İtalyan raket, Players’ Voice serisinin bu bölümünde başarının beraberinde getirdiği yeni baskı unsurlarını ve hem kortta hem de kortun dışında onlara nasıl uyum sağladığını ve onları nasıl kontrol altında tutabildiğini anlatıyor.
Geçtiğimiz yıl dünyadaki bir sürü insan için milyonlarca sebepten dolayı karışık ve aşırı derecede zorluydu. Pandemi, birçok üzüntülü olaya sebep olurken içlerinde benim de yer aldığım bir sürü insanın kendisine bahşedilmiş olarak kabul ettiği hayatlarına dair bakış açılarını değiştirdi. Kişisel olarak tenis kortunda benim için işler değişiyordu. Benden beklentiler yeni seviyelere yükselmişti ve bu heyecanlı olduğu kadar aynı zamanda zorlayıcıydı. Tahmin ettiğim pek çok başka şey gibi.
2019 senesinde Wimbledon’ın dördüncü turunda Merkez Kort’ta Roger Federer’le karşılaşacak olmak benim gibi kariyerinde henüz bir Slam’de o kadar ileriye gidememiş biri için büyük bir sonuçtu. O noktadan sonra sıralamam yükseldi ve 2020 Amerika Açık’ta dördücü tur yeterli olarak değerlendirilmiyordu. Bu; bir önceki sene başardıklarım için değildi, aynı zamanda dönüştüğüm oyuncu için de değildi.
Tenis
"Kariyerinin en büyük zaferi"
12 SAAT ÖNCE
Sıralamadaki hızlı yükselişimin yarattığı ani baskılara alışmak benim için kolay olmadı. Benim gözümden sanki biraz parmak ucunda ilerliyordum. Ancak herkesin benim daha hızlı gtimem gerektiğini düşündüğünü hissettim. Bu, sanki siz bir yol seçmişken o yolun değişmesi gibi bir şeydi. Şöyle hayal edin: Yolun kenarında kendi hızınızda ilerlerken bir anda otobana katılıyorsunuz ve her şey çok daha hızlı gitmeye başlıyor. Buna hemen adapte olmalısınız yoksa herkes sizi sollar.
Zirvenin yakınlarına geldiğinizde sadece tenisle alakalı değil ancak kişisel olarak da birçok şeyle uğraşmanız gerekir. Önceleri hayatım çok daha kolay gözüküyordu: Korta giderdim, tenis oynardım, kazanmak için düşünürdüm. Bugün düşünecek çok daha fazla şey var: beklentileri -kendiminkiler olduğu kadar başkalarının beklentileri de- aynı zamanda insan ilişkilerini de yürütebilmek.
Hatta ailem ve arkadaşlarımla bile işler değişti ki onları eskisi kadar yakınımda göremiyorum ve buna alışması zor oldu. Bu durum, tenisin sizi alışık olduğunuz hayattan çekip alabileceği farkındalığını oluşturdu bende. Yalnızca siz ve sonuçların bulunduğu bir boyut gibi hissettirebiliyor. Bunu yeniden düzenlemek ve bu gerçekliğe alışmak zaman alıyor. Bazı oyuncular uzun sürede uyum sağlayabilirken bazıları daha kısa zamana ihtiyaç duyuyor. Benim hayatımda ailem ve arkadaşlarım çok büyük bir anlama sahip olduğu için o noktaya ulaşmak benim için daha uzun sürüyor olabilir.
Siz yükseldikçe işler daha da karmaşıklaşır. Çünkü oyununuzun temeldeki teknik ve fiziksel taraflarına dair kaygılarınızın yanı sıra Roma’da dedikleri gibi “patronu” da çalıştırmanız gerekir, yani kafanızı. Başka bir örnek daha vereceğim: Antrenman için korta çıktığınızda en düşük seviyede efor sarf edebilirsiniz veya nefesiniz kesilinceye kadar antranman yapabilirisiniz. Bu tamamen kafada biter. Her sabah uyandığınızda sahip olduğunuz yaklaşım bütün farkı yaratır. Gerçekten seviye atlayabilmek için kafanızı harekete geçirmelisiniz.
https://i.eurosport.com/2021/03/01/3003957.jpg
İnsanlar sıklıkla “Hiç geriye dönüp bakıyor musun?” diye soruyorlar. Ben de “Evet, güzel bir şey ancak ileriye bakmak istiyorum.” diyorum. Ancak bunun için çalışıyorum çünkü yalnızca performansınızla alakalı hedeflere sahip olmak tehlikeli bir şey olabilir. Sonuçta gerçek hedef dengeyi bulmaktır. Nereden başladığınız ve nereye varmak istediğiniz arasında, işin sebep olduğu stres ve hissettiğiniz keyif arasında ve her şeyden önemlisi neden burada olduğunuzu unutmamak adına… Tenis oynuyorum çünkü onu seviyorum. Bu, gelişmek ve daha iyiye giderken aynı zamanda olduğunuz kişi olarak kalabilmek dengesiyle alakalı. Kolay değil ama yapmaya çalıştığım şey bu.
Korttaki hayallerim aynı: İtalya Açık’ı ve tabii ki de bir Grand Slam’i kazanmak. Kolay şeyler değiller ve sadece onları istemek ya da kendinizi kazanmaya adamak yeterli değil. Bir sürü başka faktör var ve çok zor bir yol olabilir. Ancak doğru yolda olduğumu hissediyorum. Işık yılları kadar uzakta olduğumu düşünmüyorum.
Son on iki ay sakatlıklarım sebebiyle inişli çıkışlı geçmiş olsa da dünyanın şu anda deneyimlediği duruma kıyasla hiçbir şey. Dünyanın; yaşamak, büyümek, geliştirmek ve pandeminin yarattığı zorlukları ve acıları geride bırakabilmek için mutlu bir yere geri dönebilmesini diliyorum. Korta baktığımda seyircilere mutluluk verebilmeyi, bütün yaş gruplarından insanları heyecanlandırabilme ve onlara ilham olabilme adrenalini hissetmeyi dört gözle bekliyorum. Ekstra bir motivasyon olarak da sonuçlarım zaten kendisi adına konuşacak.
Yaşananların ne anlam ifade ettiğini biliyorum. Şu anda bulunduğum pozisyondan dolayı ayrıcalıklı ve şanslı hissediyorum. İnsanların hayatına biraz olsun pozitiflik, mutluluk ve eğlence katabilmeyi umuyorum.
Yazı: Matteo Berretini
Çeviri: Kağan Erdoğan
Tenis
Djokovic kırdığı rekorla gurur duyuyor
13/04/2021 - 13:02
Tenis
Medvedev, Toprak Kortta Oynamaktan Memnun Değil
12/04/2021 - 19:57