Bu yazı The Guardian'da yayımlanmış ve Tifosi Blog ekibi tarafından dilimize uyarlanmıştır.

Futbol değişti.

Futbol
PREMIER LİG’DE BEŞİNCİ HAFTANIN ARDINDAN
6 SAAT ÖNCE

Menajerler ve yorumcular arasındaki anlaşmazlıkların çoğu, saygı ya da iş ahlakı konusundaki içinden çıkılması mümkün olmayan fikir ayrılıklarından kaynaklanan sıkıcı tartışmalar. Fakat Liverpool’un Arsenal’ı 3-1 yenmesi sonrasında gerçekleşen ve iki tarafın da kendinden emin olduğu Roy Keane - Jürgen Klopp diyaloğu, büyüleyiciydi. Büyüsü, Klopp’un inatçı bir şekilde Keane’i sorgulaması ya da Keane’in sert “alındı... bir de kaybettiklerini düşünsene” cevabı gibi pembe dizi elementlerinden kaynaklanmıyordu. Büyüsü, iki adamın futbolu nasıl gördüğünü yansıtışı ve bunun oyunun nasıl değiştiğini ifade edişinden kaynaklanıyordu.

2000 Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali’nde Keane’in Old Trafford’da kendi ağlarına yolladığı top sonrası Manchester United, 0-0'ın rövanşında 3-2 yenilerek Real Madrid’e elenmişti. O zamanki eğilim, daha çok Madrid’in atikliğini ve etkili kontralarını övmekti. Bir de tabii Fernando Redondo’nun topuğuyla Henning Berg’ün bacak arasından attığı, Premier Lig’in sahi emekçilerinin üst düzey yabancı kulüpler tarafından tarihe gömüldüğü anlatısını destekleyen o dâhiyane çalım övülüyordu.

Lakin aslında yaşananlar tam olarak böyle değildi. Real Madrid acımasız da olsa şanslıydı. Aitor Karanka ilk yarıda kale çizgisi üzerinde elle oynadığı için atılmalı, United penaltı kazanmalıydı. Fakat bunun dışında da United’ın eline galibiyet şansları geçmişti. Fakat artık o şanslar yeterli değildi. 1997’de Borussia Dortmund’a, 1998’de Monaco’ya elenirken Old Trafford’da yenen erken gollerden sonra, yeterli değildi.

United, Premier League’de maça bir şekilde geri döneceklerinin farkında olarak oynayabilirdi. Hatta önceki sezon aynı anlayış onlara Şampiyonlar Ligi’ni de getirmişti fakat rakibin hata yapmasını beklemek durumundalardı. Keane’in de dediği gibi, finalde Bayern “çuvallamıştı”. Çok riskliydi, birçok fırsat da kaçırmışlardı. Takımlar zirvelerinde çok kısa süre boyunca kalabilir. Yaş ve tecrübe kaçınılmaz olarak bir noktada sizi yeni tedbirlere götürür.

Sonraki on yıl, United’ın yaklaşımını da değiştirdi. Özellikle Avrupa’da, “20 şans yakalayıp 5 şans verirsek birçok maçı kazanırız.” yerine “5 şans yakalayıp hiç vermezsek kaybetmeyiz.” anlayışı geldi. Gelen bir Şampiyonlar Ligi ve iki final göz önüne alındığında işe yaramadığı da söylenemez.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1326x426:1328x424)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/08/04/2860100.jpg

İki oyun anlayışından birini doğru, ötekini yanlış olarak konumlandırmak doğru olmaz. Saha yönetimi de zaten parametreleri dilediğiniz gibi değiştirebildiğiniz bir ölçek değil. Lakin Klopp, son dönemlerindeki Alex Ferguson’a göre çok daha büyük çapta riski almaya hazır. Bu risk alma konusunu önceden enine boyuna ele aldığıysa gayet belli. Kendisi Pep Guardiola’nın Manchester City’sine karşı kendi yarı sahasında bekleyip çakılı kalmayı, ardından kontradan gol aramayı piyango bileti almaya benzetmişti. Aslında Klopp’un kafasında kurguladığı, rakibe karşı sahada basmak ve ağır bir yenilgi alma ihtimalini kabullenmek (Liverpool da daha önce City’e 5-0 ve 4-0 mağlup olmuştu), aynı zamanda kazanma şanslarını da yükseltmekti.

Pazartesi günü Klopp, çizgi hakemlerine verilen sadece net ofsaytlar için bayrak kaldırma direktifine değinmişti. Bu kararın yanlış bir izlenim bıraktığını söylemesi gayet yerindeydi. Arsenal’ın etkili gelişen hücumlarının birçoğu ofsayttı ve aynı pozisyonlar geçmiş yıllarda olsa Arsenal herhangi bir fırsat yakalayamadan ofsayt kararıyla durdurulmuş olurdu. Alexandre Lacazette’in golünün çıkış noktası da, en azından yapılan ortaya kadar, sıradışı bir kaliteydi. Andy Robertson’dan gelen garip bir hata, şans eseri ve bir o kadar da tuhaf bir son vuruşla birleşince gol kaçınılmazdı. Sonuç olarak, Lacazette bire biri yakalayıp skoru eşitlemişti.

Bu maç da büyük tablonun bir parçasıydı: Arsenal, Temmuz’da iki kez Liverpool baskısını kırmayı başararak evinde galip gelmişti ve Community Shield’da da aynı şekilde beraberliği aldıktan sonra penaltılarda maçı kazanmışlardı. Ve Liverpool, önceki iki lig maçında da üç gol yemişti. Klopp, Keane’in “sloppy” (baştan savma, dağınık) kelimesine çok takılmış gibi gözüküyordu. Belki durumu anlatmak için doğru kelime bu olmayabilir. Risk, oynadıkları oyunun doğasında var.

Ama günümüzde futbol böyle oynanıyor. Büyük takımların neredeyse hepsinin yaptığı gibi savunmanızı ileride kurduğunuzda arkaya atılan bir top da daima ihtimal dahilinde oluyor. Bayern, Şampiyonlar Ligi’ni kazanırken sahada ortaya koydukları tez sürekli olarak çürütülmenin eşiğinde gözüküyordu. Presteki küçük bir kusur, toplu oyuncunun boş bırakıldığı tek bir an; araya atılan basit bir pas anlamına gelebiliyor. Pazar günü Manchester City, orta sahada Nampalys Mendy ve Youri Tielemans’ın tempo yaparak presi kırdığı Leicester City karşısında bozguna uğradı. Elle oynama kuralı tartışıladursun, bu sezon Premier Lig’de verilen penaltıların büyük bölümünün sebebi savunmacıların son çare olarak arkaya sarkan hücumcuların bacaklarına yaptıkları hamlelerdi.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(845x383:847x381)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/10/02/2900258.jpg

Henüz sezonun başındayız ve bu istatistik muhakkak gerileyecektir fakat Premier Lig’de şu ana dek maç başına 3.67 gol atıldı. Geçtiğimiz onyılın ortalaması 2.75’ti. Belki yarım yamalak geçirilen sezon öncesi dönemi, organizasyonu da etkilemiştir. Yine de, insana öyle geliyor ki, futbolun dinamikleri değişti; yoğun presli, savunmanın ileride kurulduğu ve neticesinde yüksek riskli futbol varsayılan haline geldi. Çağ değişti ve Klopp, Ferguson’un vaktinde oynamadığı kumarları oynamaktan memnuniyet duyuyor. Oyuncularının, rakipten daha çok gol atacak kapasitede olduğuna inanıyor.

Keane’in endişeleri haklı olabilir, Liverpool’un açık oyunu zaman zaman hayati maçları kaybetmeleriyle sonuçlanıyor olabilir fakat modern futbol, bu.

Futbol
Şampiyonlar, En İyiler, En Görkemli Takımlar
9 SAAT ÖNCE
Futbol
FA'den Pickford'a ceza yok
11 SAAT ÖNCE