İngiliz gazeteci Jonathan Wilson, Doğu Avrupa futbolunun 90'lar sonrası aldığı hali anlattığı Behind The Curtain kitabını yazarken o ülkeleri tek tek ziyaret ederek, eski futbolcularla, başkanlarla, gazetecilerle, taraftarla konuşur. Hırvatistan, Slovenya'dan sonraki istikamettir. Yugoslav futbolunun bu en zarif temsilcisinin dününden, bugününden söz etmek için randevular ayarlanır.
Slaven Bilic de Wilson'ın istediği "Ayaklı tarih" niteliklerine haizdir. İkili Split'te buluşmak için sözleşirler. 1998 Dünya Kupası'nda üçüncü olan Hırvatistan Milli Takımı'nın bir üyesi olan Bilic geldiğinde ilk olarak havanın soğukluğu nedeniyle özür diler. Wilson bunu dikkatle not etmiştir kitabına. İkinci enteresan durum ise ısrarla hesabı ödemeyi istemesidir. İngiliz gazeteci "Bilic'ten daha fazla sevdiğim futbolcular tanıdım ama kahveyi ödemek için bu kadar ısrar eden başkasını hatırlamıyorum" şeklinde anlatır Hırvat futbol adamını.
Çok olağan görünen bu iki davranış aslında Slaven Bilic'in kişiliğiyle ilgili çarpıcı şeyler fısıldıyor. Futbolculuğu döneminde sigara içmesine istinaden sorulan sorulara "Ne var ki? Bunu yapan onlarca meslektaşım daha vardı" diyen, 1998 Dünya Kupası'nda kalçasındaki sakatlığa rağmen oynayan birinden bahsediyoruz. Daha sonra kariyerinin erkenden bitmesine neden olan bu sakatlık, Hırvat oyuncu için o günlerde fazla bir anlam ifade etmiyordu. Çünkü Bilic işleri kendi yoluyla, kendi kurallarıyla halletmekten hoşlanan biri. Tabii bunu bir de Dünya Kupası öncesinde West Ham'dan 4.5 milyon sterline aldıkları savunma oyuncusunun kendileri için üç sezonda sadece 28 maça çıkmasından hoşnut olmayan Everton taraftarlarına sormak lâzım.
Avrupa Şampiyonası Elemeleri
Play-off karneleri
10/11/2011 - 11:21
Peki pişman mıdır? Sanmıyorum, ülkesi için özel bir şeyin parçası olduğunun farkındaydı. Bağımsızlığına henüz kavuşmuş bir ülkenin ilk altın jenerasyonu olarak yeşil sahada mücadele ettiklerini biliyordu. Futbolu futboldan çok milli mücadele olarak gören bir ülkede yaşayanlar olarak onu anlamamız imkansız değil.

slaven bilic croatia coach

Görsel kaynağı: From Official Website

"Çıkın oynayın" ekolü
Aslında Hırvat futbol adamı için söylenebilecek pek de fazla yeni bir şey yok. EURO 2008'deki yarı final yürüyüşleri sırasında hakkında yeteri kadar yazılıp çizilmişti zaten. Ülkesindeki müzik listelerinde bir numaraya yükselen bir rock grubunda çalması, hukuk diplomasına sahip olması, çok çeşitli alanlarda faaliyet gösteren yardım kampanyalarında aktif rol alması artık herkes için bilindik gerçekler.
Hayatının, futbol kariyerinin, saha dışı ilgi alanlarının didik didik edildiği o yazdan sonra Slaven Bilic'in popülaritesini kaybettiği gerçek. Avrupa kulüplerinden aldığı tekliflere rağmen, ülkesinin milli takımıyla olan sözleşmesini uzatması sadakatinin ispatıydı lâkin bunun arkasını başarılarla süsleyememesi hanesine eksi puan olarak yazıldı.
Şimdi önünde kritik bir sınav var. Üç seneden beri kâbuslarına giren Türkiye ile eşleşti. 90'ların ortasından itibaren uluslarası arenada sürpriz işlere imza atan bir ülkenin üyesi olarak o da büyük turnuvaları şezlongundan izlemeyi sevmiyor. İyi hazırlayacaktır takımını, en ufak detayları önemseyerek fakat daha da önemlisi insana yatırım yaparak! Harry Redknapp demişti bunu, "Taktiklerin, sayıların oyunu benim için güzel değil. Futbol, futbolcularla alâkalıdır." Hayatının en büyük sınavlarından birininin arifesinde Slaven Bilic de aksini savunmayacaktır.
Avrupa Şampiyonası Elemeleri
Hiddink suçluyu buldu
24/12/2011 - 12:01
Avrupa Şampiyonası Elemeleri
Susiç nakavt edilmiş gibi hissediyor
17/11/2011 - 16:43