Eurosport
Hatırlanacak bir yarış
Tarafından
Yayınlandı 16/06/2011 - 21:17 GMT+3
Le Mans 24 Saat yarışları bu sene yine nefesleri keserken Audi'nin galibiyetiyle sonuçlandı. Son yıllardaki en heyecanlı yarışın hikayesini Berkem Ceylan yazdı.
Eurosport
Görsel kaynağı: Eurosport
Gulf, John Wyer Engineering ve Porsche tarafından 1970 yılı Dünya Sporaraçları Şampiyonası'nı anlatmak üzere “A year to Remember” adı altında çekilen enfes bir belgesel vardır. Adı üstünde, “hatırlanacak bir yıl” … O yıl Porsche 917K ve Porsche 908/03 modelleri 10 yarışlık şampiyona takvimde sadece bir kez Ferrari 512S’e Sebring’te geçilmişlerdi. Sonuç olarak da takvimin diğer yarışlarında podyumun en tepesinde yer alıp, üreticiler klasmanında Porsche’ye galibiyeti getirmişlerdi. Gerçekten de hatırlanacak bir yıl olmuştu Porsche adına...
1970’in 41 yıl sonrasında 2011’deyiz. 1992’den beri Dünya Sporaraçları Şampiyonası yapılmıyor belki ama ‘92-’11 arasındaki süreçte her yıl Le Mans 24 Saat yarışı sorunsuz bir şekilde yapıldı.
Bu süreçteki en dramatik ve en müthiş yarışlardan bir tanesini geçtiğimiz hafta sonu geride bıraktık. 24 Saat’lik süreç içinde o kadar çok yoğun duygu yaşandı ki, 5 veya 10 sene sonra geriye dönüp baktığımızda, gerçekten de 2011 Le Mans 24 Saat yarışının “Hatırlanacak bir yarış” olduğu kanısına varacağız (Aslında çoktan vardık bile.)
Audi R18’in doğuşuyla beraber, Peugeot ve Audi arasında 2007’den bu yana süregelen rekabetin doruk noktasına ulaşacağı herkesin beklentisi haline gelmişti.. Sıralama turlarında ilk 6 araç yarım saniye içinde yer alınca bu beklenti karşılanmış, yarışa dair birim alana uygulanan heyecan miktarı birkaç kat daha artmıştı.
Yarış beklendiği gibi yakın başladı. İlk saatlik dilim içinde Audi R18 ve Peugeot 908ler birbirlerini takip ettiler. İlk bir saatin en önemli olayı Dunlop şikanı sonrasında önce sola, sonra sağa kıvrılan virajda Allan McNish’in, Anthony Beltoise’ın Ferrari F458GT’sine dokunup, lastik bariyerlere kadar “uçmasıydı”. İlk başta aklımıza çok kötü şeyler geldiyse de önce Allan McNish’in araçtan inmesiyle, sonrasında da o bölümde bulunan fotoğrafçılarda ve pist görevlilerinde herhangi bir sorun olmadığını öğrenmemizle epey bir rahatladık. Ancak şunu itiraf etmeliyim ki, canlı yayında moralimiz müthiş derecede bozulmuştu ve toparlanmamız en az bir saati buldu.
İlk saate McNish’in kazası damga vurdu ancak Aston Martinler'in fiyasko performansına da değinmeden geçmemek lazım. Yakın geçmişte büyük umutlarla başlanıp (en azından şu anlık) başarısız olan bu denli büyük bir proje hatırlamıyorum. Aston Martin AMR-One projesine ayrı bir yazıda değinme sözü vererek devam edelim.
İlk birkaç saatin ardından senaryo belliydi. Peugeot 908’in yakıt tüketimi Audi R18’e göre daha iyiydi ve bu sebeple 908, R18’e oranla bir tur daha pistte kalabiliyordu. 908 aerodinamik olarak, özellikle uzun düzlüklerde R18'e göre daha az sürtünmeye (drag) sahipti ve doğrudan yakıt ekonomisine pozitif etki yapıyordu. Normal şartlar altında ekstradan bir turda -kağıt üzerinde- kazanılacak olan zamanı 24 saate yayacak olursanız -burada R18’lerle aşağı yukarı aynı tur zamanlarına sahip olmanız gerekiyor- yarışı kazanmanız gerekir. Nitekim sonuç da bu şekilde gelişmedi zaten...
Sekizinci saate girilirken güvenlik kameraları bir anda Mulsanne virajıyla, Indianapolis virajı arasında kalan noktaya yöneldi. Etrafta bolca kompozit malzeme ve parçalanmış bir armco bariyer silsilesi vardı. Ters giden bir şeyler olduğu çok belliydi. En önemlisi pilotun bulunduğu monokok nerdeydi?
Güvenlik kamerası, bulunduğu noktadan bi parça ileriye doğru yakınlaşınca, monokok olduğunu tahmin ettiğimiz bir şeyler gördük ama yine de emin olamıyorduk. Sonrasında güvenlik aracı piste girdi, helikopter kamerasından görüntüler gelmeye başladı ve endişelerimiz monokokun ne hale geldiğini görünce daha da arttı. Tüm bu anlarda kazaya karışan aracın kimin aracı olduğunu bilmiyorduk ve pitlerden de sürekli olarak farklı takımların garaj görüntüleri ekrana yansıyordu. Herkes donup kalmıştı... Özellikle Timo Bernhard ve Romain Dumas’nın bakışları hala gözümün önünde. Bir süre sonra kazaya karışan aracın Mike Rockenfeller’ın kullandığı 1 numaralı Audi olduğunu öğrendik. Sonrasında da Dr. Wolfgang Ullrich’ten hepimizi rahatlatan açıklama geldi. Rockenfeller, o araçtan yürüyerek inmişti. Canlı yayında Kürşat Zaman ve Emre Özcan’la beraber şöyle bir derin oh çektiğimizi hatırlıyorum...
Rocky’nin kazasıyla bir kez daha bozulan moraller, kaza saatine kadar mikrofon başında görev yapan arkadaşlarla beraber verilen birkaç saatlik uyku molası ile yeniden düzeldi.
Gece boyunca yarışta kalan tek Audi kaçtı ve üç “aslan” onu takip ettiler. Sabahın ilk ışıklarıyla beraber müthiş bir yarış hala devam ediyordu. Özellikle Benoit Tréluyer’in, Peugeotlar'ın arasında sıkışıp kalmışken yaptığı geçişler uzun süre unutulmayacaktır.
Son saatlerde Audi, Peugeot’nun yakıt tüketimi konusundaki üstünlüğüne, lastiklerini daha verimli kullanarak cevap verdi ve ipi göğüsledi. Bizler de 24 saat boyunca, her türlü duyguyu yaşadık. Şu yarış, Hollywood yapımı bir film olsa, eminim amma da abartmışlar derdik ama gerçekten de “epik” bir Le Mans 24 Saat yarışını geride bıraktık. Kimbilir, belki ileride de birileri çıkar ve yazının başında bahsettiğim "A year to Remember" tadında 2011 Le Mans 24 Saat yarışını anlatan bir belgesel yapar....
Peugeot ve Audi arasındaki rekabet 2-3 Temmuz’da yapılacak olan Imola 6 Saat yarışıyla devam edecek; bekleriz efenim...Ufak tefek notlar:- Olivier Panis, Le Mans 24 Saat sahnesinden emekli olduğunu açıkladı. Bu kararında Allan McNish ve Mike Rockenfeller’ın kazalarının da etkili olduğunu söylemekten çekinmedi.- Audi, bu sene aldığı birincilikle beraber LM24 Saat galibiyet sayısını 10’a çıkardı ve Ferrari’yi geride bıraktı.- Audi ekibi LM24 hafta sonunda üç aracına da farklı isimler koymuş. #1:Diesela #2:Red Sonja #3:Helga - Yarışı “Kırmızı Sonya” kazandı...- #2 numaralı aracın kadın, baş yarış mühendisi Leena Gade, Le Mans 24 Saat tarihinde zafer tadan ilk kadın yarış mühendisi oldu.- Marcel Fassler / Benoit Tréluyer / Andre Lotterer’in mutlu sona ulaşmasıyla beraber, mevcut Audi pilotlarının hepsi en azından bir kere Le Mans 24 Saat yarışını kazanmış durumdalar.- GTE Amatör klasmanında mücadele eden ve bir aile takımı olan Robertson Racing’in pilotları, Andrea Robertson ve David Robertson, evlilik yıl dönümlerinde podyuma çıkmayı başararak kendilerine müthiş bir hediye verdiler.
*İşbu yazı, Audi ve Peugeot arasındaki genel klasman rekabetine odaklanarak yazılmıştır. Yarışta yer alan p2 ve gte kategorilerine üvey evlat muamelesi kesinlikle yapılmamıştır. Onlara ayrı ayrı hastayızdır ve farklı bir yazının kahramanları olacaklardır.twitter.com/berkemceylan
Benzer Konular
Reklam
Reklam