Türk futbol tarihinin en unutulmaz günüydü. En azından yıllarca...

19 Şubat 1956’da Mithatpaşa Stadyumu tıklım tıkış dolmuştu. Ne de olsa Dolmabahçe, yeryüzünün en güçlü takımını ağırlıyordu. Otuz küsur maçlık yenilmezlik serisi 1954 Dünya Kupası finalinde bozulduğundan beri yine mağlubiyeti unutmuş Puskas ve arkadaşları, sonunda çimlere ayak basıyordu.

Futbol
Manchester City'den 21. Galibiyet Geldi
BIR SAAT ÖNCE

İstanbul tarihi günlerinden birisini yaşıyordu. 28 bin kişi statta yerini almıştı. Müsaadenizle bir parça aile tarihi... Babaannem o zamanlar ilkokulda olan amcamı kapmış açık tribünün yolunu tutarken, babam ortaokul arkadaşlarıyla birlikte kapalıya gitmiş. Büyükbabam deseniz şeref tribünün hemen arkasında kendisine bir yer bulmuş. Hepsi sonra da evde buluşmuş...

Biraz geriye sarmalı...

Macaristan, aslında 3 Şubat akşamı Türkiye’ye gelmişti. Her şey iyi güzeldi de Tabiat Ana’nın sürprizleri bitmiyordu. Yetmiş santimi bulan kar, maçın ertelenmesine neden olmuştu. Karaborsada yüz liraya peynir ekmek gibi satılan biletler manşetleri süslerken, karda sahne almak istemeyen yıldızlar topluluğu rahatlamıştı. Hattâ büyük usta Halit Kıvanç kararı memnuniyetle karşılayan Czibor’un tellendirdiği sigarayı yazıyordu.

6 Şubat’ta İzmir’e varan yenilmez armada, ilk maçını iki gün sonra yapmıştı. Sebes’in öğrencileri sahadan 8-1’lik skorla galip ayrılıyordu. İki ülke federasyonu asıl milli müsabakanın hangi gün oynanacağına dair görüşmeleri sürdürüyordu. Daha önce 19 Şubat’ta karar kılınsa da dört gün önceye çekme çabaları da sürüyordu.


10 Şubat’ta tablo daha da hazindi. Tabelada yazan 11-0’dan sonra Macaristan’ın ‘düzineyi tamamlayamadığı’ ifadesi iki ülke arasındaki farkı ortaya koyuyordu. İki gün sonrasında Ankaralı futbolseverler efsane ekibe doymuştu. Başkent karmasının aldığı 4-2’lik mağlubiyete neredeyse sevinenler olmuştu.

Görsel kaynağı: Eurosport

Milli takım tek seçicisi Eşfak Aykaç, “İnşallah Ankara’da olduğu gibi bir oyun çıkarırız” diyedursun, Macarlar 15 Şubat’ta İstanbul’da sahne alıyordu. Tarife daha da düşmüştü: 3-1.

Tüm Türkiye, 19’unu iple çekiyordu.

Dakikalar 6’yı gösterirken perdeyi açan Lefter destanı başlatıyordu. Altın Kafa Kocsis dışında tam kadro olan Sebes’in öğrencileri 38’de donup kalıyordu. Kazanılan penaltıyı kullanan Türk futbolunun biricik Ordinaryüs’ü kendisinin ve takımının ikinci golüne imza atmıştı.

Metin Oktay’ın da kendi nam, ay-yıldızlılar hesabına yazdırdığı sayıyla bir anda fark üçe çıkmıştı. Maçın sonlarında Puskas ağları bulsa da kalan dakikalar geçmek bilmiyordu. Stattaki binlerin sayısı zamanla katlanıyor, milyonları buluyor; neredeyse ülke nüfusunu geçiyordu.

Tüm dünyanın hayretle karşıladığı skor her şeyi anlatıyordu, yenilmez denen takım ikinci mağlubiyetini almıştı.

Bu tarihi zafer yıllarca anlatılacak, milat olarak kabul edilecekti. Sahi 56 yıl önce statta olanlardan kim bir gün dünya üçüncülüğüne terfi edeceğimize inanabilirdi ki…

Galeri: Tarihi Macaristan zaferinin baştan sona fotoğraflı öyküsünü görmek için tıklayın!

Futbol
Johnson, EURO 2020'yi Birleşik Krallık'ta oynatmaya sıcak bakıyor
DÜN - 12:35
Futbol
"Arap takımları Avrupa takımlarıyla rekabet edebilir"
DÜN - 05:14