Eurosport
"Gerçekten delice bir tutku" - Buğra Ünal ile Özel Röportaj
Tarafından
Yayınlandı 05/08/2024 - 19:03 GMT+3
Paris 2024 Olimpiyat Oyunları sırasında modern pentatlon branşında ülkemizi temsil edecek olan Buğra Ünal, Eurosport Türkiye'ye konuştu.
Buğra Ünal
Görsel kaynağı: Eurosport
Modern pentatlon tarihinde bir ilki gerçekleştirerek 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’na gitmeye hak kazanan ilk erkek sporcu olan Buğra Ünal, yarışmasına günler kala Eurosport Türkiye'den Kaan Meriç'in sorularını yanıtladı.
Milli sporcumuza Paris 2024'te başarılar dilerken sizlere de keyifli okumalar dileriz.
Pentatlon branşının yetiştirdiği en önemli figürlerden biri olan Buğra Ünal kimdir, bize kendinden bahseder misin?
Modern Pentatlon branşında ülkemizi temsil eden milli sporcuyum. 1997 doğumluyum. 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nda kota kazanarak tarihimizin ilk erkek sporcusu olma gururunu yaşıyorum. Ayrıca sporun eğitimde önemli bir parçası olduğunu bildiğim için de “madem sporun merkezindeyim o halde eğitimimi de spor üzerine yapmalıyım” diye düşünerek Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde Antrenörlük Eğitimi bölümünde lisans eğitimimi de tamamladım.
Binicilik, eskrim, yüzme ve koşu-atış disiplinlerin tek başına ayrı ayrı zorluğu varken senin hepsinde performans gösterebilmen ve beklentileri buna göre karşılayabilmen takdir edilesi bir durum. Geriye dönüp baktığında pentatlon kararının çılgınca bir şey olduğunu düşünüyor musun?
Beşi de birbirine benzemeyen ve adı latince “penta” yani “beşli” anlamına gelen ve zorluk derecesi oldukça yüksek ve bileşenleri de bir o kadar zor bir branşı yapıyoruz. Bazı dönemlerde zorluklarını üst seviyede yaşayınca, ya da bazı branşların antrenman yüklenmesi, uygulanabilirliği, emek-kazanç noktasına dikkat ettiğimizde, “Modern Pentatlon branşlarından sadece birini yapmak beni daha verimli kılar mıydı?” diye düşünmüyor değilim. Ama geldiğim noktaya ve başarılarıma baktığımda belki de diğer branşlarda böylesine üst seviyede başarı yakalamam mümkün olmayacaktı. Zira Türk Spor tarihinde Modern Pentatlon branşında Olimpiyat Oyunlarına katılan ilk erkek sporcu olarak tarihe geçmiş olmak şahsım adına ayrıcalıklı bir gurur.
Paris'teki hedeflerini öğrenmek isteriz. Modern pentatlon tarihinde bir ilki gerçekleştirerek 2024 Paris Yaz Olimpiyat Oyunları’na gitmeye hak kazanan ilk erkek sporcu oldun. Tarihe geçtiğin bu süreçte milli takım formasıyla neler hedefliyorsun? Hazırlık süreci nasıldı?
Binlerce sporcunun katılmayı hedeflediği ancak iki yüzden fazla sporcunun puan alabildiği ve sadece 36 sporcunun davet edildiği Olimpiyat Oyunlarında mücadeleye ortak olmak bile muhteşem bir duygu. Paris’ten önce iki grup halinde 18’er kişilik yarı final müsabakaları yapılacak. İlk dokuz sıradaki sporcunun finale kalacağı yarı finalde öncelikli hedefim bu ilk dokuz pentatlet arasında yer almak. Bu öyle bir branş ki madalya adayı bir pentatlet olarak favoriler arasında yarışmaya katılsanız da yarı finalde elenebiliyorsunuz. Çünkü diğer dört branştan farklı olarak branşın birisi de binicilik. Engelli parkurda atla yaptığınız engel geçişi öncesi, organizasyonun sağladığı atlardan kura sonucu yarışacağınız at belli oluyor. Bu sebeple atla uyum süreniz sadece 20 dakika. Eğer bu 20 dakikayı iyi bir şekilde geçiremiyorsanız ya da at sebebiyle bazı çevresel şartlar, biniciyi kabullenmeme, birkaç gün önce yaşadığı bir olay vb durumlardan dolayı etkinlemesiyle, parkurda problem yaşayabiliyorsunuz. Bu da sizi puan olarak geriye götürebiliyor. Bunun son örneğini bir önceki Tokyo Olimpiyatları’nda birçok sporcu fazlasıyla yaşadı.
Hedefim öncelikle final. Finale kalmayı başarırsam, finalde de elimden gelen mücadeleyi gösterip bedenimde ne varsa o performansı ortaya koymaya çalışacağım. Güçlü rakiplerim var. 2020 Tokyo Olimpiyat Şampiyonu, Dünya Şampiyonları, Avrupa Şampiyonları… Hepsi buradalar. Ancak ben de buradayım. Burada olmak mücadeleyi gerektirir ve ben mücadeleye hazırım. İlk branştan itibaren son branşın bitiş çizgisini geçinceye kadar, gücüm nereye yetiyorsa, tüm enerjimi ortaya koyacağım.
Buğra'nın antrenman günü nasıl geçiyor?
Branş sayısı fazla olunca antrenmanlar da haliyle ağır oluyor. Haftanın üç günü sabah yüzme antrenmanı ile başlıyoruz. Öğlenleri kuvvet veya atış antrenmanı oluyor. Öğleden sonra ise eskrim veya koşu antrenmanımız var. Günde iki ünite antrenman yapıyorsak bu bize rahatsızlık veriyor. Üç ünite antrenmanın günlük topla süresiyse 5-6 saat civarında. Bu süreye antrenman gidiş-geliş, geri dönüşüm için sauna-masaj vb unsurları dahil ettiğiniz de adete bir işçi gibi sekiz saatlik bir mesai yapmış oluyoruz. Pazar günlerini ise dinlenerek geçiriyoruz. Planlamamı beş branşa göre yapıyorum ve genellikle kahvaltıdan önce başlıyor gün benim için. En azından bir branşı hemen kahvaltı öncesi yapıyorum ki günü tam ve verimli geçireyim. Sonrasında, öğlen saatleri için sıcaklık veya soğukluğa göre planlamamı tekrar yapıyorum. Beşli branşı bir güne sığdırmak gerçekten çok zor diyebilirim.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2024/08/05/4019815-81533948-2560-1440.jpg)
Buğra Ünal
Görsel kaynağı: Eurosport
Modern Pentatlon Olimpik Sıralama Yarışı, Avrupa Modern Pentatlon Şampiyonası ve dahası…Buğra Ünal, katıldığı yarışmalardan nasıl dersler çıkarıyor?
Katıldığım yarışmalarda aslında hayatı öğreniyoruz. Başarıyı ve başarısızlığı kabullenip ders çıkarmayı, çalışırsan yeniden başarabilmeyi, düşüp yaralansan da ayağa kalkabiliyorsan mücadeleye yeniden başlayabileceğini… Öğrendiğimiz çok şey var.
Hele son bir yılda çok şey öğrendim. En önemlisi de sabır ve çokça alışmayı. Bundan tam 20 ay önce bir antrenman esnasında attan düşüp köprücük kemiğimi kırdım. Yaklaşık iki ay sahalardan uzak kaldım. Bu süre elit seviyedeki bir sporcu için oldukça uzun bir süre. Yeniden dönmek hiç kolay olmadı. İyi bir sezon geçirsem de bireysel olarak tek kürsümü sezon sonundaki Olimpiyat Oyunlarına puan veren ve Kırgızistan’da yapılan uluslararası yarışmalarda birinci olarak gerçekleştirdim. 2024 yılı için hazırlıklara başlamıştım ki geçtiğimiz Aralık ayında bir kez daha attan düşüp bu kez diğer köprücük kemiğimi kırdım. Yeniden ameliyat olup bir ay sonra sahalara dönmeye hazırlanıyordum ki, attan düşmeye bağlı olarak omurgamda oluşan fıtık nedeniyle bir operasyon daha geçirdim. Şubat ayı sonunda antrenmanlara başlayabildim. Benim için çok zor günlerdi, ama hiç yılmadım. Bu tür zorlu günlerde çevrenizdeki insanların da desteği çok önemli. Ailem ve eşim bana büyük destek sağladılar.
Her yarışma bir tecrübe tabii ki, sporcu kendini en iyi yarışmada tanıyor, antrenman ne kadar iyi olursa olsun asıl performans yarışmada belli oluyor. Mesela benim en çok ders aldığım konu, bir Vvrupa Şampiyonluğu getirecek son koşu branşını tamamlayıp kürsüye çıkacağım ve 20202 Tokyo Olimpiyatları için de son yarışma puanıma tamamlanacak. Sadece çıkıp normal bir performans yapmam yeterliydi derecenin gelmesi için. Ama, silahımda minik bir yeri sıkmadığımız için, sadece iki saniye ile dört sene hazırlandığım olimpiyatları kaçırmıştım. Bundan büyük ders çıkardım. Artık, yarışlara mutlaka yedek silahla gidiyorum. Acı bir tecrübe oldu.
Pentatloncu olarak mücadele sırasında en zorlandığın an hangisiydi?
Mücadele sırasında en zorlandığım an, ata binişim oluyor. Diğer branşlarda kontrol sizdeyken, ata binmek öyle değil. Altınızdaki canlı ve sizinle daha önce hiç karşılaşmamış bir hayvan sonuçta (gittiğimiz yarışmalarda hiç tanımadığımız atlara, kura çekim ile biniyoruz) ve yüksek engellerden atlamanız gerekiyor. Ama at, ya sizi sevmezse ya istemezse, ya da sizi hiç tanımadıüı için kokunuzu bilmezse... O an sizin için kabus oluyor diyebilirim... Niketim 2 kere attan düştüm ve ikisinde deköprücük kemiğimi kırdım. Bunlar, gerçekten en zorlandığım anlardı o yüzden bu son sene olimpiyatlarda bizim branştan çıkarılıyor ata binmek. Keşke gittiğimiz her yerde atlarımızı da görebilseydik önceden, ama bu tabii ki çok zor bir durum.
Düşüş yaşadığında toparlanma sürecin nasıl ilerliyor? Sezon içerisinde birçok talihsizlik yaşadın ve buna rağmen Olimpiyat heyecanını yaşayacaksın.
Her sporcunun bötyle anlatı mutlaka vardır. Hem mental hem de fiziksel olarak sürekli yüksek olmak gerçekten zor. Özellikle düşüş yaşadığım anlarda kendimi iyi hissettiren aktiviteleri yapmaya dikkat ediyorum. Sevdiğim filmleri izlemeyi, müzikleri dinlemeye dikkat ediyorum. Bu süreçte en çok yaptığım şey ise olimpiyatları hayal etmek oldu. Birçok hayal kurdum ve kendimin o platfomda yarıştığını hayal ettim. Olimpiyat halkalarını gözümden bir an olsun ayırmadım, hep benimleydi. Benim için olimpiyat hayali kurmak büyük bir motivasyon kaynağıydı.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2024/08/05/4019816-81533968-2560-1440.jpg)
Buğra Ünal
Görsel kaynağı: Eurosport
Geleceğe dair spor ve bireysel hedeflerin neler?
Sporun ülkemizde geldiği nokta beni çok mutlu ediyor. Eskiden insanlar sadece futbol var gibi düşünürdü, şimdi ise ülke olarak olimpiyat heyecanı yaşıyoruz. Aileler, çocuklarını spora daha çok teşvik ediyor. Bu değişim, spor seven insanların başarıları sayesinde gerçekleşti. Benim başkanım, Doç. Dr. Veli Ozan Çakır, bu değişimin öncülerinden biriydi ve ben de onun izinden giderek bu başarıyı sürdürmek istiyorum.
Çocukların sporcu olmaları için çalışacağım. İstiyorum ki çocuklar, bedenleri bu işe doğmuş gibi, oyun oynarcasına spor yapsınlar. Spor, hayatlarının bir parçası olsun. Belki farklı mesleklerde çalışsalar bile, spor onların yaşam tarzı olsun. Sabahları okula veya işe gitmeden önce spor yapacak ortamları oluşturmak için çabalayacağım. Amacım, Türk sporcularının dünya çapında tanınmasını sağlamak. İnsanlar "Türk bir sporcu geliyor" dediklerinde, "Kesin o kazanır, o çocuk iyi eğitimlidir" desinler. Bireysel hedefim ise, birkaç olimpiyat daha görüp, her seferinde kürsüde yerimi almak.
Genç sporcular için ne gibi tavsiyeler vermek istersin? Senin gibi niş bir spor dalıyla uğraşmanın olumlu ve varsa da olumsuz yanları nelerdir?
Gençlere şunu söylemek isterim: Lütfen pes etmeyin! Sakatlanabilirsiniz, hocanızla anlaşmazlık yaşayabilirsiniz, kız veya erkek arkadaşınızla küsebilirsiniz, hatta aileniz "Yapamazsın" diyebilir. Herkes her şeyi söyleyebilir. Önemli olan, sizin ne yapmak istediğinizden emin olmanız ve gözünüzü hedeften, isteklerinizden ayırmamanızdır. Odaklanın, emin olun başaracaksınız.
Olumlu yanlarından bahsedecek olursam, birçok branşta bilgili ve belgeli hale geliyorsunuz. Nabzınızı, kalp ritminizi nerede ve nasıl düzenleyeceğinizi, aktiflik ve pasiflik durumunuzu, ne yiyeceğinizi ve nasıl düşüneceğinizi öğreniyorsunuz. Bu kadar çeşitli bir sporda profesyonel olmak büyük bir nimet. Herkes tek bir branşta bile bunu başarmakta zorlanırken, siz birçok branşta en iyi hale geliyorsunuz. Olumsuz yönü ise ani fiziksel ve ruhsal değişimler diyebilirim. Özellikle yarışma esnasında kaslarınız ısınıyor, eskrim bitiyor ve yüzüyorsunuz, iki dakika sonra atın üzerindesiniz. Gerçekten delice bir tutku.
Benzer Konular
Reklam
Reklam