Avrupa'da Teknik Direktör Sarmalı

Avrupa’nın dev kulüplerinin birçoğu, Dünya Kupası öncesinde teknik direktör arayışında. Bartu Doğan, yaşanacak olası değişiklikleri, güncel haberlerle birlikte değerlendirdi.

Pep Guardiola | Manchester City

Görsel kaynağı: SID

Birçok kulüp, önümüzdeki sezona yeni teknik direktörleriyle girecek ve yeni yapılanmalarıyla rekabet edecek. Bazı kulüpler şimdiden anlaştı yeni teknik adamlarıyla. Bazıları ise hala karar aşamasında ve sezonu tamamen bitirmeyi bekliyorlar. Teknik direktör seçme noktasındaysa kulüp yöneticilerini ikilemde bırakan temel bir soru yatıyor: Pragmatik bir teknik direktör mü seçmeliyiz yoksa idealist mi?
Modern futbolda başarının en büyük gerekliliklerinden biri teknik direktör takımı olmaktır. Eskiden bir yıldızın etrafında kurgulanmış takımlar hem yerel liglerinde hem de Avrupa'da başarılı olup kupalar kazanabiliyordu. Taktiksel kurguların zaman içinde evrilerek gelişmesiyle önem dengesi oyunculardan çok teknik direktörlere kaymış vaziyette. Elbette teknik adamlar, ellerinde istediği malzeme olmadığı sürece istedikleri oyunu sahaya yansıtamayabilirler. Fakat 2026 futbolunda bir Avrupa kulübünün başarısından bahsediyorsak ana plana o takımın teknik direktörünü koymamız şarttır.
İşte bu noktada, başarıya giden yolun kısa sürede etki yaratan pragmatik teknik adamlardan mı yoksa zaman içinde istediği takımı kurup oyun felsefesine sadık kalan idealist teknik direktörlerden mi geçtiği sorusu önem kazanıyor. Bayern Münih, Burnley ile küme düşen Vincent Kompany'yi teknik direktörü yaparak aslında bir tercih yaptı ve idealist bir teknik adama yöneldi. Kumar gibi görünen bu seçim onlara kısa-orta vadede başarıyı da getirdi. Öte yandan Erik Ten Hag da Manchester United için bu tarz bir seçimdi. Kırmızı şeytanların yönetim kadrosu; Ajax'tan gelmiş, tecrübesi tartışılacak, idealist bir teknik direktöre gayet geniş yetkiler vermişti ve onun istediği oyuncuları takıma kazandırmıştı. Keza kulüp efsanesi Cristiano Ronaldo ile Ten Hag arasındaki kaosta da teknik direktörlerinin tarafını tutmuştu. Nitekim sonu pek iyi olmadı. Erik Ten Hag, gelirken vadettiği kurucu teknik adamlık rolünü gerçeğe yansıtamadı ve Manchester United'dan ayrılırken arkasında kötü rekorlar ve Manchester United'da tutunması zor birçok oyuncu bıraktı.

Zirveye Geri Dönüş

Kompany ve Ten Hag gibi teknik direktörlerin aksine pragmatist teknik adamlar daha çok başarı üzerinden kariyerlerini şekillendirirler. Mourinho'yu Chelsea'ye ve Real Madrid'e getiren çok vizyoner bir teknik adam olması değildi. Oyuna getirdiği farklı ve yenilikçi bakış açıları hiç değildi. Keza geçen sene bu zamanlarda Mourinho'nun tekrardan Real Madrid'in başına geçebileceğine dair haber görseydik, herhalde hiçbirimiz inanmazdık.
picture

Jose Mourinho

Görsel kaynağı: Getty Images

Bir yıl önce ülkemizde gösterdiği performansla bile eleştirilen, eski halinden eser olmadığı düşünülen Mourinho; çok değil bir yıl sonra Real Madrid'in başına geçmeye çok yakın. Mourinho formdan düşmüş olsa da Perez'in aradığı dominant teknik direktör profiline uygun ve kulübü bilen bir isim.
Biraz önce bahsettiğim pragmatizm-idealizm karşıtlığının son dönemde gündemine oturan bir kulüp Real Madrid. Ancelotti'yi futbol dünyasının en büyük pragmatistlerinden biri olarak tanırız. Özellikle Real Madrid'in başında elde ettiği başarılar ve sayısız kupaların yanı sıra hiçbir taktik anlayışa bağlı kalmaması, onun karakterini oluşturan yegane özelliğidir. 2024/25 sezonunda Real Madrid'e oynattığı zayıf oyun, kötü sonuçlarla harmanlanınca taraftardan çokça tepki görmüştü ve Perez onunla yollarını ayırmıştı. Son 5 yılda 2 Şampiyonlar Ligi, 2 La Liga kazanmış bir teknik direktörden vazgeçilmesinin tek sebebi bir sezonluk başarısızlık değildi. Perez, takımı daha modernize edebilmek ve takımın oyun gücünü daha yukarı çekebilmek için belki de uzun zamandır yapmadığı bir şey yapmıştı. İdealist ve taktisyen yönüyle bilinen Xabi Alonso'yu takımın başına geçirmişti. Kulübün DNA'sına uymayacağını, genç bir teknik adama çok fazla sabredilemeyeceğini söyleyen çok kişi olmuştu ve nitekim haklı da çıktılar. Günün sonunda kaos dolu bir takımda tutunamayan Xabi Alonso, yıldız yönetimi konusunda sınıfta kaldı ve geçici bir Arbeloa döneminden sonra Real Madrid eski bir dostun kapısını çaldı. Belki Real Madrid'in bu kaotik ortamına Mourinho gibi dominant bir karakter gerekiyordur. Yine de Flick'in oyun gücü nirvanaya ulaşmış Barcelona'sına karşı, Mourinho'nun saha içinde hiçbir şekilde üstünlük kurabileceğini düşünmüyorum. Real Madrid, birkaç doğru transferle Şampiyonlar Ligi için iddialı bir takım olabilir ama Barcelona karşısında uzun bir lig maratonunda galip gelme şansı çok düşük olacaktır.

Büyük Meydan Okuma: Chelsea

Real Madrid'den kovulduğu günden beri Liverpool için yazılıp çizildi. Bazı gazeteciler birçok kez Liverpool ile anlaştığını söyledi. Tüm bunlara rağmen Xabi Alonso, Chelsea'nin yeni teknik direktörü oldu. Chelsea, önceki teknik direktörleri Liam Rosenior'u, Enzo Maresca'yı, Graham Potter'ı duyururken "baş antrenör" ifadesini kullanırken Xabi Alonso'yu yeni "menajerleri" olarak tanıttı. Türkiye'de bu ikisi arasındaki farkı idrak etmek zor olabilir, keza ülkemizde teknik direktörler için böyle terimsel ayrımlar yapılmıyor. İkisi arasındaki temel fark şu: yönetimlerin bir baş antrenörden beklentisi saha içinde görevini yapmasıdır. Baş antrenörler saha dışı olaylarında tek söz sahibi olmaz, çoğunlukla bir sportif direktörün altında çalışırlar. Menajerler ise yapılacak transferlerde başrol oynarlar. Sadece saha içinden değil, saha dışından sorumlu olurlar. Bir sportif direktörle çalışsalar dahi yetkileri baş antrenörlere göre daha geniştir. Bir sportif direktörün altında çalışan baş antrenörlere daha çok Almanya'da, menajerlere ise İngiltere'de denk geliriz. Almanlar teknik direktör değiştirseler dahi sistemlerinin aynı kalmasını isterken İngilizler teknik direktörlerinin takımın sistemini oluşturmasına daha çok müsaade eder. Aslında bu iki terim arasında bir statü farkı yok. İkisi de takımın teknik direktörü olarak görev yapıyorlar fakat kulüp içi dengeler, bu rollerin verilmesinde etkili oluyor.
picture

Xabi Alonso

Görsel kaynağı: Getty Images

Xabi Alonso-Chelsea birlikteliğinin de nasıl olacağına dair bu açıklamadan bir şeyleri anlayabiliyoruz. Sürekli teknik direktör değişimine giden başarısız Todd Boehly yönetimi, Xabi Alonso'ya takımı kurma yetkisi verecek ve transferlerde Alonso önemli söz sahibi olacaktır. Bu durumda Alonso, Klopp'un Liverpool'da kendi takımını kurmasına benzer bir şekilde Chelsea'de kendi takımını kurabilir. Hiç şüphesiz Klopp'tan daha şanslı olan Alonso, daha yüksek bonservisler verebilecektir fakat Boehly ve Eghbali ile çalışmak Alonso'nun en büyük sınavı olacaktır.

Bir Devrin Sonu

Dokuz yıllık başarı dolu bir serüvenin ardından Pep Guardiola'nın Manchester City'den ayrılması bekleniyor. Klopp'tan sonra Pep'in de Premier Lig'den ayrılığına tanıklık etmek kalp kırıcı olacak. Bu ikili arasındaki rekabet, futbol tarihine altın harflerle kazındı. Biz futbolseverlere bolca güzel anılar bıraktı. Klopp Liverpool'dan ayrılırken yerini bırakacağı ismi resmi olarak kendi açıklamıştı. Pep'in ayrılacağı bile kesin bir şekilde duyurulmamış olsa da, yerine geçecek isim dahi güvenilir kaynaklarca belli: Enzo Maresca.
picture

Enzo Maresca

Görsel kaynağı: Getty Images

Chelsea'den ayrılış sebebi bile saha içi problemler değil, çıkan City söylentileriydi. Kimileri Chelsea'nin başındayken City ile adının çıkması dolayısıyla Maresca'yı, kimileri ise Maresca gibi başarılı ve ümit vadeden bir teknik direktörle yollarını ayırdığı için Chelsea yönetimini eleştirmişti. Kim ne derse desin günün sonunda Maresca, Pep'in mirasını üstlenmeye çok yakın. En başarılı olduğu takım olan Leicester City'deki taktiksel şablonu da Pep'in son dönemlerde kullandığına oldukça benziyor. Maresca'nın idolleriyse Arrigo Sacchi, Johan Cruyff ve Pep Guardiola. Pep de ondan hep övgüyle bahsetti. Chelsea ile Kulüpler Dünya Kupası ve Konferans Ligi'ni kazanmasına dikkat çekerek onun dünyanın en iyi teknik direktörlerden biri olduğunu söylemişti. Eğer bir sürpriz olmazsa City'de bu teknik direktör değişikliği yaşanacak. Bakalım bu değişim Manchester City'yi tekrardan zirveye mi çıkaracak, yoksa Guardiola sonrası eski gücünden daha da mı uzaklaşacak?

Sürece Güvenenler

Kulüplerin teknik direktör arayışlarının ortasında iki kulüp var ki ikisi de yeni sezona kendi teknik adamlarıyla devam edecek. İşin ilginci, bu iki kulüpten birinde görece huzur ve düzen varken diğerinde bir süredir kaos ve umutsuzluk hakim. Bu iki kulüp İngiltere'nin dev ezeli rakipleri Manchester United ve Liverpool.
Normalde kaos United'la, düzen ve huzursa Liverpool'la özdeşleşen duygulardı. 2025/26 sezonuna girilirken kimse Kırmızı Şeytanların ligi ezeli rakiplerinin üstünde bitirmesini de beklemiyordu fakat kulüp efsanesi Michael Carrick öyle bir performans gösterdi ki United'ı uzun süre sonra üst sıralara taşıdı. Amorim'in yerine geçici menajer olarak getirilen Carrick'in akıbeti son haftalara kadar belli değildi. Geldiğinden beri takıma umut aşılayan, oyuncularından yüksek verim alan Carrick'in hep bir noktada tökezlemesi beklendi. Öyle ki eski takım arkadaşları Gary Neville, Paul Scholes ve Roy Keane, Carrick ile sözleşme uzatılmasını olumsuz bir gelişme olarak değerlendirdiler. Geçici menajerlik ile kalıcı görev arasındaki en temel farkın baskı olduğunda ve Carrick'ten ziyade daha tecrübeli bir teknik adama yönelinmesi gerektiği konusunda hemfikirler. Oysa Amorim döneminde üzerinde uğursuzluk hisseden bu umutsuz takımı sezon ortasında alıp Şampiyonlar Ligi potasına sokmak gerçekten çok önemli bir iş. Carrick bu kadroyla ancak bu kadarını yapabilirdi ve gösterdikleriyle bu görevde kalmayı sonuna kadar hak etti.
picture

Arne Slot

Görsel kaynağı: SID

Merseyside'da ise sular durulmuyor. Salah'ın Slot'a göndermeli paylaşımlarına bazı takım arkadaşlarından da destek geldi. Soyunma odasındaki etkinliği en azından dışarıdan sorunlu görünen Slot, taraftarı da kaybetmiş durumda. İlk geldiği sene şampiyon yapmış bir teknik adam, kredisini ancak bu kadar kötü kullanabilirdi. Xabi Alonso ismi, ligin ikinci yarısından itibaren sürekli taraftarın dilindeydi. Her puan kaybından sonra Slot'un gönderileceğine dair birçok haber de çıktı fakat Liverpool yönetimi inanılmaz bir sabır politikası uygulayarak Arne Slot'la devam etme kararı aldı. Taraftarı, oyuncuları, momentumu kaybetmiş Slot'un yeniden göze girebilmesi çok zor. Önümüzdeki sezona kötü bir başlangıç yapması durumunda da Slot'un Liverpool kariyeri çok da uzun sürmeyecektir.

Sıcak Bir Yaz

İngiltere'nin büyük altılısı, İspanya'nın devi Real Madrid ve Avrupa'nın kalan diğer büyük kulüplerinde teknik direktör konusu bir süre daha gündemimizde yer alacak. Ayrıca Oliver Glasner, Andoni Iraola, Antonio Conte, Marco Silva, Julian Nagelsmann, Xavi, Ruben Amorim, Filipe Luis ve diğer birçok teknik adam da bu yaz gündemi meşgul edecek. Bazı kulüpler eski usul pragmatist teknik direktör tercihlerine giderken bazıları yapılanmasını teknik direktörleri üzerinden yapmayı tercih edecek. Bu tercihin net bir doğrusu veya yanlışı yok. Yine de Avrupa'nın zirvesinde kimin kalacağını, yerel liglerde pragmatist teknik adamların nasıl performanslar göstereceğini bize zaman gösterecek.
Yazı: Bartu Doğan
Uygulamada 3M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam