Bu yazının orijinali the Guardian'da yayınlanmıştır.

Muhtemelen siz bu kitabı bitirmeden, ülkede bir başka teknik direktör kovulmuş olacak. Çokça insan bilmiş görünüp başlarını sallayacak, gazeteler görevlerini yapıp malumu yazacak. Lakin mevzubahis teknik direktör ismi en sık anılanlardan olmadığı sürece bu kimsede pek bir etki yaramayacak. Neden yaratsın ki? Kimse gece, günü takip ediyor diye şaşırmıyor; futbol liglerindeki başarısızlığı da şaşmaz şaşırtmaz şekilde teknik direktörün kovulması takip ediyor. (...)Bu haşin olabiliyor, üzücü olabiliyor ve birçok teknik direktör için ürkütücü de oluyor. Fakat aynı zamanda da bu, kaçınılmaz. Diğer insanların yemeye ve içmeye ihtiyacı olduğu gibi teknik direktörlerin de başarıya ihtiyacı var. Ancak ne yazık ki 92’sinin (İngiliz profesyonel futbol liglerindeki takım sayısı) hepsi her sezon bir şeyler kazanamıyorlar.
İşte Alec Stock’ın spot ışıklarının altında, teknik direktör koltuğunda olmaya dair ustalıkla yazdığı tezi ‘Futbol Menajeri Olmak’, böyle başlıyor. İngiliz, kaleme aldığı sayfalarda (kitap çıktığı vakit) 21 yıldır koltuğunda oturmakta olan bir adam tarafından kovuluşunu, duygularına yenik düşmeden, serinkanlılıkla anlatıyor. Eğer gerçekten de başarı, teknik direktörler için yemek ve içmek gibi ise Alec Stock, şahane bir ziyafetin ortasındaydı. Fakat bir yıl sonra, tatlının tadı hala dudaklarında iken, belki de Britanya tarihinin en acımasızca kovulan teknik direktörü oluyordu.
Futbol
“Özel yetenek Cole Palmer”
BIR GÜN ÖNCE
İkinci Dünya Savaşı’ndan önce bir süre Queens Park Rangers forması giymiş olan Stock, futbol dünyasının ilgisini ilk kez 1949’da, oyuncu – teknik direktör olarak o vakit Güney Ligi’nde oynayan Yeovil'in başındayken, İkinci Lig birincisi Bury ve Birinci Lig (en üst klasman) ikincisi Southampton’ı mağlup edip FA Cup 5. Turu'na çıktıklarında çekmişti. Savaşta tankçı birliğindeyken bacağına ve kalçasına isabet eden şarapnel parçalarının da etkisiyle hiçbir zaman pek başarılı bir oyuncu olmamış olan Stock da o maçta sol ayağıyla ceza sahası çizgisinden hiç alışılmadık, nefes kesici bir vole golü atmıştı.
Parıldamakta olan şanı, beşinci turda Old Trafford’da 8-0'lık sert bir mağlubiyet ile biraz zedelendiyse de onu Leyton Orient’in başına taşıyacaktı. Leyton Orient ile uzun sürecek ilişkisi, iki kez kısa flörtleşmelerle bölünecekti. İlki, Arsenal’da asistan olarak geçirdiği 53 gündü (devam etse teknik direktör Tom Whittaker’ın halefi olması da muhtemeldi). Bir cumartesi günü Arsenal as takımının maçı yerine Aldershot yedek takımınınkini izlemesi söylenince ayrılmıştı. İkinci kısa flörtleşmesi, 1956 yılında en üst lige çıkardığı Roma'nın başında çıktığı 11 maçtı ve bunlardan yalnız birinde mağlup olmuşlardı. Fakat yöneticiler takımda kimi oynatıp kimi oynatmayacağını söyleyince, İtalyan başkentinden de taviz vermez bir tavırla ayrılmıştı. QPR ile sözleşme imzalaması, Roma’dan ayrılışının iki yıl sonrasına denk geliyordu.
İlk zamanlarda Stock işini gayet başarıyla yapsa da kulübün muhasebesi için durum iyi değildi ve yönetim, acil yatırım aramak durumunda kaldı. 1965 yılında Jim Gregory yeni başkan oldu ve kulübün tarihini sonsuza dek değiştirdi. Çalışmaya pazarda balık satarak başlayan Gregory, atılgan ve kubat bir insandı. Önce ikinci el araba satmaya terfi etmiş, sonra sıfır arabalar, sonra araba marketleri ve sonra da araba satış zincirleri satarak ilerlemişti. Başarıya alışmış ve Loftus Road’da daha büyük zaferlerin tadını çıkarmakta kararlı bir adamdı, bunları başarmak için cebini açmaya da hazırdı.
“Jim, beraber çalışması çok zor bir adamdı.” diyor 1966-1989 arası QPR’ın sekreterliğini yapmış olan Ron Phillips. “Hiç Alec gibi değildi. Alec’e ‘futbolun ilk beyefendisi’ derdik. Çok iyi bir adam ve birçok anlamda da bir beyefendiydi. Jim Gregory tam zıddıydı. Fena halde sabırsız bir adamdı ve başarıya çabucak ulaşmak istiyordu.”
Gregory şanslıydı, istediği başarıyı kısa zamanda buldu. İlk sezonunda kulüp üçüncü bitirdi: küme yükselmeyi tek sıra farka tekabül eden sekiz puanla kaçırmışlardı. Gregory, sezon sonuna doğru 15,000 sterlin karşılığında çocukluk takımı Fulham’dan Rodney Marsh’ı transfer etti. Stock, devamlı Fulham’ın yedek kulübesini yağmalardı, sonraları Malcolm Macdonald’ı da bu kaynaktan bulacaktı. “Londra'dan oyuncu almayı tercih ettiğim bir sır değildi.” yazmıştı. “Onları tanıyorum, onlara güveniyorum ve en çok onlarla çalışırken mutlu oluyorum.” Sonraki sezon QPR Üçüncü Lig’i en yakın rakibine 13 puan farkla (ki o zamanlar galibiyet başına iki puan veriliyor oluşu bu başarıyı daha da büyük kılıyor) şampiyon olarak bitirecek, ışıldayan genç golcü Marsh ise fileleri 44 kez havalandıracaktı. Ayrıca o sene ilk kez Wembley’de oynanan Lig Kupası’nda finale ulaşmış, Birinci Lig’de oynayan West Bromwich Albion karşısında yarıyı 2-0 geride kapatmalarına karşın kupayı kazanan ilk üçüncü klasman takımı olmayı başarmışlardı. Kupa bir banka kasasına konmuştu, zira QPR’ın kupa dolabı yoktu. Hiç ihtiyaçları olmamıştı.
Üst üste iki kez küme yükselip zirve lige fırlayıvermek günümüzde ender rastlanır bir başarı. O zaman ise, basitçe, hiç başarılmamıştı. Aslında tek kez gerçekleşmişti fakat bunun üstünden 30’dan fazla yıl geçmişti. QPR ilk altı maçından beşini kazanmış ve hiç ilk iki sıradan aşağı inmemişti ancak uğruna savaştıkları, neredeyse kollarının arasından son nefeste çekilip alınacaktı. Arka arkaya altı maç kazanmış olan Blackpool, ligin son günü geldiğinde onlarla aynı puandaydı. Hatta QPR'ın Aston Villa maçı berabere devam ederken onlar sahada kutlamalara başlamıştı bile. O sırada Villa Park’ta son dakikalarda atılan bir kendi kalesine gol, Rangers’a 2-1’lik galibiyeti getirdi ve averaj farkıyla lig yükselen ekip oldular. “Soyunma odasında herkes canı çıkmış haldeydi.” diye anlatıyordu Stock. “Ben de haşat olmuştum, mutluluk haricinde her şey kanımdan çekilmişti.”
https://i.eurosport.com/2021/04/24/3120521.jpg
Bu, QPR’ın başındaki son maçıydı. Stock’ın, tarihinin dört sezonu hariç tümünü Üçüncü Lig’in altında geçirmiş bir takıma arka arkaya iki kez lig atlatması ve hala en büyük başarısı olan kupayı kazandırması, İngiliz alt ligler tarihinin en başarılı maceralarından biri olacaktı. Lakin Gregory, çoktan onu kulüpten ayırma planlarını yapmıştı. Yazın istifasını zorlamaya çalıştı; yaptığı her hamleyi eleştiriyor, medyaya Stock’ın takımın yönetiminden alınacağını söylüyor, kendini ‘genel menajer’ addediyordu.
“Jim, Alec’in daha fazla başarı getiremeyeceğini düşünüyor, hakikaten de gitmesini istiyordu.” diyor hatıralarını yazdığı defteri açıp o günleri hatırlayan Phillips. “Alec’in hayatını çok zorlaştırıyordu. Takımın oyunu konusundaki şikayetleri durmuyor ve Alec’in idari kararlarına olan eleştirileri bitmiyordu.” Gregory’nin Stock’ı defetmek için aradığı nedeni, kader ona verecekti.
Lig Kupası Finali’nden üç gün sonra, QPR evinde Bournemouth’u gittikçe daha kemikleşen verimli hücum yaratıcılarıyla 4-0 mağlup etmişti. Bu sonuçla beraber son 10 maçlarında 23 gol atıp yalnızca iki tane yemiş oluyorlardı. İki tane atan Marsh, daha sonra o maçı kariyerinin en iyi performansı olarak anacaktı. Karşılaşmanın ardından sahadan ayrılırken Stock, beklenmedik şekilde nefes nefese kaldı, soluğu kesildi. İlk astım krizini geçiriyordu.
“Uzmanların dediğine göre yıllarca antrenmanlarda bağırıp çağırmak astımımı şiddetlendirmişti.” yazmıştı 1981’de yayımlanan otobiyografisi ‘Gurur Denen Şey’de. “Yükseldiğimiz o sezonun kalanı benim için gerçek bir mücadeleydi, Birinci Lig’e çıktığımızda işler daha da zorlaştı. Sağlık durumumu oyunculardan saklamam gereken birçok gün oldu. Hatırlıyorum, akşamları stat ışıklarının altında oynanan maçlardan sonra eve dönünce sabahı bulduğum olurdu.”
Stock’ın en küçük kızı Sarah, astımın babasını elden ayaktan düşürecek düzeye geldiğini hatırlamadığını söylüyor. “Oyunculuğunda bu ona hiç sorun yaratmazdı. İkinci Dünya Savaşı’nda orduda görev almıştı ve bildiğim kadarıyla bu durumu hiç gündeme gelmemişti. Fakat o yaz beni Somerset’e, büyükannemin çiftliğine yolladıklarını hatırlıyorum. Eve dönmek istediğimi söyleyip duruyordum ama bahaneler üretip kalmam gerektiğini söyleyip duruyorlardı. Babamın göğüs hastalıkları hastanesinde olduğundan haberim yoktu. Ancak yine çoğu zaman evde istirahat ediyordu. Her şey yolundaydı, sadece güç topluyordu.”
Doktor tavsiyesi üzerine Stock 1968 yazında işe üç ay ara verdi. O kasımda işe dönene dek QPR sendeledi, ligdeki ilk 17 maçlarının sadece ikisini kazanabildiler. “Döndüğümde Jim Gregory’nin de antrenman sahasında olacağını biliyordum. ‘Seninle bir dakika konuşmak istiyorum Alec’ dedi. Bana sarılıp ‘tekrar hoşgeldin’ diyeceğini düşündüm. ‘Seni tekrar burada görmek mutluluk verici. Hadi kaldığımız yerden devam edelim.’ Böyle diyeceğini düşünüyor ve umuyordum. Ama öyle olmadı; 20 saniye sonra, hakaret dolu sözleri sonucunda kovulmuştum. ‘Sen hastasın, tedavi edilemezsin, gitmeni istiyorum.’” Bunları yazan Stock, daha sonra da “kulübün kasasından çalmışım gibi muamele gördüm” diyecekti.
Her ne kadar bu makus son öngörülebilirdiyse de kovuluşu, Stock’ı gerçekten hayrete düşürmüştü. “Evdeki havayı hatırlıyorum, dumura uğramıştık.” diyor Sarah. “Babam Rangers’a gittiğinde ben sadece üç yaşındaydım. Orada büyüdüm, oranın sokaklarında takıldım, orada oyuncuların düğünlerine gittim ve bebeklerine bakıcılık yaptım. Olan biten tümüyle şok ediciydi. Birinci Lig’de takım yönetmek babamın hayaliydi, takımın neden kaybettiğini anlayamıyordu ve geri dönmeyi bekleyemiyordu.”
https://i.eurosport.com/2021/04/24/3120519.jpg
Gregorylerle Stocklar yakın sayılırlardı. Sohbet ederler, birbirlerine Noel hediyeleri verirlerdi. “Babam uzun süre Jim Gregory’yle iyi anlaştı. Her şey gayet akla yatkın şekilde ilerliyordu fakat sonra her şey çok çabuk değişti. Elizabeth (Stock’ın büyük kızı) Birinci Lig’deki ilk maça gidişini hatırlıyor. Tribünlerde Tommy Docherty’yi görmüş. Bu, babamın kovuluşunun öncesindeymiş. Açıkça görülüyor ki arka planda bir işler dönüyormuş.”
Kulüp, yayınladığı kısa bildiriyle “dostça ve karşılıklı anlaşma sonucu” Stock’la yolların ayrıldığını açıklasa da gazetecilere, Stock’ın çalışamayacak kadar hasta olduğu söylendi. Teknik adam, durumun öyle olmadığını kanıtlayacaktı. Altı hafta sonrasında Luton ile Üçüncü Lig’e geri dönüp Şapkacılar’ı lig yükseltecek, 12 yıl daha çalışmaya devam edecek, Fulham ile FA Cup Final’i oynayacak ve 33 yıl daha yaşayacaktı. “Hayatının son 10 yılında benimle yaşadı. 70’lerinin sonunda hala benimle spor salonuna gelip antrenman yapıyor, enerji konusunda oğluma kafa tutabiliyordu.” diyor Sarah. QPR’da yerini Docherty aldı fakat İskoç futbol adamının da Gregory’yle bozuşup istifa etmesi yalnızca 28 gün alacaktı (Docherty 1979’da geri dönüp Mayıs 1980’de tekrar kovulacak, dokuz gün sonra yeniden dönüp o Ekim’de yine kovulacaktı). “Onunla el sıkıştıktan sonra tüm parmaklarınız yerli yerinde mi diye bakardınız” diyecekti Docherty, Gregory hakkında. “Dümencinin teki o.”
Phillips, kovuluşundan yaklaşık 10 yıl sonra Gregory’nin, Stock’tan söz açtığını hatırlıyor. “Ben onun ofisinde oturuyorken aniden dedi ki, ‘En büyük hatamı nerede yaptım biliyor musun Ron? Alec’in gitmesine hiç göz yummamalıydım.’” Stock futbol direktörü olarak yeniden kulübe davet edilmiş ve kısa süreliğine de ayrılan bir başka teknik direktörün yerini geçici olarak doldurmuştu. “Vaktinde iyi bir fikir gibi görünmüştü. Eminim ki Jim’in beni yıllar sonra çağırmasının amacı vicdanını temizlemekti. Muhtemelen benim kararım yanlıştı” yazmış, yönetimin parçası olma tecrübesini “tokalaşma ve cin tonik dolu berbat bir iş” olarak tanımlamış ve 62 yaşındayken Bournemouth ona hayatının son teknik direktörlük görevi olacak işi teklif ettiğinde ayrılmıştı.
Ve fakat QPR, Stock’a kötü davranarak yine suçlu durumunda olacaktı. Stock savaştan önce oyuncu olarak kulüpte oynamış, teknik direktör olarak on yılını kulübe vermiş, sonra yönetimde de görev almış olmasına karşın yaşlanıp sağlığını kaybettiğinde kulüp ona sırtını çevirdi. 1999’da -ölümünden iki yıl önce- Yeovil’in liderliğinde minnetleri sunmak ve Stock’ın bakımını karşılayacak parayı toplamak için yapılan anmaya QPR katılmadı. Ölümünden sonra onuruna verilen yemekte de Rangers uzak durmayı seçti. “Babam hasta iken Yeovil ve Fulham yanımızdalardı” diyor Sarah. “Rodney Marsh gibi birkaç oyuncu geri dönse de yardım çoğunlukla Yeovil ve Fulham’dan geldi.”
Kulüp, 1964’te Gregory tarafından satın alındığında Üçüncü Lig’deydi, mali olarak tehlikedeydi ve stadyumu hem küçük hem de yıkık döküktü. Gregory gittiğinde ise Birinci Lig’de, mali olarak güvende ve son model bir sahadalardı. Kulübün görece başarılı bir yakın geçmişe sahip olması, hatta belki günümüzde varlığını sürdürüyor olmasında Gregory’nin desteğinin payı epey büyük. Lakin QPR’ı ilk kez zirve lige çıkaran adama davranış şekli, en az yenilediği paslı tribünler kadar berbattı. Stock’ın eşi Marjorie, Alec’in Loftus Road’daki yıllarını bir keresinde şu akılda kalıcı kelimelerle özetlemişti: “Dağı tırmandı. Gördüğü, zirvede çöplerin hüküm sürdüğüydü.”
Çeviren: Ege Sanlav
Yazının orijinali: https://www.theguardian.com/sport/blog/2013/oct/30/forgotten-story-alec-stock-qpr-manager
Futbol
Bundesliga | Bayer Leverkusen-Bayern Münih
19/10/2021 - 04:59
Futbol
IOC, iki sende bir düzenlenmesi planlanan FIFA Dünya Kupası'na karşı çıkıyor
17/10/2021 - 11:16