*Bu yazı New York Times'ta yayımlanmış ve Tifosi Blog ekibi tarafından çevirilmiştir.

Mertesacker hayatının en önemli maçından önceki gün Brezilya’da, Porto Seguro’dan birkaç saat uzaklıkta, Almanya’nın deniz kıyısındaki sakin antrenman tesislerine çağrıldı ve maçta oynamayacağı söylendi.

Futbol
Premier Lig'den son notlar
3 SAAT ÖNCE

Teknik direktör Joachim Löw sakince çeyrek finaldeki Fransa maçı için bazı değişikliklere gideceğini söyledi. O ana kadar Dünya Kupası’nın her dakikasını oynasa ve kadronun en deneyimlilerinden olsa da Mertesacker de bu değişimden etkilenenler arasındaydı. Jerome Boateng merkeze dönecek, Philipp Lahm da sağ bekteki yerini geri alacaktı.

Löw’ün kadrosunda olmasını isteyeceği kadar zeki, düşünceli, anlayışlı ve cana yakın bir karakter olsa da Mertesacker bile “egosunun biraz ortaya çıktığını” itiraf ediyor.

“Şoktaydım. ‘Bu insanların bana güvendiğini sanıyordum’ diye düşünüyordum. ‘Peki buna ne dersiniz, ya da şuna?’ diye soruyordum.”

Löw bu noktada konuşmayı bıraktı ve görevi asistanı Hansi Flick’e bıraktı. Flick ne diyeceğini her zaman bilirdi.

Dışarıdan bakınca, Niko Kovac’ın kovulmasıyla başa geçen Flick’in bıraktığı etki ‘mucize’ başlığı altında yorumlanıyor. Barcelona’ya karşı aldıkları 8-2’lik galibiyet (en azından şimdilik) Flick döneminin zirvesi ve bu zirve ilahi bir dokunuşla oluşmuş gibi gözüküyor.

Kovac döneminde Bayern satışlara yönelmişti. ‘Bir devrin sonu’ havası kulübün çevresini sarmıştı. Oyuncular rahatsız olmaya başlıyor, yöneticiler de zamanı yavaş yavaş geride kalan yıldızları satmak veya takımda tutmak konusunda endişeli düşüncelere dalıyorlardı. Manuel Neuer ve Thomas Müller gibi ikonların takımdan ayrılma ihtimali söz konusuydu.

Flick’in göreve gelişi de geçici antrenörlük olarak yorumlandı. Eski takım arkadaşı Olaf Thon’a göre 1980’lerde kulüp adına oynamış “agresif, sert ve dürüst” bir oyuncu olan Flick, takımın gelecek yöneticilerinden Oliver Kahn’a göre de kulübün ‘kültürünü’ yakından tanıyan biriydi.

Futbolu bıraktıktan sonra da özellikle Löw’ün Almanya’sındaki asistanlığıyla kendine etkileyici bir antrenörlük özgeçmişi ve saygı duyulası bir itibar kazandırmıştı. Zaten Bayern de Flick’i 2019 yazında kulübe katarken kendisini Kovac’la yolların ayrılması durumunda takımı idare edecek bir alternatif olarak görmüştü.

Fakat uzun vadeli bir çözüm olarak planlanmamıştı. Flick Bayern’e döndüğünde 54 yaşındaydı ve 14 senedir bir takımın başında değildi. O zamanlar da sadece Almanya’nın alt liglerinde görev almıştı. 2005’te Hoffenheim’dan ayrılmasının nedeni takımı ikinci lige çıkaramamasıydı.

Flick, Löw’ün asistanı olarak atandığında Mertesacker bazı oyuncuların karamsar olduklarını itiraf ediyor. “Tereddüt demek daha doğru olur. Elbette o da bir zamanlar futbolcuydu ama ne katabileceğini görmek için beklemeniz gerekiyor.” Aynı çekinceler Bayern’de de olduğundan Flick’ten sadece koltuğu sıcak tutması bekleniyordu, kalıcı olması değil.

Neyse ki birkaç hafta içinde Bayern’in Pochettino’nun maaşı veya Nagelsmann’ı RB Leipzig’den koparıp koparamayacakları hakkında endişelenmesine gerek kalmadı. Flick sezonu yeniden hayat bulmuş bir takım ve Guardiola’yı bile gölgede bırakan bir galibiyet sayısıyla kapattı. 33 maçtan 30 galibiyet, Bundesliga, Almanya Kupası.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1480x681:1482x679)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/06/17/2834313.jpg

Flick takımı devraldığında Bayern’in Avrupa’da bir süper güç olduğu dönemler geride kalmıştı. Geçtiğimiz cuma tanık olduğumuz sezonun en şaşırtıcı skoru ve Bayern’in Barcelona’da bir devri bitiren yıkıcı performansı Flick’in göreve geldiği günle şu an arasındaki büyük farkı, o geçişi ortaya koyuyor.

Lakin Flick’i yakından tanıyan takım arkadaşı Thon veya öğrencisi Mertesacker gibiler pek şaşırmış gözükmüyor. Onlara göre bu takımın bir sırrı, gizli bir büyüsü veya devrimsel bir taktik kurgusu yok.

Aksine, onlara göre Flick’in en büyük gücü Löw’ün Brezilya’da Mertesacker’le konuşmayı ona bırakmasında saklı. “Çok mütevazı, insanlarla iletişimi çok iyi, sosyal yönü kuvvetli” diyor Mertesacker. “Size karşı hakiki bir ilgiyle konuşur. Kendi zafiyetlerini göstermekten korkmaz. Bu da bulaşıcıdır.”

2014 Temmuz’unun o gününde, Mertesacker yaşadığı hayal kırıklığıyla boğuşurken Flick onun güvenini tazelemiş, şüphelerini gidermiş, ona yarı finalde işlerin tekrar değişebileceğini söylemişti. Önemli olanın takım için en iyisi neyse o olduğunu vurgulamıştı. “İletişim konusunda muazzam iyi” diyor Mertesacker.

Almanya’nın EURO 2008 ve 2010 Dünya Kupası kadrolarının bir parçası olan ve günümüzde Hertha Berlin’de sportif direktörlük görevini üstlenen Arne Friedrich de aynı tecrübeyi paylaşıyor. “Çok açık biri, çok dürüst, konu eleştiri olunca bile. Oyunculara zaman ayırıyor. Bu onun için yalnızca ‘iş’ değil. Çok otantik biri. Ve bu da bir hocanın sahip olabileceği en önemli güç.”

Bayern yönetim kurulunun da üyelerinden biri olan Oliver Kahn, kısa ve öz açıklıyor durumu: “Daima oyunculara tam olarak ne söylemesi gerektiğini biliyor, özellikle de zor anlarda. Oyuncuları nasıl idare edeceğini biliyor.”

Bu, Bayern gibi bir takımın hocasının sahip olması gereken en kritik özellik olabilir. Bayern’in kadrosu yüksek profilli, yüksek kazançlı yıldızlarla dolu. Kulübün bir taraftar isyanı, kurumsal bir facia ya da herhangi başka bir kıyamet senaryosundan asla pek uzak olmayışıyla ‘Hollywood FC’ lakabını almasının üzerinden epey zaman geçse de soyunma odasının hassas dengesini korumak hala Bayern Münih menajerinin hatırı sayılır görevlerinden biri.

Flick’in oldukça kabiliyetli olduğu konulardan biri de bu. Oyuncular ve kulüp çalışanları ile olan güçlü iletişimi sayesinde takımdaki herkesin ulaşmak istediği bilgiye ulaşabildiğini dile getiren Mertesacker, Flick’e Almanya’nın 2014 Dünya Kupası şampiyonluğunda takım ruhunu güçlendirmesi sebebiyle de övgü dolu sözler ediyor.

“Sanırım Jogi Löw’e daima yedeklere övgüde bulunmasını söyleyen oydu. Oynayanlara değil; oynamayanlara, tüm hafta sıkı çalışıp ortamı yaratanlara övgüde bulun.”

Friedrich, Flick’in yaklaşımıyla Bayern’e tarihindeki tek üçlemeyi (lig, kupa, Kupa 1) kazandıran Jupp Heynckes'inki arasında benzerlikler olduğunu düşünüyor. “Uzaktan bakan biri olarak Heynckes’in takım kimyası oluşturma konusunda yetenekli biri olduğunu düşünürdüm. Asla yedek kulübesindeki bir oyuncunun şikâyet ettiğini duymazdınız. Hansi’nin de bu konuda aynı olduğunu düşünüyorum.”

Bu kısmen Flick’in oyuncularının çoğuyla arasındaki ilişkiyle bağlantılı olabilir. “Neuer ve Müller’i zaten Milli Takım’dan tanıyor” diyor Kahn. Joshua Kimmich ve Serge Gnabry gibi bazı diğer oyunculara da Alman Futbol Federasyonu’nun futbol direktörü olduğu dönemden aşinaydı. Yani kurulacak bağlar anlamında en baştan avantajlı başladı.

Elbette bu Flick’in Bayern’in stilinde hiçbir değişiklik yapmadığı anlamına gelmiyor. Kovac’ın yaklaşımı reaktifti: antrenmanları müthiş yeteneklerden oluşan kadrosuna savunma çalıştırarak geçiriyordu ve bu da bitkin bir hava yaratıyordu. Flick ise oyunu ‘Topla ne yapabiliriz?’ düşüncesi üzerine kurarak oyuncuları yetenekleriyle neler yapabileceklerini düşünmeye yönlendiriyor. Bu, her şeyden önce, takımın çalışkanlığını arttırdı -Avrupa’nın 5 büyük liginde daha çok pres yapan tek takım Liverpool- ve Müller gibi oyuncuların ışıldamasını sağladı.

Münihliler, Lizbon’da başarıların en büyüğüne ulaşacaklarına içtenlikle inandılar. Konuşma konusunda böylesine hevesli olan bir adama göre Flick’in şu ana dek sessiz bir kariyeri oldu. Bunun büyük bölümünü sahne ışıklarının uzağında, bir kulüp görevlisi ya da asistan menajer olarak geçirdi. Mesela Mertesacker, asla onun “asıl adam” olmakla ilgilendiği izlenimini almamış.

Şimdi ise futboldaki ışıltıların en ışıltılısından, tartışmaya mahal bırakmayacak olan yüce başarıdan bir maçuzakta. Thon, artık zamanının geldiği konusunda kesin ve emin.

“Gerekli kaliteye sahipler. Herkesin önünde Şampiyonlar Ligi’ni kazanacaklar ve o da oyunun büyük hocaları arasında anılmaya başlayacak.”

Futbol
Rakitic: “Barça’da ne Messi ne de Suarez ile çok yakın arkadaş değildim.”
5 SAAT ÖNCE
Futbol
Ada’da transfer hareketliliği
DÜN - 10:50