Guardiola City'de Neyi Nasıl Değiştirdi?
TarafındanMelih Aydoğmuş
Yayınlandı 17/11/2025 - 11:26 GMT+3
Pep Guardiola ve onun Manchester City'si, bir sezonluk performans düşüklüğünün ardından bu sezon yeniden rekabetçi bir takım olduğunu Liverpool galibiyetiyle kanıtladı. Peki artan bu form grafiğinin arkasında hangi değişimler var?
Pep Guardiola steht vor seinem 1000 Spiel als Trainer
Görsel kaynağı: Getty Images
Pep Guardiola için kabus gibi geçen 2024/25 sezonunda, Premier Lig'de beklenmedik sonuçlara tanıklık ettik. 9 yıllık başarı dolu Jurgen Klopp devri kapanmıştı ve Liverpool'un yeni teknik direktörü Arne Slot'un ilk sezonunda şampiyonluk yaşamasına kimse ihtimal dahi vermemişti. Fakat Manchester City'nin, Pep döneminde hiç görmediğimiz kadar istikrarsız performans sergilemesi ve sezon boyunca Liverpool'a rakip dahi olamaması; öbür tarafta da Arsenal'in nefesinin şampiyonluk yarışına yetmemesiyle rekabet dozu Premier Lig ortalamasının altında kalan bir sezon izlemiştik.
Pep Guardiola, İngiltere'ye geldiği 2016/17 sezonundan itibaren takımın başında geçirdiği sekiz sezonun yedisini şampiyon olarak tamamladı. Kazanmaya bu denli alışmış bir teknik adam olan Guardiola'nın, kaybetmeye olan alerjisinin bazı belirtilerini görmüştük. Bu süreç, onun futbolla kafayı ne kadar bozmuş olduğunu gösterirken Pep'in dipte uzun süre kalamayacağının da bir nevi kanıtıydı. Nitekim bu sezon öyle de oldu. Manchester City yeniden şampiyonluk yarışı verebilecek, rekabetçi futbol oynayabilecek bir noktaya geldi. Bu noktaya gelmesindeki tek etken yaz transfer dönemindeki yeniden yapılanma değildi. Pep'in alışık olduğumuz topu domine etme oyunundan yavaş yavaş feragat ettiğini de gözlemleyebiliyoruz. Aslında bu durum, bu sezona özgü değil. Birkaç sezondur Pep'in, oyununu farklı bir noktaya dönüştürdüğünü net bir şekilde görüyoruz ve veriler ışığında da bunu doğrulayabiliyoruz.
Bu değişimin temeli Erling Haaland'ın transfer edilmesine dayanıyor. Ligde Liverpool ile büyük bir rekabet içinde olan Manchester City, 2019/20 hariç tüm sezonlarda galip gelmeyi başarmış ve ligi domine etmişti. Fakat Manchester City, projenin başından beri ana hedef olan Şampiyonlar Ligi kupasını bir türlü kazanamamıştı. Oynattığı oyun 38 haftalık ligi domine etmeye çok uygundu fakat iki maçlık turnuva usulünde antitezlerine karşı fazlaca açık verebiliyordu. Buna rağmen 2020/21 sezonunda takımı Şampiyonlar Ligi finaline çıkarmayı başaran Pep, Chelsea maçından eli boş dönmüştü. Her şeyi deniyordu, çok düşünüyordu. "Overthinker", yani olayların üzerine çok fazla kafa yoran biri olduğu iddia ediliyordu. Sergio Aguero'dan beri net bir santrafor kullanmayan Pep Guardiola, 2022 yazında Erling Haaland'ın takıma katılmasıyla oyun sisteminin değişime uğrayacağının sinyallerini vermişti. Net bir santraforla oynamak, genellikle takımın kritik anları daha iyi oynamasını sağlar. Fakat Pep'in takımlarında bir santrafordan beklenen en temel özellik gezici olması, yanındakilere iyi bağlantı yapabilmesi olmuştur. Bu sebeptendir ki, gol dağılımları hücum ve orta saha oyuncuları arasında çok dengeli dağılıyordu Manchester City'de. 2020/21 sezonu bu duruma çok iyi bir örnek: Sezonu 86 puanla şampiyon olarak tamamlayan Manchester City'de en çok gol atan oyuncu 13 golle İlkay Gündoğan'ken onu 10 golle Raheem Sterling, dokuz golle Gabriel Jesus, Riyad Mahrez, Phil Foden ve yedi golle Ferran Torres takip ediyordu. Oysa Haaland'ın takıma katıldığı 2022/23 sezonundan itibaren kaydedilen lig gollerine baktığımızda; Erling Haaland'ın 99 golle birinci sıraya yerleştiğini, en yakın rakibi Foden'ın bu dört sezonda onu 37 golle onu takip ettiğini görüyoruz. Aguero döneminde dahi böyle bir gol dominasyonu görülmemişken Haaland'ın transferi sonrası Manchester City'nin gol yükünün yalnızca bir oyuncuya yüklendiğini ve atak varyasyonlarının büyük oranda Haaland üzerinden okunması gerektiğini gözler önüne seriyor. Elbette Haaland gibi usta bir golcüye sahip olmak ve ondan bu denli yüksek gol verimi almak çok büyük bir şans olsa da onun etkisiz kaldığı ve iyi marke edildiği eşleşmelerde zaman zaman sıkıntı yaşayabiliyor Manchester City. Şampiyonlar Ligi'ni kazandıkları 2022/23 sezonunda Haaland, yarı finalden itibaren gol kaydedememişti ve bu nedenle eleştirilmişti. Bu tip hedef maçlarda rakip takım stoperlerinin Haaland'a karşı ekstra motive olduklarını ve markaj uyguladıklarını görüyoruz fakat Haaland'ın ceza sahasındaki varlığı bile City'ye katkı sağlıyor. Bu varlık, diğer hücum oyuncularının daha serbest kalmasına yardımcı olabiliyor.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2025/11/17/image-7c059fc7-ed3a-4f75-99cf-48ab4f9bdb5a.jpeg)
Erling Haaland
Görsel kaynağı: Getty Images
2022/23 sezonunda Pep'in City'ye getirdiği yenilik bununla sınırlı kalmadı. Savunma hattında da kendisinden alışık olmadığımız düzenlere geçti Pep ve oyun kurulum şablonunda tüm dünyaya ilham kaynağı olacak yeniliklere gitti. Önceki sezonlarda Joao Cancelo'yu sol bekte oyun kurucu rolünde, sağ bekte Kyle Walker'ı kanat beki olarak kullanan Pep Guardiola dört stoperli düzene geçiş yaptı ve Cancelo'yu bir anda ana plandan sildi. Oyun kurgusuna dahil ettiği ve orijini stoper John Stones, defansif orta saha pozisyonunda kariyerinin en iyi sezonunu geçirdi. Beklerde sıkça kullandığı Nathan Ake, Manuel Akanji ve Walker takıma sertlik katıp savunmayı sağlamlaştırmalarının yanında ayak kaliteleriyle de oyun kurulumunda ciddi fark yarattılar. Bu yeniliklerle beraber Manchester City, yine topu domine eden fakat daha korkutucu bir takım olmasının yanında geçiş savunmalarında da mahir bir takım haline geldi. Öyle ki bu değişimlerle beraber City, sezonu üç kupayla tamamladı. Bu sistem, Guardiola'nın eski öğrencisi Mikel Arteta'yı da etkilemiş olacak ki Arteta 2024/25 sezonunda Riccardo Calafiori'nin de transferiyle savunma hattında dört stoper karakterli oyuncu tercih etmeye başladı.
Gelgelelim Manchester City, 2024/25 sezonunda kendilerinden beklenen performansın oldukça altında bir form grafiği tutturdu. Bunun sebeplerine inecek olursak sakatlıkları da gözardı etmemek gerekir. Kevin De Bruyne, geçirdiği hamstring sakatlığı sonrası form düşüklükleri yaşadı, sezon boyunca eski performansının epey altında kaldı. Bir senelik Barcelona kariyerinin ardından tekrar Manchester'a dönen İlkay Gündoğan, Pep'in bıraktığı İlkay'dan çok farklıydı. Eski performansından çok uzakta kalmış, De Bruyne'nin açığını kapatamamıştı. Ön hatta diğer oyunculardan da istediği performansı alamayan Guardiola, savunma hattında farklı sıkıntılarla uğraştı. Rodri'nin sakatlığından dolayı sezonu kapatması takımın iskeletini tamamen bozmuş, defans hattında da istikrarsızlıklar baş göstermişti. Tüm bu sorunlara rağmen sezon sonu ligde 3. sırayı alan Manchester City; De Bruyne, Gündoğan, Ederson, Jack Grealish gibi efsaneleriyle yollarını ayırmış ve bambaşka bir yola girmişti.
Manchester City'nin bu yaz yaptığı transferler ışığında yeni yolun nereye gideceğini kestirmek güç değildi. De Bruyne'nin yerini Rayan Cherki, İlkay'ın yerini Tijani Reijnders, Ederson'un yerini Gianluigi Donnarumma ile doldurmuşlar ve üstüne Rayan Ait-Nouri'yi de takıma katmışlardı. Bu yeniden yapılanma süreci, City'nin oyununun daha geçiş odaklı olacağının sinyallerini verdi. Ayrılan yıldızların yerine alınan futbolcular, Pep sonrasına mı hazırlık yapılıyor sorularını da akıllara getirdi. Keza Guardiola'nın Barcelona'dan beri birlikte çalıştığı sportif direktör Txiki Begiristain'ın bu yaz takımdan ayrılışı ve bu süreçte yapılan transferler Pep-City birlikteliğinin sonuna yaklaşıldığına alamet olarak görüldü. Sonuç olarak Guardiola sezona takımın başında başladı. Kadroda David Silva'sı, De Bruyne'si, Aguero'su ve hatta henüz sakatlıklardan tam olarak kurtulamamış olan Rodri'si olmayan Guardiola, oyun felsefesini gözle görülür biçimde değiştirdi. Sezonun 12. haftası itibariyle bu neticeyi verilerle de netleştirmek mümkün: Pep Guardiola'nın Premier Lig'deki ilk sekiz sezonunda City'nin maç başına geçiş hücumu sayısı 0,56'ydı. 2024/25 sezonunda maç başına 0,78 kontra hücumuyla neredeyse %40'lık bir artış sağlanmıştı. Bunun üzerine de bu sezonun ilk 11 lig maçı itibariyle maç başına 1,6 geçiş hücumu istatistiğiyle %185'lik dev bir artış göze çarptı. Yine topla oynama yüzdelerine bakıldığında da bir değişim görmek mümkün. Pep'in ilk sekiz sezonunda ortalama %66,7 topa sahip olan City, 2024/25 sezonunda %61,5 ve 2025/26 sezonunun ilk 11 maçında %56,5 topa sahip oldu. Cityzen'lar, kazandığı son iki Premier Lig maçı olan Liverpool ve Bournemouth maçlarının ikisinde de topa rakibinden daha az sahipti.
Futbol dünyasının en dogmatik topa sahip olma hocası olarak bildiğimiz Pep Guardiola, onu tanıdığımız halinin dışına çıkmaya yavaş yavaş başladı. Kazanmak uğruna yaptığı bu değişimler ona şimdilik zarardan çok fayda sağladı. Bu zamana kadar futbolun taktiksel dünyasına çok büyük katkılar verdi. Başlattığı bu yeni meydan okuma, futbolseverler için takip edilmesi gereken, önemli bir dönüm noktası olacak gibi gözüküyor.
Yazı: Bartu Doğan
Benzer Konular
Reklam
Reklam