Geçtiğimiz Mart ayında pandeminin başlamasından evvel, Türkiye Süper Ligi’nin 2020-2021 sezonu nasıl olacak sorusuna ne gibi yanıtlar gelirdi acaba? Verilecek onca cevap arasında kuvvetle muhtemel 21 takımlı, seyircisiz tribünler önünde oynanacak bir sezon olacağına dair bir seçenek bulamazdık. Öte yandan bu beklentiler içinde lige yeni yükselen takımların ses getiren performanslara imza atmaları da olmazdı sanırım.

Ses getiren performans demişken, sezonun bu kısmına kadar Fatih Karagümrük’ün ismini anmamız lazım. Özellikle ligin yeni aktörleri için para ve seyirci eksikliğinin performansa yansımasının hemen hemen kaçınılmaz olmasını beklediğimiz bir dönemde Karagümrük’ün gösterdikleri takdire şayan. Ligin üçte birlik bölümü geride kalırken, Fatih Karagümrük -ki onlar için bu noksanların yanına bir de tecrübesizliği ekleyebiliriz- ligin zirvesinin hemen yakınında topladıkları 21 puanla yedinci sırada yer alıyor.

Futbol
Zlatan, önümüzdeki sezon da Milan'da olabilir
19 SAAT ÖNCE

Kırmızı Siyahlılar bu sezon sadece performansları ile değil, çalışma modelleri ve transfer stratejileri ile de bu sene fark yaratmaya devam ediyorlar. Onları buraya getiren kimliklerini tamamen terk etmediler ve kadroya vizyoner eklentiler yaptılar. Yeni ama kimlik sahibi olan bir takım var ellerinde. Bu kadronun başına ise ligin alışılagelmiş yüzlerinden birini tercih etmek yerine modern futbolun dinamiklerini takip eden ve kariyerini inşa etmeye henüz başlamış olan Şenol Can gibi genç bir ismi getirdiler.

https://i.eurosport.com/2014/12/17/1373555.png

Yaz döneminde Galatasaray’dan alınan Jimmy Durmaz dışında transfer ettikleri hiçbir oyuncuya bonservis ödemediler. Jimmy’nin yanında Roco ve Mevlüt gibi Süper Lig’in hem tecrübeli hem de geldikleri takımlarda belli bir rolü olan oyuncuları tercih ettiler. Bu stratejiye kimi yabancı transferleri esnasında da sadık kalındı. Transferlerin geneline bakıldığında hep yüksek profilli ligler ya da bu liglerin bir alt klasmanları tercih edildi. Serie A’dan Lucas Biglia ve Jure Balkovec, Serie B’den Ervin Zukanovic, La Liga 2’den Yannis Salibur, Championship ve League One’dan sırasıyla Süper Lig’in de en uzun soluklu lejyonerlerinden olan Badou Ndiaye ve Eric Lichaj gibi oyuncular kadroya dahil edildi. Tecrübeli İtalyan kaleci Emiliano Viviano da her ne kadar geçen sezon kendine bir kulüp bulamamış olsa da, Serie A’da yıllar içinde farklı formalar altında 251 maça çıkmış bir tecrübe olarak kadroya dahil edildi.

Ligin yeni ekibinin seçimlerinin bazıları bir önceki sezonu istikrarlı geçiren oyunculardan oluşurken, bazıları da “risk” transferi diyebileceğimiz isimlerdi. Biglia, Balkovec, Ndiaye ve Lichaj 2019-2020 sezonunu belli bir seviyenin üstünde oynadılar. Özellikle, Türkiye futbol kamuoyunu da şaşırtan ve geçtiğimiz yazın belki de en sürpriz transferi olan Lucas Biglia henüz üç sene önce bonservisine 20 milyon avro ödenen bir isimdi. Lazio’dan Milan’a geçişinin ardından, her ne kadar takım içindeki rolü giderek azalsa da yine de geçtiğimiz sezonu Serie A’da 14 maça çıkmış ve Pioli’nin rotasyonunda olan bir oyuncu olarak geçirdi.

https://i.eurosport.com/2017/10/14/2186394.jpg

Karagümrük yönetimi; Salibur, Zukanovic ve Viviano transferlerinde ise kelimenin tam anlamıyla zar attı. Çünkü her üç oyuncunun da son sezonları sakatlıklar veya kulüp bulamamaları nedeniyle kayıp. Yine de bu zar şimdilik sadece Zukanovic ve Viviano için tutmuş gözüküyor. Bosna Hersekli oyuncu ligin ilk 8 maçın tamamında sahadaydı ve oldukça da iyi performans gösterdi. Sivas maçı öncesi sakatlanan oyuncu 21 Kasım’dan beri formasından uzak. Viviano da belki de tüm transferler içinde en verim alınan isim oldu. Ligin üçüncü haftası itibariyle eldivenleri devralan İtalyan kaleci, takımının üst sıralarda olmasındaki en büyük etkenlerden birisi oldu. Atılan zarın tutmadığı oyuncu olan Salibur, özellikle Fransa’da Guingamp yıllarında dikkat çekici bir oyuncuydu. Ancak o da geçtiğimiz sezon Mallorca formasını sadece üç kez giyebildi. İstanbul’da da tablo pek parlak değil onun adına. Sezon başında 3 maçta forma giyebilen oyuncu son yedi maçtır ortalarda yok.

Karagümrük’ün transfer tercihlerinde ilgi çeken bir diğer nokta ise İtalya-İstanbul hattının yoğunluğu. Biglia, Zukanovic ve Balkovec şu an hali hazırda kadroda olan ve Çizme’den buraya gelen oyuncular. Ara transfer dönemi içinse bu hat çalışmaya devam ediyor. Eylül ayı itibariyle kulüpleri tarafından serbest bırakılan ve kariyerlerinin başlarında isimleri, potansiyelli oyuncular arasında sayılan İtalyan oyuncular Fabio Borini ve Andrea Bertolacci ile anlaşma sağlandı. Her ikisi de transfer isabeti açısından yüksek risk grubunda.

https://i.eurosport.com/2018/05/05/2328372.jpg

Bologna kökenli Borini’ye ilk yatırımı yapan kulüp Chelsea idi. 2007 yılında 16 yaşındayken Ada’nın yolunu tutan oyuncu, rezerv takımda gösterdiği performansla Carlo Ancelotti’nin dikkatini çekmiş ve 2009 yılında Porto ile oynanan Şampiyonlar Ligi maçının kadrosunda kendine yer bulmuştu. Sonrasında ise Premier Lig’de tutunmakta zorlandı İtalyan oyuncu. Chelsea’nin Avrupa’nın tüm liglerini dolaşan gezgin kiralıklarından birisi olma yolunda ilerlerken, 2011/2012 sezonunda Roma’da çıktığı 20 maçta dokuz gol buldu ve dikkatleri bir kez daha üzerine çekti. Rota bu kez tekrar Premier Lig’di ve kariyerinde bir çok takım gezen Borini’ye en fazla bonservis ücreti ödeyen kulüp Liverpool oldu. Oyuncunun ikinci Premier Lig denemesi de başarısızdı. Her ne kadar Serie A’nın o sert oyun yapısında kendini göstermiş olsa da, Premier Lig temposu ona fazlasıyla ağır geldi. Sakatlık ve formsuzlukla geçen yılların ardından 2017-2018’de Milan’da iyi geçen bir kiralık sezon bu kez onun Serie A’ya geri dönüş biletini alması anlamına geliyordu. 1991 doğumlu oyuncu, aslında kendi yaş grubunun da en büyük potansiyellerinden biri olarak gösteriliyordu. Hızlı, çevik ve hem toplu hem topsuz oyunda iyi olması, forvet özellikli bir oyuncu olmasına rağmen kariyeri boyunca çalıştığı bazı hocaların onu farklı mevkilerde denemesine de sebep oldu. Özellikle Milan yıllarında derinde oyun kurucu ve kanat beki olarak oynadığı bir çok maç oldu. Saha içindeki pozisyonu da aynen kariyeri gibi dalgalı ve gezgin olan Borini bu kadar değişikliğe rağmen, geçen sezon Milan ve Hellas Verona’da 10 maça çıkıp üç de gol kaydetti.

Yaz döneminde bu yana, hiçbir zaman tutunamadığı Premier Lig’de takım arayan oyuncu, en nihayetinde İstanbul’un yolunu tuttu. Karagümrük açısından hiç de fena olmayan bir transfer olarak gözüküyor. Borini yetenekli bir oyuncu ancak istikrarsızlık onun vadettiği o potansiyeline hiçbir zaman ulaşamamasındaki ana etkendi. İstanbul’un havası ve Süper Lig’de hızlı ve seri oyuncuların iş yapması onun kariyerinde yeni bir sayfa açmasına yol açabilir. Tıpkı yıllar evvel, yine bir başka istikrarsızlık sembolü Ryan Babel’in ülkemizde yeniden doğması gibi…

https://i.eurosport.com/2015/10/21/1716431.jpg

Bu hafta içinde netleşen diğer transfer ise Andrea Bertolacci. Serie A’yı adeta arka bahçesine çeviren Karagümrük, aynen Borini’de olduğu gibi potansiyeline hiç ulaşamamış bir başka “hayal kırıklığı” na yatırım yapmakta bir sakınca görmedi. Bertolacci de vatandaşı gibi çok yönlü bir oyuncu olması ve kariyerlerindeki son iyi sezonunu Milan’da geçirmesiyle tanınır. Merkez orta saha oyuncu olmasının yanında zaman zaman 10 numara pozisyonunda da görev alıyor İtalyan oyuncu. Pas kalitesi ve hızı ortalamanın üzerinde olan Bertolacci oyunu iki yönlü oynama becerisine de sahip. 24 yaşında Roma’dan Milan’a 21 milyon avro karşılığında transfer olduğunda ondan beklentiler elbette sonrasında göstereceklerinden çok daha fazlaydı. Galliani’nin ona ödediği bu uçuk rakam, o transfer döneminde geleceğin yıldızlarından gösterilen Geoffrey Kondogbia’nın uzun süre Milan’ı oyalayıp sonunda rakipleri İnter’e imzayı atıp kırmızı siyahlıları önemli çapta bir krizle baş başa bırakması yüzündendi. Bertolacci ise Milan’da oynadığı iki sezonda 30 karşılaşmada görev aldı ve beklentileri çoğunlukla karşılayamadı. Sonrasında ise düşüş yılları başladı oyuncu için. Genoa’da geçirdiği 33 maçlık 2017-2018 sezonun onun devamlılığını koruduğu son sezonu oldu. Son iki sezonda sadece 10 maça çıkmasının ardından o da Borini gibi kariyerindeki yeni sayfa için umutlarını ve bavullarını alıp İstanbul’un yolunu tuttu.

Borini ve Bertolacci’nin, Karagümrük’ün yetenek baremini yukarıya taşıyacakları kesin. Şu an orta sahada Biglia dışında pas kalitesi yüksek oyuncu yok gibi. Her iki oyuncunun da pas isabeti oranlarının oynadıkları sezonlar boyunca yüzde seksenler civarında olduğunu dikkate alırsak, bu tarafta bir iyileşme olacağı aşikar. Hızlı oyunları ve pozisyon bilgileri de belli bir zenginleşmeye yol açacaktır Karagümrük’ün oyununda. Ancak, yine her ikisinin de kariyerleri boyunca ayaklarındaki zincirler olan istikrarsızlık ve fiziksel devamlılık burada da başlarına bela olabilir. Zira Süper Lig hepimizin bildiği gibi insanı rezil de eder vezir de. 1991 doğumlu bu iki oyuncu için, Karagümrük son kurşunları demek bir anlamda. Yıllar evvel Babel’in Kasımpaşa’da yaptığının benzerini ikisi tekrarlayabilecek mi göreceğiz.

Karagümrük açısından da Borini ve Bertolacci transferleri ile birlikte kadro iyiden iyiye Serie A damgalı haline geldi. Viviano, Zukanovic, Biglia, Bertolacci ve Borini iskeleti ilerisi için ciddi anlamda umut veriyor. İkinci devrede, Süper Lig izlemek için yeni bir sebep bulmuş olabiliriz…

Yazı: Emrah Gölbaşı

Futbol
Enzo Bearzot: Bir Anka Kuşu Hikayesi
14/01/2021 - 12:21
Futbol
Hope Solo, "Eşit Ücret" için fedakarlık bekliyor
14/01/2021 - 09:29