defansın ortasında Konate'nin boşluğunu çok iyi şekilde doldurdular. 
Liverpool'un bu sezon şampiyonluk için mücadele vereceği kaçınılmaz. Fakat şampiyon olacaklarına olan inanç kendi taraftarları nezdinde dahi çok düşük. Transfer penceresi kapanmadan beklenmedik birkaç ekleme daha yapmaları durumunda işler tersine dönebilir fakat Liverpool transfer dönemini Bradley Barcola ile kapatacağa benziyor.
Carrick Ruleti
Uzun süre sonra Manchester'ın kırmızı tarafı, mavi tarafına göre daha umutlu ve huzurlu giriyor yeni sezona. Geçici menajer olarak görevine başlayan Carrick, olağanüstü bir teknik direktörlük performansı sergileyerek tam bir menajer konumuna gelmeyi başardı. 
Kırmızı Şeytanlar geçen yaz transfer döneminde daha çok hücum hattına odaklanmıştı. Hücum üçlüsünü komple yenileyerek Cunha, Sesko ve Mbuemo'yu kadrosuna katmıştı. Bu yaz ise sıra orta sahaya geldi. Aston Villa'dan Youri Tielemans'ı 41 milyon euroya, Chelsea'den Andrey Santos'u 56 milyon euroya kadrosuna katan Manchester United; Brighton'dan Carlos Baleba'yı da renklerine bağlamaya oldukça yakın. Ayrıca Michael Carrick, birçok transferin de yolda olduğunun sinyallerini verdi. 
picture

Michael Carrick'in Bruno Fernandes'i takımda tutması sezon adına belirleyici olacak.

Görsel kaynağı: Getty Images

Çoğu futbol otoritesi, Manchester United'ın ligi yeniden ilk dörtte bitirmesine kesin gözüyle bakıyor. Haksız da sayılmazlar. Manchester United, Ferguson'ın ayrılığından bu yana ilk defa bu denli kaliteli bir yapılanma içine girdi. Yıldız transferlere odaklanmaktan ziyade profil odaklı transferler yapılıyor. Defans hattına da birkaç ekleme yapmaları ve tabii Bruno Fernandes'i kadroda tutmaları durumunda Manchester City'ye ve diğer büyüklere kafa tutmaları işten bile olmayacaktır. 
Londra'nın Büyükleri
Kuzey Londra'nın bir ekibi son şampiyon unvanıyla karşımıza çıkacak, diğeri ise geçen sezon küme düşmekten son anda kurtulmuş bir takım. Kadro kalitesine hiç yakışmayacak bir performansla son iki sezondur kümede kalma yarışı veren Tottenham, uzun zaman sonra ilk kez üst sıraları zorlayabilecek bir kadroyla yarışacak. 
Tottenham, mevcut kadrosunu birkaç yıllık bir proje kapsamında inşa etti. Kane ve Son sonrası kademeli olarak kadrolarını geliştiren Kuzey Londra ekibi, kadronun hakkı olan sonucu alma konusunda başarıya ulaşmakta büyük sıkıntı yaşadı. Bu sezon Tottenham kadrosu, elindeki malzemeyi iyi kullanabilen ve üst seviyelere çıkarabilen bir teknik adamla sezona başlıyor. Roberto De Zerbi'nin, Premier Lig'in en çok kazanan dördüncü teknik direktör olmasının sebebi de bu. İtalyan teknik direktör, yılda 12 milyon Euro ile şampiyon Mikel Arteta'dan yalnızca üç milyon Euro daha az kazanıyor. Fakat hepimiz hemfikiriz ki, Premier Lig'i son iki sezondur 17. bitiren Tottenham'ın bu lanetini bozarak üst sıralara taşırsa kazandığı paranın adından söz edilmeyecek. 
picture

Premier Lig'in en çok kazanan 4. teknik direktörü De Zerbi için bu sezon çok daha çetin geçecek.

Görsel kaynağı: Getty Images

Premier Lig'in yaz transfer sezonunu şu ana kadar en aktif geçiren takımlarından biri Tottenham. Newcastle United'dan 108 milyon euroya Sandro Tonali'yi ve West Ham United'dan Mateus Fernandes'i 99 milyon euroya kadrosuna katarak orta sahasını yenilediler. James Maddison, Lucas Bergvall, Conor Gallagher gibi isimlerin yanına bu iki eklemeyi yapmaları, orta saha rotasyonlarını hem derinlik hem kalite olarak çok üst düzeye çıkardı. Öte yandan Marcos Senesi ve Andrew Robertson'u bedavaya, Jan Paul van Hecke'yi Brighton'dan 60 milyon euroya kadrolarına katarak defans hattında yenilemeye gittiler. 
Bu transferlerin yanı sıra Cody Gakpo, Savinho ve Omar Marmoush'un da isimleri de Tottenham'la ciddi şekilde anılıyor. Takıma katılan ve katılması muhtemel tüm isimler, takımı üst seviyeye çıkaracak ve Avrupa liglerine gitmelerine yardımcı olacak üst düzey oyuncular. Tottenham'ın bu transfer döneminde görünür en büyük hatası Luka Vuskovic'i Brighton'a satmak oldu diyebiliriz. Büyük potansiyele sahip 19 yaşındaki stoperden 54 milyon Euro kazansalar dahi bu alışverişten Brighton'un karlı çıkması muhtemel.
Londra'nın mavi tarafında ise durumlar daha karmaşık. Chelsea, alışık olunduğu gibi transfer obezliğine devam ediyor. Harcanan 400 milyon eurodan fazla para ve mevcut kadrodaki 40 futbolcu, Todd Boehly'nin Chelsea'sini bize çok net bir şekilde özetlese de bu dönemin sonuna yaklaştığımızı söyleyebiliriz. Todd Boehly, kulübün çoğunluk hisselerinin satışı için görüşmelerde bulunuyor. Günün sonunda Chelsea'nin, Todd Boehly ve onun futbol aklı Behdad Eghbali'den kurtulması onlar adına bir şans olacaktır.
Hazırlık maçlarında gördüğümüz kadarıyla Xabi Alonso, Bayer Leverkusen'de kullandığı ve Real Madrid'de zaman zaman kullanmaya çalıştığı 3-4-2-1 dizilişini Chelsea'ye de uyarlayacak. Premier Lig tarihinin en pahalı ikinci transferini gerçekleştirerek Morgan Rogers'ı 142 milyon euroya kadrosuna katan Chelsea'de yakın arkadaş olan Morgan Rogers ve Cole Palmer ikilisini ideal düzende forvet arkasında görmemiz mümkün. 
Chelsea kadrosuna baktığımızda sayısız potansiyelli genç futbolcuya denk geliyoruz. Takımdaki lider eksikliğini Xabi Alonso da fark etmiş olacak ki Danny Welbeck ve Jordan Henderson'ı takıma kazandırdı. Henderson'ın, önünde Caicedo ve Reece James gibi oyuncular varken fazla forma şansı bulabileceği düşünülmese de Welbeck saha içinde de Chelsea'ye hala bir şeyler katabilecek bir oyuncu. Eski Arsenal'li, Brighton'da geçirdiği altı senenin ardından 35 yaşında Chelsea'ye transfer oldu. 
picture

Chelsea teknik direktörü Xabi Alonso

Görsel kaynağı: Getty Images

Chelsea ile ilgili sezon öncesi tahminlerinde bulunmadan önce sonuçlanması gereken birkaç durum var. Bunlardan en önemlisi Enzo Fernandez'in Manchester City'ye gidip gitmeyeceği. Adeta arap saçına dönen Enzo Fernandez haberleri önce Real Madrid için yayılmıştı. 120 milyon Euro civarına transferin tamamlanacağı haberleri çıksa da işin sonunun nereye varacağı belli değil. Keza Pedro Neto için de aynı durum geçerli. Chelsea'nin Pedro Neto'dan iyi bir para karşılığında kurtulması lehine olsa da Enzo Fernandez'in takımdan ayrılması ve hatta direkt rakipleri olan Manchester City'ye gitmesi Chelsea'yi olumsuz etkileyecektir.
Avrupa Yarışı
İngiltere'nin büyük altılısında bir rekabet söz konusu. Fakat onları zorlayacak ve hatta lig maratonu içinde geçmeyi başarabilecek diğer takımlara da göz atmamız gerekiyor. 
Premier Lig'i en iyi lig yapan, en yüksek seyir zevkini bu ligden almamızı sağlayan asıl gerçeklik bu ligin orta sıra takımlarıdır. Özellikle 2017/18 Manchester City ve 2019/20 Liverpool gibi dominant bir gücün mevcut ligde bulunmadığını düşünürsek, her takımın birbirini yenme potansiyeline sahip olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan bu sene Premier Lig tablosunu, Avrupa kupalarına katılan takımların kadro derinlikleri belirleyecek. Dokuz İngiliz takımının Avrupa kupalarına katıldığını düşünürsek, sadece tek kulvarda ilerleyen az sayıda takımın daha avantajlı konumda olduğu bir gerçek. 
Keza Nottingham Forest onlardan biri. Geçen sezonu Tottenham'ın hemen üzerinde 16. sırada tamamlamışlardı. Takımı kümede tutmayı başaran Vitor Pereira ile yolları ayırdılar. Onun yerine koltuğu; Eintracht Frankfurt'la Avrupa Ligi'ni, Crystal Palace'la Konferans Ligi'ni kazanan Oliver Glasner'e devrettiler. Glasner Crystal Palace'ı, kazanma vizyonundan uzak ve oyuncu satmak üzerine bir takım olmakla eleştirmiş, onlarla sözleşmesini uzatmamıştı. Bozuk saat misali, senede dört teknik direktör değiştiren Nottingham Forest yönetimi ise bu sefer doğru bir tercih yaparak onu göreve getirmeyi başardı. 
Bir başka konuşulması gereken baş altı takım ise Aston Villa. Wolves'tan Joao Gomes'i, Parma'dan kaleci Zion Suzuki'yi, Atletico Madrid'den Matteo Ruggeri'yi, ve en önemlisi Freiburg'dan Johan Manzambi'yi transfer eden Birmingham ekibi, yaz transfer sezonunu çok verimli geçirdi. Paris Saint-Germain'le oynadıkları Süper Kupa maçını 2-1 kaybetseler de sahada umut vadeden bir futbol ortaya koydular. Özellikle takımın tek golünü kaydeden 17 yaşındaki Brian Madjo maça damga vururken geleceğinin parlak olduğunun sinyalini verdi. Aston Villa, form bulması ve önüne fırsatların çıkması durumunda Unai Emery önderliğinde bu sene Şampiyonlar Ligi potasının adayları arasında yer bulacak. 
Küme Hattı
Championship'ten yeni yükselen üç takım, dünyanın en zor liginde mücadele ederek ligde kalmaya çalışacaklar. Bu üç kulüpten biri, Acun Ilıcalı'nın sahibi olduğu Hull City. Bu zamana kadar Premier Lig tarihindeki hiçbir kulübün sahibi Türk değildi. Bu açıdan bir ilke imza atacak olan Hull City, mütevazı kadrosuyla gözleri üzerine çekecek. Ancak işlerinin hiç de kolay olduğunu söyleyemeyiz. 144 milyon Euro ile Premier Lig'in kadro değeri en düşük takımı olmanın yanı sıra, en yakın rakibi Coventry City'nin yarısından daha düşük bir kadro değerine sahipler. Teknik direktörleri Sergej Jakirovic'in savunma odaklı futbolu, bu mütevazı kadroyu başarıya ulaştırması için uygun olsa bile kümede kalma ihtimalleri oldukça düşük görünüyor.
Öte yandan bu sene alt ligden yükselen diğer iki takım, Coventry City ve Ipswich Town, transfer dönemini verimli geçirerek kadrolarına önemli yetenekler kattılar. Frank Lampard'ın ve Gary O'Neil'ın teknik adamlık becerileri doğrultusunda, Premier Lig'de kalmak için mücadele edebilecek malzemeye sahipler. 
Küme hattına kimin gerileyeceği belirsiz olsa da kulüplerin transfer dönemini nasıl geçirdiklerine ve teknik direktör değişimlerine bakarak bazı çıkarımlarda bulunabiliyoruz. Keza Fulham, yıllardır takımın başında bulunan Marco Silva'yı kaybetti ve yerine Alvaro Arbeloa'yı getirdi. Bu görev için doğru adam olup olmadığını göreceğiz fakat riskli bir karar olduğunu ve ve bu kararın Fulham'ın bu sene küme düşmesine yol açabileceğini kabul etmeliyiz. 
Leeds United, Farke önderliğinde geçen sene olduğu gibi bu sene de küme düşme hattından uzak duracaktır. Hatta son düzlüğe ilk onda girebilmeleri durumunda Avrupa kupalarını bile zorlayabilecek oyunculara sahipler. Tarık Muharemovic, Nico Elvedi, James Trafford, Harry Wilson gibi transferler takıma kesinlikle kalite katacaktır. 
Sunderland ise bu yaz transfer döneminde yalnızca Thomas Meunier'yi bedelsiz bir şekilde kadrosuna kattı. Bu sezon hem Avrupa Ligi'nde hem de Premier Lig'de mücadele edecek Sunderland, kadro derinliği bakımından zorlanması durumunda düşüş yaşayabilir.
Dünya Kupası'nın fiziksel ve zihinsel etkisi henüz geçmemişken, modern futbolun acımasız temposu yeniden sahne alıyor. Rekor transferlerle, teknik direktör koltuklarındaki radikal gençleşme dalgasıyla ve tüm o vazgeçilmez ruhuyla İngiltere Premier Lig kapılarını açıyor.
Hazırlayan: Bartu Doğan
Uygulamada 2M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam