Alışılmışın dışında tek maç üzerinden oynanan Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final karşılaşmaları sona erdi.

Pandemi nedeniyle tek maç üzerinden oynanan çeyrek final maçları birbirinden ilginç sonuçlara gebe oldu. Favorilerin elendiği, tarihi farkın yaşandığı ve son dakikalara kadar heyecanın sürdüğü karşılaşmalar, izleyicilere unutamayacakları anılar bıraktı. Bu sonuçlar elbette ki altında birçok zengin taktik ve oyuncu meziyetleri de barındırıyordu.

Futbol
Premier Lig'den son notlar
2 SAAT ÖNCE

Atalanta - PSG

Atalanta: Sportiello, Toloi, Caldara, Djimsiti, Hateboer, de Roon, Freuler, Gosens, Papu Gomez, Pasalic, Zapata

PSG: Navas, Kehrer, Silva, Kimpembe, Bernat, Gueye, Marquinhos, Herrera, Sarabia, Icardi, Neymar

Atalanta karşılaşmaya 3-4-1-2 düzeniyle başlarken PSG, 4-3-1-2 düzenini tercih etti. Atalanta’nın amacı orta sahada hakimiyet kurup kazanılan topları Gomez aracılığıyla hızlıca üçüncü bölgeye aktarmaktı. PSG ise ilginç ve kurnazca bir hücum planıyla sahaya çıkmıştı. Icardi ve Sarabia’yı ceza sahasında klasik santrfor oynatmak yerine ceza sahasının çaprazına konuşlandırıp serbest oyuncu rolündeki Neymar’ı merkezde tek bıraktı. Amaç; Neymar’ı forvet gibi gösterip orta sahada kullanarak, rakibin 3’lü savunmasının arkasına Icardi ve Sarabia’nın koşu yapmasıydı. Bunu çok kez başardılar ama son vuruşlardaki şanssızlıklardan dolayı sonuca ulaşamadılar.

PSG, oyun kurarken Atalanta’nın orta 4’lüsü rakip sahada konuşlanıp alanı daralttı. PSG bekleri ise enine genişleyerek boş alan yaratılmasına yardımcı oldu. Top Atalanta’ya geçtiğinde ise bir oyuncu çapraza koşu yaparken, başka bir oyuncu da topa gelip markajdaki adamlarını çekerek boş alan yaratmayı hedefliyordu. 27’nci dakikada Pasalic’in golüyle öne geçen Atalanta, bu taktiğin meyvesini aldı. Goldeki başka dikkat çekici noktaysa sağdan başlayan atağın sola yönlendirilmesi ve topun tekrar sağ tarafa gelip golle sonuçlanması oldu. Böylelikle sürekli enine kayma yapmak zorunda kalan PSG oyuncuları, markaj hatası yapıp boş alan bıraktılar.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1221x695:1223x693)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/08/17/2866237.jpg

Çözüm üretmekte sıkıntılar yaşayan ve yalnızca Neymar’ın sihir yapmasını bekleyen Tuchel, 60. dakikadan sonra Mbappe ve 70. dakikadan sonra Draxler kartını sahaya sürdü. Bu dakikadan sonra 5-3-2 taktiğine dönen Atalanta, PSG’nin bunaltıcı atakları karşısında bölgeler arasındaki mesafeyi daraltarak pozisyon vermemeye çalıştı. Maçın sonlarına yaklaştıkça Mbappe ve Neymar ile pozisyonlar bulan Fransız ekibi aradığı golü, 90’ncı dakikada Choupo-Moting’in savunma arkasına attığı topu iyi kontrol eden Neymar’ın, yerden çevirdiği topa dokunan Marquinhos ile buldu. Golden sonra mental çöküş yaşayan Atalanta, savunmada dalgınlıklar yaşadı. Neymar’ın vücudunu harika bir konuma getirip attığı ara pasta topla buluşan Mbappe, ceza sahasına bakıp içeride koşu yapan Choupo-Moting’e al da at dercesine pas verdi ve PSG bu golle maçı 2-1 kazanıp adını yarı finale yazdırdı. Belki de bu maç; kaliteli taktiğin, kaliteli oyunculara boyun eğdiği maç olarak kayıtlara geçecek.

RB Leipzig - Atletico Madrid

RB Leipzig: Gulacsi; Klostermann, Upamecano, Halstenberg; Sabitzer, Laimer, Kampl, Angeliño; Nkunku, Poulsen, Olmo

Atletico Madrid: Oblak; Trippier, Savic, Gimenez, Renan Lodi; Koke, Hector Herrera, Saúl, Carrasco; Marcos Llorente, Diego Costa

Atletico Madrid sahaya klasikleşen 4-4-2 formatıyla çıktı. Felix’i hamle oyuncusu olarak yedek kulübesinde tutan Simeone, Llorente’yi Costa’nın partneri olarak görevlendirdi.Thomas yerine Herrera’nın tercih edilmesi de bir başka ilginç tercihti. Alman temsilcisi RB Leipzig ise sahayı dörde bölen ve geçişlerde sıkça değişen bir taktikle sahadaydı. 3-3-3-1 şeklinde dağılıp her 10 metrede üçer kişilik grupla baskı kurdu. Bu üç oyuncudan ikisi topa baskı yapıp pas kanallarını kapatmak için pres uyguladı.

Leipzig 3-3-3-1 ile dizilip 3-1-5-1 ile oyun kurdu, top rakipteyken ve rakibin ilk bölgesindeyken 4-2-3-1, top rakipteyken ve rakip Leipzig’in sahasındayken 5-3-2’ye dönüldü. Bu kadar ustaca ve hızlı geçişler sahada taktiksel bir zevk sunarken Simeone, ne yapacağını şaşırmış vaziyetteydi. Bloklar arasındaki örülen zinciri kıramayan Madrid ekibi, duran top kazanmanın peşine düştü. Kazanılan duran topların neredeyse tamamı, uzak tarafa yapıldı ve yapılan bu ortalar, markajdan kurtularak arkadan gelen oyuncuya doğru gönderildi ama sonuca ulaşılamadı.

İki takım da ataklarını sol kanattan geliştirdi. Fark ise şuydu; Atletico Madrid topu Lodi ve Carrasco ile 70-80 metre sol kenarda hapsedip üçüncü bölgeye ulaşınca merkeze çeviriyordu. Leipzig ise birinci bölgede merkezi, ikinci bölgede sağ kanadı, üçüncü bölgedeyse half-space’de boşta kalan Angelino’yu kullanarak atak geliştiriyordu. Leipzig’in ikinci golü tam da bu taktikle gelmişti. İlk gol ise yine tersine kısa paslarla yapılan atak sonucunda geldi. Soldan sağa kısa paslarla gelen topta sağ kanatta bulunan Sabitzer’in içeriye çevirdiği topa iyi bir kafa vuruşu yapan Olmo, takımını 1-0 öne geçirdi. Golden sonra Felix’i oyuna alıp Herrera’yı kenara alan Simeone, Koke’yi merkeze çekip Llorente’yi sağ kanada geçirip Felix’i yardımcı forvet olarak kullandı. Penaltıdan gol de bulan Felix’in çabası sonuç getirmedi ve Angelino’nun asistinde 88. dakikada topu ağlara gönderen Tyler Adams, RB Leipzig’e turu getiren golü kaydetmiş oldu.

Barcelona - Bayern Münih

Barcelona: Ter Stegen, Semedo, Pique, Lenglet, Alba, Busquets, Roberto, De Jong, Vidal, Messi, Suarez

Bayern Münih: Neuer, Kimmich, Boateng, Alaba, Davies, Thiago, Goretzka, Perisic, Müller, Gnabry, Lewandowski

Neredeyse 100 senede bir kez olabilecek bir şey oldu ve Barcelona 8 gol yedi. Bu tarz maçların detaylı taktik analizinden ziyade oyuncu ve takım psikolojisi en önemli nokta olarak dikkat çeker. Yine de ilk 30 dakikadaki taktiğe bakmakta fayda var. İlk 30 dakikada, “Barcelona’yı nasıl durdurabilirsiniz?” sorusunun cevabı yatıyor!

Barcelona 4-4-2 düzeniyle çıkıp Vidal’i sola yakın ama orta sahada diamond oluşturan bir pozisyonda oynattı. Bayern Münih kağıt üstünde 4-2-3-1 gibi gözükse de, 4-2-4 taktiğiyle yayıldı. Buradaki en vurucu nokta öndeki 4 oyuncunun da çizgiye neredeyse hiç basmadan sürekli merkezde daralarak oynamasıydı.

https://imgresizer.eurosport.com/unsafe/0x0/filters:format(jpeg):focal(1387x526:1389x524)/origin-imgresizer.eurosport.com/2020/08/18/2866337.jpg

Katalan ekibinde yıllar geçse de değişmeyen tek şey birinci bölgeden çıkışlarda topun mutlaka Busquets’in ayağına değmesidir. Bayern Münih işte tam da bu noktada fark yaratacak bir hamle geliştirdi. Flick, Busquets’e gölge markajı uygulayarak pas almasını engelledi. Müller ve Lewandowski arasında sıkışan Busquets top alamayınca toplar beklere yönlendirildi. Bekler de çizgiye paralel top sürecek şekilde boş alan bulamayınca uzun top denedi ya da merkeze oynayarak top kaybında bulundu. Öndeki 4’lünün merkezi kapattığı, Thiago ve Goretzka’nın orta sahada hakimiyet kurduğu, Davies ve Kimmich’in de half-space’i etkin kullandığı maçta, Barcelona nefes almakta dahi zorlandı. İlk yarım saatte 4-1 geriye düşen Barcelona, maç sonu sahadan 8-2 mağlup olarak tarihi bir hezimetle turnuvadan elendi ve Bayern Münih uzun yıllar unutulmayacak bu zaferle yarı finale yükselen takım oldu.

Manchester City - Lyon

Manchester City: Ederson, Fernandinho, Garcia, Laporte, Cancelo, Walker, Rodri, İlkay Gündoğan, De Bruyne, Sterling, Jesus

Lyon: Lopes, Dubois, Marcelo, Denayer, Marçal, Aouar, Caqueret, Bruno Guimaraes, Cornet, Memphis Depay, Ekambi

“Büyük maçlar öncesinde çok fazla detaylara takılıyor”. Bu sözler Thomas Müller’e ait. Bayern Münih’teyken hocası Guardiola için bu sözleri sarf eden tecrübeli oyuncu, Guardiola’nın birkaç detay için ana taktiğini neden ateşe attığını bu maç belki de kanıtlar nitelikte.

3-1-4-2 şeklinde sahaya yayılan Guardiola, Fernandinho’yu sağ stoper, De Bruyne’yi sağ iç, Sterling’i serbest oyuncu olarak forvet bölgesinde oynattı. Klasik 4-3-3 sisteminden, Lyon’un 3-5-2 oynaması nedeniyle vazgeçen Guardiola, rakibini 5-4-1 düzeniyle karşıladı. Savunmayı orta sahaya yakın kuran Manchester City, ikinci bölgede pres yaparak topu kazanmayı çalıştı. Lyon ise kendinden gayet emin şekilde 3-5-2 ile hücum edip 5-3-2 ile savunma yaptı. Aouar ve Caqueret’in orta sahadaki inanılmaz temposu Manchester City oyuncularını oldukça hırpaladı. İyice kızışan oyunda şömineye bir odun daha atan Guardiola, savunmayı artık orta saha çizgisinde kurmaya başladı. Lyon bu hamleyi fırsat bilip ilk savunma arkasına atılan topta Cornet’in golüyle 1-0 öne geçti. Golden sonra 3-2-4-1 taktiğine geçiş yapan Manchester City, savunmanın önünde Rodri ve İlkay’ı görevlendirdi. orta saha sol içte De Bruyne, sağ içteyse Sterling yer aldı.

Değişen taktik de bir türlü sonuç vermiyordu. Çözüm aslında basitti. Takımın en kreatif oyuncusu De Bruyne’nin efektif olması için 4’lü savunmaya dönüp orta sahada dar alan yerine geniş alan bulmasını sağlamak gerekiyordu. Pep Guardiola tam da bu taktiği hayata geçirdi. Fernandinho’yu kenara alıp oyuna Mahrez’i oyuna soktu ve 4-2-3-1 sistemine geçiş yaptı. Bu geçişten 10 dakika sonra De Bruyne, boş alanda yaklaşık 20-25 metre topsuz koşu yaparak ceza sahası içine girdi ve Sterling’in asistinde topu filelere gönderdi.

Lyon golden sonra soğukkanlılığını korudu ve taktik değişikliği yapmak yerine art arda oyuncu değişiklikleri yaptı. Böylece takımın son dakikalara diri girmesini sağlayan Rudi Garcia, sonradan oyuna soktuğu Dembele’nin defans arkasına yaptığı koşularla takımının iki gol daha bulmasını sağladı ve Lyon, rakibini 3-1 mağlup ederek yarı finalde Bayern Münih’in rakibi oldu.

Futbol
Rakitic: “Barça’da ne Messi ne de Suarez ile çok yakın arkadaş değildim.”
5 SAAT ÖNCE
Futbol
Ada’da transfer hareketliliği
DÜN - 10:50