Eurosport
"Bıraktığımız yerden"
Tarafından
Yayınlandı 20/11/2010 - 18:12 GMT+2
Eurosport spikerlerinden Uygar Karaca, Kayaklı Koşu Dünya Kupası sezonunun açılış gününü değerlendirdi.
Eurosport
Görsel kaynağı: Eurosport
Nihayet hasret bitti ve Kayaklı Koşu Dünya Kupası sezonu, Eurosport’un canlı yayınıyla, İsveç’in Gallivare kasabasında başladı. Aslında sezon, çok öncelerden start almıştı. Yakın zamanda gerçekleşen FIS yarışlarında alınan sonuçlar da FIS puanlarına ekleniyor fakat Dünya Kupası’nın havası elbette ki başka.
Norveçli Marit Bjoergen, kadınlar yarışının galibi oldu. Bu esasında çok normal. Geçen sezonun Olimpiyat kraliçesi (3 altın almıştı), bilindiği gibi astım hastası ve geçen sezona da, benzer bir başlangıç yapmıştı. Fakat bu başlangıcının, FIS’in izin verdiği, normalde yasaklı olan bir ilaç kullanımına izin verilmesinden sonra geldiğini hatırlatalım. Kasım sonlarında, birçok sporcu form tutmakta zorlanırken Marit Bjoergen’in 10 saniyenin üzerinde fark yaparak kazanması, bundan kaynaklanıyor olabilir. Bununla birlikte, kendisi Beitostolen’de hemen hafta başında katıldığı yarışı, neredeyse 1 dakikalık farkla kazanarak, hafta sonu olacakların sinyalini vermişti. Bjoergen, asıl çıkış noktası olan sprintten yavaş yavaş koparak, daha uzun mesafe yarışlarına daha fazla ağırlık verecek gibi. Bunun dışında, Justina Kowalczyk, kağıt üzerinde çok başarılı bir sezondan sonra Dünya Kupası’nın her klasmanında zirveye yerleşmişti. Bu yüzden, sanırım öncelikli hedefi, Mart’ta, Lahti’de yapılacak Dünya Şampiyonası’ndaki tüm madalyaları toplamak olacaktır. Form tutmak için epey zamanı var. Charlotte Kalla da büyük organizasyonların yarışçısı olduğunu daha önce göstermişti. Tabi ki İsveç’de kazanmak istemiştir, derecesi de kötü değildi ama ikinciliğe yetti. Arianna Follis’in de yine bu ay içinde, Finlandiya’daki yarışta aynı mesafede birinci olduğunu hatırlatalım ve normalde iyi bir sprinter olmasına rağmen, sonuç normal diyelim. Buradaki asıl etkileyici durum, Norveç’in Olimpiyat’ta altın takan takımının, komple ilk 10’a girmeyi başarmasıydı. Özellikle Marta Kristoffersen (Olimpiyat takımında yoktu) ve Therese Johaug’un geleceğin yıldızları olması bekleniyor. Olimpiyat’ta kırık kaburgayla sprint koşup, bronz madalya aldıktan sonra sporu bıraktığını açıklayan Petra Majdic’I geri dönmüş halde yarışta görmek, bizleri çok mutlu etti. Diğer taraftan yılın hayal kırıklıklarından Finlandiyalı dünya şampiyonu Aino Kaisa Saarinen, hafif sakatlığı bulunduğu için bu yarışı es geçti.
Gallivare kömür madenleriyle ünlü, küçük bir kasaba. ‘Buraların çocuğu’ olan ve 15 km mesafesinde Olimpiyat şampiyonluğunu, Vancouver’da tadan Marcus Hellner, yarışın doğal favorisiydi. Hatta bir çokları, genç İsveçli’nin adını, tam da burada, Gallivare’deki zaferinden sonra duymuştu 2008’de. Bir dönem sözümona madenlerde hayatını kazanan Hellner’i, kayaklı koşuda İsviçre’nin altın çocuğu Dario Cologna’nın takip etmesi, güzel bir rekabetin habercisi; Cologna geçen sene uzun süre form tutamamıştı. Diğer tarafta, geçen seneki Tour de Ski’nin sürprizlerinden Daniel Rickardsson’un üçüncü gelmesi ise, ev sahiplerine Vancouver’da büyük başarı kazanan İsveç takımının bıraktığı yerden devam ettiğini gösterdi. Fakat genç Norveçliler’den Sur Roethe’nin dördüncü gelmesi, eminim ‘Podyum derecesi beklemiyorum’ diyen eski antrenör Carl Henning Gran’i de şaşırtmıştır. Tabii bireysel (zamana karşı) yarışının kazanan son Norveçli’nin, bunu 2006’de, yine Gallivare’de başardığını hatırlatalım. Son dönemde Peter Northug’un Dünya Kupası yarışlarına katılmak için kendisini çok fazla zorlamadığını biliyoruz, kendisini iyi hissetmemesi yüzünden de buraya gelmeyişi de bizleri şaşırtmadı. Bir iddiaya göre kendisi mononükleoz, yani öpücük hastalığına yakalandı. 2009’da Roger Federer’in başına gelenlerden sonra, hastalığın adı bile biraz korkutucu. Halbuki yazın pokerde kozlarını paylaşan Hellner-Northug ikilisinin bu kez yarışta karşılaşması hoş olurdu. Tabi biatlon severlere de, efsaneleri Ole Einar Bjoerndalen’in bu yarışa başlayanlar arasında olduğunu ve 25’inci geldiğini hatırlatalım. Bakalım ileriki günlerde Pietro Piller Cottrer ya da Lukas Bauer gibi veteranlar devreye girebilecek mi?
Not: Yarın (Pazar) 11:45’ten itibaren, kadınlar ve erkeklerde takım yarışları var. Kaçırmamanızı tavsiye ederim. --Uygar Karaca, ayrıca blog yazıları ile birlikte tr.eurosport.com’da: Sportaküs
Benzer Konular
Reklam
Reklam