fenerbahce vaslui

İlker Üçer, Vaslui maçı öncesi Fenerbahçe’nin artılarını ve eksilerini masaya yatırdı.

Eurosport

Görsel kaynağı: Eurosport

Yeni sezon, yeni heyecan, sezonun gidişatı için erken ama kritik sınav... Bu cümleler önümüzdeki Fenerbahçe-Vaslui maçı için bolca kurulabilir.
Aslında klasik sayılabilecek bir sezon başlangıcı var Fenerbahçe için; takım hazırlık maçlarını tamamlamış, yeni transferler daha dikkatli gözlerle incelenmiş, Avrupa’daki rakip belli olduğunda bilenler bilmeyenlere anlatmış, gerektiği yerlerde Football Manager ekranlarından yardım alınmış ve tabii, yine bir sezon başı klasiği, Fenerbahçe’de transfer bitmemiştir.
Buraya kadar olan kısım aslında önceki dönemlerle aynı, yalnızca rakibin ismi yeni. Romanya’nın genç delikanlısı Vaslui, geçen sezonun UEFA macerasından aşinalığımız olsa da sosyal medya tabiriyle henüz “arkadaş listemiz”e eklediğimiz bir takım değil. Geçen sezon en çok dikkat çektikleri iç saha performansları, sezonun bu döneminde birçok takım için tehlike yaratabilecek seviyede. Kadıköy’ün Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasının etkisi altına girmemesi için özellikle Kadıköy’de oynanacak maçın önemi büyük.
Alex’in boynunda nazar boncuğuHazırlık maçlarında sarı-lacivert formanın ağızlarda bıraktığı tat hafif buruk. Savunmanın göbeğine gel(e)meyen transfer hamlesinin eksikliğini gözler önüne serecek seviyede maçlar oynanmamış olsa da yaz dönemi boyunca merkeze geleceği söylenecek orta saha oyuncusunun eksikliği, takım organizasyonuna ve üretkenliğine birebir yansımış vaziyette. Alex’in boynunda koca bir nazar boncuğu duruyor, en azından durmalı. Kuyt’un ise birden fazla işi iyi yapabilmesi ve bu açıdan çok yönlülüğü birçok eksiği örtmeye aday. Bunlar olumlu notlar. Recep ve Salih gibi gençler iyi ama henüz vitrinde duran şık eşyalar gibiler, kullanılmaları gerek ki bu da zamanla olacaktır. Sow’un nedeni İsviçreli bilimadamları tarafından dahi araştırılan ancak bir türlü bulunamayan formsuzluğu ise, eldeki kadronun en büyük defosu olarak göze çarpıyor. Bu sorun, Aykut Kocaman’a sezon başlangıcı için çözülmesi gereken yeni bir iş maddesi çıkarıyor.
Benim açımdan buraya kadar olan kısım giriş, ben aslında gelişme ve sonuç kısımlarıyla ilgileniyorum. Heyecanlıyım ve bunun son derece geçerli bir nedeni var. Uyarayım, bundan sonraki kısım ağır romantizm içerecektir.
1 Ağustos Çarşamba günü o statta olacak insanların büyük çoğunluğu, bir önceki sezonda koltuklarını yaşlı gözlerle terk etmişti. Gözyaşlarının nedeni, takımlarının istediğini elde edememesi değildi maalesef... Ben ve yakınımdaki birçok insan, takımıyla birlikte üzülebilme özgürlüğümüz elimizden alınarak o stattan ayrıldık.
Ben de oradaydım, evim bellediğim Okul Açık’ın odam bellediğim C bloğundaki koltuğumda, hiçbir masraftan kaçınmaksızın ayağımın dibine kadar servis edilmiş, dumanı üstünde biber gazından iki nefes çekerek terk ettim stadı. Koridorları, sokakları, kendimi zar zor attığım Dereağzı tesislerinde dahi biber gazı etkisini halen hatırlıyorum. Hatırlayamadıklarımız, bilmediklerimiz de olmuş; misal, tomaya kafa atan olmuş, onu da sonradan öğrenebildik.
Öfke kelimesi yetersiz kalırHer şeyden önemlisi, o gecenin sonunda hissettiklerimi hatırlıyorum. “Öfke” kelimesi yetersiz kalır, “haksızlık yapıldı” desem kafi değil. Karşılığını bulamıyorum. Bulabildiğim, kendimi iyi hissetmek için aylardır üretebildiğim tek teselli “tekrar orada olacağım” gerçeğiydi. Gün geldi, ben ve bizler tekrar orada, o tribünlerde olacağız.
Yalnızca tekrar orada olacak olmanın heyecanı yok, oradaki gelişmeler de önemli. Okul Açık, yıllardır Fenerbahçe tribünlerinin önemli güçlerinden biridir. Tribüne yön veren birçok grubun yer aldığı bu tribün, birlikte defalarca birçok başarılı tribün uygulamasına da imza atmış, Maraton tribünüyle birlikte karşılıklı olarak tribünden yükselen ses olmuştur. 2012-2013 sezonunun Okul Açık ve Fenerbahçe tribünleri için ayrı bir anlamı olacak, artık burası Fenerbahçe tribünlerinin en etkin taraftar gruplarının tek ses olarak toplandığı en güçlü kalesi olacak. Vaslui maçı bu bakımdan tribünler için de son derece önemli; onlar açısından da yeni dönem, ilk sınav, ilk heyecan...
Takımın futbola olduğu kadar onlar da, tribünde olmaya, orada sevinip üzülebilmeye aç; yıllardır tribünde iki ayrı bölümden karşılıklı olarak yapmaya çalıştıklarını artık tek vücut olarak yapacaklar. Hissettikleri çok yoğun, söyleyecek sözleri var. Sanal alemde konuşulan, yazıp çizilenler önemli değil onlar için; transfer bitmemiş, “gelir” denenler gelmemiş, kime ne? Onların tek derdi orada olmak, elleri ve dilleri imkan verdiğince takımla olmak. Taraftar olduğunu hatırlamak, taraftar olduğunu hatırlatmak...
100 kişiye sorsanız ve “Bu maç kimin maçı” deseniz, eminim Alex, Kuyt ya da Stoch ağırlıklı cevaplar alacaksınızdır. Ama ben eminim ki bu maç onların, bizlerin, tribünün ve hatta daha net adres vermek gerekirse Okul Açık’ın maçı olacak.
Uygulamada 3M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam