Eurosport
Süper Lig - Fenerbahçe'nin unutulmaz maçları
Tarafından
Yayınlandı 17/02/2013 - 09:22 GMT+2
Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'in 22. haftasında Trabzonspor'a konuk oluyor.Peki ya sarı-lacivertliler geçmişte Trabzonspor ile nasıl sınavlara çıkmıştı? Zaferler, unutulmaz maçlar ve trajediler Serhat Ramay'ın kaleminden...
Eurosport
Görsel kaynağı: Eurosport
5 Mayıs 1996 / 2-1Ünal-Şota-Abdullah. Ama illa ki Ünal. Sarı-lacivertlilerin sağ kanadını otoyola çeviren Ünal Karaman’ın içeriye kestiği top önce Şota’nın ayaklarında bir süre duraklamıştı. Şota kendi çevresinde tamı tamına 270 derecelik bir yay çizdikten sonra usulca topu olması gereken yere, Abdullah’ın ayaklarına yuvarlamıştı. Abdullah Ercan’ın gelişine vurduğu top Rüştü’nün dokunamayacağı yerden filelerle buluşmuş, Trabzonspor üstünlüğü yakalamıştı.
Ve işte Avni Aker’i matem havasına büründürecek dakikaların habercisi o gol. Kaleyi cepheden gören noktada meşin yuvarlağın başında dört, hatta beş sarı-lacivertli oyuncu vardı ve hangisi vuracaktı? Bütün bunlar o an kalecinin kafasını meşgul eden sorulardı! Oğuz Çetin sağ ayağıyla yaptığı şık vuruşuyla golü attığında bütün o sorular anlamını bir anda yitirmişti. 1-1.
Yakılan meşaleler ya da başka nedenlerle Avni Aker’de öyle sisli, puslu bir hava vardı ki, bugün bile Aykut Kocaman dışında hiç kimse ikinci golün nasıl atıldığını tam olarak anlatamaz size. Ancak yazılı kaynaklar bize o anda sol kanattan topu Erol’un ortaladığını ve bu oyuncunun oyuna sonradan dahil olduğunu anlatır! Sonra meşin yuvarlağın boşta kaldığı rivayet edilir. İşte o anda Aykut vurur ve Fenerbahçe 2-1 öne geçer. Maç da zaten bu skorla noktalanır.
Bu karşılaşma belki de Fenerbahçe – Trabzonspor maçlarının en trajik aynı zamanda en sportmence olanıydı. Trajikti çünkü maçtan sonra bir Trabzonspor taraftarı duyduğu üzüntü nedeniyle intihar etmişti. Aynı zamanda sportmenceydi çünkü Aykut Kocaman maçtan sonra eşine benzerine rastlanmayan şu cümleyi kurmuştu: “Bütün sezon uğraşıyorsunuz, bütün emekleriniz tek maçla heba oluyor, kendi galibiyetimize seviniyorum ama Trabzonlu arkadaşlarım için de üzülüyorum.” Ve Fenerbahçe iki puan farkla şampiyonluk ipini göğüslemişti.
22 Aralık 2007 / 3-2Sağ çaprazda öldürücü vuruşuyla fileleri sarsmak için fırsat kollayan Deivid’in beş bordo-mavili beş de sarı-lacivertli oyuncunun doldurduğu ceza sahasındaki o kalabalığa girmeye hiç niyeti yoktu. Öyle bir vurdu ki Brezilyalı, topun aldığı sürat kaleci Ahmet Şahin’in yetişmesini olanaksız kıldı. Tribünlere koşan dörtlü o sıralar pek moda olan yengeç dansına başladığında sol başta Semih ve sırasıyla Deivid, Mehmet Aurelio, Roberto Carlos vardı.
Henüz dördüncü dakikada geriye düşen bordo-mavililer bu defa defansın yaptığı ölümcül hatayla gole kendisi davetiye çıkardı. Hüseyin Çimşir’in kaleciye geri pas vereceğini sanki rakibinden bile önce bilen Semih Şentürk, topu sol ayağıyla kaleciden sıyırdı ve sağ ayakla da filelere gönderdi. Dakikalar 21’i gösteriyordu ve bu defa hata sırası Fenerbahçe’deydi. Yattara’nın sol kanattan kale önüne yaptığı ortaya hiçbir sarı-lacivertli oyuncu dokunamayınca kocaman bir kaleyle baş başa kalan Ceyhun Eriş için golü atmak kaçınılmaz bir kaderdi! Durum 2-1 gibi tehlikeli bir skora geldiğinde sahneye Alex de Souza çıktı ve filelere gönderdi. Bütün gollerin ilk yarıda atıldığı maçın son sayısı için Ceyhun Eriş ikinci kez sahnedeydi. Gökdeniz’in ceza sahasından içeriye ortaladığı top Yasin Çakmak’ta kaldı. Ancak o topu düzeltip, allayıp pullayıp oyuna geri kazandırmayı düşündüğünde Umut Bulut çoktan meşin yuvarlağı kale önüne gönderdi. Bir kez daha tam olması gerektiği yerde duran Ceyhun ise gelişine vuruşla farkı bire indiren isim oldu.
5 Mart 1989 / 5-1Bu maçta atılan diğer beş golü bir yere, Rıdvan’ın o unutulmaz golünü başka bir yere koyun. Şimdi bile birçok takımın kurgularken problem yaşadığı defansı çizgi halinde tutma ve ofsayt taktiğiyle rakip hücumları boşa çıkarma taktiğinin en karakteristik örneklerinden biriyle karşı karşıyaydık. Turhan Sofuoğlu bir-iki çalımdan sonra topu Oğuz Çetin’e bıraktı, şöyle geniş ve tembel bir yay çizdikten sonra savunmanın arkasına deplase oldu. (Belki o zamanlar bu koşunun ihtiyaç duyduğu pası verebilecek futbolcu sayısı değil Türkiye’de dünyada bile bir elin parmaklarını geçmezdi.) Oğuz Çetin’in sağ dışla topun altına inmesiyle çizgi halindeki bordo-mavili defansın ileriye çıkma anı arasında belki saliseler bile yoktu. Ama Turhan öyle kullanışlı bir alana doğru koşu yaptı ki, ceza sahasında topla buluşup kadife bir dokunuş yaptığında hem kaleci hem defans için yapacak çok fazla şey yoktu.
Maçı skor tabelasına yazan isimdi Rıdvan. ‘Şeytan’ı bir iki kere, “Benim oyunumu illa ki bir oyuncuya benzetmek gerektiğinde, bunun Messi olduğunu söyleyebilirim” derken duyduysanız buna inanın. Belki çok kez bu benzetmeye ispat olabilecek goller, çalımlar atmıştı Rıdvan. Ama işte bu maçın son golünde attığı çalımlar, kısa mesafede aldığı sürat, milimetreyle ifade edilebilecek incelikteki adımlar, sonuna kadar ayakta kalma düşüncesi, Rıdvan-Messi benzetmesindeki haklılık payının en güçlü delilleriydi.
30 Ocak 2011 / 2-0İki takım arasında oynanan son maçı 2-0 ile kazanan Fenerbahçe olurken, ilk gol, Alex’in sağ kanattan kullandığı kornere kafayla vuran Lugano’dan geldi. İkinci gol ise, ‘ilerde baskı kurmak’ deyiminin vücut bulmuş haliydi. Trabzonspor, üzerindeki baskıdan yerden ve uzun pasla sıyrılmak istedi. O pasa yetişen Gökhan Gönül ikinci golün de hazırlayıcısı oldu. Rakibinden önce düşünen sağ kanat oyuncusu, sağ koridordan hücuma katılan Mehmet Topuz’la oynadı. Onun pasına gelişine mükemmel vuran Niang maçın skorunu tayin etti.16 Mayıs 2010Daniel Güiza ve Burak Yılmaz’ın karşılıklı golleriyle 1-1 olan maçta Fenerbahçe’nin şampiyonluk için ihtiyaç duyduğu tek şey sadece bir gol daha atmaktı. Bir gol! Ligin son maçıydı, Bursaspor’un 72, Fenerbahçe’nin 73 puanı vardı. Timsahlar Beşiktaş’la oynarken, sarı-lacivertlilerin rakibi Trabzonspor’du ve hesap ortayadı.
O an Şükrü Saracoğlu’ndaki taraftarlar hayatlarının en heyecanlı 1-1’lik maçını izliyorlardı.
Durum eşitlendikten sonra tüm hatlarıyla bordo-mavili kaleye yüklenen Fenerbahçe hücumcularının 20’ye yakın şutu kaleyi bulmuş ancak hiçbiri gol olmamıştı. Derken maçın son dakikalarında tribünlerden bir anons duyuldu. Bursaspor da Beşiktaş’la berabere kalmıştı. O an Fenerbahçeliler geriye yaslanarak top çevirmeye başlamış, büyük kutlama için son düdüğün gelmesini beklemeye başlamıştı. Beklenen düdükle yeşim çimlerin üzerinde bir büyük kutlama başlamış, futbolcular omuzlara alınmış ama bu sadece bir-iki dakika sürmüştü. Gerçek öğrenilmişti çünkü. Bursaspor, Beşiktaş’ı 2-1 mağlup etmiş, Fenerbahçe’den bir puan fazlayla şampiyon olmuştu. Zaten Şükrü Saracoğlu’na ulaşan bu haberden sonrası tufan! Yakılan yıkılan tribünler, alınan cezalar, ve yıllarca izleri silinmeyecek bir büyük travma.
30 Mayıs 2009 / 2-1Maç Avni Aker’de oynansa da yorumcuların favorisi Fenerbahçe’ydi. Trabzonspor’u 10. dakikada öne geçiren Umut Bulut ‘acaba dedirtse de, Fenerbahçe ilk yarının son anlarında skora denge getirdi. Bu maçta işini hep son anlara bırakan Fenerbahçe, Güiza’nın maçın son düdüğüne yakın golüyle galibiyete uzandı.
Reklam
Reklam