Mutlu Slam’de Mutlaka Yapılması Gereken Altı Şey
Bu darboğazda hayli zor olsa bile - ola ki başınıza talih kuşu konar ve yolunuz düşerse - tenis takviminin en renkli turnuvası “Happy Slam” Avustralya Açık’ta kesinlikle atlanmaması gereken altı etkinlik var. Eurosport Türkiye ekibinden Şevket Furkan Erbay, en sevdiği kent Melbourne’da size bir izleme planı çiziyor.
Avustralya Açık Melbourne Park
Görsel kaynağı: Getty Images
Aslında daha öncesi var ama özellikle tabanının deniz mavisine boyandığı 2008’den itibaren her geçen yıl seyircinin gözündeki biricikliğini perçinleyen Avustralya Açık Tenis Turnuvası, 2026’da 114’üncü kez kapılarını açıyor. Bu asırlık tenis turnuvası, başladığı mütevazı zamanları geçtim, benim izlemeye başladığım 30 yıl öncesiyle kıyaslayınca bile bugün çok farklı bir noktada bulunuyor. Bunda son dönemin epik slam maçlarının ciddi bir bölümünün Melbourne’a tesadüf etmesinin rolü büyük. Ama sebep yalnızca bu değil. Avustralya Açık, seyircisine müşteriden ziyade - gerçek anlamda - bir arkadaş gibi davranan, onun rahatını önemseyen bir organizasyon.
Malum, kapital çağında pek çok devasa etkinlik, kitlelerin spora olan sevgilerini veya takımlarına bağlılıklarını fırsat bilip biletleri fahiş fiyatlara satarken, üzerine bir dolu "ekstra" maliyetler çıkarıyor. Günümüzde spor izleyici olmak bir lüks haline gelmiş durumda. Kaldı ki ekrandan izlemek (stream veya TV) dahi - sezonluk düşününce - önemli bir maliyet kalemi oluşturmuş durumda.
Avustralya Açık’ta maçların keyfini ve turnuvanın festivalleri aratmayan sembolik atmosferini anlatmama gerek yok. Ekran başında bile o sıcaklığı hissettiğiniz bu ortam, diğer Grand Slam turnuvalarıyla yan yana koyunca hâlâ daha hesaplı geliyor. Mesela, üç büyük kort dışındaki her maça girip çıkabildiğiniz bir günlük "ground pass", 49 Avustralya doları (yaklaşık 1450 lira). Rod Laver’da ilk hafta maç izlemek istediğinizde ise 85 dolardan başlayan biletlerden alabiliyorsunuz, ancak ikinci hafta bu rakam 150 doları aşıyor. Turnuvanın ilk haftasında yedi günlük ground pass’ı 100 dolara (57 Amerikan doları, 2500 TL) alıp, üzerine bir seans Rod Laver Arena eklemek, bir tenis severi rahatlıkla Avustralya Açık’a doyurur. Bu hesapla sekiz gününüzü sabahtan gece yarısına kadar Melbourne Park’ta geçirmenin maliyeti, yiyip içtiklerinizle birlikte 500 Avustralya dolarını ancak buluyor. Yani Türkiye’de 90 dakikalık bir UEFA Şampiyonlar Ligi maçını birinci kategoriden (localar dışındaki en üst standart sınıf) izlemenin maliyetinden ucuz.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2026/01/17/image-4003e0ba-8f57-42af-8a61-ebf8d7ed13e3.jpeg)
Avustralya Açık Kortları
Görsel kaynağı: Getty Images
Diyelim ki her şey denk geldi. Günaşırı uçak yolculuğunu ve bir gününüzü yiyen jetlag’i göze alıp Avustralya’nın güneydoğu ucundaki tenis cennetine vardınız. İşte size o şanslı günlerde atlamamanız gereken Avustralya Açık farzları...
1 - AO Tram’i kullanın: Turnuvaya gelirken kaldığınız yerden merkez istasyona (Flinders Station) ulaştığınızda, Rod Laver’a 1,5 kilometre yürüyüş yolunuz var. Güruhlar halinde Melbourne Park’a yürüyenleri takip ederek kapılara ulaşabilirsiniz. Ancak tavsiyemiz, turnuva zamanı bedava olan üç duraklık AO Tram’ı kullanmanız. Şirin tasarımıyla Moda Tramvayı’nı hatırlayan bu Tram, sizi Flinders Station’dan alıp kapıya getiriyor. Tram’da ellerinde kökenlerinin dayandığı ülkelerin renklerine boyanmış yüzler, güzel giyimli konuşkan insanlar ve bir taraftar neşesiyle beraber güne coşkulu bir başlangıç yapmak en iyisi. Vatman’ın da bilmiş bilmiş maç tahmini yaptığı anonslara çok takılmayın.
2 - İlk günler için dış kort bileti alın: Avustralya Açık’ın ilk dört gününde ground pass, büyük kort biletinden kesinlikle daha fazlasını sunuyor. Dışardaki antrenman kortları dahil 22 kortta süren aksiyon, Rod Laver, Margaret Court ve John Cain’deki görece tek taraflı maçlardan çok daha heyecanlı. Canlı skorları takip ederken, yangına doğru giden maçların son anlarına koşturmak gerçekten müthiş bir mesai. Kimilerini parmaklarınızın ucunda izleyecek olsanız da buna değer. Tenisle dolu koca bir labirentin içinde yolunuzu kaybetmek gibi bir şey.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2026/01/17/image-8a4b9a7a-c7a7-4165-85a0-6371248f7e44.jpeg)
Avustralya Açık Dış Kortlar
Görsel kaynağı: Getty Images
3 - Etrafınıza iyi bakın: Dışarıda maç izlemenin bir başka güzelliği, 25 yıl önce ekranda izlediğiniz tenisçilerle iç içe olma şansı. Rod Laver’da maç izlerken böyle bir fırsat bulmanız zor. Ancak Kort 12’nin köşesinde dikilmiş maça bakarken hemen ön sıranızda Kim Clijsters’ın ya da Thomas Enqvist’in oyunu izliyor olma ihtimali yüksek. Gecenin 11’inde yan yana tarihi bir maçın sonuna baktığımız Chris Evert’tan biliyorum. Hemen yanımdaki Avustralyalı genç oğlanın Evert’ın kartından kopya çektiği ismini telefonundan arattığında karşısına çıkan "18 Grand Slam titles" ibaresini görünce yüzünün aldığı hayret ifadesini de unutmam mümkün değil.
4 - Grand Slam Oval muhabbetleri: Avustralya Açık’a gidince sabahtan akşama maç olduğu için akşam seansı öncesi bir siesta arası vermek iyi gelir. Fırsattan istifade AO Tram ile beş dakikada şehre de gidebilirsiniz, yolun karşısına geçip Yarra Nehri’nin yeşil sırtında uzanarak da dinlenebilirsiniz. Ama "ortamda" kalıp, iki büyük kort arasındaki Grand Slam Oval’da bira yudumlayarak yeni tanıştığınız Şilili-Avustralyalı dostunuzla Fernando Gonzalez güzellemesi yapmak hoş bir seçenek olacaktır. Çemberi genişletip diğer masadaki üçlüyle ufak bir "Hewitt’in çirkefliği" atışması yapmak da iyi gelir.
5 - Rod Laver’da "Süper Cumartesi" gecesine kalmak: Avustralya Açık’ın en özel günü, tartışmaya kapalı bir biçimde ilk hafta sonundaki cumartesidir. O yüzden Rod Laver’a alacağınız bileti o güne denk getirmeniz muhteşem olur. Olağanüstü geri dönüşler, tartışmalar, sevinçler, hüzünler ve alkışlar arasında geçirdiğiniz günü, Aussie’lerin son umutlarından birinin yüksek bir seri başına karşı onurlu mücadelesine tanıklık ederek nokta koyun. Muhtemelen maç puanı bittiğinde saat 00:30’u bulmuş olsa da otelinize dönmek için acele etmeyin. 96 nolu Tramvay’la St.Kilda Plajı’nın yolunu tutun ve parıldayan bir dolunayın çarşaf gibi Melbourne körfezine olanca güzelliğiyle vurduğu geceyi neşeli insanlar arasında iyi müzik yapan bir mekânda noktalayın. Pazarı pas geçseniz de olur.
/origin-imgresizer.eurosport.com/2026/01/17/image-95d8c42c-3d03-45a0-8679-2908623ec5e1.jpeg)
Rod Laver Arena, Melbourne Park
Görsel kaynağı: Getty Images
6 - Federasyon Meydanı’nda bir Avustralyalı maçı izleyin: Biletleriniz tükendikten sonra, tercihen ikinci hafta finale doğru ilerlerken, elbette turnuvayla ilişkiniz kesilmeyecek. Yarı finale ve finale bilet bulmanız zor ve maliyetli. Ama turnuvanın büyük keyfinden mahrum olmamak için yapılacak şey belli: Akşam seansını Melbourne kentinin "misafir odası" Federasyon Meydanı’nda geçirmek. Önceden hazırlıklı olup katlanabilir sandalyenizi veya hasırınızı yanınızda getirirseniz ne âlâ, çünkü belediyenin verdiği sınırlı sayıda oturma grubu bir çırpıda bitiyor. Yiyeceklerinizi içeceklerinizi yanınıza alıp dev ekranın karşısına kurulun. Sabalenka-Andreeva maçı olsa da kabul, ama oynayanlardan birisi Avustralyalı olursa işte o zaman atmosfere hazır olun. Hatta çiftler yarı finali de olabilir, ziyanı yok. Hep bir ağızdan: Aussie, Aussie, Aussie, Oi! Oi! Oi!
Benzer Konular
Reklam
Reklam
/origin-imgresizer.eurosport.com/2025/12/19/image-0aaa2bd0-8368-4399-9e82-1619d5f26602-68-310-310.jpeg)