"2011 hedefim ilk 50"

Eurosport on Google

Türkiye’ye teniste ilkleri yaşatan Marsel İlhan ile gelecek planları, anıları ve Türk tenisi hakkında keyifli bir röportaj yaptık. Sezon sonu hedefini ilk 50 olarak belirleyen Marsel’in ekibi de bu söyleşide bizlerle beraberdi.

Eurosport

Görsel kaynağı: Eurosport

Marmara Denizi’nin hemen kıyısındaki Yeşilyurt Spor Kulübü’ne ulaştığımızda açık kortların birinde Marsel İlhan, koç Can Üner, menajer Cem Bayram ve kondüsyoner İnan Ülker’in nezaretinde genç bir tenisçi ile antrenman yapıyordu.
Can Hoca sıcak şekilde karşıladı bizi ve Marsel’in antrenmanın bitmesini bekledik. Çalışma partneri Bosna-Hersek’in 1 numaralı, dünyanın ise 310 numaralı tenisçisi Aldin Setkic’ti. Marsel’in oyunundaki değişim fark ediliyordu. Vuruş çeşitliliği artmış, özellikle zaten iyi olan backhand sliceları daha da gelişmişti.
Antrenman bittikten sonra röportaja başlamak için Marsel’in hazırlanmasını beklerken Can Üner ile konuştuk. Marsel’in 4-5 kilo aldığını ve fiziksel olarak daha iyi durumda olduğunu belirten Üner, geçen ay gittikleri Bruguera Akademisi ile ilgili de şunları söyledi: “Lluis Bruguera çok iyi tenisçiler yetiştirmiş, iyi bir antrenör. Barcelona’da kaldığımız bir haftanın beş günü birebir kendisi ile çalıştık. Marsel’in eksikleri konusunda yardımcı oldu. Özellikle raket başı hızını arttırmaya yönelik çalışmalar yaptık.”
Sezon sonu hedefi: İlk 50
Marsel’in hazırlanıp gelmesi ile röportaja başlayabildik. Başlarda tutuk ve gergin görünen genç tenisçi konuştukça daha rahat bir vaziyete büründü. Aldin Setkic ile bir haftadır çalıştıklarını ve Chennai’ye beraber gideceklerini söyledi. Hindistan’ın güneyindeki büyük kentlerden biri olan Chennai’de yılın ilk turnuvasına ana tablodan katılıyor Marsel.
Marsel bu yılki planlarını şöyle özetledi: “Öncelikle geçen seneki başarımın kalıcı olmasını sağlamak. İlk 100’de kalıcı olduktan sonra da sezon sonuna doğru ilk 50’ye girmek istiyorum. Bu yıl 25-26 turnuva oynayacağım. Challenger sayısını azalttım. Daha çok ATP Turu ağırlıklı olacak.” Avustralya Açık için hedefini ilk önce ilk turu geçmek olarak belirten 23 yaşındaki oyuncu, “Maç maç düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“Yapanlar Şilililer’di”
Aklıma hemen bizim sansasyonu çok seven basınımızın geçen sene Avustralya Açık’ta ortalığı ayaklandırması geldi. Geçen yıl Marsel ikinci turda Fernando Gonzalez ile oynarken Şilili taraftarlar meşaleler yakıp ortalığı dumana boğmuşlar ancak bizim kıymetli gazetecilerimiz bunu Türk taraftarların yaptığını söylemişti. Olayı en yakın tanıklardan biri olan Marsel ve ekibine de sordum: Marsel, “Tabii ki hatırlıyorum. Yapanlar Şilililer’di” derken Cem Bayram, “Arkasında oldu zaten” diye ekledi. Genç tenisçi, “Olaylar çok yanlış yansıtıldı. Taraftarlar beni çok güzel desteklediler. Bu sene daha çok taraftar bekliyorum” ifadelerini kullandı.
“İsrailli bir oyuncu ile çiftler partneri olurum”
Teklerdeki hedeflerini gerçekleştirene kadar çiftlerde oynamayı düşünmediğini söyleyen Marsel’e Güney Kıbrıslı tenisçi Marcos Baghdatis’in bir röportajında verdiği cevabı hatırlattım. Amerika Açık’ta çiftlerde finalde elenen Hint Bopanna ve Pakistanlı Qureshi’den oluşan ikili, ülkelerinin durumuna rağmen beraber finale kadar yürümüşlerdi. Baghdatis’e bu örnekten yola çıkılarak “Bir Türkle eş olur musun” diye sorulduğunda, cevabı “Hayır” olmuştu. Marsel İlhan, “O istemezse ben de tabii ki istemem. Ama Yunan ya da İsrailli olmasının bir sakıncası yok. İsrail’den birçok arkadaşım var, Levy, Okun. Onlarla partner olabilirim. Ancak çiftler konusunu şu an hiç düşünmediğimiz için herhangi uygun bir partner de aklıma gelmiyor” ifadelerini kullanarak bir ön yargısı bulunmadığını gösterdi.
Yaklaşan 2012 Londra Olimpiyat Oyunları öncesinde İpek Şenoğlu ile karışık çiftler oynamak konusunda ise, “Londra’da oynamak gibi bir hedef şimdilik koymadım. Dediğim gibi önce teklerdeki hedefimi gerçekleştirmem lazım” şeklinde konuştu.
“Türkiye’ye ATP Turnuvası zor”
Kadınlar tenisini pek fazla takip etme fırsatı bulamadığını ancak 1 numaranın kim olduğunu bildiğini söyleyen Marsel’e reklam çekimi için İstanbul’a gelen Caroline Wozniacki ile konuşup konuşmadığını sorduğumda, “Hayır, görüşmedik” cevabını verdi. Beni asıl şaşırtan kendisine hiç reklam teklifinin gelmemiş olması. Can Üner, “Başarılar arttıkça o da gelecektir” dedi.
Yakın zamanda Türkiye’nin ATP Turnuvası alması konusunda herkes hemfikirdi: “Zor görünüyor.” Can Hoca ekledi: “Yakın zamanda olmaz ama 4-5 sene içinde belki. WTA Sezon Sonu Turnuvası’nın nasıl geçeceğine de bağlı. Zaten 2012’den itibaren sezon iki hafta kısaltıldı. O yüzden yeni turnuva zor. Sezonun kısaltılma kararı bence de doğruydu bu arada.”
Can Üner: “Wimbledon olmasa çim zemin de olmazdı”
Biraz da Marsel’in tekniğinden konuştuk. Bruguera ile toprak zeminde çalıştıklarını ancak kendisinin toprağı hiç sevmediğini söylediğimde, “O eskiden öyleydi. Şimdi artık fark etmiyor. Toprakta da oynuyorum. Ama favori zeminim sert kort” diyerek karşı çıkan Marsel’i koçu Üner, “Çimde de iyi” diye arttırıken çim sezonunun kısalığından bahsetti. Can Üner, “Wimbledon olmasa çim zemin diye bir şey de olmaz. O kadar prestijli ki çim sezonunun kısalığına rağmen çoğu tenisseverin favorisi Wimbledon. İngilizler geleneklerine çok bağlılar. Kıyafetleri, kuralları ile bambaşka” derken Marsel’in bu sene Queen’s Club’a katılacağını belirtti.
Tekniğindeki zayıf yönünü sorduğumda, “Öyle bir yön göremiyorum” diye iddialı konuşan 23 yaşındaki tenisçi, favori vuruşunu forehand olarak açıkladı ve şunları söyledi: “Eskisi ile kıyasladığımda tutuş (grip) değiştirmedim hiç. Sadece şimdi daha hızlı vuruyorum, daha derin oynuyorum ve çeşitlilik arttı.”
Türkiye’deki genç tenisçilerden şu an kendisini zorlayacak kimsenin olmadığını belirten Marsel, dört beş sene sonra ilk 100’e yeni oyuncular katabileceğimiz kanısında. Bruguera’nın o atılımı yapacağına inandığını söyleyen dünya 89 numarası, “Daha çok kızlardan çıkacak gibi çünkü kadın tenisi erkek tenisine oranla daha kolay” ifadelerini kullandı.
Bu yılki Davis Kupası finalinin sadece çiftler maçını izlemeye fırsat bulabildiğini belirten Marsel, Sırbistan ile Türkiye arasındaki benzerlik konusunda, “Onların patlama yapmadan önceki durumu bizimkine kıyasla daha kötüydü. Bizim imkanlarımız daha iyi. Ancak onlar her zaman sporla iç içe olmuşlar. Djokovic’in yanında ilk 100’de değerli oyuncuları var. Bizde benden sonra büyük bir uçurum var” şeklinde konuştu.
Hatırladığı en güzel puanı sorduğumda içlerinden seçip birini söylemekte zorlanan Marsel’e Can Hoca arkadan sufle vererek yardımcı oldu. Geçen yılki Gonzalez maçında aldığı kısa çaprazın videosu ellerinde bulunduğu için ara sıra açıp izlediğini ve o puanı çok beğendiğini söyledi başarılı tenisçi.
İlk turda Federer olmasın
Marsel, Roger Federer ya da Rafael Nadal ile bugüne kadar hiç konuşmamış. Ancak Can Hoca, Federer’in 2009 Amerika Açık’tan sonra Türk bir tenisçinin ikinci tura çıktığını duyunca tebrik ettiğini ve kesinlikle Marsel’i tanıdığını söyledi. İsviçreli’nin zaten artık ailesi ile seyahat ettiğini ve turnuvalarda tenisçilerin olduğu yerlerde dolaşmak yerine ailesi ile vakit geçirdiğini anlatan Can Üner, “Nadal’ı insan içinde daha çok görebiliyorsunuz” dedi.
Marsel’e ilk turda rakip olarak “Federer ya da Nadal’ı ister misin” diye sorduğumda kafasını olumsuz anlamda salladı ve “İlk turda ilk 10’dan tenisçi istemiyorum. Hatta ilk turda 70, sonra 50, üçüncü turda 20 ve 10” diyerek formülasyona başladıktan sonra “Bu yıl içinde mutlaka ikisinden biri ile karşılaşacağım zaten. Daha fazla ATP oynayacağım” şeklinde konuştu.
Tenisi bıraktıktan sonra kesinlikle Türkiye’de ve tenisin içinde kalacağını belirten 23 yaşındaki tenisçinin takımına göre Marsel pek hocalık yapacak bir yapıda değil. Can Hoca da zaten, “Uzun süre üst düzey tenis oynamış sporcuların antrenörlük yapması zordur” diyerek Marsel’in daha çok yöneticilikte rahat edeceğini belirtti.
Bütün bu röportaj süresince yemeğini yiyen ve konuştuklarımızdan Türkçe bilmediği için hiçbir şey anlamayan antrenman partneri Aldin Setkic ile de ufak bir söyleşi yaptık. Daha çok Futures turnuvalarında mücadele ettiğini söyleyen 23 yaşındaki Bosnalı, bu yıl sonundaki hedefinin ilk 200’e girmek olduğunu söyledi. Dünya 310 numarası, birkaç seneye kadar da ilk 100’de boy göstermeyi umuyor. Henüz bir ATP turnuvasında da oynamamış Setkic.
Marsel’in Avustralya Açık macerasından sonra tekrar bir röportaj sözü alıp keyifli sohbeti noktaladık. Uzak kıtadan güzel haberleri beklemeye başladık.
Uygulamada 2M+ kullanıcı'a katılın
En son haberler, sonuçlar ve canlı spor yayınları ile güncel kalın
İndir
Bu yazıyı paylaş
Reklam
Reklam