Eurosport
Ters yüz: Dick Fosbury
Tarafından
Yayınlandı 21/08/2019 - 12:41 GMT+3
1968 Mexico City Olimpiyatları’nda alışılmadık tekniğiyle izleyenleri şaşkınlığa uğratan yüksek atlamacı Dick Fosbury, müthiş bir performansla altın madalyaya ulaşmıştı. Fusbury’nin hikâyesini Eurosport Türkiye ekibinden Mustafa Kavgacı kaleme aldı.
Eurosport
Görsel kaynağı: Eurosport
1968 Mexico City Olimpiyatları, ABD’li atletlerin ikonik anlarıyla hatırlanır. Bunda bir beis yok. Zira Tommie Smith ve John Carlos’un “Kara Panter” selamı ya da Bob Beamon’ın uzun atlama rekoru, olimpiyat hafızasının en müstesna köşelerinde duruyor. Ancak başka bir ABD’li daha var ki, başarılı performansının ötesinde yaptığı sporun temel tekniğini değiştirmesiyle de ön plana çıkıyor:
Olimpiyat şampiyonu yüksek atlamacı, Dick Fosbury…
Beyazlar sıçrayamaz
“Billy, dinle beni. Beyazlar sıçrayamaz.”
Malum film “White Men Can’t Jump”da Wesley Snipes, basket potasına smaç yapmaya çalışan Woody Harrelson’a kötü haberi böyle vermişti. Siyahilerin genetik yatkınlıkları nedeniyle bu hususta avantajlı oldukları hep söylenegelmiştir. Fakat birçok sporcu aksini kanıtlamayı pekâlâ başardı. Kimi zaman yeni icatlar bulmak durumunda kalsalar bile…
Dick Fosbury, ABD’nin kuzeybatısında yer alan Oregon eyaletinde bir lise öğrencisi olarak hayatını sürdürürken spor yapmaya karar vermişti. Dick, şansını önce oldukça popüler bir branş olan Amerikan futbolunda denemek istedi ancak bunun için güçsüz olduğu söylendi. Basketbol takımı için de yeteneksiz bulunmuştu. En sonunda, istikamet yüksek atlama barına dönmüştü.
1960’lı yıllarda yüksek atlamada iki popüler metot vardı. Biri sporcunun barı geçerken yüzüstü döndüğü “straddle” metodu, diğeriyse sporcunun önce dıştaki bacağını sonra da içteki bacağını barın üzerinden aşırdığı “scissor” (makas) metoduydu. Dick, yaygın kullanılan straddle metodunu pek kıvıramamış olacak ki çalışmalarını makas metoduyla gerçekleştiriyordu.
Üniversite yıllarında, mühendislik bölümünde okumasının da etkisiyle makas tekniğinde bazı değişiklikler yapmıştı. Ufak ilerlemeler kaydetse de bir türlü arzuladığı seviyeye ulaşamıyordu. Belki de yıllar sonra Wesley Snipes’ın söyleyeceği vecize doğruydu:
Beyazlar sıçrayamıyordu...
Mucit bu! Mucit vallahi!
“Fosbury, olağanüstü bir seviyede sıradandı, vasatın kelime anlamıydı. Müthiş bir atlet değildi, berbat bir atlet de değildi. Müthiş bir öğrenci değildi, berbat bir öğrenci de değildi. Haylaz değildi, bir melek de değildi.”
Dick’in biyografisini yazan Bob Welsch, onun ne olup ne olmadığını böyle anlatmış. Evet, Dick iyi bir sporcu değildi. Antrenman yapmayı sevmiyor, kaslarını yeterince çalıştırmıyordu. Ancak her zaman bir çözüm bulunabilirdi. Peki o ne yaptı? Kafasını çalıştırdı.
Dick, bir sabah bunaltıcı düşlerinden uyandığında kendini dev bir atlama barının karşısında buldu. O dönem yapılan bir değişiklikle, sporcunun atlama sonrası düştüğü alan köpük parçalarından oluşan bir havuz yerine kauçuk bir pedle değiştirilmişti. Böylece, çapraz bir koşu sonrası bar sırtüstü geçilebilir ve yine sırt üzerine düşülebilirdi. Bunda bir mâni yoktu. İşte, günümüzde yüksek atlamacıların kullandığı tek metot olan “Fosbury flop” (Fosbury düşüşü) bir mühendisin zihninde böyle canlandı.
Bu yeni yöntemle çok daha yukarı yükselebiliyor, hatta ikinci sınıfta okul rekorunu kırıyordu. Daha sonra, ABD Olimpiyat Takımı’na zorlanmadan giren Dick için sırada 1968 Mexico City Olimpiyatları vardı.
“En iyi beş ya da altı yüksek atlamacıdan biriydim ancak doğruyu söylemek gerekirse Meksika’da altın madalya kazanacağımı düşünmüyordum.”
Sadece Dick değil, hiç kimse onun madalyaya uzanacağını tahmin etmiyordu. Dahası pek çok gazeteci onun atlama metoduyla dalga geçiyordu. Ancak Dick hayatının en iyi performansını gösterecekti. O dönemin dünya rekoru olan 2,24 metreye kadar hiçbir hakkında hata yapmadı. Yarışma ilerledikçe kalabalığı da arkasına alan Dick, üçüncü hakkında rekor kırarak altın madalyaya uzanıyordu. Antrenör Greg Kraft, o anları daha sonra şöyle özetleyecekti:
“Tamamen kendi icadı olan ve tüm dünyayı hayretler içinde bırakan bir şeydi. Belki hakemler daha önceden böyle bir şey deneneceğini bilseler izin vermeyebilirlerdi. Tam anlamıyla devrimsel bir teknikti.”
Dick Fosbury, tüm dünyayı hazırlıksız yakalamıştı. Daha sonra bu başarısını tekrar edemese de sporda zekanın devreye girişinin en güzel örneklerinden biri onun hikâyesinde yatıyor. Barı yüzüstü yerine sırtüstü geçmek, yüksek atlama sporuna tamamen yeni bir bakış açısı getirdi. Bazen talihinizi tersine çevirmek için gerçekten de bir şeyleri ters çevirmek gerekebilir. Ve son olarak:
Evet, beyazlar da sıçrayabilir.
Benzer Konular
Reklam
Reklam